BİR ACEM MASALI



Çok uzun zaman önce bir Acem kentinde,

Tek başına yaşarmış Prens Abu krallığının bahçelerinde.

Bir incisi varmış Prens'in kutuda, bahçeye bakan pencere içinde,

Onca kalabalıkta sarayda, yokmuş konuştuğu inciden başka kimse.

Sadece geceleri çıkarmış Abu dışarıya, deniz kıyısına.


Derler ki: 'Hazar'a su katarmış oluk oluk gözyaşlarıyla'.


Hazar bir daha çırpınırmış süzülen her gözyaşında,


Ararmış O'nu içinde, her kıvrımında, oyuğunda.

Bir gün Abu Hazar'a kuşluk vakti gelmiş.

O zamanlar neşeli sağlıklı bir gençmiş.

Bir denizkızı görmüş kayanın üstünde açıkta,


Atmış kendini suya, bir çırpıda karşıya geçmiş.

Prens tırmanırken kayalara,


Ürkek denizkızı yeltenmemiş bile kaçmaya.


Öylesine etkilemiş ki Prens'i bakışlarıyla,


Susmuş Abu, gerek yokmuş konuşmaya.

Prens o an sonsuza dek sürsün dilemiş,


Elini uzatmış, gitme kal demek istemiş.


Gölün en dibinde yaşayan Hazar Kralı Aron,


Prensin bu bakışlarını hiç beğenmemiş.

Asasını denizin dibine sertçe vurmuş,


Çaresiz Hazar verilen emirle kudurmuş.


Denizin kızı sert çağrıyla suya atlarken,


Abu 'Ne zaman döneceksin?' diye sormuş.

Kız yavaşça el sallarken ve salınırken denizde,


Ceviz büyüklüğünde bir inci belirmiş Abu'nun elinde.


Prens mavi beyaz inciye şaşkınlıkla bakarken,

Artık yeller esiyormuş denizkızının yerinde.

İşte o günden beri bu Acem kentinde,


Sessizce yaşarmış Prens sarayının donuk bahçelerinde.


İşte o inci, kutuda, pencerenin içinde,

Tek anıymış denizkızından kalan elinde.

Yine bir gece Prens Hazar kıyısındayken,


'Yürüyüp gidivermiş' derler 'denize doğru bakarken'


Derler ki 'Denizkızının sesini duymuş


Küçük taşları durgun suya atarken'.

Bir daha Prensi gören olmamış,


Denizin kızı zaten hiç ortaya çıkmamış.


'Peşi sıra gitmiş Prens' derler 'denizkızının,


Hazarın dibinde güzel kızı ararmış'.

Bulmuşlar en sonunda birbirlerini,

Mutluymuşlar şu anda, kenetliymiş elleri.

Kral Aron önceleri kızgınmış ama,


O da onaylamış birlikteliklerini.

Düğün yapmışlar bir de Hazar'ın en dibinde.


Asırlarca konuşulmuş dünya denizlerinde.


Derler ki 'Bu çifte tüm canlılar taparmış'


Sakin Hazar her yıldönümü ince bir çırpıntı yaparmış...


alıntı