Küçük bir makilikte küçük hayvanlarla birlikte birde teke sakallı bir keçi yaşarmış. Kendini bu makiliğin kıralı, makiliğide kocaman bir orman sanırmış vesselam. Aslında birazda haksız sayılmazmış bizim hacı cav cav teke sakallı keçimiz, bahsi geçen makilikteki en büyük ve en güçlü hayvan kendisi olduğu için, doğal olarak kaba kuvvetle bir çeşit kıralda sayılabilirmiş kendisi. Her gün defalarca küçük makiliğin tek su kaynağına gider ve saatlerce sudaki aksine bakar ve kendisinin ne kadar anarsist olduğu düşünür, bundan aldığı keyiflede kasım kasım kasılarak göğsünü şişirir öyle dolaşırmış ortalıkta. Diğer hayvanlar ise onun ne kadar haris ve kendini beğenmiş kaprisli ve saldırgan huyunu bildikleri için, korkarlarmış söylemeye gerçekleri, diyemezlermiş kendilerine bile bu aksi huylu keçiyi sevmediklerini, korkarlarmış o küçük makilikten kovulup uçsuz bucaksız bozkırda savunmasız ve biçare kalmaktan, korktukları içinde teke sakallı keçiye katlanır günlerini bu sıkıcı döngüde geçirirlermiş. Bir tek nerden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan tavşan keçiye mihnet etmez, bazende ince ince alay edermiş, ama o zaten bozkırda yaşayıp arada sırada makiliğe dostu bilge baykuşla sohbet etmeye geldiği için de dikkate alınmazmış keçi tarafından.

Günler bu minval üzerinde dönüp giderken, günlerden bir gün küçük makiliğe bir geyiğin yolu düşmüş, geyik dedikse öyle Avrupalı akrabaları gibi boylu poslu felan sanmayın aman diyeyim size, oda bu topraklarda ki hercanlı gibi biraz kavruk biraz zayıfmış, küçük gölette biraz su içtikten sonra dinlenmeye karar vermiş. Fakat küçük su göletinin başında bizim teke sakallı keçi, gene sudaki aksine bakıp ne kadar anarsist olduğuna ayıflanarak böbürlenirken kendi kendine, birden karşısına çıkan ve izin istemeden su içmeye başlayan bu geyik hayvanına kızmış doğal olarak, nede olsa bu ormanın kıralı değilmiymiş kendisi canım, hemen çıkışmış geyiğe ve...

- Hey sen, yabancı hayvan bana baksana bakayım !

- Banamı seslendin acemi teke

demiş geyik başını kaldırmadan içtiği sudan,

- Evet senden başka bana saygısızlık edenmi var ?

demiş kibirle teke sakallı keçi, Geyik eğildiği sudan doğrularak keçiye

- Ne istiyorsun ?

demiş şaşkın ve hayret dolu bir sesle,

- Bana yani bu ormanın kıralına saygısızlık ederek ve benden izin almadan su içerek kendi eceline susadığının farkında değilmisin sen ?

diye söylenmiş geyiğe, geyik tam cevap verecekken devam etmiş konuşmasına teke sakallı keçi sesindeki kibri gizlemeye gerek bile duymadan,

- Sen yenisin galiba bu ormanda ?

diye sormuş geyiğe, ama cevabı beklemeden soruya kendisi cevap vererek,

- Seni ilk defa görüyorum, sanırım yenisin buralarda hımm...

demiş ve sesine daha fazla küçümseme ekleyerek devam etmiş konuşmasına,

- O yüzden beni tanımadın ve bu densizliği yaptın sanırım, eğer böyle ise seni affedebilirim belki diye devam etmiş,

- Bir daki...

- evet evet sen yenisin benim kıral olduğumu bilmiyorsun sanırım, ben her zaman derim kim olursan ol benim ormanıma gel diye, bu yüzdende kendimi en büyük anarsist ilan ettim zaten, bu kırallığın ulusal ve onursal anarsisti ünvanım var benim.

- yani siz şimdi bu makiliğin kıralımısınız ?

diye sormuş gülmemek için kendini tutarak geyik,

- koskoca ormana makilik diyerek ne ima etmek istiyorsun ?

diye sinirli ve ukala bir sesle bağırarak, geyiğin üstüne doğru hamle yapıyormuş gibi yapmış teke sakallı keçi, keçi'nin düştüğü durumu hemen kavrayan geyik, durumdan faydalanmaya karar vermiş,

- kusura bakmayın haşmetmahapları...

diye müstehzi bir gülümseme ile konuşmasına başlamış geyik, sesine olabildiğince ciddiyet katmaya çalışarak,

- ben sizin kıral olduğunuzu bilmediğim ve ilk defa böyle ulu bir yer gördüğüm için şaşırdım...

dediğinde teke sakallı keçi'nin yüzünde oluşan kibirli memnun havaya gülmemeye çalışarak,

- yoksa ne haddime sizin gibi ulu teke sakallı bir kıral keçiyle dalga geçmek,o kadar susamışım ki aklım başımdan gitmiş...

- ne demek şimdi teke sakallı sen benimle hala dalgamı geçiyorsun...

diye gürlemiş tiz çatallı sesiyle teke sakallı keçi,

- olurmu yüce kıralımız, Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi denildiği için sizi övmek amacı ile söyledim o payeleri size...

diye hemen durumu toplamış kendince geyik, nasıl olsa keçinin dediklerini anlamayacağından emin olarak devam etmiş konuşmasına,

- Ormanın kıralı hep aslan olur, ilk defa sizin gibi bir teke sakallı keçiyi gördüm kıral olarak, bu şaşkınlıkla sözcükleri toparlamakta zorlanıyorum kusuruma bakmayın...

- Ben tüm hayvanlardan daha güçlüyüm...

diye böbürlenmiş bu müstehzi kinayeyi anlamayan teke sakallı keçi, konuşmasının bölünmesine aldırmayan geyik devam etmiş hiç kesmeden konuşmasına,

- estafurullah bende öyle sanmıştım zaten, duruşunuzdan belli ne kadar anarsist olduğunuz...

diye devam etmiş sözlerine geyik...

- bana anlatırmısınız bu onursal anarsist payesini lütfederek...

diye hafif bir refarans yapıp, dudaklarının kenarında oluşan gülümsemeyi gizlemeye çalışmadan seslenmiş keçiye,

- hımmm

- öhhömmm

- aslında bu konuda bana açıklamayı yapan bilge baykuştur...

- ben kim olursan ol gel diye ferman yayınlayınca bunun tarihsel ve siyasi açılımını bana uzun uzun anlatıp benim anarsist olduğumu söyleyende odur...

- gerçi uzun kulaklı tavşan bana sen narsistsin diye hitap eder ama o yanlış biliyor ben anarsist'im...

diye açıklama getirmiş sözlerine keçi, durumu kavrayan geyik bu ince kinayeyi anlamış ve ardından söze başlamış,

- yani siz narsist değil anarsist siniz anladım haşmehapları,

diye müstehzi gülümsemesinin yerini alan kahkaha ile katılma arası gülmesine engel olmadan devam etmiş sözlerine,

- a eki eski yunancada olumsuzluk arz eder ama bu ulusal paye size o kadar yakışmış ki...

cümlesini bitiremeden koyvermiş uzun zamandır tuttuğu kahkayı koy vererek, atmış kendini yerlere ve tepinmiş tüm enerjisi ile, bu durumu anlamayan ama kendisinin karşısında fütursuzca gülen geyiğe çok kızan keçi sinirlenmiş ve,

- hemen benim kırallığımı terk et ve bir daha geri gelme...

diye geyiği kovmuş kırallığından, derlerki o küçük makiliği kemirip bitirene kadar keçi bir daha görülmemiş geyik ortalıklarda, o küçük makilikteki küçük hayvanlar bu durumdan bir kıssadan hisse çıkarıp '' geyik gibi doğruları söyleyip ukalalık yapıp keçiyi kızdırma'' diye bir özdeyiş söyler olmuşlar, uzun ama çok uzun yıllar sonra o deyiş ''geyik yapma'' olarak dilimize yerleşmiş.

Bu hikayenin ana fikri: ayık kafa ile keçiyle tartışma...
Bu hikayenin baba fikri: olur olmadık hayvanlarla geyik yapma...



alintidir kesinlikle alinma yapmayiniz...:P