daha çok küçükken acılarımla yaşamayı öğrenmiştim üvey annemden kardeşlerimden çektiğim eziyet babamın onu terk eden annemin günahlarını bana yüklemesi benim içimde sonsuza dek yaşayacak yaralı asi kimsenin sevmediği bi küçük kızın yaşamasına neden oldu babaannemi çok severdim onun kalçasına kadar gelen topuz bembeyaz saçları beyaz uzun baş örtüsü tombul vücudu benim tek sevdiğim şeydi evden kaçmamamın nedenide hep bu yaşlı melekti ama 12yaşında oda ölünce uzun karmaşık bi hayata doğru yol alıp baba evini ter ettim yağmurlu bi gece yüzüm kan içinde babamdan son kez aldığım hoşçakal darbeleri son kez dayak yiyordum and içtim bi daha ezilmemeye antalyaya gidip başvuruda bulundum ve çocuk esirgemeye kabul edildim.tam 2yıl sürecek bi cefada burda başladı geceleri anne baba diye ağlayan feryat edenler gizlice sıgara içen ailesinden nefret ettiğini birbirine anlatan sayısız kız çocukları hastalık kışın soğuk okulda diğer öğrencilerin seni ***sin esirgeme çocuğusun diye aşağılamaları ve umut içinde beklemeler geleceklermi diye benim kimsem gelmedi hergece dua ediyordum babaannem tombul meleğim gelsin diye yokluğunu kaldıramıyordum özlüyordum onu bu iki yıl içimdeki küçük kızın gittikçe daha çokisyancı olmasına kinlenip hırs içinde saldırgan bi genç kız olmasına neden oldu.16yaş günüme 1hafta kala yurdu terk ettim dışarı çıktığımda güneşli hava bana buz gibi geliyordu yalnızlığı ve korkuyu öylesine çok hissediyordumki titriyordum.işte parlak hayat dedim istediğim şehre geldiğimde burası zaten büyüdüğüm şehirdi ama aileme biraz uzak.artık savaşma intikam zamanıydı.geceleri uyumak yasaktı en güzel barlarda boy gösterecek bu şehrin en şatafatlı en güzel kızı en can yakanı ben olacaktım.bu savaş 4ay sürdü ve benim zaferimle son buldu bütün şehirdeki zengin gençler orta yaş iş adamları baba parasıyla yaşayan playboylar hepsi 16yaşına yeni girmiş uzun boylu yeşil gözlü kalçasına kadar sarı saçları olan beyaz tenli küçük bi kraliçenin var olduğundan onun ihtişamından söz ediyordu cumartesileri gaztelerde resmim güzelliğimi anlatan yazılar şehir artık ayaklarımın altındaydı.ama hala mutlu değildim.aradığım neydi babaannemi tabikiözlüyordum ama bi kez bile mezarına gitmedim bu hayata adım attıktan sonra utanıyordum aynı zamanda bu para ve güç aldığın alışverişte onurundan ödün veriyordun asla geceleri erkeklerle uyumadım sevişmeler bittiğinde evime kaçıp saatlerce yıkanır ardından bi köşeye sıkışır babaanneme benzeyen melekler çizer küçüklüğümde koştuğum köyün kırlarını küçük keçi yavruları kedicikleri çoban köpeğimizi çizerdim.bu benim en sevdiğim zaman geçirme yöntemiydi.rüya görmüyordum hiç bu yüzden sabahlara kadar ayaktaydım.onu en son öldüğü gece gördüm rüyamda bir daha hiç olmadı.küçüklük düşlerim yerini kara bi boşluğa bıraktı uyurken tek gördüğüm şey bu.kendi kasırgamda kinimde ölüyor gibiydim noğuluyordum yavaş yavaş sevgiye muhtaçtım öyleki bi *****man nasıl ***** kullanmayınca krizler geçiriyor bende krizler geçiriyordum sürekli sevgizilikten
almam gerekiyordu ihtiyacım vardı sevgiye ama nerden bulacağımı bilemiyordum.aramaya korkuyordum çünküinsanlar o zaman bu küçük kraliçenin hassaslığını zayıf noktasını bulabilirlerdi.sevgi dilenmek için fazla gururluydum.işte kısa hayat özetim bu hayatım yine şehrin en gözde mekanı olan bi discoda değişti o gece yine hazırlanmış en güzel siyah elbisemi giymiştim salık uzun saçlarıma taşlı bi kaç tokayla tutturmuş ayaklarıma açık taşlı ayakkabılarımı giymiştim sanki
ayakyalın gibi bi görüntüm vardı.herkesin beğeneceği konuşacağı bi görüntüydü aynada gördüğüm.arabama binip şoföre adresi söyledim ve yola çıktım.sanki bi şeyler olacaktı içimde bi heyecan ve korku vardı.uzun zamandır böyle hissetmemişti yüreciğim.


alıntı