Sarayda iki tane hizmetçi varmış;bir tanesi sultan hanım için yanıp tutuşuyormuş.Diğer arkadaşına eğer banim sultan hanımın gögsüne bir defa dahi olsa dokunabilmemi, öpüp koklayabilmemi sağlayabilirsen sana bir kese altın veririm demiş. Diğeri tamam deyip bir gün çamaşırlar yıkandığında sultanın sutyenine çok kaşındıran bir ilaç sürmüş ve sultan bunu giydiğinde acaip kaşınmaya başlamış sürmedik ilaç baktırmadıkları doktor bırakmamışlar faydası yok.İlacı süren hizmetçi cesaretini toplayıp padişaha çıkmış demişki; Padişahım, işte şu bizim diğer hizmetçi arkadaşımın dili,dudağı bütün hastalıklara iyi geliyor birde o gelsin tedavi etsin demiş.Padışah önce biraz hiddetlenmiş ve çaresiz kabul etmiş.Hizmetkar koşarak panzehiri kendisinde bulunan ilacı diğer arkadaşına vermiş önce bunu diline,dudağına sürüp ondan sonra sultan hanımın odasına git ve istediğine kavuş demiş.
Ve tedavi elbette sonuç vermiş sultan iyileşmiş.İlacın sahibi diğer arkadaşına hadi dileğin kabul oldu sözünde dur ve bir kese altınımı ver demiş.Tabiki diğeri sözünde durmamış ve caymış.Artık aradan haftalar geçmiştir, tekrar arkadaşına benim altınımı vermedin borcun iki kese altın oldu demiş ama nafile. diğeri hadi canım nasıl alacaksın benden diye dalga geçmiş durmuş.Diğeri günlerce düşünmüş ve aklına parlak bi fikir gelmiş.kahkahalarla gülerek arkadaşının yanına gelmiş. Bana altınlarımı vermessin he! bunu sen istedin demiş, pişman olacaksın ama iş işten geçti demiş.Bana yalvaracaksın ama nafile! çünki ilacı padişahın donuna sürdüm seni birazdan çağırır demiş...