Kalp ameliyati oldum. 4 ay rapor aldim ve bu 4 ayin sonunda rapor parami
almak icin Fatih SSK'ya gittim.

Klasik bir sekilde eksik evraklari parti parti soyledikleri icin 3 gun
ugrastim ve buyuk gun geldi. Param hesaplaniyor.

Bankodayim, sorular geldi.
-"Hastanede yattin mi?"
-"Herhalde yav," dedim, "henuz evlerde kalp ameliyati yapamiyorlarmis..."

Hic yorum yapmadi ve 2. soruya gecti.
-"Ciktin mi peki?" Ve ben dumur...
-"Hayir, hala aksamlari isten sonra yatmaya hastaneye gidiyorum."

Ve kafami duvarlara vurduracak soru geldi:
-"Istanbul'da kimsen yok mu yav. Niye hastanede kaliyorsun ki hala?"

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::

Simdi arkadasimla Taksim'de takiliyoruz. Bi adam aglayan cocugunu
susturmaya calisiyor. Yaninda da bi polis var; sonra adam cocuga dedi ki:
-"Sus, yoksa seni polise veririm."

Yandaki polis de bi dellendi:
-"Lan gerizekali, biz adam mi yiyoruz da bize veriyon cocugu?"

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::

Bir gun Izmir' de belediye otobusunde gidiyoruz arkadaslarla.
Bizim arkadas bos yer buldu ve oturdu. Sonraki durakta da eli bastonlu
yasli bi amca geldi. Arkadas da killigina adama yer vermedi.

Adam o arkadasin oturdugu koltugun yanina geldi ve ayakta arkadasin
yer vermesini bekliyor. Fakat arkadas yerini vermedi.

Neyse adamcagizin da yazik, bastonu otobus hareket ettikce bi o tarafa,
bi bu tarafa kayiyo.

Arkadas dayanamadi ve yasli amcaya:
-"Amca bastonun ucuna lastik takarsan kaymaz"dedi.

Adam soyle bakti, sonra:
"o lastigi zamaninda baban taksaydi simdi sen
olmazdin, ben de orda oturuyo olurdum" deyince butun otobus koptuk.

Not: Arkadas, o gunden beri belediye otobusune binmez :-)

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::

Bu komik olayi arkadasim anlatti. Arkadasim, okulun Ingilizce hazirlik
bolumunde gereken "More Reading Power" adli kitabi almak icin okulun
yakinina tezgah acan kitapciya gitmis. Kitapciya kitabin ismini
soylediginde adam ona uzerinde yalnizca "ReadingPower" yazan mor renkli
bir kitap uzatmis.

Arkadas dogal olarak kitabin o kitap olmadigini, "More Reading Power"
adli kitabi istedigini yinelemis. Adam ise su cevabi vermis:
- "Kardesim bu da mor ya iste. Alacaksan al sunu,almiyosan tezgahin onunu
kapama!"

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::

Bir kiz arkadasim ve ablasi beraber Zeki Triko'ya
gidiyolar mayo bakmaya. Neyse bi bayan ilgileniyo, arkadasimin ablasi bi
mayo begeniyo, bayan diyo ki:
-"Aaa, cok guzel bi tercih yaptiniz, zaten onun
cizimini Zeki Bey'le ikimiz yaptik, ben Zeki Bey'in yegeniyim."

Ablamiz:
-"Ay, yoksa sizin de mi soyadiniz triko"

deyince, arkadasim arkasina bakmadan olay mahallinden uzaklasiyor.

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::

Bir gun bole 3-4 arkadas Ankara Metrosu istasyonundayiz;
bekliyoruz metroyu. Tam da okullarin cikis saati filan, etraf hinca hinc
dolu. Neyse 2-3 dk. sonra metro geldi herkes hucum etti.

Biz baktik;
-"Tren cok doldu bi sonrakine binelim" dedik ve
gittik ordaki banklardan birine oturduk.

Daha tren gitmemis bir ding-dong ve anons:
-"Istasyonlarimizda gereksiz bekleme yapmak yasaktir."

Biz sallamadik, nolcak filan derken bir ding-dong
daha ve ikinci anons:
-"Hissst gencler!!! Huoop, size soyluyorum, binin lan trene!

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::

Ishanimizin kapicisi Ismet Abi'ye bir gun laf olsun diye
-"Ismet Abi binada dinozor gormusler. Ilaclamazsan cogalirlar, hastalik yaparlar"
dedim.

O da;
- "Ula dinozor ne ki?" diye sordu.

Yemi yuttugunu gorunce siraladim:
-"Kucuk, fare gibi bir hayvan, cabuk urer."

Bir sure detayli attim. Hepsine inandi. Yarim saat sonra:
-"ismet Abi, sana saka yaptim, dinozor filan yok burada," dedim.

Aldigim cevap yuzunden, iki dakika kendime gelemedim:
-"Olum, ben biliyordum zaten. Hayvanat bahcesinde hic mi dinozor gormedim ki!"

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::

Mehmet ile handan

Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar.


Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmet'in annesini yemeğe davet ederler.
Mehmet'in annesi akşam yemeği süresince Handan'ı uzun uzun süzer ve
aslında Handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında
ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut
olup,olmadığını merak eder.


Aklını okumuşcasına Mehmet annesine der ki:
Ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.
Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.


Aradan bir iki gün sonra Handan der ki:

Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini
bulamıyorum.
Mehmet yanıtlar: Annemin almıs olabileceğini tahmin etmiyorum
ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.


Oturur ve yazar:
Anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da
demiyorum. Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba
kasesi kayıp.


Sevgiler oğlun Mehmet.


Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir:
Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da
demiyorum. Fakat konu şu ki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş
çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.

Sevgilerle annen...

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: :::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::: ::::::::::::::::::

İŞ GEZİSİ

Adamın biri iş gezisi için Danimarka'ya gitmiş. İşlerini hallettikten sonra akşam barda bir kadeh içip odasına çıkmış. Tam uyumaya hazırlanırken kapı çalınmış, karşısına dünya güzeli bir hatun çıkmış. Adam tam yanlış odaya geldiğini söylemeye çalışırken kadın parmağını onun dudağına dayayarak susturmuş.
- Buraya senin için geldim. Kadınla sabaha kadar beraber olduktan sonra mutlu bir şekilde aşağı inip resepsiyona uğramış.
- Benim borcum ne kadar ? Katip gülümseyerek cevaplamış.
- Borcunuz ödendi efendim. Buyrun, bu da bizim hediyemiz" diyerek bir zarf uzatmış.
Adam zarfı açtığında içinde 10 000 dolar para olduğunu görmüş. Yanlışlık olduğunu söylese de hiç bir yanlışlık olmadığını söyleyerek kendisini alana kadar uğurlamışlar. Adam Türkiye'ye geldiğinde bunu bütün arkadaşlarına anlatmış ama kimseyi inandıramamış. Adamın anlattıklarından birinin yolu Danimarka'ya düsünce ne olur ne olmaz diye oteli denemeye karar vermiş. Aksam gelip odaya çıkmış. Bu sefer inanılmaz güzellikte bir kumral gelmis. Onunla sabaha kadar beraber olmuşlar. Adam arkadaşının yaptığı gibi aşağı inerek hesabı sormuş. Kendisine bir zarf vermişler.
Adam zarfı açtığında içinde 5000 dolar görmüş. Gülümseyerek sormuş:
- Neden bana beşbin dolar?
- Burada kalan başka bir Türk arkadaşıma 10 000 dolar vermissiniz. Katip biraz düşündükten sonra hatırlamış...
- Haaaa, o arkadaşınız. Ama onunki birinci kanalda yayınlanmıştı.

ALINTIDIR.