İki tepenin arasına sıkışmış bir hayattı bizimkisi. İki tepenin arasına koca bir dünyayı sığdırmıştık.
Bizler küçük, anne babalarımızsa henüz ağar insan olma yoluna girmiş çoluk çocuk sahibi sıradan mahalle fertleriydi. Dedeler ve ninelerse bugünün mazisi, o yılların delikanlıların yeni yetme gelinlerin ellerine su dökemediği koca çınarıydılar.
O zamanlar renkli televizyonların yeni çıktığı zamanlardı. Büyükbabamın evindeki siyah beyaz televizyonun miadını doldurmaya başladığı yıllardı. Televizyonda gördüklerimize özenir ama hep kendimiz gibi yaşardık. Elbette kendimiz kalacaktık zira özendiğimiz veya gördüğümüz birşeye sahip olmak bizim için henüz lükstü. Ama hayallerimiz vardı kimsenin bizden alamadığı. İki tepenin arasına sıkışmış dünyamızda koskocaman hayaller barındırıyorduk. “Ben büyüyünce” ile başlayan hayaller...
Önce pilot olacaktım. Atam öyle diyordu: istikbal göklerdeydi. Rüyalarımda uzun zaman uçtum. Fakat süpermen gibi uçmakla demir kuşu yönetmenin farklı şeyler olduğunu anlamam uzun sürmedi.İşte bu yüzden çok yüksekten uçmamaya karar verdim.
Mühendis olmanın moda olduğu dönemlerde bende mühendis olmalıyım dedim, İlkokulun okuma bayramında bir mühendisi canlandırdım. Fakat okuma bayramında okumayı henüz sökememiş azınlık birkaç öğrenciden biriydim. Neyseki ilkokul öğretmenim kapı komşumdu. Biraz torpilliydim anlicanız. Haa şimdilerde çok popüler bir sanatçının da annesidir kendisi. Neyse... Müsamere salonunda mikrofonun karşısında söyleyeceklerimi, heceliye heceliye bir haftada ezbeleyebilmiştim. Ve topu topu 3 satırlık bir maniydi. Daha manisini ezberlemek için çektiğim sancılar bile mühendislikten soğumama yetmişti.
Bir zaman sonra televizyonda gördüğüm samuray filmleri benim içimdeki savaşçı ruhunu dışarıya çıkardı. Asker olacak düşmanları tek başıma yenicek sonrada bir kahraman gibi şehit olacaktım. Bu hayallerle mahallede kahraman olayım derken farkında olmadan terör estirdim. Sempatik biri olmayı hayal ederken herkesin soğuk bakışlarının yanında birde yaramaz çocuk yakıştırmalarıyla karşılaştım. Düşündüm ve o zamanlarda sırf şehit olmak için bir savaş çıkarmak ülke ekonomisinede büyük zarar vereceği ve ülkemide çok sevdiğim için askerliği vatan borcu olarak 18 ay yapmanın kafi geleceğine karar verdim. Ve askerlik maceramda başlamadan noktalanmıştı.
Fakat ne olursa olsun ister sonu gerçek olsun ister hayal olarak kalmaya devam etsin o hayallerin hepsi benimdi ve geleceğime umutla bakabilme adına kilometre taşlarıydılar...

alıntı