Bir gemi kazası olur ve bu kazadan sadece Temel ve İngiliz kurtulur. Yüze yüze bir adaya gelirler.

Adaya çıkarlar ve bir süre üzerlerindeki yorgunluğu atmak için sahilde kumların üzerinde dinlendikten sonra adada hayat olup olmadığını araştırmak için adayı gezmeye başlarlar. Fakat adada hayat yoktur. Kalmak için sazlardan yapraklardan bir kulübe inşaa ederler.

Haliyle karınları acıkınca:
Temel der ki:

- Ne yiyeceğuz?

İngiliz
- Dünyanın meyvesi var burada meyve yiyelim..

Temel hemen karşı çıkar
- Olur mi öyle şey. Tamam dünyanın meyvesi var ama bu meyvelerden zehirli olanlarda vardur kazadan kurtulduk zehirli meyve yiyerek ölmenin hiç anlamı yok der.

İngilizin aklına yatar
- Haklısın Temel der. O zaman ne yapacağız.

Temel de
- Ula göz alabildiğine deniz koca okyanus karşumuzda balık tutalım demiş.

Anlaşmışlar fakat akşama kadar tuta tuta bir balık tutarlar. O da çok büyük olmamakla beraber bölüştüklerinde ikisininde aç kalacakları kadar da küçük bir balıkmış.

İngiliz
- Ne yapacağız Temel der.

Temel
- Bir iddiaya girelim; birbirimizi yapalum. Kim bağurmazsa o yesin o zaman! der.

İngilizin aklına yatar ve hemen domalır. Temel geçer arkasına küt küt küt yapar ingilizi.

İngilizin gözlerinden yaşlar akar lakin ses çıkartmaz açtır çünkü.

Neyse Temel işi bitirince İngiliz:
- Hadi sıra bende domal bakalım Temel der.

Temel hiç istifini bozmadan
- Haçan ben balık sevmeyrum sen ye... der.