Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Türk yenir ama, köpek

GÜNCEL GÜNDEM Kategorisinde ve Tartışma Salonları (polemik) Forumunda Bulunan Türk yenir ama, köpek Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Merhaba Amin Maalouf Haçlı Seferleri’ni anlatan tarihi belgelere dayalı yapıtında, Frenk (Batı Avrupalı, özellikle Fransız) kronikçi (günlük tutan, tarihi olayları ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Türk yenir ama, köpek

    Merhaba



    Amin Maalouf Haçlı Seferleri’ni anlatan tarihi belgelere dayalı yapıtında, Frenk (Batı Avrupalı, özellikle Fransız) kronikçi (günlük tutan, tarihi olayları günü gününe kaydeden) Raoul de Caen’ın, “Maara’da bizimkiler yetişkinleri kazanlarda kaynatıyorlar, çocukları şişe geçiriyorlar ve ızgara yaparak yiyorlardı.” diye notlar tuttuğunu yazmaktadır.

    Aynı yazara göre, ilk Haçlı Seferleri’nin önderleri ertesi yıl Vatikan’a, Papa’ya gönderdikleri resmi mektupta yamyamlık (kanibalizm) gerçeğini itiraf edeceklerdir ve bunun nedenini utangaç bir şekilde kıtlığa bağlayacaklardır. Halbuki bu iş eylenceli bir ziyafetle sonbulan heyecan verici bir ava dönüşmüştür ve aslında insanları yemeyi zorunlu kılacak bir kıtlık hiçbirzaman olmamıştır.

    Yine aynı yazarın aktardığına göre, Frenk kronikci Albert d’Aix, “Bizimkiler sadece öldürülmüş Türk ve Müslümanları değil, köpekleri de yemekten iğrenmiyorlardı!” diye notlar tutmuştur. “Hadi neyse Türk ve Müslümanlar yenir ama, köpeklerde yenirmi?”,

    Ny sida 0

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    yer yüzünde av hayvanlaridami kalmamis insanlari yemisler
    soylarinda vanpirlik varmistir kan emiciler.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Türk ve Müslümanları değil, köpekleri de yemekten iğrenmiyorlardı!” diye notlar tutmuştur. “Hadi neyse Türk ve Müslümanlar yenir ama, köpeklerde yenirmi?”,

    Nefretleri tavan yapmış reziller
    Umarım şehit ettikleri türkler ve müslümanlar gibi acı içinde kıvranarak can vermişlerdir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Amın maalouf/emine çaykara

    Merhaba

    Amin Maalouf’la Sultanahmet’teki The Four Seasons Hotel’de görüştük.

    EMİNE ÇAYKARA. Tarihle aranızda nasıl bir ilişki var?

    AMIN MAALOUF. Ben tarihe hep büyük bir ilgi duydum; bugünü anlamak için tarihi bir perspektife ihtiyacım var sanıyorum. Belki bunun nedeni tarihe çok önem verilen bir ülkeden geliyor olmam. Lübnan, en az altı bin yıllık tarihi olan bir ülke. Geçmişe bakarken geçmişe bağlı olmak şart değil. Tarih, hiçbir zaman öylesine birg eçmiş değil benim için; geleceğe bakmamızı sağlayan bir unsur. İnsan tecrübesini, hafızasını barındıran dev, sınırsız bir tepe. Geçmişten, aslında istediklerimizi çeker çıkarırız. Bazen geçmişin derslerinden söz edilir, ben bu sözü kullanmayı sevmem. Bence geçmişte hem çeşitli dersler vardır hem de tam tersine... Dürüst ve geniş açıyla bakan biri olmak lazım, bence geçmişe bakarken. Ben tarihe ve tarihle hayal mahsulü olanın karışımına hep ilgi duydum.

    EMİNE ÇAYKARA. Tarihe önem verilen bir ülkeden geliyor olmanız dışında sizdeki hazinenin kaynağı başka ne olabilir? Örneğin çocukken çok kitap okur muydunuz?

    AMIN MAALOUF. Anılarımda hep tarihle hayal mahsulünü karıştıran kitaplar var. Stefan Zweig’ın biyografilerini çok keyifle okuduğumu hatırlıyorum. Gençken kitapları adeta yutuyordum. 9-10 yaşındaydım sanırım, bir dizi hatırlıyorum. Mark Twain de, Alexandre Dumas da, Arap klasikleri de vardı dizide. O kadar ki bu dizinin sonunda okuyacak bir şeyim kalmayacak diye çok korkmuştum. Bu serinin son kitabını aldığımda artık başkasının olmayacağını bilmek beni çok ama çok üzmüştü.

    EMİNE ÇAYKARA. Sonra başka bir diziye geçtiniz herhalde?

    AMIN MAALOUF. Hayır, ondan sonra çok düzensiz okumaya başladım. Yine de çok sistematiktim. Ben de çok uzun süre etki bırakan bir kitabı hatırlıyorum. Birçok insan Alexandre Dumas’nın sıradan eserlerinden biri kabul eder, ‘Siyah Lale’. Amsterdam’da 17. Yüzyılda geçen bu romanın sahnelerinin çoğu aklımda. Bu kitap yüzünden hâlâ Amsterdam’ın o dönemine karşı zaafım var.

    EMİNE ÇAYKARA. Sizin kitaplarınızı okurken insan bazen tek bir paragraftan, bazen tek bir cümleden yola çıkıp muazzam bir hikâye yazdığınız hissine kapılıyor. Tarih büyücüsü gibisiniz. Gerçekten bazen böyle küçük bir ayrıntıdan yola çıkarak yazdığınız oluyor mu? Yoksa çok zaman mı harcıyorsunuz?

    AMIN MAALOUF. Bence bir kişinin hikâyesini yazmak, o kişinin hayatı hakkında 400 sayfalık bir dosya okumuşsanız çok zordur. Dört sayfa okuduysanız çok daha kolay yazarsınız. Çünkü o kişinin ve gerçeğin ağırlığı, hayal gücünüzün açılması için sizin için engel oluşturur. Aynı şekilde küçücük bir olaydan yola çıkarak yapılacak bir filmin büyük bir romandan yola çıkarak yapılandan daha iyi olur gibi geliyor bana. Evet, başka unsurlar oluşturmak için ana unsurlara ihtiyaç var, eğer unsur çoksa iş değişiyor. Çok bilgili olmaktansa az bilgili olmak daha iyi... Gazetecilik yaparken de aynı şeyi hissediyordum.

    EMİNE ÇAYKARA. Hayal gücü için...

    AMIN MAALOUF. Evet, mutlaka. Filme kıyasla kitap hayal gücüne çok daha fazla yer bırakır. Bir kişiyi çok detaylı bir şekilde bile yazsanız, okuyanlar o kişiyi kendisine göre düşler. Karşıda görüntü varsa herkes aynı şekilde düşlemek zorundadır.

    EMİNE ÇAYKARA. Paul Auster’in ‘Kırmızı Defter’ kitabından senaryolaştırdığı ve Smoke ismiyle sinemalarda oynayan filmde de aynı şey vardı. Kitaptan geçen yılbaşının, yaşlı kadının tüm büyüsü, düşsel atmosfer filmde gitmişti. Bu çok iyi bir örnek.

    AMIN MAALOUF. Filmi sonradan mı görmüştünüz?

    EMİNE ÇAYKARA. Evet.

    AMIN MAALOUF. Bence önce filmi görmek lazım. Okuyup gidersek filmde aynı tadı asla alamıyoruz, çok çok iyi filmler dışında... Ben de aynı şeyi hissetmiştim Smoke filminde.

    EMİNE ÇAYKARA. Peki bir roman yazmadan önce neler yapıyorsunuz? O konuyla ilgili çok mu okuyorsunuz?

    AMIN MAALOUF. Evet, çok okuyorum, pek çok elemanı bir araya getiriyorum. Çok zaman harcıyorum yazmaya, metnin yapısını bozmuyorum ama bir çok şeyi değiştiriyorum yazdıktan sonra. 30, 40 ya da 50 kere yeniden okumadığım tek bir sayfa yok. Okurken de değiştiririm. Bir yıl boyunca, bitmiş bir kitabımı her hafta yeniden okuyup her seferinde bazı detayları değiştirdiğim oldu. Sonuçta dışardan birisi aynı kitap sanıyor ama ben onun tamamen farklı bir kitap olduğunu biliyorum.

    EMİNE ÇAYKARA. Hangi kitabınız bu söz ettiğiniz?

    AMIN MAALOUF. En son kitabım, ‘Doğunun Limanları’. Çok zaman harcadım bu kitaba.

    EMİNE ÇAYKARA. Biraz kılı kırk yaran birisiniz galiba.

    AMIN MAALOUF. Evet, özellikle kendime karşı. Hep çalışıyorum ama hep yeterince çalışmadığım hissini taşıyorum. Yazmadan önce, yazarken, en son aşamada çok çalışıyorum. Ama kitap çıkınca bir daha hiç bakmam. Çünkü bir sonrakine kendimi hazırlamam gerektiğine inanırım.

    EMİNE ÇAYKARA. Ne zamanları yazarsınız?

    AMIN MAALOUF. Eskiden geceleri yazardım, çünkü çok gürültü bir yerde yaşardım ama şimdi çok sessiz bir yerde yaşıyorum. Paris’e 500 km mesafede bir yerde, çok sakin bir ortamda... Her sabah kalkarım, bütün gün dış dünyadan kopuk –telefonlara cevap vermem- çalışırım, ‘artık bitti’ dediğim noktada bırakırım. Genelde akşamüstünü bulur, sonra yürüyüş yaparım. Ertesi gün aynı şey. Her gün çalışırım, bazen, ki bu sık sık başıma gelir, bir çok şey üzerinde çalışırım. Bir kitap üzerinde bir ya da iki ay çalışırım, sıkılma ya da doyma aşamasına geldiğimde bırakır, başka şey üzerinde çalışırım. Üç, dört, beş kitaba aynı anda devam ettiğim olur.

    EMİNE ÇAYKARA. Bilgisayara mı yazarsınız?

    AMIN MAALOUF. Bazen el yazısıyla çalışırım, bazen bilgisayarla. Bilgisayar kullanmaya çok erken alıştım. Daktilo ile bilgisayarı kıyaslarlar, bana göre ikisi tamamıyla farklı aletler. Daktilo düzelti imkânın ortadan kaldırıyor, bilgisayar ise tam tersine düzeltiye uygun.

    EMİNE ÇAYKARA. Romanlarınızı yazarken tarihe sadık kalmaya çalışıyor musunuz?

    AMIN MAALOUF. Tarihe sadığım ama bunu açığa vurmuyorum. Yani, kitap okuyan, bu kitap 16. yüzyılda geçiyor, diyorsa o döneme ait olmayan bir şeyi yazmaya hakkım olmadığını düşünüyorum. Öte yandan romancının gerçekliğe sadık kalması gibi bir zorunluluğu olmadığını da düşünüyorum. Teorik olarak, romanın yapısı izin verirse tarihe aykırı şeylerin yazılması gerektiğini düşünüyorum ama ben yapmıyorum. Ben bir dönemde geçmiş bir şeyler anlatıyorsam okuyucuyu yanıltmamam gerektiğini düşünüyorum, o yüzden dönem tarihlerini, bazen konumla ilgili olmayan bir sürü şeyi okuyorum. O dönemden sonraki dönemle ilgili asla okumam, yakın geçmişini ya da biraz öncesini okurum. O dönemde yazılmış şeyleri okurum; tavırları, bir yere, bir kişiye karşı tavırları hissedip dönemin içine girebilmem için.

    EMİNE ÇAYKARA. Kitaplarınızda Doğu- Batı, dinler arası çatışmalara farklı, sağlam bir bakış var. İnançlı biri misiniz?

    AMIN MAALOUF. Ben dünyanın farklı inançtan gelen insanlar tarafından değil, bazı prensipleri, değerleri olan insanlar tarafından ayrıldığını düşünüyorum. Bu da her dinde, ideolojide, ülkede var. Benim fikrime göre ana inanç, bazı değerlere inanışta. Ben dinin de medeniyet tarafıyla ilgiliyim, çok az doktrin kısmıyla ilgileniyorum. Dinlerin teolojik ve ideolojik yanından çok az bahsediyorum. Bence her halk kendi tarihi ve spiritüel güzergahından ilham alarak insanlığa bir şeyler aktarabilir.

    EMİNE ÇAYKARA. Kitaplarınızı filme çekmek isteyen yönetmenler var mı?

    AMIN MAALOUF. ‘Beatrice’ten Sonraki Yüzyıl’ hakkında iki, ‘Afrikalı Leo’ için iki, ‘Doğunun Limanları’ için de birkaç proje var. Sadece ‘Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri’ Kanada yapımı bir belgesele konu oldu. Çok kitap projem var, senaryolaştırmak istediklerinde ben yazmak istiyordum, altmışa yakın projem var, yazmamı engelleyecek bir şeyle uğraşmak istemiyorum şimdilik.

    EMİNE ÇAYKARA. Ne okuyacağız bundan sonra?

    AMIN MAALOUF. Kitap çıkana kadar kitapla yazar arasında karmaşık, hassas bir ilişki vardır, üstelik ben bir çok kitabı birarada sürdüren biriyim. Dört, beş proje aynı anda yürüyor. Hangisinin biteceğini bilmiyorum.

    EMİNE ÇAYKARA. Sizinle içinde söyleşi yaptığımız bu otel, The Four Seasons Hotel, eskiden hapishaneydi biliyor musunuz? Nazım Hikmet, Kemal Tahir gibi yazarlar burada yatmıştı.

    AMIN MAALOUF. Öyle mi? Gelmeden evvel Nazım Hikmet’in ‘Les Romantiques’ adlı kitabını okuyordum. Belki burada kalmak bana farklı tesirde bulunacak, döndüğümde göreceğim. Şimdilik bilmiyorum ama belki burayla ilgili bir şeyler yazarım.

    Emine Çaykara

Benzer Konular

  1. Hijyenik domuz eti yenir mi?
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-08-2010, 07:17 PM
  2. Ölünün peşinden helva yenir mi?
    İnci Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 18
    Son mesaj: 25-11-2009, 04:46 PM
  3. Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek kovalamaz
    Kadim Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 24-09-2009, 12:28 PM
  4. Bu resimler yenir
    dogangunes Tarafından Fotoğrafçılık Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-06-2008, 02:46 AM
  5. taivan da ne yenir nerde yenir?
    kingofrider Tarafından Supermeydan Mutfağı Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 28-07-2007, 02:43 PM
Yukarı Çık