Merhaba



oktay rifat'ın basamak adlı şiiri

yarın bir kıyamet kopabilir
deniz dağlara çıkabilir, savurarak salaş iskeleyi ve sandalı
ama madem şimdi sütliman
ırıp çekmeli o zaman
bir balık üç kez atlıyor suda
çıt yok.
Iğrıp İstanbul'da kullanılan en büyük ağdır. Iğrıbın yapısı esas olarak voli ağınınkine benzer; bir torba ve iki koldan meydana gelir. Torbanın dibinde kuma denen daha dar bir bölüm vardır.

Boğaziçi'ne mahsus, Boğaz ığrıbı denen ığrıpların alt yakası çift olurdu. Boğaz ığrıbı büyük ığrıp ve küçük ığrıp olarak iki boydu.
Büyük ığrıbın torbası istavrit gözünde (15 mm) ve uzunluğu 12 kulaçtı. Toplam uzunluğu 65 kulaç olan kolları gözleri üç farklı büyüklükte olan üç ayrı parçadan oluşurdu. Bu parçalar torbadan itibaren ana dibi, orta ağ ve makas ağı adlarını taşıyordu. Ana dibinden makas ağına doğru gözler büyürdü. 23 kulaç uzunluğundaki ana dibi, istavrit gözünde (15 mm), 20 kulaç uzunluğundaki orta ağ kör uskumru gözünde (17 mm), 20 kulaç uzunluğundaki makas ağı uskumru gözünde (19 mm) idi. Kolların eni ise torbaya bağlı olan uçlarda 20 kulaç iken makasa doğru azalarak 8 kulaca inerdi. Kollar yakalara doğrudan doğruya değil sardon denen büyük gözlü ağlar aracılığıyla bağlıydı.

Büyük ığrıbın alt yakasında ana dibinden başlayarak kayışlarla bağlanmış 44 taş bulunurdu. Bu taşların ağırlıkları 5-8 okka kadardı. Üst yakada ise, toplam ağırlıkları 80 okkayı bulan 180 parça mantar vardı. 4 okkalık bir mantar da torbanın ağzını yüzdürürdü. Iğrıp makasların alt ve üst kenarlarına bağlı halatlardan çekilir, kayıktan atılır ve kayığa toplanır, bu iş için kancabaş denen üç çifte kayık kullanılırdı. Bir ığrıp takımında reis, palacı, kıç yoldaşı ve 11 tayfa olmak üzere 14 kişi bulunurdu. Kıç yoldaşı kayığın arkasından ağı atardı. Iğrıp atılırken kayık yeke ile değil pala denen özel bir kürekle idare edilir, bunu tutana palacı denirdi.

Küçük ığrıbın torbası 11, ana dibi, orta ve makas ağlarının toplam uzunluğu 25 kulaç, kolların eni torba kenarında 14, makasta 3 kulaçtı. Küçük ığrıp takımı 12 kişiydi. Boğaz ığrıplarıyla en çok torik, palamut, uskumru, kolyoz ve istavrit avlanırdı. İstanbul'da Boğaz ığrıbından başka ada ığrıbı denen ve daha çok Adalar'da kullanılan bir ığrıp daha vardı. Boğaz ığrıbından daha küçük olan ada ığrıbının alt yakasında hem taş, hem de kurşun vardı ve dibi süpürürdü.