Sahil Güvenlik Teşkilatı ve Mülki İdare
Cafer SERİNKAN
Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın görev ve yetki alanları nelerdir? Barışta ve savaşta nereye bağlıdır? Mülki idare açısından kolluk hizmetlerini yerine getirirken etkinlik ve verimliliği nasıl artırılabilir?
20 Mart 2007 Jandarma ve polis ile kıyaslandığında, sahil güvenlik teşkilatı oldukça yeni bir kolluk teşkilatıdır. Sahil Güvenlik Komutanlığı Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşu içerisinde olup; barışta görev ve hizmet yönünden İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Olağanüstü durumlarda Genelkurmay Başkanının isteği üzerine kısmen veya tamamen; savaş çıkması halinde ise tümüyle ve doğrudan doğruya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrine girer.

2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun (1.) maddesinde teşkilatın kuruluş amacı şu şekilde belirtilmiştir: “Bütün sahillerimiz, karasularımız ile iç sularımız olan Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale Boğazları, liman ve körfezlerimizin korunması, güvenliğinin sağlanması ulusal ve uluslararası hukuk kuralları uyarınca hükümranlık haklarına sahip olduğumuz denizlerde bu hak ve yetkilerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın genel sorumluluğu dışında kalanlarının kullanılması, deniz yolu ile yapılan kaçakçılığın önlenmesi, işlenmesi ve suçlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması ile ilgili esas ve yöntemleri düzenlemektir.”

Sahil Güvenlik Komutanı, tümamiral rütbesinde bir general olup; Deniz Kuvvetleri Komutanının lüzum göstermesi, Genelkurmay Başkanının teklifi, İçişleri Bakanının inhası ve Cumhurbaşkanının imzalayacağı kararname ile atanır. Komutan, hizmet ve görev yönünden İçişleri Bakanına bağlı olmasına rağmen, birinci sicil amiri Genelkurmay Başkanıdır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, Ankara’daki karargahı dışında karargaha bağlı dört ana ast bölge komutanlıkları ile iki grup komutanlığından oluşmaktadır. Bölge komutanlıkları şunlardır:

a. Karadeniz Bölge Komutanlığı (SAMSUN)
b. Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı (İSTANBUL)
c. Ege Denizi Bölge Komutanlığı (İZMİR)
d. Akdeniz Bölge Komutanlığı (MERSİN)

Bölge Komutanlıklarının dışında Antalya ve Marmaris’te birer grup komutanlığı bulunmaktadır. Ayrıca ikmal desteği sağlamak üzere Büyükdere/İstanbul’da sahil güvenlik ikmal destek komutanlığı da mevcuttur. Sahil Güvenlik Komutanlığı söz konusu teşkilat yapısı ve kuruluş amacı doğrultusunda (7.478) kilometrelik kıyı, (76.603) kilometre karelik karasuları ve (154.521) kilometre karelik Karadeniz Münhasır Ekonomik bölgesini içine alan (347.000) kilometre karelik bir alandan sorumlu olarak görev yapmaktadır.

Sahil güvenlik teşkilatı bünyesinde görev yapan amiral, subay ve astsubaylar ile erbaş ve erler Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kadrolarından temin edilmekte olup; bu kadrolarda görev yapan subay ve astsubayların atamaları, Sahil Güvenlik Komutanının da görüşü alınmak suretiyle TSK Personel Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. Teşkilata alınan sivil memur ve işçilerin atamaları genel hükümlere göre Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır.

Teşkilat bünyesinde görev yapan askeri personelin hizmet gerekleri veya sağlık ve diğer nedenlerden dolayı görev ve hizmet yerlerinin değiştirilmesi Sahil Güvenlik Komutanının teklifi üzerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca yapılır. Teşkilat personeli kanun ve tüzükle belirlenen görevlerini Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununa uygun olarak kendi emir ve komuta zinciri içerisinde yaparlar. Şayet görevlerini yaptıkları sırada acil ihtiyaçları ortaya çıkarsa, ihtiyaçlarını askeri ve mülki makamlara bildirirler ve ilgili askeri ve mülki makamlar tarafından imkanlar ölçüsünde gerekli yardım yapılır.

Sahil Güvenlik Komutanlığının bütçesi İçişleri Bakanlığı bünyesinde ve bakanlık bütçesinden ayrı olarak düzenlenmekte olup; Sahil Güvenlik teşkilatının ihtiyaç duyduğu silah, cephane ile araç ve gereçler Deniz Kuvvetleri Komutanlığı standartlarına göre İçişleri Bakanlığınca onaylanan bir plana göre kendi bütçesinden karşılanır. Sahil Güvenlik Komutanlığının kendi imkanları dışında kalan bakım, onarım ve tadilat hizmetleri öncelikle Milli Savunma Bakanlığı’nın onarım ve bakım tesisleriyle birlikte yapılır. Ancak bu hizmet bedelleri Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesinden karşılanır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde komutan dışında bir tuğamiral kadrosu bulunmakta olup; görevli amiral subay ve astsubaylar ile sivil personel özlük hakları itibariyle kendi özel Kanunlarına tabidir. Eratın harçlık ve gündelikleri deniz kuvvetlerindeki emsallerine göre belirlenir ve aynı esaslar üzerinden ödenir.

Sahil güvenlik teşkilatı personelinin disiplin hukuku çerçevesinde cezalandırılmaları kendi amirlerine ait olup; işledikleri disiplin suçları nedeniyle haklarında 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu hükümleri tatbik edilir. Personelin askeri suçları ile asker kişiler aleyhine veya askeri yerlerde veya askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı haklarında 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu uygulanır.

Sahil güvenlik teşkilatının görevleri askeri, adli ve idari olmak üzere üçe ayrılır. Kanun ile belirlenen görevlerinin hangilerinin adli ve idari olduğu hususu, 16.07.1985 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen “Sahil Güvenlik Komutanlığının Adli ve İdari Görevlerine İlişkin Tüzük” te ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Sahil güvenlik personelinin idari görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı haklarında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Adli görevin yerine getirilmesi esnasında işledikleri suçlardan dolayı teşkilat personeli hakkında doğrudan doğruya Cumhuriyet savcılarınca soruşturma yapılır. Ancak birlik komutanları adli görevlerinin ifası sırasında işledikleri suçlardan dolayı Hakimler ve Savcılar Kanununa tabi olup; haklarında soruşturma açılması Adalet Bakanlığı’nın iznine bağlıdır.

Sahil güvenlik teşkilatının askeri görevleri, savaş halinde ve olağanüstü hallerde Genelkurmay Başkanının isteği üzerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde icra ettiği görevlerdir. Bunun yanı sıra Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca planlanan eğitim ve tatbikatlardaki görevleri ile deniz, kara ve hava kuvvetlerine bağlı birliklerin deniz üzerinde icra ettikleri tatbikat ve eğitimleri esnasında, sahil güvenlik tarafından arama, kurtarma ve deniz emniyetinin sağlanmasına ilişkin görevleri de askeri görev kapsamındadır.

Sahil güvenlik, adli görev anlamında idari görevlerini yerine getirirken, suç işlendiğini tespit ederse, bunlarla ilgili tutanak tutar, delilleri tespit eder, toplar, muhafaza eder, sanıkları ve suç delillerini yetkili ve görevli Cumhuriyet savcılığına teslim eder. Suçun denizde başlayıp karada devam etmesi halinde yetkili kolluk müdahale edinceye kadar suç delillerinin kaybolmasını ve suçluların kaçmasını engeller. Sahil Güvenlik, görev sahası içerisinde adli kollukla ilgili suça rastlaması veya böyle bir suç ihbarı olması veya bu suçların karada başlayıp denizde devam etmesi hallerinde suçun araştırılması ve suçluların yakalanması konusunda diğer kolluk güçlerine yardım ederek gerektiğinde bu suçlara el koyar ve suçluları yakalayıp Cumhuriyet savcılığına teslim eder. Adli görevlerin ifası sırasında yetkili ve görevli adli makam, en yakın kıyıdaki il veya ilçe Cumhuriyet savcısıdır. Maddi imkansızlık halinde ulaşılabilen ilk kıyıdaki il veya ilçe Cumhuriyet savcısına sanık ve suç delilleri teslim edilebilir. İlgili savcılık gecikmesinde sakınca olan adli işlemleri yaptıktan sonra dosyayı yetkili ve görevli Cumhuriyet savcılığına gönderir.

Sahil güvenlik teşkilatının idari görevleri tüzükte geniş olarak düzenlenmiştir. Sahil Güvenlik, idari görevlerini görev sahası içerisindeki mülki idare amirleri olan vali ve kaymakamların yetki ve sorumluluğunda yerine getirir. Sahil Güvenlik birimlerinin (18) kanun, (32) tüzük ve yönetmelikten kaynaklanan ve yerine getirmesi gereken idari görevleri, Sahil Güvenlik Tüzüğünün (2.) ve (3.) maddelerinde özetle şu şekilde düzenlenmiştir:

“- Sahil ve karasularını korumak,

- Denizlerde can ve mal güvenliğini sağlamak,

- Milli ve milletlerarası hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak,

- Sahil güvenliğin sorumluluk alanına bırakılan yerlerde milli çıkarlarımızı korumak,

-Deniz yoluyla yapılacak kaçakçılık eylemlerini önlemek, izlemek, suçluları yakalamak ve gerekli işlemleri yapmak,

- Milletlerarası Sularda Arama Kurtarma Sözleşmesinin öngördüğü düzeyde arama-kurtarma görevlerini yapmak,

- Karasularımıza giren mültecileri silah, mühimmat ve diğer savaş araçlarından arıtmak ve gerekli makamlara teslim etmek,

- Deniz ve kıyılarda görülecek başıboş mayın, patlayıcı madde ve şüpheli cisimleri yok etmek,

- Deniz seyir yardımcılarının ilgili hükümlere göre çalışma durumlarının yetkili kuruluşlarca konan deniz engelleri ile batık işaretlerinin sürekliliğini izlemek, görülen aksaklılıkları ve noksanlıkları ilgililere bildirmek,

- Yerli ve yabancı gemilerin telsizlerinin ve kullanışlarının Telsiz Kanunu ve milletlerarası anlaşmalara uygun olup olmadığını kontrol etmek,

- Limanlarımıza gelen ve ayrılan gemileri ve yüklerini kontrol etmek, sağlık belge ve vizelerinin bulunup bulunmadığını denetlemek,

- Deniz askeri yasak bölgeleri ile güvenlik bölgelerine giren gemilerin her türlü çalışmalarını denetleyerek bu sahaların film ve fotoğraflarının çekilmesi, harita ve krokisinin yapılması gibi eylemlere derhal el koymak,

- Sualtı dalışlarına yasaklanan sahalara yapılan her türlü sualtı çalışmalarını denetlemek,

- Deniz emniyet bölgelerinde yapılan her türlü taşımacılıkta kullanılan deniz araçlarının kabotaj ve yük beyannamelerini incelemek, şüpheli görülenlerde arama ve inceleme yapmak,

- Gümrük idaresi bulunmayan kıyılara izinsiz yanaşan kara veya diğer deniz araçlarıyla ilişki kuran deniz araçlarında arama yapmaktır.”

Sahil Güvenlik Komutanlığı, barışta görev ve hizmet yönünden İçişleri Bakanlığına bağlı olmasına rağmen, taşra teşkilatındaki Sahil Güvenlik birimlerinin vali ve kaymakamlarla ilişkileri ve bağlılıkları ne 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu ne de Sahil Güvenlik Komutanlığının İdari ve Adli Görevlerine İlişkin Tüzükte düzenlenmemiştir. Bu durum sahil güvenlik teşkilatının, öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri kadro yapısı ve kuruluş teşkilatı içerisinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ancak 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre vali ve kaymakamlar, emniyet ve asayiş ile önleyici kolluk hizmetlerinin yerine getirilmesinden mülki sınırları içerisinde, birinci derecede sorumlu olmalarının yanı sıra; memleketin sınır ve kıyı emniyetini ve sınır ve kıyı emniyetiyle ilgili bütün işlerini yürürlükte bulunan hükümlere göre sağlamak ve yürütmekle de sorumludurlar.

Bölge komutanlıklarında görev yapan sahil güvenlik personelinin özlük hakları, izin, sicil ve disiplin hukuku açısından vali ve kaymakamlarla hiçbir bağlılığı bulunmamaktadır. Genel idari kolluk olmasına rağmen, asayiş saatine katılma zorunlulukları da bulunmamaktadır. Bu yapısı itibariyle Sahil Güvenlik Teşkilatı, nevi şahsına münhasır, askeri bir teşkilat olarak idari görevlerini yerine getirmektedir.

Bununla birlikte, sahil güvenlik personelinin kanun ve tüzükte belirlenen idari görevlerini yerine getirirken görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle yargılanmaları, 4483 sayılı Kanuna tabidir. Bu nedenle taşrada görev yapan sahil güvenlik personeli açısından ön inceleme yapma ve soruşturma izni kararı vermeye yetkili merci, görev yapılan idari sınırlara göre vali veya kaymakamlardır. Vali ve kaymakamlar, sahil güvenlik personelinin idari görevleri nedeniyle işledikleri suçlar hakkında, soruşturma izni kararı vermedikleri sürece, Cumhuriyet savcıları tarafından sahil güvenlik personeli hakkında doğrudan doğruya soruşturma yapılamaz. Ancak, usulüne göre verilmiş ve kesinleşmiş soruşturma izni kararı veya soruşturma izni verilmemesi kararının, itiraz üzerine bölge idare mahkemesinde bozulması halinde, sahil güvenlik personeli hakkında idari görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı Cumhuriyet Savcılıkları tarafından hazırlık soruşturması yapılabilir.

Sahil güvenlik personeli görevlerini yerine getirirken, ortaya çıkan acil ihtiyaçlarının karşılanmasını görev yaptıkları idari sınırlar içerisinde vali ve kaymakamlara bildirirler. Vali ve kaymakamlar yetki ve imkanları ölçüsünde gerekli yardımı yaparlar. Sahil güvenlik personeli suçun denizde başlayıp karada devam etmesi yada suçluların karaya geçmesi hallerinde görevlerini, yetkili kolluk birimleri gelinceye kadar devam ettirirler ve durumu vali ve kaymakama bildirirler.

Sahil güvenlik personeli kanunla öngörülen idari görevlerini, görev yaptıkları idari sınırlar içerisindeki mülki idare amirleri ile (ilgili Kanunun tabiriyle) “işbirliği, karşılıklı yardım ve koordinasyon yapmak” suretiyle yerine getirirler. Ancak buradaki “işbirliği ve karşılıklı yardımdan” ne anlaşılması gerektiği, 2692 sayılı Kanun ve bu Kanuna istinaden çıkartılan tüzükte açık olarak belirtilmemiştir. Yine mülki idare amirleri ile sahil güvenlik personeli arasındaki bağlılık ve idari görevlerin nasıl bir hiyerarşik düzen içerisinde yerine getirileceği belirsizdir.

Bununla birlikte 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre vali ve kaymakamların idari sınırlar içerisinde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amirleri olması ve Devletin genel ve özel kolluk teşkilat amir ve memurlarının vali ve kaymakamlar tarafından verilen emirleri derhal yerine getirmekle yükümlü olmaları nedeniyle, vali ve kaymakamların İl İdaresi Kanunundan kaynaklanan yetkilerine, sahil güvenlik teşkilat ve personeli üzerinde de sahip oldukları söylenebilir.

Sahil güvenlik personeli, birinci derece deniz askeri yasak bölgelerine sığınan deniz araçlarının durumunu, sığınma nedenlerini, uluslararası sığınma işaretlerini gösterip göstermediklerini, vali veya kaymakamlara bildirir; kalmasına izin verilmeyen aracın yasak bölgeyi en kısa sürede terk etmesini sağlar ve gerekli güvenlik tedbirlerini alarak bu konularda vali ve kaymakamlarla işbirliği yapar. Yine sahil güvenlik personeli deniz araçları ile yapılan hayvan taşımalarında menşei şahadetnamesi ve veteriner sağlık raporu bulunup bulunmadığını inceler ve incelediği deniz araçlarında bulaşıcı ve salgın hayvan hastalığı veya nedeni bilinmeyen hayvan ölümü gördüğü veya haber aldığında görevli vali ve kaymakama veya en kolay ulaşabileceği mülki idare amirine haber verir.

Sonuç olarak; Devlet kolluğu olan genel idari kolluğun üçüncü unsurunu, sahil güvenlik teşkilatı oluşturmaktadır. İçişleri Bakanlığına bağlı bir kolluk teşkilatı olmasına rağmen, sahil güvenlik teşkilatının vali ve kaymakamlar yönünden hiçbir bağlılığı bulunmamaktadır. Sahil güvenlik teşkilatının, sivil idareye bağlılığı ve mülki idare amirleri ile olan ilişkileri jandarmanın da gerisindedir.

Sahil güvenliğin kendine özgü yapısı ve tamamen askeri bir teşkilat olması, mülki idare açısından sahillerimiz, karasularımız ile iç sularımızda önleyici kolluk hizmetlerinin icrasındaki verim ve etkinliği azaltmaktadır. Bu nedenle sahil güvenlik teşkilatının kanuni düzenlemeyle Jandarma Genel Komutanlığına bağlanması ve görevlerinin jandarmaya devredilmesi, önleyici kolluk hizmetlerinde etkinliği artıracak ve genel idari kolluk alanındaki çok başlılığı azaltacaktır.

Aynı şekilde yapılacak düzenlemeyle deniz sahilleri, boğazlar ve limanlarda, emniyet ve asayiş hizmetlerinin deniz polisi adı altında polis teşkilatı tarafından yürütülmesi de bu kapsamda değerlendirilmelidir.

kaynak: