Merhaba



23 Ekim Pazar günü öğleden sonra radyodan Van’da bir deprem olduğu haberini duyar duymaz yüreğim sıkıştı. Ne yapmalı, ne yapabiliriz diye düşünedururken Asilder‘den yardım için gönüllü arandığına dair haber aldım.

Türkiye İzcilik Federasonu‘na bağlı faaliyet sürdüren Asilder’de kayıtlı oymakbaşı olduğumuz için bizlere aynı gün çağrı ulaştırılmış ve gönüllüler tesbit edilmişti.

Ankara’dan 30 kişilik bir ekip olarak Van Erciş’e gittik. Orada kaldığımız ve yaşadığımız dört günü sayfalar dolusu yazabilirim. Her saniye, attığımız her adım, konuştuğumuz her kişi ayrı bir dünya göründü bana, ayrı bir ders, ayrı bir ibret verdi.

GÖZLENEN KARDEŞLİK

Gerek Ankara Esenboğa havaalanında gördüğümü manzara ve telaş, gerek Erciş’e vardığımızda gördüklerimiz ‘kardeşlik’den başka bir kavramla izah edilemez.

Kamu görevlilerinden de olsa gidenlerin gayreti, enkaz kaldırma çalışmalarındaki cansiperane çalışması, yardım dağıtma çalışmaları, gelen yardımlar gerçekten göz yaşartıcı idi. Depremin üzerinden daha 24 saat geçmişken ihtiyaç olabilecek herşeyin çok farklı kanallardan da olsa gelmiş olması bu konuda iyi bir başarı örneğiydi. Kardeşlik başarı ile tescil edildi. Bunu söyleyen ben evet Kürd’üm. Türk kardeşlerimiz başta olmak üzere Türkiye’de yaşayan tüm kardeşlerimiz ülkenin dört bir yanında Erciş’e koşmuş.

81 ilden ayrı ayrı yardım ekipleri, ayrı yarı kamyonlar ve yemek çadırları geldiğini söylesem abartmış olmam.



ENKAZ KALDIRMA

Enkaz kaldırma çalışmalarında bizzat çalıştık. Arama kurtarma eğitimi almış olan lider arkadaşların özellikle bu konuda uzmanlaşmak isteyenlerin şunu bilmesi gerekiyor ki zor bir görev enkazda arama kurtarma, ama her şeye rağmen büyük bir sorumluluk gerektiren yüce bir görev.

Ülkemizin arama kurtarma ekipleri açısından da kemmiyet açısından çok mesafe katettiğini söylemem gerekiyor. Pazartesi günü gördüğümüz manzara şuydu: Her ilin sivil savunma müdürlükleri içinde bir arama kurtarma timi bulunuyor. Ayrıca yine her ilimzde kiminin adı AKUT kiminin adı MAKUT (Şaka değil gerçekten de kısaltması MAKUT olan Meşale Arama Kurtarma ekibi ile birlikte çalıştık ) olmak üzere sivil gönüllü dernekler ekipler kurmuşlar, eğitimler almışlar, techizatlar, aletler hazırlamışlar. Deprem olur olmaz çoğu talimat beklemeden hemen araçları ile yola çıkmış ve gelmişler.

Her enkazın başında 2 veya 3 ekip birlikte ve nöbetleşe çalışıyordu. Sayıca çok olmasına rağmen keyfiyet (nitelik) olarak gelişmiş olduğumuz söylenemez.



Bazı ekiplerde olmasına rağmen çoğu ekipte olmayan bazı teknik donanımlar enkazda arama kurtarma çalışmalarında çok yarar sağlıyor.

Sismik ses dinleme cihazları enkaz altında canlı olup olmadığını tesbite yarıyor. eğitimli köpekler aynı görevi görebiliyor. Çok küçük deliklerden enkaz altına gönderilerek görüntü alınabilen cihazlar yine çok faydalı oluyor. Bu donanımların çok az ve yetersiz olduğu veya hiç olmadığını gördük.

Enkazı kaldırırken de beton kesme cihazlarının olmayışı, klasik hıltı denilen titreşimli aletlerle beton kırılıp delik açılmaya çalışılması bazen riskli durumlar oluşturabiliyor.

Yine ekiplerin çoğunda beton blokları kaldırmaya yarayan destek elemanları bulunmuyor, çevreden buldukları odunlarla destek oluşturmaya çalışıyorlar. Çoğu zaman beton blokları basit kepçeli iş makineleri vasıtasıyla kaldırmaya çalışıyorlar ki bu sırada enkaz altındaki canlı olanlara zarar verme riski yüksek.



SAĞLIK ACİL KURTARMA HİZMETLERİ

Bizim de bulunduğumuz çadırkent bölgesinde kapalı spor sahası sahra hastanesine dönüştürülmüş. Burada da her ilin sağlık müdürlüklerine ait bir veya iki ambulansı görebiliyor.

UMKE kısaltması ile Ulusal Medikal Arama Kurtarma ekipleri görebildiğimiz kadarı ile oldukça donanımlı ve hızlı müdahale edebiliyorlar. Her enkazın başında birkaç ambulans içindeki personeli ile 24 saat bekliyor, ayrıca hastane çevresinde onlarca ambulans yedek bekliyor.



Acil yaralılar için görev yapan helikopter ambulanslar da sağlık hizmetine bir artı puan katıyor. Bütün bunlara rağmen enkazdan sağ çıkan bir gencimizin Erzurum yolunda vefat etmesine üzüldük ancak burada bir yanlış yönlendirme veya yanlış teşhis konulduysa tıp çalışma alanında benzer hataların her gün yaşandığını söylemek lazım. Kaldı ki afet bölgesindeki telaşta olay normal gibi görünüyor. Yine de burada ihmal olup olmadığı araştırılmalı.

YARDIMLARIN YAĞMA EDİLMESİ

Yardımların, özellikle çadırların yağma edilmesinin faturası Kızılay’a kesildi. PKK’nin bilerek insanları yönlendirip proveke ettiği söylendi. Bu doğru olabilir. Bu ihtimal olmasa bile fırsatçı insanların her yerde olabileceği unutulmamalı.

Kızılay çadırlarını alıp satan kimselerin olabileceği, yardım dağıtmanın her detayı ile organize edilmesi gerektiği yöneticiler tarafından bilinmeliydi.



Bölgedeki riskler belliydi, tedbir alınarak, iyi organize edilerek hazırlıklı olunsaydı bu manzaralar görülmezdi. Bu konuda kızılay ekipleri ile birlikte soba dağıtma çalışmalarına katıldığımız için biliyorum. İyi planlandığı zaman gayet medenice ve sorunsuz dağıtım yapılıyor.



Erciş’te hasar görsün görmesin hiç kimse evlere, binalara girmiyor. Oradan ayrıldığımız Perşembe günü de durum buydu. Böyle olunca herkese yetecek kadar çadır kurmak oldukça zor hale geliyor. Hasar görmemiş ve hasar görmeyeceği düşünülen kamu binaları hızlıca organize edilip barınma imkanı oluşturulabilirdi.

Nasıl kapalı spor salonu hastane haline getirildiyse, okul binası, konferans salonları birkaç günlük barınma imkanı sunabilirdi.

Ayrıca insanların bir kısmı oluşturulan çadırkentlere gidip yerleşmek istemiyor. Bir çadır alıp kendi evinin sokağına kurmak istiyor. Yağma görünüleri de bu sebeple ortaya çıkıyor.

NE YAPMALI?

Deprem bölgesinde bulunup, birkaç gün arama kurtrma ve yardım faaliyetlerine katılınca buradan ne ders aldık ve ne yapalım diye herkes soruyor bana.

Deprem sözkonusu olunca ilk ve en önemlisi binaların dayanıklılığı. Bu da ilgili uzmanlar eliyle önceden testlerle, örnekler alınarak tesbit edilebiliyor.

Müteahitler kadar apartman yöneticilerinin de bu konuda duyarlı olup kendi binasını test etmesi ve varsa riskli bir durum güçlendirme yapması gerekiyor.

Hasarlı veya riskli binalarda kesinlikla kalmamalı ve boşaltılıp yıkılması sağlanmalı. Bu konuda başbakanımızın son çıkışı da bize ışık tutmalıdır.

Deprem çantamızı hazırlamalı ve her an elimizin altında bulundurmalıyız. İmkanı olanların bu çantanın yanında bir çadır da bulundurması faydalı olacaktır. Deprem sonrası kendi imkanları ile de olsa hemenb arınma ihtiyacını giderecektir.

Arama Kurtarma eğitimi alabilen yaşı ve sağlığı müsait kimselerin bu eğitimleri almaları, gerektiğinde gönüllü görev alabileceği derneklerde organize olmaları gerekiyor. Bu çalışmalar gönüllü olarak yapılınca hakkıyla yapılabiliyor. Bölgede gördüğüm ve görüştüğüm sivil savunma müdürlüğü personeli ile gönüllü dernek üyeleri arasında ciddi fark vardı.

Deprem bilinçlendirme eğitimleri her fırsatta tekrarlanmalı ve belki de sadece deprem değil genel oalarak afet zamanlarında ne yapılacağı, nasıl davranılacağı konusunda eğitimleri sürekli verilmeli ve güncellenmelidir.

Özellikle deprem bölgesinde en pratik ulaşım aracı bisiklettir. Çocuklarımıza, izcilerimize bisiklet kullanmayı özendirmeli ve her evde bir bisiklet bulundurmalıyız.

İletişimin çöktüğü zamanlarda çok işe yarayan amatör telsizciliği en azından meraklı bazı kimselerin yapması ve bu gibi afet zamanlarında hemen bölgeye gidip yardım etmeleri gerekiyor. Gerçi GSM teknolojisindeki gelişmeler bazen bunu anlamsız gibi gösterse de ilk saatlerde GSM şebekeleri de tamamen çökebiliyor.

Komşularla sıkı bağlar oluşturmak yine afet zamanlarında bir artı olarak önümüze çıkıyor. Bir binanın enkazında kimsenin olup olmadığı nasıl tesit ediliyor dersiniz? Komşular birbirinden haberdar iseler ve yan komşuları için kesin ifadeler kullanarak ‘onlar evdeydi. Şimdi telefona cevap vermiyorlar. Kesin enkazdadır’ diyebiliyorlarsa o enkaz saatlerce bazen günlerce kazılıyor.

Ama komşular tam bilmiyorlar, o evde kimse var mıydı, yok muydu gibi şüpheli sözler sarfediyorsa, birinin bu evde iki kişi yaşıyordu dediğine başka bir komşu o geçen hafta taşındı gibi çelişkili ifadeler kullanıyorsa arama kurtarma ekipleri de tereddüt yaşıyor ve bazen bu söylendi ve şüphleri ikinci plana atabiliyorlar.

Ölüme her zaman hazırlıklı olmak; ‘deprem çantası’ gibi ‘ahiret azığı çantası’nı da hazır etmek gerekiyor elbette.

Van Ercis'te Depremin Ögrettikleri | netpano.com - Haber sitesi