1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 18
  1. #1
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    DENİZLER'i Anıyoruz

    DENİZLER'i Anıyoruz



    6 Mayıs 1972'de üç yiğit devrimci, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, daracağında can verdiler.

    İdam edilişlerinin 38'inci yılında Denizler'i saygıyla anıyoruz.

    Türkiye'nin yiğit devrimcilerinin anıları mücadelemizde yaşıyor...

    Emperyalizm esaretine karşı direnen ve bu mücadelede yaşamlarını yitiren devrimcilerimizin anısına sizler de resim veya yazı ekleyebilirsiniz..

    .
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  2. #2
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    «— Yaşasın, Türk Halkının bağımsızlığı!. Yaşasın, Marksizmin ve Leninizmin Yüce İdeolojisi!. Yaşasın, Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi, kahrolsun emperyalizm!..»

    son mektup



    Baba,

    Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

    Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

    Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

    Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

    Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.

    Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

    Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

    Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

    Oğlun Deniz Gezmiş
    6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi

  3. #3
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Denizler için Dolmabahçe'de miting

    TKP'li öğrenciler yarın "Üç Fidanı" Dolmabahçe'de Denizlerin ABD askerlerini denize döktükleri yerde anmaya hazırlanıyorlar.

    Türkiye Komünist Partili Öğrenciler tarafından basına iletilen duyuruda, " 'Üç Fidan'ı, Yankiyi denize döktüğümüz yerde anıyoruz" denildi.

    Yarın saat 16.00'da Galatasaray Lisesi önünde toplanılarak Dolmabahçe'ye gidilecek ve orada Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının anısına bir miting gerçekleştirilecek.

    Duyurada, "6 Mayıs 2010 Perşembe günü, devrimci gençlik liderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilişlerinin 38. yılında Dolmabahçe'ye yürüyoruz" denilerek mitinge değerli sanatçıların şarkıları, şiirleri ve konuşmalarıyla destek olacakları belirtildi.

    ********************************

    Kocaeli Üniversitesi'nde 6 Mayıs anması

    Emek Gençliği, Gençlik Muhalefeti, Öğrenci Kolektifleri ve TKP'li Öğrenciler, Kocaeli Üniversitesi'nde Denizler'i anma etkinliği düzenleyecek.

    Dört gençlik hareketi, 5 Mayıs Çarşamba günü saat 12:00'de Umuttepe Yerleşkesi'ndeki yemekhane önünde toplanarak başlatacakları etkinliği, 13:00'ten itibaren Nâzım Hikmet Amfisi'nde sürdürecekler.
    Etkinlik programında müzik ve şiir dinletisi, siyasi sunumlar ve bir forum yer alıyor.

    Etkinlik için bugün üniversitede dağıtılan bildiride "6 Mayıs'ta Denizler için matem tutmuyoruz.
    Onları mücadelemizde, emperyalizme, gericiliğe, faşizme, AKP'ye karşı mücadelemizde yaşatıyoruz .
    Emperyalizm AKP eliyle ülkemizi teslim almaya çalışıyorsa eğer, bizde Deniz Gezmiş'ler ve arkadaşları olarak bu kuşatmaya bir set çekiyor ülkenin dört bir yanına umut tohumları ekiyoruz"
    denildi.

    haber.sol.org
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  4. #4
    Tecrübeli Üye aslnyrkli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    267
    Rep Gücü
    14124
    Daragacına gıdıyorum adım adım
    Gerıde duslerım
    Gerıde dusuncelerım
    Gerıde umutlarım

    Bedenım bırazdan yok olacak burada
    Ama dusuncelerım sonsuza dek yasayacak
    Yok edemeyeceksınız onları
    Yok edemezsınız bızden arta kalanları

    Daragacına gıdıyorum adım adım
    Uzerımde en sevdıdgım elbıse
    Ayaklarımda postallarım
    Bır elımdesıgara bır elımde demlı cayım

    Daragacına gıdıyorum adım adım
    Kulagımda en sevdıgım sarkı
    Yuregımde ozgurluk cagrısı
    Kalbımde askın ayrılık acısı

    Hanı bır saır dıyor ya
    Agır agır cıkacaksın bu merdıvenlerden dıye
    Bende oyle yapıyorum
    Yanı agır agır cıkıyorum

    Onların hıc bır dedıgını yapmayacagım
    Ne gomlegı gıyecegım
    Ne degozumu baglatıcam
    Kımse dokunmasın bana
    Boynuma ıpı kendım takıcam

    Kımse dokunmasın bana
    Ihtıyacım yok boyun egen ınsanlara
    Ihtıyacım yok
    Cebı ıcın ulkesını satanlara
    Baskaldırmasını bılmeyen ınsanlara
    Ihtıyacım yok

    Artık ıdam vaktı geldı
    Ansızın cektıler sandalyemı
    Sanıyorlarkı hersey burada bıtmıs
    Ama bılmıyorlarkı

    Benım adım DENIZ GEZMIS

    Önder Keskin

  5. #5
    Tecrübeli Üye aslnyrkli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    267
    Rep Gücü
    14124
    O gün erken doğdu kıpkızıl güneş, 6 Mayıs günü üç darağacı…





    Yaşamlarını emekçi halkların kurtuluşuna adayan darağacındaki üç fidan’ın giderken söyledikleri son sözlerini hatırlayalım.


    O gün erken doğdu kıpkızıl güneş, 6 Mayıs günü üç darağacı…
    O gün erken doğdu kıpkızıl güneş
    Altı mayıs günü üç darağacı
    Dağların başında tutuştu ateş
    Altı mayıs günü üç darağacı

    Toplandı katiller okundu ferman
    Dalgalandı DENİZ, kükredi ARSLANÇoktan bu ölüme hazırdı İNAN
    Altı mayıs günü üç darağacı

    Çorak topraklarda tohum saçtılar
    Ne korktular ne kavgadan kaçtılar
    Gülerek ölüme kucak açtılar
    Altı mayıs günü üç darağacı

    Son bir defa haykırdılar dünyaya
    Devam edin devam edin kavgaya
    Cellat tekmeyle vurdu sehpaya
    Altı mayıs günü üç darağacı

    Zamani’yim kırılacak bu çarklar
    Zulüm yok olacak kurtulur halklar
    Asırlar geçse de anılacaklar
    Altı mayıs günü üç darağacı

    ZAMANİ

    Bu coğrafyada ender yetişen üç devrimciyi; DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN ve HÜSEYİN İNAN’ı aramızdan ayrılışlarının38. yılında bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz.

    Yaşamlarını emekçi halkların kurtuluşuna adayan darağacındaki üç fidan’ın giderken söyledikleri son sözlerini hatırlayalım.

    DENİZ GEZMİŞ: Yaşasın tam bağımsız Türkiye!

    Yaşasın Marksizm – Leninizm!

    Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!

    Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!





    YUSUF ASLAN: Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için, bir defa, şerefimle ölüyorum.
    Sizler, bizi asanlar, ********liğinizle her gün öleceksiniz!

    Bizler halkımızın hizmetindeyiz, sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!

    HÜSEYİN İNAN: Ben, şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım.

    Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler.

    Kahrolsun faşizm!

    12 Mart darbesinin faşist hâkimlerinden, Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı tuğgeneral Ali ELVERDİ tarafından onaylanan idam kararı, 6 Mayıs 1972 sabahının seherinde uygulandı. Onlar darağacına giderken inandıkları düşünce uğruna ölüme gitmekten asla korkmadılar, pişman olmadılar ve bunu haykırdıkları sloganlarla bir bir gösterdiler bize.

    Toplumsal muhalefet güçlerine gözdağ vermek amacıyla idam kararını verdiğini açık bir şekilde ifade eden faşist hakim, ‘idamları ibret-i müessese olmuştur. Onlar asıldıktan sonra hadiseler durmuştur’ diye açıklama yapıyor. Oysa her 6 Mayıs’ta kör gözler görüyor, yüzlerin, binlerin, onbinlerin ‘DENİZ OLUNMALI’ şiarıyla Karşıyaka Mezarlığına aktığını…

    DENİZ, YUSUF ve HÜSEYİN’i 38 yıl önce aramızdan aldılar. Hala sımsıcak anıları, sözleri ve sloganları, tıpkı 6 Mayıs sabahındaki gibi…

    Ya onları aramızdan koparıp alan insanlık düşman ELVERDİ’yi kaç kişi hatırlıyor o günden ve 18 Nisan 2010’da defedildiği günden beri!

    DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN ve HÜSEYİN İNAN’ı bir kez daha sevgi ve özlemle anacaklar sevenleri, dostları ve yoldaşları…

  6. #6
    Tecrübeli Üye aslnyrkli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    267
    Rep Gücü
    14124
    Elbette türkiye’de de en uzun koşuysa devrim
    o, onun en güzel yüz metresini koştu
    ilk o fırladı lüverden en sekmez mermisiynen
    en hızlısıydı hepimizin,
    ilk o göğüsledi ipi...

    acıyorsam sana anam avradım olsun,
    ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!

    Can Yücel

  7. #7
    Tecrübeli Üye aslnyrkli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesaj
    267
    Rep Gücü
    14124
    Mayıs ayı hayatımız gibiydi
    Mayıs, benim için öfke ve direniş ayıdır. Mayıs, benim için hüzün ve yenilgidir.

    Mayıs ayı bitmez. Tam bitecekken yine gelir ve kendisini hatırlatır...

    Mayıs ayı, eve geldiği ürpertici bir gecede, bizim çocukları astılar, diye kesik kesik ağlayan babamdır...

    Bu ülkenin onuru, masumiyeti, direnişi, temiz kalmış son çocukları asılmıştır mayıs ayında, ama mayısın hıncı ve kurbanları bitmemiştir yine de...

    Mayıs ayı, Almanya'nın Köln şehrinde bana sonsuz bir hasretle sarılıp, sen İstanbul kokuyorsun, diyen Atilla Keskin'dir en çok... Çünkü, mayısın bütün öfkesi, direnişi, hüznü, yenilgisi, bitmeyen istekleri ve son kurbanı onda toplanmıştır...

    En sevdiği, canından çok sevdiği insanları hep mayıs ayı içinde yitirmiştir o...

    Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnanla birlikte yola çıkmıştır. Aynı hareketin, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusunun öncüleridir hepsi. Özgürlük ve adalet istemişlerdir. Bağımsız bir ülke ve o ülkede halkların kardeşçe yaşamasını istemişlerdir. Türkiyeyi yerinden oynatmışlardır...

    Halklar inanmıştır bu çocukların haklılığına ve taleplerine. Bir subay olan babam dahi, bir mayıs gecesi, bizim çocukları astılar, diye ağlıyorsa, yeniden geri dönüp o günlere bir kez daha ve derinden bakılmalıdır...
    Ama kırılgandır tarih. İyilikler ve umutlar alınırsa elinden, aklı kötülüğe ve zulme çalışır. Nitekim öyle oldu...
    Yakalandı bizim çocuklar. Askeri mahkemelerde yargılandılar. Kalbi bu çocuklarla olanlar umutlarını ve heyecanlarını korkunun karanlığında gizlediler...

    Askeri mahkemeden 18 idam çıkar... Hakkında idam kararı çıkanlardan biri de Atilla Keskin'dir...
    Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i Mamak Askeri Cezaevi'ndeki ön hücrelere tek tek koyarlar. Belli ki onların idamı kesindir artık. İntihar etmesinler diye de hücrelerindeki lambalar koridora alınmıştır. Hüseyin İnan'ın, yani herkesin benimsediği ismiyle Dede'nin elinde ;Gerilla Savaşı ve Marksizm adlı kitap vardır ve çok az bir zaman sonra idam edileceğine hiç aldırmadan, bütün dikkatiyle okumaktadır... Yusuf Aslanın hücresinin duvarında ise Pir Sultan Abdalın resmi asılıdır. Resimde, Pir Sultan Abdalın boynuna idam ilmeği geçirilmiştir. Tarihin kırılganlığı devam etmektedir...

    Yusuf Aslan bir ara hücresinden arkadaşlarına seslenir: Biz gidiciyiz, bu kesin... Kendinizi sıkı tutmalısınız! Belli ki mapusluk süreci bu kez uzun olacak sizin için. Biz gittikten sonra üstünüze çok geleceklerdir. Kendinize bir uğraş bulun. Bol bol okuyun, hatta ikinci bir dil öğrenmeye çalışın. Yoksa zamanı tüketmeniz kolay olmayacaktır...

    İdamla yargılandıkları halde, birbirleriyle şakalaşmaktan geri kalmayan, ölüme bile güle oynayarak, yaşam sevinçlerinden bir nebze bile yitirmeden giden insanlardır bunlar...

    Hücrelerine dadanan ve yakalayıp Abdürrezzak adını verdikleri bir fareyi kuyruğundan iple asıp, fareden çok korktuğunu bildikleri Yusuf Aslan’ın hücresinin önünde sarkıtan, onu ranzasının en üst noktasına tırmandırıp arkadaşlarından can hıraş feryatlarla yardım istemesine en masum neşeleriyle gülen bu çocukları nasıl unutur ki insan...

    O Yusuf ki, tutuklamalarından birinde polisler bıyıklarına bakıp, bunlar ne biçim bıyık ulan..., diyerek yoldukları için ve başka tutuklanışında polislere bu zevki bir daha tattırmamak için sorgudan önce, kendi bıyıklarını kendisi yolan; o Yusuf ki; elleriyle boğazını sıkıp, dilini dışarı çıkararak, bakın işte, beni astıklarında görüntüm böyle olacak! , diyerek kendi ölümüyle bile alay eden, yaşam dolu ve korkusuz bir insandı...
    Deniz, bambaşkaydı benim için. Herşeyden önce babası Cemil Gezmiş, babamın arkadaşıydı. Kadıköyün, masaları yeşil örtülü, o yoksul esnaf kahvelerinde buluşup, acı çaylar içer, idamların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini konuşurlardı...

    Deniz bambaşkadır benim için. Atilla Keskinin görüş günlerine gelen abisinden Rodrigezin gitar konçertosunu getirmesini istemiştir... Sarıldığım devrimciliktir onunkisi... Hep sevgiden sözeden Che Guevera gibidir.Yaşam sevinci, coşku, espri, hüzün ve duygusallıktır o... Rodrigez, belki de ilk kez onun varlığında, aynı anda yaşama ve ölüme çalmıştır gitarını, son bir kez içilen bir bardak hapishane çayı, son kez ciğerlere çekilen bir nefes sigarayla birlikte...

    Hüseyin İnan ise okur, düşünür ve yorumlar. Hareketin gizli öncüsü odur. Boşa konuşmaz, herkes ona inanma ihtiyacı duyar. Eylemleriyle kanıtlar düşüncelerini. Sakin ve bilgedir. Bu yüzden arkadaşları ona Dede derler...

    Ama dedim ya, kırılgandır tarih, iyilikler ve umutlar alınırsa elinden, aklı kötülüğe ve zulme çalışır...
    Önce Denizi götürürler idam sehpasına; Deniz, masaya çıkmadan önce, orada hazır bulunanlara, bizi cezaevinden yangından mal kaçırır gibi kaptılar, havalandırarak getirdiler; ayakkabılarımızın bağlarını bile bağlamamıza fırsat vermediler; postallarımın bağlarını bağlasınlar; asıldığımda ayağımdan düşmesini istemem, diye bağırır. Sonra gardiyanlar onu masaya çıkartır. Bir gardiyan ilmeği açar, genişletip, boğazından geçirir. Deniz o anda son sözlerini söylemeye başlar: Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyalizm! ..
    Deniz asılırken Yusuf Aslanı getirirler oraya ve Yusuf Aslan oradakilere, duydum Deniz;in sesini, der. Darağacı bu defa onun için hazırlanır. Yusuf çıkar bu defa taburenin üzerine ve son kez şöyle der: Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için, bir defa, şerefimle ölüyorum. Sizler, bizi asanlar, ********liğinizle hergün öleceksiniz! Bizler halkımızın hizmetindeyiz, sizler AmerikanınYaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm! ..

    (İnanın o yılları yaşayan biri olarak, bunları yazmak hiç kolay değil. Yirmi iki-yirmi üç yaşındaki o insanların bu sonsuz cesareti ve inancı karşısında hayranlıkla birlikte, derin bir utanç da duyuyorum. Utanıyorum, çünkü bugün ülkemizin üzerinde Çatlının faşist ruhu dolaşıyor. Utanıyorum, çünkü bu ülkede birçok lisede gençler kendilerine örnek insan diye, Çatlıyı seçmiş. Utanıyorum, çünkü Çatlının ev arkadaşı, iş arkadaşı olduğunu söyleyen birileri, pervasızca ve sanki hiçbir şey olmamış, sanki onca insan boşuna ölmüş gibi, yanıbaşımızda ahkam kesebiliyor...)

    Ve sonra sıra Dedeye, Hüseyin İnana gelir. Sigara içip içmeyeceğini sorarlar. İçmeyeyim, der. Sonra orada bekleyenlere döner ve ayağındaki lastik ayakkabıları göstererek: Söyleyin babama, yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görüp, doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye, üzülmesin. Askeri cezaevinde, ayakkabılarımızı giymemize bile fırsat vermediler. Ayakkabılarım cezaevinde kaldı. Onlara hediyem olsun... Savcı, sözünü kesmek için, sehpaya çık, diye bağırır. Hüseyin İnan, masanın üzerinde, gayet sakin; sabırlı ol, çıkacağım, der. Ve tabureye çıkmadan, masanın üzerinde son sözlerini söyler yüreklice: Ben, şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm! ..

    Diner ağır kapıların ve acımasız kilitlerin gürültüsü... Diner zincir şakırtılarının sesi...1972 yılının 6 Mayısıdır...
    Bir kişi daha götürülse idama bu Atilla Keskin olacaktır. Ama daha başka kimse götürülmez. Son idam edilen Hüseyin İnandır. Ama vasiyeti kalır Atilla Keskinde... İdama, darağacına götürülürken, Hüseyin İnan, can yoldaşından, Atilla Keskinden tek bir şey ister: Eğer birgün kurtulursan bu zindanlardan, eğer birgün özgür olursan, bir sevdiğin olursa ve ondan da bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy
    Ölmeden önceki son isteği budur Dedenin...

    Aylardan mayıstır. Zulüm ve dostluk; inanç ve erken ölüm birbirine karışmıştır, ama unutulmayan tek bir şey vardır: Verilen sözler... İnsanın alnına yazılır. Üstelik aylardan mayıssa ve darağacına giden insanlar en sevgili arkadaşlarsa, dostlarsa, umutlarsa, direnişlerse ve sözkonusu olan, onların son dileğiyse...
    Atilla Keskin, Mamak ve Niğde cezaevlerinde dört sene kaldıktan sonra,1977 yılında yurtdışına çıkar. Kendi gibi yürekli bir kadını sever. Bu kadından bir oğlu olur. Unutmak mümkün müdür o son sözleri: Eğer yaşarsan, eğer bir kadını seversen, eğer ondan bir oğlun olursa, ne olur benim adımı koy...
    Ve dünyaya gelir o çocuk. Hiç şüphesiz, adı Hüseyin İnan olur. Dede İnan...

    Almanyadır gurbetin adı.Aradan yıllar geçer, Hüseyin İnan büyür. Sürgünlük büyür, büyür vatan hasreti, büyür yirmi iki-yirmi üç yaşında asılan yoldaşların özlemi...

    Ve birgün, küçük Hüseyin İnan, spor yaptığı yerden dönerken, sırt çantası yoldan geçen bir kamyona takılır. Tekerleklerin altına sürüklenir birden Dede İnan. Ve o an can verir... Ve ne acıdır ve ne tuhaftır ki, aylardan mayıstır... Oğluna benim adımı koy, diyen yoldaşın adını taşıyan ilk oğlu, ilk gözağrısı yine mayıs ayında alınmıştır Atilla Keskinin elinden. Alınmıştır yaşamdan...

    Mayıs devlet midir? Mayıs öfke ve direniş midir? Mayıs zulüm müdür? Mayıs hüzün müdür? Mayıs, bu ülkenin asılan son masum ve lekesiz çocukları mıdır; kırılan tarih mi, yoksa hayatın ta kendisi midir mayıs? Nedir mayıs? ...

    Masumken ölmüştür Hüseyin İnan, tıpkı ismini aldığı Hüseyin İnan gibi, onun yoldaşları gibiBu yüzden annesi, beyaz bir tabuta konulmalı, diye diretir. Almanyada günlerce beyaz ve küçük bir tabut aranır. Sonunda bulunur o beyaz tabut. İçine Hüseyin İnan konur.İçine Türkiye konur.İçine, bu ülkenin yitip giden masumiyeti, darağacına korkusuzca, hatta güle oynaya giden ve kendi ölümleriyle bile alay eden lekesiz, yiğit çocukları konur...

    12 yaşındaki İnanın arkadaşları, mezara o an üzerlerinde ne varsa, çiçeklerini, kasetlerini, ayakkabılarını, wolkmenlerini, şapkalarını atarlar...

    Ağlamak ayıptır ya devrimciler için, hep içimize akıtırız ya o içimizi dağlayan gözyaşlarınıYüreği avucunda bir şair bozar bu kalpsiz geleneği; Atilla Keskinin en yakın dostlarından şair Nihat Behram bozarBen ağlıyorum ve kimseden izin almıyorum, der... Ve işte o an boşanır gözyaşları... Ve Atilla Keskin, yoldaşları birkaç metre ilerde asılırken ağlamayan Atilla Keskin, tam 21 yıl sonra, ilk oğlu Hüseyin İnanın mezarı başında ağlamaya başlar.

    22 yıldır dönemediği ülkesi Türkiye için, o cesur ve yiğit yoldaşları için, hergeçen gün yokedilen masumiyetler ve inançlar için, kirletilen umutlar için ve bunların hepsini o kısacık, o ceylan ömründe taşıyan ilk oğlu Hüseyin İnan için ağlar. Doyasıya ve katıksız ağlar. Onca yıl, biriktirdiği herşey için, sustuğu ve içine attığı herşey için... Tıpkı babamın, bir mayıs ayında, bir gece vakti eve gelip ve hepimizi uyandırıp, biliyor musunuz, bizim çocukları astılar, diye ağlaması gibi...

    Yine de özlenir hayat, yine de özlenir ne kadar kirlense de Türkiye ve İstanbulVe Atilla Keskin, bana memleket hasretiyle sarılıp, sen de İstanbulun kokusu var, diye gözyaşlarıyla sarılır...

    Bir kere gelenek bozulmuştur. Artık çok şey birikmiştir içimizde. Zehirlenmemek için, ne hissediyorsak öyle olmalıyız ve öyle davranmalıyızdır...

    Ve Nihat Behram,12 yaşında, evine dönerken bir kamyon altında kalan Hüseyin İnan için şu dizeleri okur mezarının başında:

    Acıların sessiz, sözsüz kuşlarını bıraktın şarkılarımıza...
    Ölümlerde ağlanmasın diye ezberlemiştik; senin için ağladık...
    Çünkü, bahar günü yürek taşımanın ölçüsüydü senin için ağlamak...
    Can üstünde parçalamış senin gibi bir çiçeğe ağlanır

    Anladım, mayıs herşeydiÖfkeydi, direnişti, zulümdü, yenilgiydi; o cesur ve yiğit yoldaşlardı, ölümüyle alay eden Yusuf Aslandı, babası üzülmesin diye ayakkabılarını arkadaşlarına hediye ettiğini söyleyen Hüseyin İnan&asılmadan önce son kez dinlenen Rodrigez&in gitar konçertosu eşliğinde içilen son çay ve son sigaraydıbabamın, bizim çocukları astılar, diye kesik kesik ağlamasıydı; Atilla Keskinin, sen İstanbul kokuyorsun, diye bana sarılmasıydı mayıs ayı... Beyaz bir tabutun başında hep birlikte söylenen son dizelerdi...

    Mayıs hayatımız gibiydi. Doyasıya aşık olduğumuz, tekrar tekrar sevişsek de o hep özlediğimiz yere bir türlü ulaşamadığımız, bu yüzden acı çektiğimiz, acı çektikçe hasretle bağlandığımız sevgilimiz gibiydi mayıs ayı...
    Mayıs hayatımız gibiydi...

    Cezmi Ersöz

  8. #8
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesaj
    429
    Rep Gücü
    13045
    denizleri anın ama; kendi gibi düşünmeyeni hava pompası ile ciğerlerine lastik şişirerek şeklinde hava basılarak,öldürülen Dursun Önkuzu olayını unutmayalım. haydi söyleyin bu cinayetle denizin alakası yok deyin!!!

  9. #9
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesaj
    429
    Rep Gücü
    13045
    bende yaşasın diye lafa başlasaydım. ama maalesef: sosyalistler amerikancı ve faşisttirler. ya siz ne kadar tatlı su balığısınız. sizin "sosyalizm insanlığın barış içinde yaşacağı fikir diye sunduğunuz fikir; ne garip tesadüfle doludurki! abazların, kırımlıların, acemlerin, çeçenler v.s. yok olmasına neden oluyor.

    haaaaaaaa! başbakan sözüm ona israile laf ediyor. peki bu halklara neden söz yok?
    size sorum şu;
    sosyalistler bizi köle eden SOSYALİZME neden laf yok!

  10. #10
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Sevgili arkadaşım önce bir sakin ol derin nefes al sonra yakındığın durumu ayrı bir başlıkta aç.

    Burası bir anma sayfası dikkatini çekerim..

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. DENİZLER Ne İstiyordu ?
    SOSYALİST Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 06-05-2014, 08:38 PM
  2. DENİZLER Anısına
    SOSYALİST Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 06-05-2014, 04:03 PM
  3. Uğur Mumcu'yu anıyoruz
    bursali68 Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 24-01-2012, 05:42 PM
  4. Saygı ve rahmetle anıyoruz.
    RABİA Tarafından Mesaj Panosu Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 30-06-2009, 10:12 PM
  5. Rahmetle Anıyoruz...
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 27-05-2008, 02:37 PM
Yukarı Çık