NASIL BİR TMF

Türkiye Motosiklet Federasyonu (TMF) bir Kulüpler BİRLİĞİ ve bu birliğin Yönetim Kurumudur. Ama bugüne kadar bu sıfata ve yönetim becerisine sahip olamamıştır. Kişilerden bağımsız bir kurum kimliğini de kazanamamıştır. Bu olumsuz durumun oluşmasında her şeyi tekeline almak isteyen bir yöneticinin katkısı olduğu kadar, tüm işleri bir insana bırakabilen sistem eksikliğinin payı da büyüktür.

Oysaki TMF; sportif ve sosyal amaçlı motosiklet kullanımının, sürücü haklarının tüm yönleriyle gelişmesi için gereken etkinlikleri; Kulüpleri çoğaltarak, destekleyerek ve kulüplerin gücünü BİRLEŞTİREREK yönlendirmek ve denetlemek üzere TARAFSIZ ve BAĞIMSIZ olması gereken ulusal bir üst kurumdur.

Ayrıca bu tarafsızlığı sağlamak için Dünya’daki tüm başarılı modellerinde olduğu gibi, TMF Yönetim Kurulu’nda yer alan kişilerin sektörel ticari bağlantıları olmamalıdır.

Hedefi, görevleri ve bütçesi giderek büyüyen ve sorumlulukları ağırlaşan bu kurumun sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi için profesyonel DIŞ mali ve hukuki denetime tabii olması zorunludur.

Artan ekonomik zorluklar içerisinde etkinliklerin daha sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi ve geliştirilebilmesi için bu etkinlikler; Amatör ruh korunarak ve sporcularımız kollanarak en kısa zamanda mali açıdan kendini çevirebilir, para kazanabilir hale getirilmelidir.

Bu da Dünya’daki MotoGP, AMA, NBA gibi başarılı örneklerde olduğu üzere; ağırlaşan etkinlik yükünü yerel kurumlara, yani kademeli ve denetimli bir biçimde profesyonelleşen kulüplere ve/veya kulüpler aracılığıyla dış profesyonel yapılara devrederek gerçekleştirilmelidir.

Örneğin: Kurallarını Uluslararası Motosiklet Federasyonu FİM’in koyduğu ve denetlediği, ama düzenlenmesini ihaleye çıkararak profesyonel bir kuruma sattığı (Dorna) ve bu kurumun da her yarış ayağını gidilen ülkenin Ulusal Federasyonu (TMF) denetiminde ve/veya ortaklığında yaptığı MotoGP gibi…
BİLGİ EKSİKLİĞİ olan bir süreç, ne kadar iyi niyetli olunursa olunsun ve ne kadar çok çaba sarf edilirse edilsin tarihin hiçbir döneminde ve Dünya’nın hiçbir yerinde başarıya ulaşamamıştır!

TMF varlığını ve işlevini sürdürebilmek için BİLGİLİ sürücüler ve TECRÜBELİ yöneticiler OLUŞTURMAK zorundadır. Bunun da en ucuz, en verimli, en etkili ve OLMAZSA OLMAZ TEK yolu EĞİTİMDİR! Elbette eğitim derken hem trafik ve sürücü, hem de sporcu ve yönetici eğitimlerini kastetmekteyiz.

Sporumuzdaki ve KULLANIMDAKİ en büyük TEHLİKE sanıldığı gibi sadece tesislerin, yolların yetersizliğinden değil gerek yöneticisi, gerek sürücüsü olsun katılımcıların bilgi EKSİKLİĞİNDEN ve daha da önemlisi bilgi edinme İSTEKSİZLİĞİNDEN kaynaklanmaktadır.

Tıpkı motosiklet ehliyeti edinme sürecinde yaşandığı gibi, sporcu olma ehliyeti (lisans) ülkemizde en kolay ve en sağlıksız bir biçimde edinilen ehliyetlerdendir.

4 Sene boyunca 20 milyon dolarlık bir bütçeye imza atan TMF, altyapı ve eğitime hiç bir ciddi harcama yapmamıştır.

Bilgi EKSİKLİĞİ, artan yönetim hataları ile birleşince; TMF’nin kurulduğu 2004 yılında yaklaşık 350 olan ve 2005, 2006 yıllarında artış gösteren lisans sayısı, 2007’den itibaren düşüşe geçmiş ve 2008 yılında başlangıç seviyesine düşmüştür. Ne acıdır ki en çok kaza ve en büyük kayıplar ise en az yarışçının olduğu bu yıl yaşanmıştır!

Motosikletçiliği ve sporu geliştirmek için çok daha düşük maliyetle yapılabilecek en temel yatırım aracı olarak eğitim çalışmalarında TMF;
o Ulusal ve uluslararası Sürüş ve Yarış Eğitim etkinliklerini desteklemeli ve düzenlemelidir,
o Eğitim çalışmaları yapan Kulüplere daha fazla finansal destek ve TEMSİL olanağı sağlamalıdır,
o TMF elele vermesi gereken ilgili sektörlerle de barışık, katılımcı ve çözümleyici olmak ilkesiyle hareket etmelidir.

Yaklaşık 350 lisansla, sayısı 200’ü geçmeyen sporcularımızın çoğunluğu orta ve ileri yaştadır. Dolayısıyla şu anki haliyle sporumuzun geleceği ‘bireysel keyif ve sınırlı tanıtım’ olmanın ötesine geçememiştir. Bu da altyapı eksikliğinin en önemli göstergelerinden biridir.

Aslında zorunlu olduğu üzere deneyimli yarışçılarımıza antrenör/eğitmen –lisanslı- eğitimi verilerek, deneyimlerini sonraki kuşaklara daha sağlıklı aktarmaları ve antrenörlük/eğitmenlik yaparak gerek kendilerinin, gerekse kulüplerinin gelir elde etmeleri de sağlanmalıdır.

Yarış eğitim ve etkinliklerinde, GELECEĞİMİZ olduğu halde bugüne kadar ihmal edilen ÇOCUKLARA ve GENÇLERE ayrı ve özel bir önem vermeliyiz.

Özellikle çocuklarımız için; Dünya’da motosiklet sporunun temeli olarak kabul edilen motokros, gerek araçlarının gerekse tesislerinin düşük maliyetiyle sporumuzun ülke ve Dünya çapında gelişebilmesi açısından en temel ve EN VERİMLİ yatırımlarından biri olacaktır.

Geleceğimiz olan çocuklarımız için hiç bir şey yapamıyorsak, bir kaç eğitmen getirip her sene ücretsiz eğitim kampı düzenlemek ve başarılı olan çocuklarımızın okul eğitimlerini de desteklemek, MotoGP’yi veya ülkemizden hiç bir sporcunun katılamadığı Motokros Dünya Şampiyonası’nı ülkemize getirmekten daha zor ve daha maliyetli olmasa gerek!

Bu ve benzeri eğitim etkinlikleri bugünkünden çok daha bilinçli sürücüler yaratacağından motosikletteki tehlike oranı düşecektir. Dolayısıyla motosikletçilik, toplum tarafından şu an algılandığı üzere bilgisiz ve gözükara insanların uğraştığı, kendilerine ve başkalarına zarar vermelerinden ötürü yokolmaya mahkum bir azınlık etkinliği konumundan ancak bu şekilde kurtulabilecektir.

Bunların dışında, FİM’in her sene pek çok ülkede düzenlediği spor yöneticiliği eğitimlerini ülkemize daha sık getirmek yine maliyet/verimlilik açısından en önemli gelişim araçlarımızdan biri olacaktır.

Tüm bu süreç boyunca sosyal ve sportif etkinliklerin birbirini destekleyen ve vareden birleşik unsurlar olduğu asla unutulmamalıdır.

Ülkemizdeki sektör kurumları ve TMF bünyesindeki kulüpler arasında, tüm ihmal ve engellemelere rağmen eğitim çalışmaları konusunda ciddi ilerlemeler kaydedilmiş ve bu etkinlikleri daha da ileri götürebilecek bilgi ve donanımlı insan birikimi kişisel çabalarla elde edilmiştir.

Bu birikimi değerlendirmek bile, bugüne kadar ihmal edilen ve engellenen altyapının temel taşlarını oluşturacaktır.

Tüm bu olumlu çalışmalar ancak BİRLİK ve BERABERLİK içerisindeki ŞEFFAF, DEMOKRATİK ve KATILIMCI bir yönetimle gerçekleştirilebilir.


BİZ BU HEDEFLERİ GERÇEKLEŞTİRMEK ÜZERE YOLA ÇIKTIK!


MEHMET BİNLİ

KULÜPLER BİRLİĞİ HAREKETİ ADINA
TMF BAŞKAN ADAYI


SGOR,
Destekliyorum ve