Okumaya basladiginiz oldukca uzun bir yazi.Ancak gerekli birkac dakikalik sabri gosterip de sonuna ulasabilirseniz eger, yillardir cevap aranan bu iki soru hakkinda bazi ipuclari elde edebilirsiniz diye umit ediyorum.

Sorularimiza cevap aramaya baslamadan evvel gerekli birkac nokta var ki oncelikle onlari belirtmeli ve aklinizin bir kenarinda tutmanizi istemeliyim.

İnsanlarin genleri vardir.Bu genler ebeveynlerden cocuklara gecer ve irsiyet denilen kavram meydana gelir.Camialarin da , futbol takimlarinin da ‘insan’ faktorune dayali oldugu dusunulurse ‘takimlarin da genleri vardir’ demek cok da yanlis olmaz.Bu sebeptendir ki Galatasaray , Ankaragucu gibi takimlar ‘kupa beyi’ olarak adlandirilirken Fenerbahce lig usulu yarismaya eliminasyon sistemine gore daha yatkindir.

Dikkat edilmesi gerekilen ikinci husus , gecmis donemler incelenirken ‘zamanin sartlarini ve psikolojisini’ iyi bilmeyi , anlamayi gerektirir.Ornegin 50 sene evvelin Turkiye’sini yorumlarken bugunun kriterlerinden yola cikmak buyuk yanilgilara yol acacaktir.Bir nevi tarihe ‘empatik’ bir yaklasim gereklidir.



ARTIK SORULARIMIZA CEVAP ARAMAYA BASLAYABILIRIZ

Hepinizin bildigi uzere Galatasaray 1905 senesinde , Fenerbahce de 1907 senesinde kurulmus iki kuluptur.Donem Osmanli Imparatorlugu’nun son seneleridir.İstibdat rejimleri ve savaslar arasinda futbol insanlar icin cok da kitlesel olmayan yeni bir ‘eglence’ aracidir.Mantikli bakilacak olursa , o yillarda ve o gunun sartlarinda herhangi bir futbol hatta spor kulubunun kitlesel destegi bulabilmesi icin kulubun olgunlasması ve istikrarli basarilar kazanmasi yani en az 20-25 senelik bir surec gerekli idi.Ya da ....

Iste bu ‘ya da ‘ bolumu biz Fenerbahcelilerin sikca ortaya getirdigi, basta Galatasaraylilar olmak uzere diger takim taraftarlarinin alayla yaklastigi meshur ‘Istanbul’un isgali – Kurtulus Savasi – General Harrington Kupasi’ gunleridir.

Donemin sartlarini anlamak gerek demistik.O yillarin Turkiye’sini (dogrusu Osmanlisini) dusunun.Futbol denen bir oyun hizla yayginlasiyor.Henuz bu oyunla ilgili bir Milli Takim yok.Dunyanin sembolik anlami en kuvvetli sehirlerinden Istanbul isgal edilmis ve bir Turk futbol takimi bildigi tek silahla, futbolla dusmana meydan okuyor.Ve yaptigi yirmiye yakin macin hemen hepsini kazanirken, sehrin ve dolayisiyla ulkenin maneviyatini bozmaya yonelik bu spor faaliyetindeki muhtemel hezimetleri zafere donduruyor.General Harrington Kupasi ile bu muvaffakiyet zirveye ulasiyor.Gene o donem psikolojisini hatirlayin.Sampiyonlar Ligi , UEFA kupasi, Avrupa Kupalari gibi kavramlar yok.Rakip olan her ‘gavur’ takimina karsi alinacak galibiyet savas meydaninda elde edilen zaferler kadar kiymetli ve ses getirici.Bu acidan Fenerbahce elde ettigi basarilar ile bir anlamda olmayan ‘Milli Takim’ boslugunu dolduruyor ve Turkiye’nin ilk ‘kitlesel sevgiye ve destege ulasan takimi’ oluyor.Bu gonul baglama Fenerbahce’nin ‘her zaman en cok taraftara sahip olan takimi’ olma gerceginin en saglam temeli haline geliyor.Daha sonra Kurtulus Savasi sirasinda Fenerbahce Futbol Takimi’nin verdigi sehitler ve kulup binasinin Anadolu’ya silah sevkiyati noktalarindan biri olarak kullanilmasi , Galatasaray ve Besiktas gibi kuluplerin de benzer fedakarliklarina ragmen Fenerbahce’ye olan ulusal sevgiye Anadolu’yu da katiyordu.Genc Cumhuriyetin kurucusu olacak Mustafa Kemal’in kulube ziyareti de bu manada buyuk onem kazaniyor, bir anlamda ulkenin en kudretli insani Fenerbahce’yi resmen ‘taniyordu’.Ve Turk insaninin ‘genleri’ yeni bir mirasin tasiyiciligina basliyordu :’Fenerbahce sevgisi’.

Turk Futbolu’nun bu ilk donemlerinde Fenerbahce cephesinde bunlar olurken, tertiplenmeye baslanmis olan İstanbul merkezli turnuvalar ilk sampiyonlarini yaratirken Fenerbahce – Galatasaray – Besiktas arasinda ezeli rekabetin ilk tohumlarini da atiyorlardi.Bu noktada uc kulup kisa sure icerisinde digerlerinden siyrilmayi basariyor ve yukarida bahsedilen sebeplerle Fenerbahce bu takimlarin en sevileni olarak one cikiyor.

1930’lu yillara gelinmistir.Yani kitlesel bir hareketi tetikleyemeyen takimlarin topladiklari kupalarla taraftar bulmaya baslayacaklari doneme, yani kulubun olgunlasma donemine.Iste tam bu donemlerde Galatasaray 1930-1948 arasini kapsayacak 18 yillik bir suskunluga burunur.Bu kayip seneler taraftarlik manasinda o derece duraganlik yaratir ki sari-kirmizililar icin , efsanevi kaptanlari Turgay Seren bile o donem ve takip eden yillari aynen rahmetli İslam Cupi’nin belirttigi gibi ‘Inonu’de iki direk arasina sigilan’ seneler olarak ifade eder.

Seneler gecmekte ve uc kulup buyumektedir.Ancak Fenerbahce cok ilerilerdedir.Isgal gunlerinde baslayan destege karsiligi hep kazanilan birinciliklerle veren Fenerbahce bir anlamda ‘iktidar’ ve ‘kudret’in spordaki simgesi oluyor , hatta politk kuvvet denemeleri artik Fenerbahce uzerinde verilir oluyordu.Altinordu takiminin Fenerbahce’den aldigi alti futbolcu, esasen politik ve askeri gucun simgelenmesi ifadesi oluyor , ancak Fenerbahce bu dusuncedekilere de derslerini sahada aldigi basarilarla vererek gene gonulleri fethediyordu.


Fenerbahce’de bu gelismeler ve sportif basarilar kazanilirken , G.Saray bir turlu ‘ice kapali, lisenin ve ozel bir grubun’ takimi olmaktan kurtulamiyordu.Fenerbahce halkin takimi olurken Galatasaray Avrupa sempatizani ‘monser’goruntusunde kalmaya devam ediyordu.

1950’li seneler boylece geciliyor ve ‘Profesyonel 1. Lig’ donemi basliyordu.Uc buyuklerin rekabeti artik iyice siddetlenmis yeni kurulan lige tasmisti.Ancak bu yeni ligde de Galatasaray’in basina ikinci felaket geliyor ve bu kez de 13 senelik bir bekleme donemine giriliyordu.Kitlelere mal olma anlaminda1930-48 krizinin etkilerini ancak asmaya baslayan kulup ikinci bir basarisizlik donemine giriyor ancak Fenerbahce kuruldugu gunden beri surdurdugu sık araliklarla kupa toplama gelenegini devam ettiriyordu.

Futbolcusu ugruna jet ucaklarini kaldirabilen, Dunya Sampiyonu Brezilya’nin unlu Didi’sini takiminin basina getirebilen , Pele’li Santos ile ozel mac yapabilen Fenerbahce ulke futbolunun Brezilya’sidir artik.Ve bu gercek 90 ‘li yillara kadar tartisilmayacaktir bile.

GALATASARAYLI NEDEN EZIKTIR?

Eziklik psikolojisini anlayabilmek icin 13 – 18 senelik basarisiz donemlerin taraftarlar uzerindeki etkilerine ve ‘genlere’ bakmak lazim.Bir ornekle aciklayalim.1967 dogumlu bir Galatasarayli oldugunuzu dusunun.Cocuksunuz sampiyonluk yok , bulug cagina geliyorsunuz yok, ilk kez asik oluyorsunuz ama hala sampiyonluk gorememissiniz , Ehliyet almissiniz, oy verme hakkina kavusmussunuz ama takiminizin bir sampiyonluk turuna hasret kalmissiniz.ayni kabusun beterini 1930-48 faciasini goren dedeniz ve babaniz da yasamis.Hatta babanizin ikinci ‘buyuk bekleyisi’ bu.Kolay degil 56 senelik bir periyoda sigdirilabilmis 31 kabus yil.Daha da acisi ve eziklik psikolojisinin sebebi ise Fenerbahcelilerin bu donemlerde hep basarili olmasi , okul hayatinda , is hayatinda hep Fenerlilerin alaylari altinda bir azinlik toplulugu gibi yasamak.Besiktas’i kardes kulup ilan ederek Fener’e karsi ‘omuz omuza’ mucadele vermek.

Iste bunca acili onyillardan sonra elde edilen ilk sampiyonluklarda prim olarak verilen arabalar, kolayca yumurtlayan rakip kaleciler, 0-8’lik muhtesem zaferler damaklarda kekremsi bir tat birakmis ama ‘kazanmak icin her yol mubahtir’ dusuncesini de sari-kirmizi beyinlere kazimistir.Tam da ‘kolayca koseyi donme’ yillarina denk gelen bu kazanimlar 80’li yillarin atmosferine ‘cuk’ oturmustur.

80’lerde ilk sinyallerini veren , 90’li yillarda tavan yapan ‘Fenerbahe’nin kara-Galatasaray’in altin donemi ’ medyanin ve bilgisayar caginin zirve yaptigi bir donemde yasanmasi sebebiyle olumlu ve olumsuz etkilerini misliyle artirmistir.Bu donem Galatasaray icin inanilmaz bir reklam Fenerbahce icin de bir o kadar olumsuz etkiler yaratmistir.Sonucta 4 sene ustuste sampiyon olan ve UEFA Kupasini muzesine tasiyan Galatasaray, hele ki sonuncusunu Fenerbahce’nin Pendik’e elendigi sene yasamasina ragmen bir turlu Fener’in yarattigi toplumsal etkiyi yapamamis, bilakis Fenerbahce’nin son sampiyonlugunun adeta toplumsal bir histeriye donusmesini inanmaz gozlerle seyretmek zorunda kalmistir.

İste yazinin basinda belirttigim cok kuvvetli tarihsel temel, babadan cocuga gecen genler , olumlu-olumsuz tum psikolojiyi sonraki nesillere tasimistir.13 sene sampiyonluk gormemis ve Fenerlilerce horlanmis bir adamin gec yaslarinda gelen buyuk zaferleri uzerinde cok dogal ve kontrolsuz bir ‘zincirinden bosanma’ etkisi yaratmakta, bu his babadan ogula gecmektedir.’Gormemisin cocugu olmus tutmus pipisini koparmis’ misali UEFA kupasi meclise tasinmis, her tartismaya ‘biz avrupa sampiyonuyuz ‘diye girilmistir.Ancak genler babadan ogula dogru gecmeye sinsice devam etmistir. Ayni olayin ters etkisi Fenerlilerde de yasanmis, daimi basarilara aliskin babalar, gercek efendinin kim oldugunu iyi bilmenin vakari icerisinde (ki onlara da bu duygu babalarindan mirastir) yasanan zor gunleri atlatilacak kisa sureli buhranlar olarak gorup bu maneviyati bilerek ya da bilmeyerek evlatlarina vermislerdir.Bu yuzdendir ki 10 yasindaki cocuklar bile Fener’in buyuklugunden suphe etmez ve tum olumsuzluklara ragmen 82. dakikada atilan gole cok da fazla sasirmaz.

Son olarak taraftar potansiyelindeki bu farklilik soyle de aciklanabilir.Futbol tarihimizin ilk bolumunu yukarida inceledik.Profesyonel Lig bolumu dikkatle incelendiginde G.Saray’in 4 senelik, 3 senelik, 2 senelik sampiyonluk serileri vardir.Bu da belli jenerasyonlar uzerinde etkili ama surekliligi olmadigi icin daimi kitlesel tavirlara uzak gecici taraftar topluluklari yaratir.Fenerbahce ise genellikle tek tek veya iki senelik sampiyonluklar yasadigi icin ‘sureklilik ve buyuklukte istikrar’ sebebiyle ‘saglam’ bir taraftar kitlesine sahiptir ve gene ayni sebeple G.Saray, Besiktas ve Trabzonspor iyi olduklari donemlerde karsilarinda hep Fenerbahce’yi bulmus ve dogal olarak en cok da ondan nefret etmislerdir.

Toparlamak gerekirse, ‘Fenerbahce Cumhuriyeti’ , ‘Fenerbahce devlet icinde devlettir’ , ‘Her Turk Fenerbahceli dogar’ gibi kavramlar eger bu ulkede atasozu haline gelmisse bu bosuna degildir.G.Saray gibi Avrupa hayrani-taklitcisi zihniyetler Isvicre takimlarindan ‘cim bom’ kelimelerini apartip ‘aslan’ gibi Turkiye’de gorulmedik hayvanlari sembol olarak secerken, ‘Fenerli’ gibi son derece yalin bir tanimlamaya ve ‘kanarya’ gibi hemen yanibasinda olabilecek mutevazilige sahip sari-lacivert camia ‘Turk insaninin ilk goz agrisi’ ve bir ‘halk hareketi’ oldugunu 2001 senesi sonundaki sampiyonluk kutlamalarinda gostermistir.Kimi bilgi yoksunlari bunu ekonomik krize baglasalar da , tek gercek Fenerbahce’nin 1907’den beri kesintisiz en buyukluk tahtinda oturmasidir.Eline gecirdigi tarihi firsatta bile Fenerbahce’nin onunde gundem olamayan Galatasaray , Fenerbahce’nin ‘sazi tekrar eline aldigini’ farketmis ve efsanenin henuz sadece ayak seslerini duyduklarini idrak etmistir.Darisi farkedememis olanlarin basina
Herhangibirinin yeri.. - Blogcu