İki ayrı profesörden, iki ayrı cevap... Kafalar karıştı
Her geçen gün biraz daha hayatımızın içerisine giren, hatta çoğu zaman hayatımızı kontrolünü bile eline aldığından şikayet ettiğimiz teknoloji, son yıllarda tıbbın da en önemli gündem konularından biri haline geldi. Özellikle artık küçük çaplı bir bilgisayar
niteliği taşıyan cep telefonlarının iş hayatında sağladığı kolaylığa karşılık insan sağlığına ne tehditler getirdiği konusunda birçok haber yazılıp çiziliyor. Yaratılan her yeni teknoloji de yeni tartışmaları beraberinde getiriliyor.
Bu açıdan bakıldığında son günlerde en çok tartışılan teknolojilerin başında ise 3G denilen süper hızlı internet teknolojisi geliyor. Bugün iki ayrı profesör tarafından 3G'li cep telefonlarına yönelik yapılan iki ayrı açıklama da kafaların iyiden iyiye karışmasına neden oldu. Kafalardaki soru ise şu: Sağlımız 3G hızında bir tehdit altında mı?

3G'li telefonlara ilişkin ilk iddia sabah saatlerinde Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Çerezci'den geldi. 3G'li telefonları mikrodalga fırınlara benzeten Çerezci'ye başka bir profesör, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tunaya Kalkan yanıt verdi.

"MİKRODALGA FIRINLA FREKANSI BİRBİRİNE ÇOK YAKIN"
Çerezci, yaptığı açıklamada, son yıllarda daha fazla maruz kalınan elektromanyetik radyasyonun insan sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. Prof. Dr. Çerezci iddialarına şöyle devam etti:

"3G'li cep telefonları 2100 MHz frekansla, mikro dalga fırınlar ise 2450 MHz frekansla çalışıyor. Birbirine çok yakın frekanslar. 1800 de masum değil, ancak 2100 MHz frekansla çalışan bir cep telefonu, mikro dalga yayan bir alet. Siz onu beyninize tutarsanız, konuştuğunuz o süre dalga ışınlanıyor. 3G'li telefonla konuşmak, mikro dalga fırın kulağa tutuluyormuş gibi beyne elektro manyetik dalgalarla zarar veriyor. Mikro dalga fırında neden 2450 frekans seçiliyor? Bu 2450 MHz, et gibi gıda malzemelerine, biyolojik ürünlere en fazla elektro manyetik ışınlaması yapan frekanstır. İletişim yaparken mikro dalga fırını başımıza tutmuş gibi oluyoruz. Mikro dalga fırına bir kemik, bir de et koyun. Et hemen pişer ve eti elinizle tutamazsınız. Kemik ele alınabilir. Çocuklarımız ve gençlerimiz de et gibi aynı yapıya sahip. Yüksek güçle çalıştığı için daha çok elektro manyetik dalga yayan bu telefonlar, çocukları ve gençleri daha fazla etkiliyor. Uzun süre konuşan bir kişinin bundan etkilenmemesi mümkün değil. Araştırmalar, cep telefonu ile beyin kanser ilişkisini ortaya koymaya başladı.''

"BAZ İSTASYONLARI VE DİĞER ŞEBEKE UNSURLARI YASA TEMİNATI ALTINDA"

Prof. Dr. Çerezci'nin açıklamasına karşı tezde başka bir profesörden yanıt geldi.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tunaya Kalkan, haber merkezimize gönderdiği e-posta'da şunları söyledi: " Cep telefonları ve onun ayrılmaz bir parçası olan baz istasyonları hakkında medyada yer alan bazı yanlış bilgiler vatandaşların baz istasyonlarına karşı tepkisine yol açmaktadır. Mobil iletişim hizmeti bir kamu hizmeti niteliğinde olmakla birlikte, hizmetin fiilen verilebilmesi amacıyla kurulması zorunlu olan baz istasyonları da kamu hizmetinin parçası durumundadır. Buna göre mobil telefon hizmeti verebilmek amacıyla kurulan baz istasyonları ve diğer şebeke unsurları yasaların teminatı altındadır."

GÖZDEN KAÇAN DETAY
Prof. Dr. Kalkan yanıtında şunları da söyledi: "Mikrodalga fırınların 2450 MHz frekansı çok özel ve tam su molekülünün rotasyonu üzerine etkili. Ayrıca birinde en azından 500-600 Watt güç basılırken, cep telefonu mili Watt seviyesinde. Aralarında neredeyse milyon kat fark var. 3G'li cep telefonları 2100 MHz frekansla, mikro dalga fırınlar ise 2450 MHz frekansla çalışmaktadır. Ancak çok önemli bir detay burada gözden kaçmaktadır. Mikrodalga fırınların 2450 MHz frekansı çok özel ve tam su molekülünün rotasyonu üzerine etkili. Mikrodalga fırında en az 500-600 Watt güç basılırken, cep telefonu mili Watt seviyesindedir. Aralarında neredeyse milyon kat fark vardır."

"BAZ İSTASYONLARI NE KADAR ARTARSA, ELEKTROMANYETİK IŞINIM O KADAR DÜŞER"
Bu yanıtın ardından ise Teknoloji Bilgilendirme Platformu Başkanı Serhat Özeren de kısa bir açıklamada bulundu. Özeren, baz istasyonu cep telefonu tepkileri içerisinde rant sağlamak isteyen kuruluş ve şahısların bu konuyu tetiklediğini, kamuoyunun hassasiyetini yanlış yönlendirdiğini ifade ederken, "Baz istasyonları ve cep telefonları iletişiminin
ayrılmaz bir parçasıdır. Baz istasyonları ne kadar sık olursa yaydığı elektromanyetik ışınımın o kadar düşecektir. Cep telefonlarının daha az enerji harcayacaktır. Mobil iletişim bugün kablosuz pos makinaları, araç takip sistemleri, sağlık, ulaşım, adalet gibi alanlarda etkin bir şekilde kullanılıyor. Baz istasyonları ve cep telefonlarının radyasyon yaydığı, kanser yaptığı gibi gerekçeler doğru değildir. Uluslararası bilimsel araştırmalar, baz istasyonları ve cep telefonlarının sağlığa olumsuz etkisini ispatlamış değil" dedi.
haberturk.com