2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 19 Toplam: 19

çift yaratılış

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Serbest Kürsü Forumunda çift yaratılış Konusununun içerigi kısaca ->> Daha yazmadığım Kuranı KErimde yazan çift yaratılmayla ilgili çok ayet var bunlar sadece biğr kaçı.aslında genel manada bakarsan bu ayetlerde ...

  1. #11
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    61
    Rep Gücü
    16
    Daha yazmadığım Kuranı KErimde yazan çift yaratılmayla ilgili çok ayet var bunlar sadece biğr kaçı.aslında genel manada bakarsan bu ayetlerde yer-gök,iyi-kötü,artı-eksi,sevgi -nefret,acı-tatlı vs vs bu gibi şeylerinde çift olduğunu anlarsın...

  2. #12
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    61
    Rep Gücü
    16
    BAK BİDE4 ŞÖYLE BİR AYET VAR FECR SURESİNDE..
    1 Tan yerinin ağarmasına andolsun,

    2 On geceye andolsun,1

    3 Çifte ve teke andolsun,

    4 Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır) (FECR SURESİ 1,2,3,4)

    3 AYETTE DİYORKİ ''ÇİFTE VE TEKE ANDOLSUN''
    ÇİFT=ALLAHIN YARATTIĞI HERŞEYDİR
    TEK=YÜCE ALLAHTIR.

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesaj
    138
    Rep Gücü
    855
    Sevgili Moss; sundugunuz ayetler de siz ne okuyorsaniz, ben de onu okuyorum...

    "Allah, bir sivrisinegi dahi misal vermekten cekinmez." -Kuran-

    Bunu derken; sivrisinegin ne kadar da onemli oldugunu degil, hatta daha da kucugunu bile, O'nu anlamamiz icin ne kadar buyuk misal oldugundan verir. Bu misallerden ne anlamamiz gerektigi; zaten onlarin varligi ile ilgilidir. Lakin bu varligi anlamak, her baba yigidin harci degildir. Bu yuzden kafirler: "koskoca Allah, delil olarak sivrisinegi mi buldu?" derken; muslumanlar icin, bir sivrisinekte bile hikmet olduguna yorulur. Bu hikmet; kerameti kendinden menkul degil bildiginiz gibi, Allahtan. Ama bu sivrisinegin varligina ragmen Allah'in varligini bilemeyenler de var.

    Iste sizin sundugunuz ayetlerde de bu sorun cikar bana gore... Sizin, misal verdikleriniz ile ilgili olani onlarin varligi ile; Oysa onlarin varligi, Allah'in kendi varligi ile ilgili. Inanmayanlar da goruyor herseyi cifter, ucer, beser... Cift cift olmasi degil Allah'i var eden; Her varligin onu zikretmesi.

    Sizin, cift yaratilanlardan anladiginiza gore; bir baskasinin "top" orneginizdeki gibi cikarimda bulunmasi (tipki sivrisinek ornegindeki gibi), hicte cahilce degil. Aksine, oldukca mantikli bir cikarim olur. Dinsizlerin, cifti olmayan bir varlik bulup, Allah'in varolmadigini kanitlamaya; ya da muslumanlarin ciftleri bulup, O'nun varoldugunu kanitlamaya calismasi ya da bunlari bulmasi icin degil; varligi, varolduguna delil olarak sunuyor ayetlerinde Allah. Sizin, bana gore dikkat etmediginiz nokta tam olarak burasi... Yoksa, esi olmayan varlik buldugunuz da, ret mi edeceksiniz Allahi?

  4. #14
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    61
    Rep Gücü
    16
    Alıntı Bulut´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili Moss; sundugunuz ayetler de siz ne okuyorsaniz, ben de onu okuyorum...

    "Allah, bir sivrisinegi dahi misal vermekten cekinmez." -Kuran-

    Bunu derken; sivrisinegin ne kadar da onemli oldugunu degil, hatta daha da kucugunu bile, O'nu anlamamiz icin ne kadar buyuk misal oldugundan verir. Bu misallerden ne anlamamiz gerektigi; zaten onlarin varligi ile ilgilidir. Lakin bu varligi anlamak, her baba yigidin harci degildir. Bu yuzden kafirler: "koskoca Allah, delil olarak sivrisinegi mi buldu?" derken; muslumanlar icin, bir sivrisinekte bile hikmet olduguna yorulur. Bu hikmet; kerameti kendinden menkul degil bildiginiz gibi, Allahtan. Ama bu sivrisinegin varligina ragmen Allah'in varligini bilemeyenler de var.

    Iste sizin sundugunuz ayetlerde de bu sorun cikar bana gore... Sizin, misal verdikleriniz ile ilgili olani onlarin varligi ile; Oysa onlarin varligi, Allah'in kendi varligi ile ilgili. Inanmayanlar da goruyor herseyi cifter, ucer, beser... Cift cift olmasi degil Allah'i var eden; Her varligin onu zikretmesi.

    Sizin, cift yaratilanlardan anladiginiza gore; bir baskasinin "top" orneginizdeki gibi cikarimda bulunmasi (tipki sivrisinek ornegindeki gibi), hicte cahilce degil. Aksine, oldukca mantikli bir cikarim olur. Dinsizlerin, cifti olmayan bir varlik bulup, Allah'in varolmadigini kanitlamaya; ya da muslumanlarin ciftleri bulup, O'nun varoldugunu kanitlamaya calismasi ya da bunlari bulmasi icin degil; varligi, varolduguna delil olarak sunuyor ayetlerinde Allah. Sizin, bana gore dikkat etmediginiz nokta tam olarak burasi... Yoksa, esi olmayan varlik buldugunuz da, ret mi edeceksiniz Allahi?
    DEmişsinki çifti olmayan varlık haşa çifti olmayan varlık yoktur..hERŞEYİN BİR ÇİFT VARDIR YALNIZ ÇİFTİ OLMAYAN YÜCE ALLAHTIR,O EŞSİZ< VE BENZERSİZDİR,GERİYE KALAN HERŞEY ÇİFT YARATILMIŞTIR.SANA AYETLERİDE SUNDUM AMA BANA KAFİR MUAMELESİ YAPTIN.SENİN ÖNEMSİZ DEDİĞİN KONUYU YÜCE ALLAH KAÇ AYETLE AÇIKLAMIŞ BİZLERE .SENİN GÖZÜN KÖRSE BEN NE YAPIYIM..

  5. #15
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SEBLA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nerden
    Gurbet'den...
    Mesaj
    577
    Rep Gücü
    3515
    Alıntı moss_´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    DEmişsinki çifti olmayan varlık haşa çifti olmayan varlık yoktur..hERŞEYİN BİR ÇİFT VARDIR YALNIZ ÇİFTİ OLMAYAN YÜCE ALLAHTIR,O EŞSİZ< VE BENZERSİZDİR,GERİYE KALAN HERŞEY ÇİFT YARATILMIŞTIR.SANA AYETLERİDE SUNDUM AMA BANA KAFİR MUAMELESİ YAPTIN.SENİN ÖNEMSİZ DEDİĞİN KONUYU YÜCE ALLAH KAÇ AYETLE AÇIKLAMIŞ BİZLERE .SENİN GÖZÜN KÖRSE BEN NE YAPIYIM..
    Bence arkadaşı yanlış anlıyorsunuz,Çift yaradılıştaki hikmetin biraz daha farklı olduğunu düşünüyor,bence:)
    ''İslam’a gelmek bir yere gelmek değil, ‘kendine gelmek’tir.''

  6. #16
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    61
    Rep Gücü
    16
    Alıntı SEBLA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bence arkadaşı yanlış anlıyorsunuz,Çift yaradılıştaki hikmetin biraz daha farklı olduğunu düşünüyor,bence:)
    Aslında farklı olduğunu düşünmüyorum çift yaratılışın.O çift yaratılışı genelde düşünüyor.yer-gök,artı-eksi,iyi-kötü,ateş-su vs vs gibi düşünüyor.Ben ise özele iniyorum çift yaratılış konusunda verdiğim örneklerde insanın organları otomobil gibi özele inilmiş örneklerdir.Sn Bulut belkide çift yaratılışdan anladığı sadece dişi-erkek kavramıdır onu bilemem..

  7. #17
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    61
    Rep Gücü
    16
    Kainatın yaratılış anının; ( İlk Patlama ) Ol ! emri ile tek bir boyutsuz noktadan başlamış olduğunu önceki bölümlerde anlatılmıştı. Bundan sonra madde püskürmesi ile uzay-zaman kurulmuş, yani maddesel cisimlerin eğip büktüğü “ metrik diferansiyel geometrik uzay ” oluşmuştur.

    Yaratılış kronolojisi ile kısaca, 10-33 - 10-43 saniyeleri arasında evren tam bir beyzbol topu büyüklüğünde idi. Zaman kavramı oluşmamış, kuvvetler ( dört temel kuvvet ) ayrılmamış, madde ve anti-madde hemen hemen eşit miktarda olup, henüz “ kesret alemi “ oluşmamıştı denilebilir.

    Beyzbol topu kadar olan bu kabarcık, genişleyip soğudukça madde ve kuvvet birbirinden ayrıldı ve bu ayrılışlar sürgit tekrarlandı. Kainat başlangıcının ilk saniyesinin ilk milyarda birlik bölümünde parçalara ayrılmaya devam etti. Bu günkü quark ve leptonlar olarak adlandırdığımız tüm maddenin bileşenleri olan ve asla tekrar birleşmeyecek biçimde ayrı sınıflara, gruplara ayrıldılar.

    Evrenimizin; oluşabilmesi için, peş peşe bir sürü mucizelerin ard arda meydana gelmesi gerektiği, milyar kere milyarda bir’ lik hataların bile evrenimizi, daha doğmadan nasıl öldüreceği, geldiği noktadan gerisin geri çökerterek, adeta bir serap gibi söndürüp yok edeceği gerçeği önceki bölümlerde anlatılmış ve gerçektende sürecin böyle gelişip kainatın başarıyla doğumu ve 15 milyar yıldır nasıl yaşadığı zaman zaman kısmi bilgilerle de olsa dile getirilmişti.

    Öyle ki; evrenin yaratılış anındaki hassas dengeler öyle akıl almaz incelikte idi ki; bu hassasiyetin büyüklüğü hakkında hiç olmazsa bir fikir sahibi olabilmemiz amacıyla, şöyle bir misal verilmelidir. Bu çok hassas yapı; bir toplu iğnenin, sivri ucu üzerinde milyarlarca yıl dengede durabilecek şekilde yerleştirilmesi ile eş değerdir. Evet akıl sahiplerine hitaben söylenen, sözlerin en güzelinden; “ Muhakkak biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık ” Kamer-49 ayeti, bunu ne kadar da harika özetleyiveriyor.


    Kesret Aleminde Her Şey Çift Yaratılmıştır.




    Kesret aleminde her şey çift yaratılmıştır. Yaratılan her şeyin çift çift olması ilkesi gereği, evrendeki her şey çiftler halindedir. Yine sözlerin en güzelinden;

    “ Düşünesiniz diye her şeyden iki çift yarattık “

    Zariyat-49
    Ayeti bu gerçeği açıkça ifade ediyor. Çift yaratılma ilkesi Kur’an-ı Kerimde bir çok yerde farklı biçimlerde ifade edilmiştir.

    Müfessirler; bu konuda çeşitli görüşler öne sürmüşlerdir. Mücahid, hareket ve sükun, gece ve gündüz, Sema ve Arz, siyah ve beyaz, sıhhat ve maraz, lezzet ve elem, sevap ve ikap gibi alel umum bütün zıtlara işaret olduğunu söylemiştir. İbn-i Zeyd ve Beyzavi gibi bazı zatlar da bunu her cins hayvandan erkek ve dişi ve nev’ilerine hamletmişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır ise; Biz burada, her şeyin afaki ve enfüsi yahut harici ve zihni olmak üzere iki haysiyetini ifade eden ve hariç ile nefis arasında müzdeviç bir intibak ile tecelli eden idrak meselesine bir işaret olduğunu anlıyoruz demiştir.

    Hasılı bütün müfessirlerin özetle söylemek istedikleri gerçek şudur. Her şey zıddıyla bilinir. İdrak edilir. Siyah ile beyaz, gece ile gündüz, uzun ile kısa, elem ile lezzet, hayat ve ölüm, tatlı ile acı vb… Kainatın insan merkezli olduğu açıktır. Çünkü bu çift olma ilkesi insan idraki içindir. İnasan idraki bir şeyi ancak zıttıyla kıyas ederek anlayabilmektedir. Yani görelilik ( izfiyet ) ile. Uzun, kısa ile bilinir, sıcak soğuk ile, acı tatlı ile bilinir, idrak edilir. Bu örnekleri o kadar çoğaltmak mümkündür ki burada bunları saymak imkansızdır. Çünkü ayette Allah Teala; biz her şeyden ( kullu şey ) iki çift yarattık Evet buradaki “ her şey “ tabirinin içine Allah’tan başka, yaratılan “ her şey ” girer….. Çünkü; zıttı olmayan, yalnız “Allah ” tır.
    Maddesel Geçmişin Kısa Özeti



    Maddesel her şey moleküllerden oluşur. En basit molekül bir çift atomdan oluşur. Sofra tuzunun bir molekülü bir Na ( Sodyum ) ve bir Cl ( Klor ) atomundan oluşur. Su molekülü ( H2O ) 2 Hidrojen ve bir Oksijenden oluşur. Çok daha karışık moleküller de vardır. Proteinler ( Yumurta akı vs..) binlerce atomdan meydana gelirler.

    20 yüzyılın ilk yüz yılı, elemanter parçacıklar dünyasına büyük sayıda katkı olabilecek yeni bulgular getiriyordu. İlk temel tanecik olan elektron, 1897 de bulunmuştur. Elektronun atomda bulunan bir parçacık olduğuna inanılırdı. Çeşitli atomlar arasındaki ilişki elektronlar aracılığı ile bulunmuştur. Atomlar arasındaki bir diğer önemli bağıntı 1902 de keşfedilen Radyoaktiflik sayesinde bulundu. Bununla bir atomun diğer atoma dönüştüğü görülmüştü. Bir atomdan bir diğerine geçiş, atomların bağımsız, bölünmez değil de kendilerinin de elemanter yapıtaşlarından oluşmuş olduklarını göstermekte idi. Kısa bir zaman sonra Radyoaktif atomların saldığı alfa parçacıkları başka atomların bombardımanında mermi olarak kullanılmaya başlandı. Fakat artık bu doğal mermiler, bizim bu günkü deneylerimizde kullanabilmek için gerekli enerjiye sahip değillerdir. Bu gün istediğimiz enerjide mermiler için dev hızlandırıcılar ( Chaurus, Cern, Berkeley, Dubna, Brookhaven vb. ) yapılmıştır.

    Yapılan deneylerde, alfa tanecikleri ile bombalanan atomların içinde bir boşluk olduğunu görmek mümkündü. 1911 de Ruherford atomların ağır bir çekirdekle bunun etrafında dolanan elektronlardan oluşmuş olduğunu gösterdi. Pozitif yüklü çekirdeğin yarıçapı, atomun yarıçapından 10 bin defa daha küçüktür. İki yıl sonra Neils Bohr elektronların atom içindeki teorisini verdi. En hafif olan hidrojen atomunun çekirdeğine proton adı verildi.

    Bundan 60 yıl öncesine kadar proton elektron ile birlikte elemanter parçacıklar listesinde yer alıyordu. Ağır atom çekirdeklerinin bir çok proton ve elektronlardan oluştuğuna inanılıyordu.. Böyle bir çekirdek modeli hakkındaki düşünceler tam değildi ve zaten bu model 1932 de terk edildi. Fakat o zamanlar evrenin tüm maddelerinin negatif yüklü elektronlarla pozitif yüklü protonlardan oluştuğu fikri hakimdi. Yalnız protonun neden elektrondan daha ağır olduğu zihinleri bir hayli kurcalamakta idi. 1930 ‘dan sonra sürekli elemanter parçacıklar listesine yenileri eklenmeye başladı. Bu durum hala devam etmektedir.

    1930 lu yıllarda nötron keşfedildi. Nötronun kütlesi aşağı yukarı protonun ki kadar fakat kendisi yüksüzdü. Atom çekirdeğinin proton ve nötronlardan oluştuğu ve bunların çekirdek kuvvetleri dediğimiz kuvvetli etkileşmelerle bir arada tutulabildiği düşüncesi ortaya çıktı. Buna göre Uran izotobunun çekirdeği ( U238 ) 92 proton, 143 nötronu vardır. Helyum atomunun çekirdeği , 2 proton ve 2 nötrondan oluşmuştu.




    Daha sonra pozitron, 1928 yılında Dirac tarafından ilk önce teorik olarak bulundu. Pozitronun varlığı, daha sonra Andersen tarafından deneysel olarak da bulunarak kesinleşti. Bu parçacığın yükü hariç diğer özellikleri elektronunki ile aynı idi. Dirac teorisi bir anti-protonun varlığını da öngörmekte idi. Bu parçacık ta ancak 1985 de Berkeley’de bulunabildi..




    Teorik fizikteki bu muhteşem ilerlemeler Einstein’in “ Fotoelektik olay “ üzerindeki çalışmaları ile foton ‘u yeniden keşfetmeye neden oldu. Bu olay, ışık dalgalarının enerjinin belli kuantumlarla soğurulabilmesi ile anlaşılıyordu. Foton olarak adlandırılan bu enerji paketleri, bir yandan dalga, bir yandan da parçacık özelliği gösteriyordu. Enerji taşımalarına karşın, kütleleri sıfırdır. Fotonlar ne hızlandırılabilir ne de yavaşlatabiliriz. Daima ışık hızı ile hareket ederler. Normal parçacıkların sürekli yaşamalarına karşın, fotonlar fasel edilebilir veya soğurulabilirler. ( o zamanlar böyle inanılırdı ) Foton diğer parçacıklardan değişik olarak hiçbir zaman belli bir yerde lokalize edilemezler. Hasıl ve yok oluşundan başka, hareket ettiği sürece az veya çok uzaya yayılmış görünür. Bütün bu nedenler fotonları gerçek bir elemater parçacık gibi ( onlarla birlikte ) incelememize engel oluyordu. Ancak 1925 de Kuantum Mekaniğinin bulunması ve geliştirilmesi ile ilk on yıl foton hakkındaki bu düşünce değişti. Artık bir maddesel parçacığın kütleye sahip olma özelliği pek de öyle önemli bir özellik olarak görülmüyordu. Böylece fotonlar da elemanter parçacıklar listesinde yerini aldı.





    Bu yüzyılın başında radyoaktifliğin keşfinden beri fizikçiler bazı radyoaktif atomların yüksek hızlı elektronlar saldıklarını ( b-parçacıkları, beta parçacıkları ) biliyorlardı. Elektronların atomun çekirdeği etrafında bulunabildiği fakat çekirdeğin içinde de bulunabileceği düşünülmüyordu. E. Fermi 1934 de çekirdeğin radyoaktif değişmesi esnasında bir teori teklif etti. Bu teori ile daha önce beta parçacığı olarak bilinen bu parçacığın aslında çekirdek elektronu olduğu anlaşıldı. Fermi teorisi aynı zamanda pozitronun ve nötrino ‘ların varlığını da öngörmüştü. Esasen nötrinoların varlığını Fermi’den birkaç yıl önce, W. Pauli de öngörmüştü. Nötrino yüksüz ve kütlesiz ( kütlesi çok çok küçük ) dir. Nötrinoların ilginç bir özelliği de sis odasında iz bırakmamasıdır. Yani madde ile çok az etkileşirler. 1 Mev ‘lik bir nötrino 1022 cm lik maddesel bir ortamdan hiç etkileşmeden geçebilir. Nötrinolar 1956 da deneysel olarak varlıkları kanıtlandı.

    1935 de Japon fizikçi Hideki Yukova bu gün pion olarak adlandırılan bir parçacığın varlığını teorik olarak öngördü. Kendisine Nobel kazandıran bu çalışmasının sonucu olarak fizikteki kuvvetin temas geçmesi anlayışı yıkılmış oldu. Bunun yerine “ uzak kuvvet “ anlayışı yerleşti. Bu parçacıklar 10 yıl kadar sonra 1947 de Berkeley/ California daki hızlandırıcıda yapılan deneylerde saptandı. Elektrondan 247 defa daha ağır olan bu pinlarda böylece listeye eklendi. Çok kısa bir süre sonra müon’ lar da bunlara eklendi. Bütün bu parçacıklar bulunurken bir de bunların çeşitlerini ve antilerini de bunlara eklemeliyiz.




    Böylece artık proton ve elektrona ilaveten foton, nötrino, pozitron ( yani anti elektron ) , pion ve müonlar ilave olmuştu. Ayrıca anti-proton ve anti-nötronların varlığı da bilinmekte idi.

  8. #18
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    61
    Rep Gücü
    16
    Çift Yaratılma ( pair creation, ikiz doğum )



    Yüksek enerjili bir gamma ışını bir atom içindeki elektrik alanıyla etkileşince bir elektron- pozitron yani madde ve antimadde çifti üretilir. Yani yaratılmalar yine çiftler halindedir
    Düşünesiniz diye her şeyden iki çift yarattık “


    Zariyat-49

    Yani yüksek enerjili bir gamma ışınını atomun elektrik alanıyla etkileştirirseniz, gamma ışını ortadan kalkar ve oracığa iki adet bilye dökülüverir
    Elementler-Anti Elementler

    Dünyamızda bu güne kadar bilinen elementlerin ( Altın, Gümüş, Bakır, Civa vs.. ) maddeden oluştuğunu biliyoruz. Maddeden oluşan bu elementlerin en basiti Hidrojen atomudur. Nötr bir hidrojen atomunun merkezinde ( çekirdeğinde ) bir proton ve yörüngesinde dolanan bir elektron vardır. Sonra daha karmaşık olan diğer elementler gelir ve bunların hepsinin bir disipline göre sistematize edilmiş, tablo edilmiş haline periyodik tablo deriz.



    Peki maddeyi oluşturan temel parçacıkların antileri olduğuna göre; acaba elemetlerin de antileri var mıdır ? Ya da anti periyodik tablo dan söz edilebilir mi ?

    Bu sorunun cevabı evettir. CERN ‘de yapılan bu yoldaki çalışmalarda, yöntem şöyledir. Antiprotonlar ilk önce proton-proton çarpışmasından kalan artıklardan bir araya getirilirler. Daha sonra bunlar yüksek hızlara ulaşıncaya kadar ( saniyede 3 milyon kez ) 27 kilometrelik dairesel bir yolda hızlandırılırlar ve demet xenon gazından geçirilir. Antiproton enerjisinin bir kısmı elektron-pozitron çiftine dönüşür. Ve çok nadiren pozitronlardan biri antiproton hızında ışın demetinin yönünde oradan uzaklaşır. Bu pozitronlardan biri her hangi bir anti-proton tarafından yakalanırsa bir antihidrojen atomu meydana gelmiş olur. Fizikçiler böylece antihidrojen atomu üretmiş olduklarından daha sonra diğer atomların da antilerinin ( antiatomlar ) üretilmesi peşindedirler.





    Elektron Çiftleri
    1925 yılında W. Pauli iki elektrondan daha fazlasının bir yörüngede dolanmasının mümkün olamayacağını, elektronların hep zıt yönlü spinlere sahip olan çiftler halinde gruplandıklarını gösterdi. ( Bu teorinin adına Pauli’nin dışarılama ilkesi denir ) Bir Helyum atomunun iki elektronunun aynı yörüngede bulunma şartı, bu iki elektronun zıt spinlere sahip olmasıyla mümkündür. Elektronlar çekirdek etrafında dönerken, sadece dairesel hareket yapmayıp aynı zamanda dalga hareketi de yaparlar ve çekirdek etrafında periheller çizerler. Elektronla sadece dairesel hareket yapsalardı ( gezegenler gibi ) ; bu durumda elektronlar 2. 10-10 saniyede enerji kaybederek atomun çekirdeğine düşeceklerdi. Bu da bütün atomların, çekirdeğe sönmesi demek veya başka bir değişle kainatın singüleriteye ( tekilliğe ) geri dönüşü demektir.





    Çifter Çifter Bölünmeler
    Kuantum fiziğinin geçerli olduğu ( Planck uzayında ) uzayda Schrödinger dalga denkleminin simetrik olması pek de öyle şaşırtıcı olmamalıdır. Yani bu uzayda zaman okunun ( klasik anlamda, yönünün ) ne tarafı gösterdiğinin bir önemi yoktur. Daha açıkçası, bu denklem; zaman içinde ileri ya da geri giden olaylar için de geçerlidir.



    Feynman’a göre; zaman içinde bir elektron, ( e- ) negatif yükü geçmişten geleceğe hareket ettiriyorsa, geriye doğru olan elektronun yani pozitron da ( e+ ) onu gelecekten geçmişe doğru hareket ettirir. Bu durumda zaman “ izotrop “ tur ve biz fiziğin aynı kanunları için ölçüm yönüne bakılmaksızın geçerlidir diye bakabiliriz.

    Schrödinger dalga fonksiyonunun, bir parçacığa üç boyutlu temsili bir mekanda uygulandığını düşünelim. Bu parçacığın temsili mekandaki davranışı aşağıdaki şekildeki gibi bir XY doğrusu olarak gösterilebilir. Şekil-5


    Çift Yıldızlar


    Bir yıldızın oluşması için dünyamızın kütlesinin 27 000 katından daha fazla kütlenin bir araya gelmesi gerekir. Bu durumda nükleer tepkimeler sonucu ışımalar gerçekleşir ve artık yıldız doğmuştur deyebiliriz. Eğer kütle daha az miktarda ise, cisim ışıma yapamaz yani bu durumda yıldızımız düşük yapmıştır. ( doğamamıştır ) Kütle oluşumu yer küresinin kütlesinden büyükse, o zaman da bu madde topağı, yaklaşık 100 milyon yıl kadar lityum yakarak sıcaklığı nedeniyle kırmızı bir renkte ışınım yapar. İşte bu ölü doğmuş yıldızlara kahverengi cüce denir.
    Yıldız çiftleri ile ilgili çalışmalar küçük çaplı (1 metre civarında ) optik teleskoplarla yapılan çalışmalardır. Etkileşen çift yıldızların optik gözlemlerinden, onların fiziksel ve geometrik yapıları incelenmektedir. Etkileşen çift yıldızların uzun süreli yörünge değişimleri incelendiğinde, yörünge değişimlerinden bir kısmı bu sistemlerin çevresinde görünmeyen başka yıldızların da var olabileceğini göstermektedir. Ayrık çift yıldızlar her bakımdan tek yıldız gibi davranmaktadırlar ve bunların etrafında kendi yörüngelerinde gezegenlerinin varlığı da kanıtlanabilmektedirGalaksi çiftleri




    “ Düşünesiniz diye her şeyden iki çift yarattık “


    Zariyat-49
    Bir galaksi; yaklaşık olarak 200 milyar ( 200 000 000 000 ) kadar yıldızdan oluşan maddesel kümedir.. Sanki burası, 100 000 ışık yılı çapında, yıldızların bir arada yaşamalarından oluşmuş bir yıldız şehridir. Bu şehrin bir ucundan diğer ucuna ışık hızında gidilirse, ( toz bulutları ile beraber ) 650 bin yılda varılır.. Galaksiye yandan baktığımızı varsayarsak, disk biçimli ( tabak biçimli ) olduğunu görürüz. Şekil-

  9. #19
    - Çevrimdışı
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesaj
    61
    Rep Gücü
    16
    İnsan Çiftleri İnsanlar da çiftler halinde yaratılmışlardır. Yani ademoğlu da çift çift olma ilkesine dahildir. Çünkü o da arazdır. Sonradan yaratılmıştır.



    “ Düşünesiniz diye her şeyden iki çift yarattık “
    Zariyat-49

    İnsanın yaratılışı ruh itibariyle kainatın yaratılmasından yani maddenin yaratılmasından öncedir. Bunun için;

    “ Gerçekten O’dur erkeği ve dişiyi, iki eş olarak yaratan “
    Necm-45

    “ Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan, o ikisinden bir çok erkek ve kadın üreten Rabbinize ( karşı gelmekten ) sakının “
    Nisa-1

    “ O sizi tek bir nefisten yaratan, gönlü kendisine ısınsın diye ondan da eşini yapan odur “
    A’raf-189

    “ Ey Adem sen ve eşin, cenneti yurt edinin! Dilediğiniz yerden yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz “
    A’raf-19




    buyurulmuştur. İnsan dünyaya gelmeden önce, cennet denilen başka bir mekanda iskan etmekte idi. Öyleyse cennet, dünyamız ( yani tüm kainat ) yaratılmadan önce de vardı anl***** gelir.

Benzer Konular

  1. yaratılış
    GALAKSİ Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 35
    Son mesaj: 30-10-2010, 07:53 PM
  2. Yaratılış Senaryosu....
    celik_suat Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 05-04-2010, 09:38 AM
  3. Dünyamızın Yaratılış Hikmeti.........
    M ü e l l i f... Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 17-03-2009, 01:43 PM
  4. Yaratılış Mucizesi
    emre gonen Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-08-2008, 07:35 AM
  5. Çift sarılı yumurtalardan çift civciv çıkar mı?
    SAHARAY Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-06-2008, 12:28 AM
Yukarı Çık