''Bir hadis-i şerifte, müslüman şöyle tarif edilmektedir: ‘Müslüman, diğer müslümanların/insanların, onun elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.’
Öyle ise, müslüman, güven veren, diğer insanların kendisinden zarar görmediği kimsedir. Eğer, diğer insanlar, sizden şüphe ediyorsa, güven vermiyorsanız, güven tazelemeniz gerekir.

Eğer diliniz selam verip, eliniz başkasını acıtıyorsa, siz, güvenilmez birisisiniz.
Eğer diliniz, selam verip, sonra da eliniz başkasının hakkını gaspediyorsa, eliniz, dilinize muhalefet etmiş olur.
Eğer, diliniz önce selam verip, sonra da dedikodu yapıyorsa, insanlar size nasıl güvensin?
Eğer dilinizle selamlaşma, sadece bir adetin yerine getirilmesine hizmet ediyorsa, siz nasıl barışa hizmet edebilirsiniz ki?
Eğer diliniz, selam verip, ‘hepimiz kardeşiz’ deyip, sonra da bazı kardeşlerinizi, diğer kardeşlerinizden üstün tutuyorsanız, siz, nasıl güven verebilirsiniz ki?

Eğer dilleriniz ve renkleriniz, O’nun ayetlerinden ise, neden dillerinizi ve renklerinizi barışa değil, savaşa hizmet ettiriyorsunuz?
‘‘İbarelerimiz, farklı da olsa da O’nun güzelliği birdir. İbarelerimizin farklılığı, O’nun birliğinin işaretleridir.’’
Farklılıklarımız, O’nun zenginliğindendir. Zenginlik, bizim benliğimizde değil, O’nun zenginliğini anlamamızdadır.''


Ahmet Nas,Selam Diyebilmek isimli yazısından alıntıdır.

RiSALE HABER [ Yazar : Ahmet NAS ]