I. Dünya savaşından her şeyini kaybetmiş olarak çıkan Almanya, dinsizlik temeline dayandırdığı Nazizm ideolojisine sıkı sıkı sarıldı, çünkü Almanlar kurtuluşu bu akımda bulacaklarını düşünüyorlardı. Bu akımın kurucusu ve aynı zamanda Nazi Partisi’nin lideri olan Adolf Hitler Darwin’in evrim teorisinden son derece etkilenmişti ve Alman milletini oluşturan ari ırkın, diğer tüm ırklardan üstün olduğuna inanıyordu. Bu nedenle üstün ırk olan Almanların tüm aşağı gördüğü diğer ırkları yönetmesi gerektiğini savunmuş ve bu sapkın inanç uğruna milyonlarca insanın katledilmesine sebep olmuştur.

Hitler, Mussolini’nin izlediği siyaseti takip ediyor, şiddet kullanmasının yanı sıra her türlü antidemokratik yönteme de başvurabiliyordu. Örneğin bütün muhalefet partilerini kapatmış, sendikaları yasa dışı ilan etmiş ve kişi özgürlüklerini ise tamamıyla ortadan kaldırmıştı. Üniversite hocalarının dahi Hitler’e bağlılık yemini etmesi gerekiyordu. Bu dönemle birlikte Nazi baskısı yaşamın her sahasına girmiş oldu. Naziler 1933’te başlayan iktidarları boyunca, paganizmi (putperestliği) savunmuşlar ve Alman toplumunu Hıristiyanlıktan kopararak, pagan inançlara geri döndürmeye çalışmışlardır. Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden bir süre sonra, Hıristiyanlıktaki kutsal günler ve bayramlar yok olmuş ve yerlerine Pagan dininin kutsal günleri konmuştur. 1935 yılında okullarda öğrencilere Hıristiyan duaları yaptırılması yasaklanmış, ardından Hıristiyanlıkla ilgili derslerin tamamı kaldırılmıştır.

Nazizm’in Darwinist Fikirlere Dayanması:

Nazizim ideolojisinin temeli tam anlamıyla ırkçılıktır. Naziler, üstün ırk saydıkları Alman ırkını tüm dünyaya hakim kılma rüyasıyla yola çıkmışlar ve tüm politik ve sosyal girişimlerini buna dayandırmışlardır. Wilhelm Reich’ın ifadesiyle “Irk teorisi, Alman faşizminin teorik eksenini oluşturmaktadır.” (Wilhelm Reich, The Mass Psychology of Fascism, Farrar, Straus and Giroux, New York, 2000, s. 75)

Wilhelm Reich The Mass Psychology of Fascism (Faşizmin Kitle Psikolojisi) adlı kitabında ise, Nazi ırk teorisini şöyle anlatmaktadır:

Irk teorisi, her hayvanın sadece kendi türüyle çiftleşmesinin doğadaki “demir kanun” olduğu varsayımından yola çıkmaktadır… Öte yandan, günlük yaşama savaşı içinde doğal seleksiyon işlev görmekte ve bu yolla zayıflar, yani ırksal yönden aşağı olanlar zaten elenmektedir. Bu “doğanın amacına” uygundur, çünkü eğer sayıca çoğunlukta olan zayıflar güçlü olanlara karşı galip gelirlerse, gelişmeyi sağlayan yüksek çiftleşme de ortadan kalkacaktır. (Wilhelm Reich, The Mass Psychology of Fascism, Farrar, Straus and Giroux, New York, 2000, s. 75)

Açıkça görülebileceği gibi Hitler’in lideri olduğu Nazi ideolojisi Darwin’in sapkın teorisine dayanmaktadır, yani evrim teorisinin topluma uyarlanmış halidir. Hitler ‘güçlü olan zayıf olanı eler’ mantığıyla adeta kitle katliamı yapmış ve katlettiği insanları aşağı ırktan gördüğü için insan yerine bile koymamıştır.

Hitler’in “Kuzey Avrupa Almanlarını insanlık tarihinden çıkarın, geriye maymun dansından başka birşey kalmaz” derken dayandığı düşünce de, insanların maymundan evrimleştiğini savunan ve dolayısıyla bazılarının hala “maymun” statüsünü koruduğu sonucunu veren Darwinist fikirlerdir. (Carl Cohen (ed). Communism, Fascism and Democracy. Random House Publishing, New York, 1967. s. 408-409.)

Hitler, Çinliler, Japonlar gibi milletleri de aşağı ırktan dediği ikinci kategoriden sayıyordu. Üçüncü kategori ise “medeniyeti tahrip eden ırklar”dı ki, bunlar Yahudiler, Slavlar, zenciler gibi ırklardı. Nazi ideolojisi, Alman ırkının diğer “aşağı” ırklarla karışmasını evrime aykırı bir “biyolojik hata” olarak görüyor ve şöyle diyordu:

“Tarih boyunca Alman ırkının diğer ırklarla karışmış olması bize bir dünya hakimiyetine mal olmuştur. Alman milleti yeryüzünün hakimi olabilirdi…” (Prof. Dr. Ayferi Göze, Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, 9. Baskı, Beta Yayınları, s. 349)

Bu yüzden Hitler iktidara geldiği günden itibaren seri şekilde yasalar çıkararak ırklar arasında ayıklama işlemlerine başladı. Yalnızca Alman kanı taşıyanlara yurttaş sayılma hakkı tanındı ve onlara ayrıcalıklar verildi. Haziran 1933’de ise toplumu çingenelerden, zencilerden, Yahudilerden ve özürlülerden arındıracak bir kanun çıkarıldı. Ayrıca Hitler aşağı ırklar bir kere yok edilirlerse gelecek nesillerin, insanlığı geliştirmesi nedeniyle kendisine müteşekkir olacaklarına inanıyordu.

Bu yüzden Naziler öjeni (insan ırklarının islahı) teorisine şevkle sarıldılar. Nazilerin ırk teorisyeni olan Ernst Haeckel öjeninin nasıl yapılacağını tarif etmiş, sakat bebeklerin doğdukları anda öldürülmelerini, sağlıksız, zayıf veya zeka yönünden geri insanların kısırlaştırılmalarını savunmuştu. Naziler bu insanlık dışı teoriyi uygulamakta gecikmediler. İktidara geldikleri 1933 yılında “ırksal sterilizasyon” kanunları çıkartıldı. Zaman içinde Almanların öjeni politikaları daha da şiddetlendi ve sonuçta geri zekalılara, delilere ve diğer istenmeyen kişilere “ötenazi” uygulandı. Yani bu kişiler, ilaç verilmek suretiyle öldürüldüler. Hitler öjeni ve ırkın saflaştırılması uygulamalarını şöyle savunuyordu:

“Faşist devlet en yüce politik ve sosyal değerdir; onun güçlenmesine yardım eden herşey ahlaka uygundur; engel olan ise ahlaka aykırıdır ve yok edilmelidir. İnsan yaşamının, faşist toplumuna yararlı olduğu nispette anlamı vardır.” (Murat Çulcu, Neonazizm’in Suçüstü Tutanakları, Kastaş Yayınları, Eylül 2000, s. s. 334)

Darwin’in üstün hayalgücüyle, buhranlar geçirerek ortaya attığı evrim teorisini faşist ideolojilerinin temeline oturtan Naziler Alman ırkının üstün olduğunu ispatlama saplantısına kapıldılar. Almanların tüm dünyaya hakim olup dünya imparatorluğunu kuracağına inanıyorlardı. Darwin insanların evrim geçirdikçe daha büyük kafataslarına sahip olacağını öne sürmüştü. Bu yüzden Naziler Alman ırkının üstün olduğunu gösterebilmek için kafatası ölçümlerine giriştiler. Nazi Almanyası’nın dört bir yanında, Alman kafataslarının, diğer ırkların kafataslarından büyük olduğunu gösteren karşılaştırmalar yapılıyordu. Dişler, gözler, saç gibi diğer özellikler de yine evrimci kıstaslarla değerlendiriliyordu. Alman ırkının ölçülerine aykırı bulunan bireyler, öjeni prensipleri doğrultusunda imha edilecekti.

Ünlü evrimci Sir Arthur Keith, Hitler’i şöyle yorumlar:

Alman Führer’i bir evrimciydi. Almanya’nın tecrübesini, evrim teorisine uygun hale getirmek için bilinçli olarak çalıştı. (Sir Arthur Keith, Evolution and Ethics, New York: G.P. Putnam’s Sons, 1947, p. 1)

Darwin: Before and After kitabının yazarı Robert Clarck ise, Hitler için: “Muhtemelen çocukluk döneminden itibaren evrim öğretisiyle büyülenmişti... Üstün bir ırkın her zaman aşağı ırkı fethedeceğini söylerdi.” demiştir. (Robert Clark, Darwin: Before and After, Grand Rapids International Press, Grand Rapids, MI, 1958. p.115)Nazi Almanyası’nın siyasi felsefesi de, Hitler’in bu inançları doğrultusunda şekillenmişti.

Hitler Darwin’in bu sapkın fikirlerini öylesine benimsemişti ki 1939 yılında Polonya’yı, ardından Danimarka, Norveç, Belçika, Hollanda, Fransa, Yugoslavya ve Yunanistan’ı, Kuzey Afrika’yı ve Sovyetler Birliği’ni işgal etti. İşgal altındaki ülkelerin halklarına, özellikle “aşağı ırklar” kategorisine dahil edilen insanlara büyük bir zulüm uygulandı. Milyonlarca insan tutsak olarak çalıştırılmak üzere toplama kamplarına gönderildi ve çok kötü şartlarda yaşatıldı. Bu kamplarda yaşamını yitiren yüz binlerce Yahudi, Çingene, Slav, Rus ve diğer milletlerden insanlar, Darwinist ırkçılığın nasıl felaketle sonuçlandığını belgelemektedir.

Hitler’in bu üstün ırk saplantısı uğruna II. Dünya savaşında tam 55 milyon insan katledildi. İşte bu hunharca öldürülen masum kadınlar, çocuklar, yaşlılar, analar, babalar evrim teorisine göre aşağı ırk olarak görülen insanlardı. II Dünya savaşında yaşanan bu vahşet perdesinin arkasında Darwin’in bu sapkın fikirleri saklanmıştı.Darwin’in evrim teorisinin toplumlara uygunmasının nasıl sonuçlar doğurduğu açıkça ortadaır. Üstün ırk olduğuna inanan Almanlar günümüzde dünya imparatorluğu kuramadılar, hiçbir şekilde üstün ırk olmadıkları da açıkça ortaya çıktı. Sadece Darwinist sapkın fikirlere kapılarak milyonlarca masum insanı katlederek tarihe geçtiler…