Bugün Taraf Gazetesi’ni açanlar İsmailağa Cemaati içerisinde Cüppeli Ahmet Hoca karşıtı yeni bir kampanyanın başladığını gördüler. Gazete bugün Saadettin Ustaosmanoğlu’nun ağzından Cüppeli Ahmet Hoca aleyhinde pek çok iddiayı dile getirdi.

Neydi bu iddialar?
Ustaosmanoğlu örtülü bir dille Cüppeli’nin Ergenekoncu olduğunu iddia ediyordu. Ustaosmanoğlu’na göre Cüppeli’nin CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ile ilişkileri vardı. Cüppeli Ahmet Hoca hakkında küçültücü pek çok iddiayı dile getiren Ustaosmanoğlu “elimizde bilgiler var” diyerek tehdit etti.
Peki, nedir İsmailağa içerisindeki Cüppeli Ahmet Hoca kavgası?

Cüppeli neden gündemde
Neden Cüppeli son günlerde kamuoyunun sıkça gündemine geliyor?
Daha geçtiğimiz günlerde Bülent Arınç, CHP lideri Deniz Baykal’ın Cüppeli’ye geçmiş olsun dileğinde bulunduğunu söyleyerek Cüppeli’nin adını yeniden gündeme getirmedi mi?
İsterseniz olaylara en başından bakalım…
İsmailağa cemaati Nakşi kökenli bir cemaat. Nakşiliğin yüzyıllara varan tarihi ve ekonomide, bürokraside, siyasette elinde tuttuğu güç düşünülürse cemaatin önemi anlaşılabilir.

Cemaat içinde ayrılık
Bugün İsmailağa Cemaati’nin lideri Mahmut Hoca olarak bilinen Mahmut Ustaosmanoğlu. Mahmut Hoca, cemaatin tamamının liderliğini kabul ettiği bir isim. Ancak Mahmut Hoca’nın ardından cemaatin bir bütünlük arzettiği söylenemez.
Her ne kadar cemaatin pek çok kolu olsa da son yedi yılda cemaat temel olarak ikiye bölündü. AKP iktidarı cemaat içerisinde taraftarlarını ve karşıtlarını yarattı.
İşte Cüppeli Ahmet Hoca burada önem kazandı. Mahmut Hoca’nın ardından cemaatin en etkin ismi olarak bilinen Cüppeli Ahmet Hoca, Fethullah Gülen Hareketi’ne karşı tavır gösterdi. Cüppeli’nin kendisi çok defa havuzlu villası ya da lüks arabası nedeniyle eleştirilse de Cüppeli son dönemde İslami kesimde artan rantiyeci eğilimleri eleştirdi. Gülen cemaatinin “dinlerarası diyalog” gibi çalışmalarına karşı çıktı. Bunu misyonerlik faaliyeti olarak tanımladı. Ergenekon operasyonu ile dini cemaatler hükümet ile yakınlaşırken Cüppeli böyle bir eğilim ile hareket etmedi. Gülen Cemaatinin İsmailağa içerisini fethetme stratejisinin önüne Cüppeli geçti. Cüppeli Ahmet Hoca tam tersine bir dönem yaptığı ordu hakkında ağır ithamları bu dönem tekrar etmedi.

Cüppeli aleyhinde kampanya
İşte bu gelişmeler cemaat içerisinde bazı isimleri rahatsız etti. Özellikle Mahmut Hoca’nın yeğeni Saadettin Ustaosmanoğlu’nun başını çektiği Furkan Dergisi Cüppeli hakkında bir kampanya başlattı. Önce Cüppeli’nin sıkça televizyonlara çıkması eleştirildi. Cüppeli Ahmet Hoca üslubu nedeniyle Furkan Dergisi tarafından Cem Yılmaz’a benzetildi. Küçük yaşından itibaren cüppe giydiği için Cüppeli olarak anılan Ahmet Hoca’nın kimi İslami uygulamalarda yumuşak tavrı Furkan tarafından Zekeriya Beyaz ile özdeşleştirilmesine neden oldu. Katıldığı bir programda Hazreti Muhammed hakkında söylenen “korkak” ifadesini onayladığı dahi yazıldı. Cüppeli’nin çalışma odasına Atatürk fotoğrafı ve Türk Bayrağı astığı birileri tarafından basına sızdırıldı. Dergi, Cüppeli’nin cemaatin yardım paralarını kişisel amaçlarla kullandığını da öne sürdü. Kısacası Cüppeli Ahmet Hoca, İsmailağa içerisinden sistematik bir kampanya ile karalandı. Cemaat içerisinde Saadettin Ustaosmanoğlu’nun başını çektiği bu kampanya, Gülen Cemaati’nin yayın organları tarafından da desteklendi. Saadettin Ustaosmanoğlu Ergenekon Davası’nda cemaatin bir bölümünün de desteğini alan isimler yargılanmasına rağmen sık sık operasyonu destekleyen açıklamalarda bulundu. Hatta Cüppeli’nin Ergenekon ile ilişkili olduğunu iddia etti.

Amaç ne
Niyet Mahmut Hoca’nın ardından cemaatin liderliğinin en büyük adayı Cüppeli’yi cemaat içerisinde gözden düşürmekti. Mahmut Hoca’nın bu çatışmaları görerek sessiz kalmasına rağmen cemaat içerisinde yaşlı kesimin öncülük ettiği “Ğureba” Dergisi’nin Cüppeli’yi eleştirmesi kimi yerlerde bu amaçlara ulaşıldığının göstergesiydi.
İşte cemaat içerisindeki kavga bu şekilde yaşandı. Hedef İsmailağa’nın hükümet ve Gülen Cemaati tarafından fethedilmesiydi. Bülent Arınç’ın Baykal ile Cüppeli görüşmesini basına açıklaması aynı stratejinin parçasıydı. Gülen Cemaati’ne yakın Arınç, Baykal’ı seçmenine değil, Cüppeli’yi İsmailağa’ya şikayet ediyordu. Cüppeli’nin tasfiyesi için cemaate yol gösteriyordu. AKP’yi ve cemaati rahatsız eden noktalardan birini de geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş açıkladı. Kurtulmuş, Cüppeli’nin Saadet Partisi’ni desteklediğini bu nedenle AKP tarafından tepki ile karşılandığını Yeniçağ’dan Sebahattin Önkibar’a anlattı.

Cemaatin fethi
İşte tüm bu gelişmeler ışığında şunları söyleyebiliriz…
Adı emniyet teşkilatında, yargıda, üniversitelerde, meslek odalarında, sermaye gruplarında, basında kadrolaşma ve ele geçirme ile anılan bir cemaat, bugün bir tarikatı da fethetmeye çalışıyor. Elbette bunu hükümetin ya da Zaman ya da Taraf gibi kafalarda soru işareti yaratan yayın organlarının ya da İsmailağa içerisinde ittifak kurduğu kimi isimlerin eliyle gerçekleştiriyor. Cemaat hızla Said-i Nursi’ye dayanan dini köklerinin yerine siyasal kimliğini ve bunun için oluşturduğu kurumlarını yerleştiriyor. Bu değişim İsmailağa gibi bir kurumu dahi cemaat tarafından fetih merkezi haline getiriyor.
İsmailağa’da “dinlerarası diyalog” “ılımlı İslam” gibi anlayışlara karşı çıkan iki önemli ismin (Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Muratoğlu) öldürülmesi ise bu çatışma sırasında gerçekleşen ilginç tesadüfler olarak göze çarpıyor.

İslam ve tarikatlar tarihi konusunda bilgisi olanlar Nur kökenli bir tarikatın Nakşi bir cemaati yönetemeyeceğini söyleyebilir.
Ancak şu soruyu sormayı unutmamak şartıyla:
“Artık Gülen Cemaati içerisinde otantik bir figür haline gelen Said-i Nursi’nin adını hatırlayan kaldı mı?”

Barış Terkoğlu
Odatv.com