Yeryüzüne gelen her fert belli bir zaman sonra eğitim ve öğretime başlar,
bu hadise bazen kişilerin yaşının belli bir seviyesini beklemeden gündeme gelir.
Kişilerin eğitimi ilk zamanlar kendi ailesi ebeveyni tarafından gerçekleştirilir,lakin çok geçmedense,
bu ilgi çevresine de taşarak kendine yakın olanlardan da etkilenme meydana gelir.
Şu bir gerçektir ki,insan birinci dereceden yakını olduğu halde kendine ait olanları eğitmekte zorlanır,
çevresi kendi ilgisinden fazla olarak,etkilerini kısa zamanda gösterir.
Bu etki olumsuz yönleriyle kısa zamanda meydana çıkar.
İnancına sadık ve Rabbine itaatkar olan insanlar, şer odaklarının üstün gayretleriyle,
temel olan değerlerden uzaklaştırılmışlar,
bunun yanına inananlarında inançlarındaki gevşek tavrı eklenince inanç kalelerinin burçlarında onarılmaz
hasarlar meydana gelmiş,kalplerde saklı olan samimi hisler zalimlerce fetih edilmiştir.
İslamın gönüllerdeki yeri zayıflamaya başladıkça çevre
kültürünün mimarları da gayretlerini artırarak çeşitli nefsi tekliflerle toplum arasında boy göstererek
kendi ideallerinde olan şeytani arzuları insan kitlelerine yaşam tarzı diye sunmuştur.
Vahyi olandan uzak sosyal ve hukuki yaşam tarzı olarak ifade edilebilecek olan çevre kültürü,
örf ve adetlerinde tesiriyle toplum arasında muhkem bir yer ederek varlığını sürdürmeye başlamıştır.
Çevre kültürünün kaçınılmaz etkisinin ve insan üzerindeki baskısının
çok yoğun olduğu bir yaşam tarzını zamanımızda görmekteyiz.İnsan yapısını bozmaya ve
ilahi standardın dışına çıkmaya zorlayan bir hayat tarzı maalesef günümüzde geçer bir konum olarak kabul görmektedir.
Etkilerinin kaçınılmaz sonucu bütün sınırları bile yıkacak güce ulaşmıştır.
Beşeri olan hayat tarzlarının hakimiyeti ve İlahi olandan uzaklaşma insan olabilmenin kurallarını da değiştirmiştir.
Anlayışların genelde beşeri ideallere endeksli olduğu sistemler,
garbın insana verdiği değeri de bütün çıplaklığıyle ortaya koymaktadır.
Toplumları yalnızlaştıran ve egoist mantığın içine iten yozlaşmış kültürlerin hakim olduğu
çevre kültürü, bulaşıcı bir hastalık gibi her kesimi sararak etkisi altına da almıştır.
İlahi olandan uzaklaşmak,beşeri olana dönüş,insanların sırtına büyük bir yük getirerek,
ezilmiş kitleleri sayısını her geçen gün artırmaktadır.
Asırlar öncesi zamanlarda yaşayan zulüm erbablarının günümüz versiyonları,geçmişe rahmet okutacak
nitelikte bir anlayışla çevre kültürünün yönünü belirlemekte,
yazılı ve görsel güçleriyle insan doğasına aykırı ve varsa sürekli empoze etmektedirler.
Toplumları etkilemeye aile yapısından başlayarak belli hedeflerine ulaşanlar başarılıda olmuştur.
İdeal olan ve yaşama yakışan tarzın hayattan uzaklaştırılmış
şekli yeni nesle orijinal şekilde empoze edilmiştir.İstedikleri standartta bir toplum kitlesi oluşturmak
için azami gayret gösteren çevre kültürünün mimarları,
efsunlu beyin yazılımları ile günümüzde bunu büyük ölçüde başarmıştır.
Profesyonel çalışma yöntemleri,yöresel örf ve adetleri de kullanarak gösterdikleri emek büyük kitlelere ulaşmış,
kati naaslara aykırı ve isyankar bir hayat tarzını egemen kılmışlardır.
Psikolojik ve maddi yaklaşımlar,ben merkezli ideolojiler muteber konuma gelmiş,kendisini korumak isteyen fertleri
bile zaman zaman rahatsız edecek boyutlara ulaşmıştır.
Vahye inat ve ebede muhalif yaşam tarzını oluşturan
çevre kültürü, inancın temel değerlerini bile saptıracak nitelikteki yaygınlığı ile insanları imani
konuda bile ihtilafa düşürmüş,bağışlanmayacak tek günah olan şirkin müntesipleri yapmıştır.
Özellikle örf ve adetler çerçevesinde baskın bir yer tutan
çevre kültürü tevhidi imanın inanandan istediklerini bile kale almaz tavrıyle tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.
Ailenin yaşam tarzından hayatın her safhasına nüfuz eden,
şirk kültürü de diyebileceğimiz bu anlayışın hakimiyetinin boyutları şaşılacak kadarda genişlemiştir.
Ahsen-i Takvim katında olan, yaratılmışların en üstün ve donanımlısı
insanın nice zorluklardan başarı ile çıkmasına rağmen,çevre kültürünün etkisiyle aşağılarında aşağısı
derecesine inmesi üzücü olan başka bir yöndür.
Esas olandan uzaklaşan sahte ilahlara fark etmeden tapan insan bu ibadet anlayışını
yine günümüzde yaygın olan çevre kültüründen almıştır.
Günümüzün beşer düşmanları,çeşitli ideolojik akımlarla,aklın esasını oluşturan
vahiyden insanları uzaklaştırmak için gereken bütün yöntemleri denemekte ve bu konuda ısrarcı tavırlarını sürdürmektedirler.
Özellikle sahip olunan temel inanç değerlerine
karşı yapılan saldırılar,insanları imanlarının emirlerinden uzaklaştırmak için yapılan
gayretler genel bir başarıya ulaşmış,günümüzde temel olan inanç değerleriyle taban tabana
zıt anlayış ve ameller muteber konuma gelmiştir.
Çevre kültürüyle yetişen ve hareket tarzımızı belirleyen inanları besleyen kaynaktan uzak olmak bu tuzağa
düşmeyi de kolaylaştırmıştır.Hayatını yanlış yönlendirenler,
çevre kültürüyle yetişenler,düzelmesi zor bir eğriliğe sahip oluyorlar.
Vahyi esastan uzaklaştıran çevre kültürü,ebede dair planlardan uzak bir yaşam tarzıyle nefislere
hitap ederek insanoğlunu kandırmaktadır.
Yakup DÖĞER