Vatan yazarı Necati Doğru “Balyoz Darbe Planı” iddiaları çerçevesinde adının “faydalanılacak gazeteciler” arasında geçmesine, deyim yerindeyse ateş püskürdü.

Necati Doğru’nun, 137 kişilik listeyi yayınlayan Taraf Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’a hitaben yazdığı yazı şöyle:

“Kaleminin namusunu koruyamayan gazeteci, hiçbir şeyi savunamaz. Ben kalemimin namusu peşindeyim. Ahmet Altan Bey, “Darbe yapmak isteyenlerin Balyoz Planları”nı yayınlarken “Benim hiçbir zaman darbeciden yana olmamış ve olmayacak olan temiz kalemime” çamur atmaya, leke vurmaya, pislik sürmeye kalktın. Bunu niçin yaptın? Çünkü benim kalemim, senin yandaşlığını yaptığın “iktidar partisine besleme durmuyor” diye kızmaktasın.

Gerçek bir aydınsan!

Ahlakın varsa!

Gazetende, “kullanıldım-tetikçi durumuna düşürüldüm” diye yazar benden özür dilersin.

Ahmet Altan Bey!

Büyükleniyorsunuz.

Maalesef çapınız yok.

Fakat “çağın büyük adamı olmaya” oynuyorsunuz. Kibir küpünde yüzüyorsunuz. Mevlânâ’nın bir sözü var; “Çakal boya küpüne düşmüş, kendisini tavus kuşu zannetmiş” diyor.
***


Size “darbecilerin kullanacağı, faydalanacağı, işbirliği yapacağı gazeteciler” diye bir liste vermişler. Aydın ahlakı olan, gazetecilik etiğine titizlenen gazeteci, yayınlama kararı almadan önce “Bu liste doğru olabilir mi?” diye sorar.

Şüphelenir.

Gazeteci okulunda “şüphelenmek sağlıktır” diye öğretilir. Hadi siz çok büyüksünüz, aşmışsınız, çağın büyük adamı olma peşindesiniz, vaktiniz yok. Yayın ekibinizde “aynı idealler-aynı ülküler-aynı amaçlar” uğruna bir olduğunuz ve kocası CIA görevlisi gazeteci hanıma, “araştır bakalım bu liste doğru olabilir mi” diye sorabilirdiniz.

Kızın kocası CIA görevlisi.

CIA, darbelerin ilahı.

Darbeleri CIA üretiyor.

Bizim ordu darbe yapıyor.

Planı CIA’dan geliyor.

Beraber ekip olduğunuz kadın yazar-gazeteci CIA görevlisi kocasına sorsaydı; “Balyoz Darbe Planı’nın yapıldığı 2003 yılında Necati Doğru, Sabah Gazetesi’ndeki köşesiyle oynandığı için Genel Yayın Müdürü’ne küfür etmiş, gazeteciliği bırakmıştı. İşsiz kalmış, 2 yıl hiçbir yerde yazı yazmamış, ancak 2004 yılının Eylül ayında Vatan Gazetesi’nden aldığı davet üzerine yazmaya yeniden başlamıştı. Darbe Planı’nı yapanlar ahmak mı? 2003 yılında köşesi olmayan, işsiz bir gazeteciyi ‘kullanılacak gazeteciler listesine’ niçin alsınlar?” derdi ve karısına “Darling (İngilizce sevgili karıcığım demek), bu listeleri verenler sizi tetikçi yapmaya çalışıyor olabilirler” diye uyarısını yapardı. Gazete çıkartmak için Amerika’dan özel olarak getirttiğiniz ve birlikte çalıştığınız yazar kız sorsaydı; CIA görevlisi kocası, bunları söylerdi.

CIA’nın bile ahlakı var.

Vicdanı kanar.

Mutlaka söylerdi.
***


Ahmet Altan Bey, çağa ışık tutsun(!) diye kaleme aldığınız dünkü mükemmel makalenizde; “Sarıkamış’ta binlerce askerin Enver Paşa’nın zekâsız çılgınlığı sonucu öldüğünü yıllarca bu halktan saklayan ‘gazetecilerin’ bugünkü uzantıları olan küçük çakallarını bizlere, ailelerimize saldırtmak, bizi bu soruları sormaktan vazgeçirmez...” diye yazmaktasınız.

Haklısınız.

Çakallar bizi korkutmamalı.

Gelmişte geçmişte bütün darbe şakşakçlığı ve “zinde güç goygoyculuğu” yapanların putlarını kırmalıyız. Halka anlatmalıyız. Babanız, seçimle gelmiş Başbakan Adnan Menderes’i 27 Mayıs darbesini yaparak asanları şakşaklayan yazılar yazdı.

Size tarihini vermiştim.

Darbe şakşakçılığının piri değerli babanızın “27 Mayıs 1960 Darbesi’nin yapıldığı günün ertesi günkü, 28 Mayıs 1960 tarihli yazısını yayınlayın, darbe goygoycusu gazeteci nasıl olur halk görsün” demiştim.

Nedense yayınlamadınız.

Babanızın 27 Mayıs darbesini şakşaklayan o yazısını beğenmediniz mi? 12 Mart darbesini destekleyen başka bir yazısını önereyim: 21 Mart 1971 günü yazdığı; “Ecevit Kardeşimiz yine hata ediyor” başlıklı yazısında darbeye karşı olan rahmetli Bülent Ecevit’i nasıl yerden yere vurarak geriletmeye, sindirmeye çalıştığını fakat darbecilerin adamı olan Balyozcu Nihat Erim’i nasıl yüceltip yağladığını göreceksin.

Ahmet Altan Bey!

Ahlakın varsa.

Öbür makaleyi yayınlamadın, bu 21 Mart 1971 tarihli yazıyı yayınla. Halk gerçek darbe destekçisi, “kullanılan, faydalanılan gazeteci nasıl olur, neler yazar” görsün. Gazetecilik okullarında “ibret belgesi” diye okutulsun.

Ahmet Altan Bey!

Ben darbeciliğe karşıyım.

Sizin gibi kibir düşkünü, kendisine âşık, böbürlenme balonu, şımartılmış, narsisizmin batağına düşmüşlerin kalemimin namusuna leke sürmesine izin vermem.

Putunuzu yıkacağım.”

Odatv.com