+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Nihilizm yoksa dünya aşkı mıdır Vincent?

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisinde ve Serbest Kürsü Forumunda Bulunan Nihilizm yoksa dünya aşkı mıdır Vincent? Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Nihilizm yoksa dünya aşkı mıdır Vincent? Üzerine abanan, seni dövüp duran hayatın ağırlığı değildi Vincent. Yüreğinin aklı karmakarışıktı. Nihilizmin ayazında

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52572

    Nihilizm yoksa dünya aşkı mıdır Vincent?

    Nihilizm yoksa dünya aşkı mıdır Vincent?


    Üzerine abanan, seni dövüp duran hayatın ağırlığı değildi Vincent. Yüreğinin aklı karmakarışıktı. Nihilizmin ayazında tir tir titriyordun.
    Gözkapakları açık gözlerinin üstüne abanıyordu karanlık. Bu gecenin karanlığı değildi, bu... Sonsuza dek belirsizlik, tedirginlik içinde kalmaya mahkûm olduğuna dair boş inancındı. İçini saran, boşunalık duygusuydu. Boşluktu. Yıkıcılığın, ölümün çılgıncasına iplerinden boşandığı bir inancın içinde tutsaktın. Dur, hemen "hayır" deme Vincent (Tom Cruise). Daha ne gece oldu, ne de bitti. Olan biten tek bir geceden ibaretti. Hayat o geceden bile daha kısaydı. Hayatın o geceden daha karanlık.

    Çantanda 45 kalibrelik bir HK USP ve kendinden susturuculu Ruger MK II vardı. Bir de öldürülecek beş kişinin adları, adresleri. Mahkemede önemli bir mafya liderinin aleyhine tanıklık edecek beş muhbiri öldürme görevini üstlenmiştin. Tabii ki para karşılığında. Senin işin de buydu. Öyle dedin ya Max'e. Bir öldürme tekniğin bile vardı. Öyle ilkesiz yaşayan biri değildin yani. Bunlar önemli Vincent. Seni anlamamız için önemli. Ne yapayım, benim işim de bu. İnsanları anlamaya çalışmak ve onlara kendilerini gösterebilmek. Elimden geldiğince. Evet, haklısın, bu bana da kendimi kötü hissettiriyor bazen, ben de yaptığım işin karşılığında para alıyorum. Dur, aklımı karıştırma. Ne diyordum, öldürme tekniğin "Mozambique Drill"di. Önce hedefin gövdesinin ortasına iki atış, sonra bir atış da kafaya.

    Metroda ölen bir insanın altı saat fark edilmediği bir kent. Los Angeles. Gece başlıyor. Şehrin karanlığını arabaların farlarından çıkan ışık hüzmeleri bölmeye çalışıyor. İnsanlar yalnızlıklarına çekilmişler. Binlerce taksi şoföründen biri de Max (Jamie Foxx). Hayalinde "Ada Limuzin"leri şirketini kurmak var. Bu avuntuyla hayata tutunmaya çalışıyor. Bir gün olacak, bir gün. Bir gün gelecek mi? Ölüm gelmeden önce gelir mi o gün? Arabasına binen yolcularla kurduğu sıcak ve insani ilişkiyle gecenin ağırlığını hafifletmeye çalışıyor.

    İşte onun arabasına bindin, o gece sadece senin için çalışmasını istedin. Max "Bu yasal değil." dedi. Teklif ettiğin yedi yüz dolarla bu durum önemli olmaktan çıktı birden. Yola koyuldunuz. İlk adamı öldürdün ve Max'ın ödünü patlattın. Öldürdüğün adam pencereden Max'in taksisinin üzerine düşüverdi.

    İşini yaparken çok titizdin. Ancak dördüncü kişiyle birlikte bir polisi de öldürdün. Max'in kafası iyice karıştı. "Onu niye öldürdün! Ailesi vardır, şimdi çocukları onsuz büyüyecek." diye isyan etti. Cevabın netti: "Hayatımı böyle kazanıyorum." Max anlayamadı. "Sebep bu mu yani?!" diye sordu. "Gerekçe bu. Sebep yok. Yaşamak ya da ölmek için iyi ya da kötü bir sebep olamaz." "Sen nesin öyleyse?" diye sordu Max. "Kayıtsız." dedin. Filmin (Collateral/Tetikçinin Gecesi) doruk noktasındayız şimdi Vincent. Yönetmeni (Michael Mann) ayakta alkışlıyorum bu sahne için. "Gerçekçi ol. Yüz milyonlarca yıldızdan oluşan milyonlarca galakside küçücük bir nokta. Biz buyuz." Sonra Max'in damarına bastın. "Temiz taksi, Limuzin şirketi hayalleri. Ne kadar biriktirdin? Bir gün rüyan gerçek olacak mı? Bir gece uyanınca hiçbir şey olmadığını keşfedeceksin. Her şey ters gidecek. Aniden yaşlanacaksın. Olmadı ve olmayacak da. Zaten bunu yapamayacaktın. Hayalini anılara gömüp geri kalan hayatını televizyonun karşısında kendini uyuşturarak geçireceksin. Hâlâ niye taksi sürüyorsun ki..."

    Max ne dedi: "Çünkü hiç doğrulup da bakamadım. Yani hayatıma. Bakmalıydım. Dipten kurtulmak için kumarı bile denedim. Bu zaten zaman kaybetmeye mahkûm bir yöntemdi. Mükemmel olmalıydı, her şey mükemmel olmalıydı. Riskleri yok etmeliydim. Bunu istediğim an yapabilirim." Sonra sana hayatının terapisini yaptı. Biz buna "hayat terapisi" deriz Vincent. Gaza bastı, hızlandı. Kırmızı ışıklarda durmadı. Virajlara son sürat girdi. Ne oluyor sana Vincent? Niye korkmaya başladın? Yüzün neden allak bullak böyle. Hani sen bir "kayıtsızdın". Hani "hiçbir şey fark etmez"di. Max'in sözlerini ve sana yaptığı terapiyi ben en iyi terapistlerde bile görmedim. İnan bak, abartmıyorum. "Pekâlâ, dinle. Flaş haber! Ne fark eder ki! Bu koca hiçlikte hepimiz anlamsız değil miyiz zaten? Alacakaranlık kuşağı saçmalığı. Arka koltuğumdaki belalı sosyopat öyle diyor. Bak, ne diyeceğim. Sana teşekkür borçlu olduğum tek şey bu. Çünkü şimdiye kadar hiç bu şekilde bakmamıştım. Ne fark eder ki, etmiyorsa boşver gitsin. Kaybedecek neyimiz var, değil mi?"

    Aaa, korkan sen misin Vincent, "Yavaşla!" diye bas bas bağıran. Max yavaşlamadı tabii ki. Onu öldüremeyeceğini biliyordu. Senin aslında hayata âşık olduğunu, sonsuza dek elinde tutmak istediğin hayatını ele geçiremediğin için onu bir hiç gibi gördüğünü anlamıştı. Seni çözmüştü Vincent. Bütün nihilistler gibiydin sen de. Bir daha "Hepimiz sonsuz boşlukta birer hiçiz." deme Vincent. Hele hele "Ne fark eder ki?" hiç deme. Olur mu?


    MUSTAFA ULUSOY


    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Rep Gücü
    19318
    M.Ulusoy izlediği filmlerden belliki fazlaca etkilenmekte :)

    Türevleride ateistlere benzer komik hikayelerden bahsedip, o hikayenin sonunda ateistlerinde olduğu uçak düşüyor ve içinde hiç ateist kalmıyor :))

    Hepsi Alah'a iman ediyor o an :))

    Anlaşılan nihilistleri hiç tanımıyor, öyle ki, bütün nihilistler gibisin sen de diyor...

    Bu soru Vincent'e yöneltilince, cevabı zaten içinde oluyor.

    ''Sizi ve yasalarınızı tanımıyorum'' diyerek ölenleri bilmiyor...

    Ölmekten ziyede varlığın anl***** getirilen eleştirinin farkına varamıyor...

    Bu algıya karşı varolan önermelerin bir anlamıda kalmıyor... Malesef.

Benzer Konular

  1. Nihilizm (hiççilik)
    -BaDe- Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 26-11-2009, 09:51 AM
  2. Yaşam bahşedilmiş bir süreç midir, yoksa hak mıdır?
    dogangunes Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 06-09-2009, 10:02 AM
  3. İnsan hayvan mıdır? Yoksa daha ötesine geçebilmiş midir?
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 02-06-2009, 02:13 PM
  4. Nihilizm Uzerine
    evrensel-insan Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 14-02-2009, 06:46 AM
  5. İyiler daima kazanır mı,yoksa bu daimi bir yalan mıdır?
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 09-01-2009, 08:41 AM
Yukarı Çık