Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5

Amerikancı eğitim düzeni -fulbrıght anlaşması

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Serbest Kürsü Forumunda Amerikancı eğitim düzeni -fulbrıght anlaşması Konusununun içerigi kısaca ->> Milli Eğitimimiz 27 Aralık 1947' de imzaladan ve "Fulbright Antlaşması" olarak anılan "Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Server Bedii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    239
    Rep Gücü
    8199

    Amerikancı eğitim düzeni -fulbrıght anlaşması

    Milli Eğitimimiz 27 Aralık 1947' de imzaladan ve "Fulbright Antlaşması" olarak anılan
    "Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma' nın sonucu olarak, bütünüyle Amerikalı uzmanlar ve CIA tarafından, Amerikan çıkarları doğrultusunda biçimlendiriyordu.

    Senatör Haydar Tunçkanat'ın "İkili Antlaşmaların İç Yüzü" ve "Amerikan Emperyalizmi ve CIA" adlı kitabında açıkladığı üzere, 27 Aralık 1947'de imzalanan Eğitim Komisyonu'yla ilgili anlaşmanın 5.madesi şöyleydi:

    Komisyon, dördü TC vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olamak üzere sekiz üyeden kurulu olacaktır. Bunlara ek olarak Türkiye'deki ABD diplomatik heyetin başı, (Amerikan Büyükelçisi) komisyonun fahri başkanı olacaktır.

    Komisyonda oyların eşit oluması durumunda kesin oyu misyon şefi (Amerikan büyük elçisi verecektir."Komisyonun ABD vatandaşı olan dört üyesinden ikisinin elçilikteki CIA mensupları arasından seçileceğinden kuşku duymamak gerekir, böylece CIA,Milli Eğitim Bakanlığı'na rahatca sızma olanağı bulacak ve komisyon üyesi sıfatıyla öğrenci ve eğitim üyeleri arasında ajanlar devsirmekte hiçbir güçlükle karşılaşmayacaktır.

    Okul kitaplarına ve ders kitaplarına Amerikan propagandasının etkinliğini artırmak için malzeme hazırlayacaklardır."

    O günden 2007' ye 58 yıldır, "Milli Eğitim" imizi ve daha pek çok bakanlığımızı Amerikalı uzmanlar yönlendiriyor.Bu durun, 2007'de de böyledir ve FULBRİGHT COMMİSSİON adı altında Türk Milli Eğitimini biçimlendiren kurulun başında 2007'de Amerikan Büyük elçisi oturmaktadır.( bu gün de o kadar taviz verdiğimize göre bu şartlar muhtemalen aynı şekilde, belkide dahada ağır şekilde devam etmektedir. Bundan daha ağır ne olacaksa?)

    İsmet İnönü, Amerikan Yarı-Sömürgesi Olduğunu Açıklıyor.

    Yanlızca Milli Eğitim'in değil, diğer pek çok bakanlıkların1949'dan başlayarak Amerikalı uzmanlar güdümlendiğine ilişkin acı gerçek, Türkiye'yi Amerikan yarı- sömürgesi durumuna düşürerek Türk ulusunun anlına bu lekeyi süren İsmet İnönü tarafından, yıllar sonra,1963'de "timsah gözyaşlarıyla" şöyle itiraf etmişti.

    "Daha bağımsız ve kişilik sahibi dış politika izlemesini istiyoruz. Herkes aynı şeyden söz ediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havale edeceğim. Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar. Yapabilirler mi bunu?

    Hepsini çevresinde uzman denen yabancılar dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar. Başaramazlarsa işi sürümcemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden, Washington'un haberi oluyor. Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum.

    Bağımsızlık savaşından sonra Lozan'da asıl mücadele de bu uzmanlar konusunda oldu. Yoksa sınırlar zaten fiili durum idi. Tazminat işini iki devlet aramızda çözerdik. Bütün mücadele idaremize yapılmak istenen müdahale yüzünden çıktı. Bir tek uzman vermek için büyük ödünlerde bulunmaya hazırdılar. Dayattık. Biz onların neden ısrar ettiklerini biliyorduk.Onlar bizim neden inatla red ettiğimizi biliyorlardı.

    Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vadederler.İmzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir.Personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök. Gitmezler. Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su döversiniz.Fakat sanmayın ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez..."

    Türkiye'nin Şubat 1948'de 705 bin dolar olan döviz varlığını ,
    Mayıs 1950'de eksi 12 milyon dolara;

    1946'da 214 ton olan altın varlığını 1949 sonunda 123 tona indiren,

    ülkenin dağarcığında yeterince altın ve döviz bulunmasına karşın Amerikadan borç alarak ülkeyi Amerikan güdümüne sokan İsmer İnönü'nün bu yüz kızartıcı açıklamaları karşısında: "Madem bunları biliyordunuz, öyleyse niçin Amerika ile antlaşmalar yaparken Türkiye'ye Amerikalı uzmanlar dolmasına neden olacak maddelere imza addınız?" demek gerekiyor.

    İsmet İnönü'nün bu sözleri, kendisininTürkiye'yi içine düşürdüğü durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği gibi, onun bir Türkiye Cumhuriyeti kahramanı, Cumhurbaşkanı, Başbakanı olarak ne denli çaresiz olduğunuda ortaya koymaktaydı.

    NOT: Bu yazılanlar Sn. Cengiz ÖNAKINCI' nın "Türkiye'nin Siyasal İntiharı Yeni- Osmanlı Tuzağı " adlı kitaptan alıntı yapılmıştır.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Server Bedii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    239
    Rep Gücü
    8199
    okunması dileğiyle...

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SEBLA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nerden
    Gurbet'den...
    Mesaj
    577
    Rep Gücü
    3515
    Fulbright Eğitim Komisyonu'nun Tarihçesi


    Fulbright Eğitim Komisyonu 1949’da ABD ve Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşma sonucunda kurulmuştur. Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu Türk ve Amerikalı üniversite mezunlarını, akademisyenleri ve öğretmenleri seyahat ve yaşam masraflarını kapsayan burslarla destekler ve ABD’de eğitim almak isteyen Türk öğrencilere danışmanlık hizmeti sunar.

    Komisyon 1949’daki kuruluşundan beri, Türk ve Amerikan hükümetleri tarafından fonlanmıştır. Komisyon bu fonu artırmak için özel bağışlar da kabul etmektedir. Türkiye Fulbright Programı kurulduğundan beri sayısı 4000’den fazla Türk ve Amerikalı öğrenci ile akademisyene burs olanağı sağlamıştır. Fulbright mezunu Türk öğrenci ve öğretim üyeleri ABD'deki çalışmalarını tamamladıktan sonra Türkiye'ye geri dönerek ülkemize faydalı olacak çalışmalar yaparlar. Türkiye’ye gelen Amerikan akademisyenler de fen bilimleri, mühendislik, tarih ve edebiyat gibi çok çeşitli dallarda eğitim ve araştırma açısından alanlarına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Programlarını tamamlayıp kendi ülkelerine geri dönen Fulbright’lılar, kurumlarında önemli mevki sahibi olmuş, eğitim aldıkları ülke ile bağlarını da koparmayarak, Fulbright’ın amacını uygulamış ve gerçekleştirmiş olurlar.
    kendi sitesinden tarihçesi...
    ''İslam’a gelmek bir yere gelmek değil, ‘kendine gelmek’tir.''

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    Antalya
    Mesaj
    2.191
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    54809
    Milli Eğitim Bakanlığının ismini değiştirmek gerekiyor demek ki

    National Eğitim Bakanlığı olabilir...

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye Server Bedii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    239
    Rep Gücü
    8199
    Sayın Sebla'nın iktibas ettiği bölüm kendi ağızlarından itiraf niteliği taşıyor... Milli Eğitimimizin olmadığını zaten biliyorduk değil mi...

Benzer Konular

  1. Evet Anlaşması
    bursali68 Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 20-08-2010, 10:35 PM
  2. Hukuk,Varlığın düzeni adalet üzeredir
    RABİA Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-04-2010, 10:58 AM
  3. Yeni Dünya Düzeni
    arrad Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-03-2010, 04:35 AM
  4. Tüm ülkeler 'İklim Anlaşması'nı imzaladı
    RABİA Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-12-2009, 11:41 AM
  5. Haber Modülü Düzeni hakkında ???
    qwerclock Tarafından vbAdvancedcmps (portal) Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 28-04-2009, 12:34 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık