Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    29 Ekim'i anlayabilmek

    Cumhuriyet ilan edileli tam 86 yıl oldu. Zor imkanlarla ateş çemberinin içinde kurulan bir cumhuriyet bu günlere geldi. Ateşi gördü ve ihanetleri yaşadı.

    Bilinçli bir eğitimsizlik içinde yetiştirilen çocuklarımız 29 Ekimi bir tatil günü olarak görüyor artık.

    Her şeye rağmen bu cumhuriyeti yaşatmaya kararlı yurttaşların memleketi burası. Evet ateş ve ihanet kararlı adımlarla yürüyor. Ve bu ülke üzerinde hep oldu. Her saldırı aslında vücuttaki kanserli hücrelerin tedavisi için reçete sayılabilir. Fakat öncelikle hasta kendisini tedavi etmeli.

    Her yıl 29 Ekim'lerde bayramı kutluyoruz. Aradan 86 koca yıl geçti. Şimdi geldiğimiz noktaya bir bakın. Gerçekten kavrayabildik mi cumhuriyetin önemini?

    Gerçekten anlayabildik mi cumhuriyetin bize kazandırdıklarını?

    Atatürk ve silah arkadaşlarının "yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz" derken ki kararlılığını, okullardaki öğrencilere anlatabildik mi? Eğitmenlerimiz anlayabildi mi?

    29 Ekim'in bizde yarattığı tatil rehavetinde miyiz hala? Tepemize sağanak gibi ihanet yağıyor. Dış baskılar aldı başını gidiyor. Kadrolaşma her dönem oluyor ama ya cumhuriyete uzak mesafedeki cemaatin etkisi! Hala göremiyor mu gözlerimiz? “Bölünme bir paranoyadır” diye ezber bir türkü çıkartanlar var. Tehlikeyi unutturup uyutuyorlar. Her yerde bu türküyü söylüyorlar.

    Komşularla sıfır sorun Atatürk idealleri arasında ama Ermenistan'ın Doğu Anadolu hayali, Kürt terörist örgütünün Güney Doğu hayali, Büyük Ortadoğu Projesi... Ya da çevremizdeki şeriat tehlikesi? Bunlar yalan mı? Suç sadece bize mi ait?

    AB, ABD başta tüm fikir teorisyenleri, Eyaletten bahsedenlerin tamamı biliyor, cumhuriyeti yıkmak için temeldir eyalet sistemi. Kaçımız eyaletin ne olduğunu tam olarak anladık?

    Kaçımız okullarda bir ezberin dışına çıktık ve çocuğumuza karşılaştırarak anlattık cumhuriyeti. Bak kızım, bak oğlum "İran bir İslam cumhuriyetidir ama kadına, insana saygı açısından iki cumhuriyet arasında fark dağlar kadardır." dedik.

    Atatürk'ün "benim iki eserim var, birisi Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir" sözündeki eserin ne olduğunu kaçımız anlayabildi?

    Geçit törenlerinde geçen tank, uşak, asker, silah ve gazileri düşünün. Bunların aslında ne olduğunu, neden törenlerde geçitle sunulduğunu... Düşünün.

    Tamam, dünyadaki türlü etkiler sebebi ile 29 Ekim, 30 Ağustos, 23 Nisan, 19 Mayıs... Bayramları, sadece tatil havasında geçiyor. Doğrudur. Tatil hakkınız...

    Fakat Ramazan Bayramındaki tatilin "sebebini" anlayan kafalarınıza, Kurban Bayramlarındaki "tatilin" sebebini sorgulayan beyinlerinize 23 Nisanı, 30 Ağustosu, 29 Ekim'in sebeplerini de anlatın ne olur! Yok saymayın.

    Uzatın ayaklarınızı, dinlenmek hakkınız... Dinlenirken düşünün bu imkânı İran cumhuriyetinde bulamayanların olduğunu. Dahili ve harici düşmanları, bil fiil işgal edilen makamların nereler olduğunu... Atatürk’ün sözlerini düşünün. Cumhuriyetin “aslında ne olduğunu” kavrayın.

    Cumhuriyet asla ve katiyen yurttaşların sefalete itilmesini ön görmez. Cumhuriyet, 50 yıldır bu ülkeyi yönetenlerin sefalete mahkûm ettikleri yüz binlerce aileye gıda paketleri, makarnalar, iftar çadırları açmak değildir.

    Cumhuriyet dün size düşmanlık edenleri ve düşman olarak gördüklerinizi resmi törenlerle karşılamak hiç değildir.

    Bugünkü mağduriyet cumhuriyetten değil, cumhuriyeti onlarca yıldır “yönetemeyenlerin” suçudur. Ve bu asla cumhuriyetin mağlubiyeti değildir.

    Türkiye Cumhuriyeti devleti sağlam ve ayaktadır.

    Siz bakmayın... Daha düne kadar polise ve askere kurşun sıkanların, terörist kıyafetleri ile zafer turları atmalarına, konvoylarla gezmelerine. Çember kurarak güvenliklerini sağlarken taşkınlıklara engel olmak için görevlendirilmiş polislerin nasıl bir ruh içinde olduğunu tahmin edebiliyorum.

    Siz bakmayın, Osmanlı'nın neden parçalandığını çok iyi bilen bilim adamlarının, “Osmanlı olsaydı Abdullah Öcalan’a paşa rütbesi verirdi” demelerine... Siz bakmayın, İkinci cumhuriyetçiler ve diğerlerinin yazdıklarına çizdiklerine...

    İlk hedefimiz Atatürk’ü anlamak olmalı. Atatürk’ü unutmak ve yok saymak Türkiye Cumhuriyetinden vazgeçmek demektir.

    Son söz

    Bu ülkede bugünlerde esen serin meltemler, yerini ılık ılık esen samyeline bırakacaktır. Elbette sıcak rüzgârlar bu insanları uyandıracaktır. Cumhuriyetin kan kardeşi demokrasidir. Demokrasi ise halkın yönetime katılımıdır. Kendi özgürlüğünü, varlığını korumak, güçlendirmek vatandaşın elinde.

    Kısaca cumhuriyet, milletin kendisini yönetmesi ise, yurttaş okuyacak, düşünecek ve gelişmeleri doğru analiz edecek, verilen pirinç, dağıtılan makarnaların etkisinde kalmayacak ve dikkatli oy kullanacak.

    Vatandaş, Cumhuriyetin en önemli kazanımlarından birisi olan özgür bir birey ve yurttaş olmanın bilinci ile Cumhuriyetine sahip çıkacak.

    Ve sonra bayramını kutlayacak!

    Bayramınız kutlu olsun.

    kaynak

  2. #2
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Neyi kutluyoruz?

    Bugün Cumhuriyetimizin 86’ncı kuruluş yıldönümüdür.

    Cumhuriyetimizin 86’ncı yıldönümünü kutlarken her şeyden önce büyük bir tehlike içinde bulunduğumuzu da vurgulamak zorundayız.

    Cumhuriyet sözcüğü tek başına bir şey ifade etmez; yeryüzünde çeşitli cumhuriyetler vardır.

    En yakın örnek, şeriata dayalı düzenle yönetilen komşumuz İran Cumhuriyeti’dir.

    *

    Uygarlığa yakışır, insan haklarını içerir, kadın-erkek eşitliğine dayalı ve bağımsız demokratik cumhuriyetin temeli laikliktir.

    86’ncı yılını kutlayan Cumhuriyetimizde laiklik tehlikededir.

    Ayrıca 1923 Cumhuriyeti’ni ikiye bölmek isteyen iç ve dış güçlerin de ittifak içinde bulundukları, çok kanıtlı bir gerçeğe dönüşüyor.

    Cumhuriyetimizin laiklik ve bölünmezliğini tehdit eden güçlerin büyük çapta dış güçlere dayandıkları gün geçtikçe daha aşikâr ve çarpıcı biçimde görülüyor.

    *

    20’nci yüzyılın sonunda, oldukça güç kazanmış anti-laik güçler iktidardan uzaklaştırılmışlardı.

    21’inci yüzyılın başında İslamcı siyaset “stratejik müttefikimiz” ile anlaştıktan sonra büyük bir sandık desteğiyle iktidara gelebilmiştir.

    Bunun yanı sıra Amerikan işgali altında bulunan Kuzey Irak’ta üslenip yuvalanan bölücülük de dış desteklerine dayanıp epey mesafe alabilmiştir.

    *

    Ne yazık ki ‘Cumhuriyet Bayramı’mızı yeteri kadar sevinçle, güvenle, gönül rahatlığıyla kutlayamıyoruz; Tevfik Fikret’in ünlü ‘Sis’ şiirindeki dizeleri yinelemekten kendimizi alamıyoruz:

    “Sarmış yine âfâkını bir dud-i muannid / Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid”. 86’ncı yıldönümünde Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti, “olmak ya da olmamak” sorunuyla karşı karşıya gelmiştir.

    Bu konuda kendi kendimizi bayram törenlerinin ‘resmi’ havası içinde aldatmaya kalkmak, aymazlığın en büyüğü olacaktır.

    *

    Gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti, neresinden bakarsanız bakın, tehlikenin ortasında bulunmakta; dış ve iç tehditlerin trafiğinde şaşkınlaşan politikacıların ellerinde sürüklenmekte; bağımsızlığını yitirmiş bir ülke manzarası sergilemektedir.

    1915 olayları Batı ülkelerinin güdümlü siyasetleriyle güncelleştirilmiştir; terör Anadolu’nun Güneydoğu haritasında somut bir tehdit unsuruna dönüşmüş, sınır dışından sarkan ve müttefikimiz sayılan Amerika’yı da arkasına alan bir niteliğe bürünmüştür.

    Laik Cumhuriyet bizzat iktidar tarafından yönetilen bir siyasetle rizikoya sürüklenmiştir.

    Ekonomi tam bir borçlanma ve yüksek faiz batağında dışarıya bağlanmış; Türkiye Cumhuriyeti mali açıdan bağımsızlığını yitirmiştir.

    Halk meydanlardadır, Türkiye ayaktadır; teröre karşı protestolar şehit cenazelerinde doruğa tırmanmakta, ellerindeki Türk bayraklarıyla toplanan ve yürüyen kitleler, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti korumak içgüdüsünün itici gücünü dile getirmektedirler.

    İç ve dış kimi güçlerin ikinci bir Sevr hayalinde Türkiye’yi ortaklaşa kuşattıkları açık seçik ortadadır.

    *

    Cumhuriyetin 86’ncı yılı işte bu “ahval ve şerait” içinde kutlanıyor.

    Akıl, denge, serinkanlılık, sağduyu ve güven duygusuna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

    Bu nedenle Cumhuriyetimizin 86’ncı yılını kutlarken büyük bir sınav karşısında bulunduğumuzu vurgulamak zorundayız.

    20’nci yüzyılın başında büyük bir sınav vererek laik Atatürk Cumhuriyeti’ni kurabilen Türk ulusu, Atatürk’e layık olabildiğini ve uygarlığa yakıştığını laik, demokratik ve bağımsız Cumhuriyetini savunmak ve korumakla ispatlayacaktır.

    kaynak

Benzer Konular

  1. Kur'an ı anlayabilmek adına, yaptığımız yanlışlar.
    halukgta Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-08-2012, 12:34 AM
  2. Bugun 29 Ekim!
    mopsy Tarafından Mesaj Panosu Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 29-10-2011, 02:29 PM
  3. ALES'e başvurular 18 Ekim'de
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-12-2010, 08:22 PM
  4. Kur'anın adaletini doğru anlayabilmek....
    halukgta Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-09-2010, 09:30 PM
  5. Azılı Ekim
    blueice Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 04-04-2009, 01:00 AM
Yukarı Çık