Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nın Türkçü Yol Haritası

Üstün Türk Irkı’nın son kalesi olarak adlandırdığım Kutsal Türk Devleti’ne ve üstün Türk Irkı’na karşı gelişen bütün tehlikeleri bertaraf etmek üzere yola çıkmış olan Türkçü direnişçileriz. Kutsal Türk Devleti’ni düşman unsur olarak gördüğümüz yabancı kanlılardan arındırmak başlıca hedeflerimizden biridir.

Ulu Başbuğ Atatürk, Kutsal Türk Devleti’ni Irk’a dayalı Türkçü bir fikriyatta kurmuştur. Şanlı Tarihimiz de yer alan Gök Türk devleti sonrası üstün ırkımızın adını taşıyan ikinci devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye adının Ulu Başbuğ Atatürk tarafından devletimize verilmesi, Türk Irkı’na ait olan bir devletin kurulduğunu acun’a ilan etmenin bir göstergesiydi.

Ulu Başbuğ Atatürk’ün o dönem gerçekleştirdiği girişimler mercek altına alındığında Türkçü soycu düşüncenin somut uygulamalarının yüzlercesine rastlanmaktadır. Bu uygulamaların bir kaçını ele aldığımızda, talimatı ile bastırılan bozkurt motifli 5 ve 10 liraların basılması, pullara Kürşad Ata ve yol gösteren bozkurt motiflerinin işlenmesi, çıkarılan yerli ilk Türk sigaranın adının ve dış kapak görüntüsünün Bozkurt oluşu bir anlamda Kutsal Türk Devleti’nin hangi kuruluş felsefesi ile yoğrulduğunun adeta göstergeleri olmuştur. ‘Türk Irkından olmayan Askeri mekteplere giremez’ ve ‘Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır’ diyen Ulu Başbuğ Atatürk’ün bu sözleri kurulan Kutsal Türk Devleti’nin temel felsefesinin ana hatlarını oluşturmaktadır.

Bu yapı Ulu Başbuğ Atatürk’ün ölümünden sonra, İsmet İnönü tarafından karşı bir devrim başlatılarak, Türk Irkı Türkçü düşünceden uzaklaştırıldı. Ulu Başbuğ Atatürk döneminde yer alan Türkçü uygulamalar terk edilerek devletin bütün birimlerine Türk kanı taşımayanlar getirilerek adeta devletin kuruluş felsefesine tamir edilmesi güçleşen ağır bir darbe indirilmiştir.

Ulu Başbuğ Atatürk’ün Türkçülük temellerinde kurduğu yapıyı yok etmek için çalışan İsmet İnönü’ye karşı tavır alan ve Türkçü düşünceyi, Ulu Başbuğ Atatürk’ün ölümünden sonra savunan Nihal Atsız Ata’mız bu yıkıma karşı duyarsız kalmayarak ömrünün sonuna kadar Türkçü bir Direniş sergileyerek Türkçü düşüncenin günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır. Türkçü düşüncenin kitleselleşmesi için mücadele yürüten Nihal Atsız Ata’mız bu uğurda ağır bedeller ödemiş zindanlara atılmıştır.

Ulu Başbuğ Atatürk’ün başlattığı ve Nihal Atsız Ata’nın ölümüne kadar devam ettirdiği hareket Türkçülüğü anlayışını yeniden Türk coğrafyalarında hakim kılmak, Türk ırkı’nı sonsuzluğa ulaştırmak için Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nı 1999 yılının aralık ayında iç Anadolu bölgesinin Aksaray ilinde, Türkçü düşünceye baş koymuş dava arkadaşlarımla birlikte kurdum.

Kısaca özetlemek gerekirse hareketimizin ideolojik bakış açısı, Ulu Başbuğ Atatürk’ün savunduğu ve Nihal Atsız Ata’mızın devam ettirdiği Türkçü düşüncedir.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı, Kuva-i milliye ruhunun günümüzde yeniden canlanmasıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar yapılanmamızın yer altı örgütlenmesi olarak sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır. Teşkilatımız bünyesinde yer alan bütün Türkçülerin kendilerine özgü kod adları vardır. Bu bağlamda Savaşan Atsız adı kod adımdır. İç dünyamı yansıtan, savaşçı bir yapıya sahip olduğumdan ve Türk düşmanlarına karşı acıma hissiyatımın olmayışından dolayı dava arkadaşlarımca da bu adın bana özgü bir ad oluşu belirtilmiştir.

Üstün Türk ırkı için ömrümün sonuna kadar mücadelemi dava arkadaşlarımla birlikte sürdüreceğim. Bu kutlu dava uğrunda ölmek, bizim için bir şeref madalyası olacaktır.

Türk Irkı’nı sonsuzluğa ulaştıracak yegane düşüncenin silahlı mücadeleden geçtiği kanısındayız. Dünya tarihi incelendiğinde milletler arası çatışmaların hakim olduğu, bütün milletlerin kendi toplumunu dünya’nın hakimi kılmak için yoğun bir savaşın yürütüldüğü alenen gözükmektedir. Bu bağlamda, var olan milletler arası mücadele de Türk Irkı’nın tek çıkar yolu, safını sağlam tutarak her türlü ve her alanda silahlı direniş sergilemek zorundadır.

Milletler arası mücadele askeri boyutta dünya’nın yıkılışına kadar sürecektir. Nihal Atsız Ata’nın makalelerinde belirttiği gibi ‘Dünya bir savaş alanıdır, ülküler kanla fedakarlıkla kahramanlıkla beslenir. Din arabın hukuk sizin harb Türkündür. Açlar nasıl bir istekle koşarsa aşa, Türk eri de öyle gider kanlı savaşa’. Nihal Atsız Ata’nın açılımını yaptığı gibi Türk Irkı’nın tek çıkış yolu savaştır. Yasal platformlarda Türkçü fikriyatın sağlıklı gelişmesi ve devlet yönetiminde etkin olmasının önündeki başlıca engeller ortadadır.

Osmanlı devletinden artık olarak devletimiz içinde kalan yabancı kanlılar ve diğer etnik unsurlardır. Düşmanlarımız bertaraf edilmeden, Türkçü bir devrimin gerçekleşmesi mümkün değildir.

Bu bağlamda öncelikli düşman sıralamamızda yer alan ülke sınırlarımız içinde geçici ve istenmeyen konuk konumunda olan bütün kürtlerin yok edilmesi gerekmektedir.

Türk düşmanlarını yok etmenin yolu, silahlı bir direnişin Türk Irkı mensupları tarafından gerçekleştirilmesi ile mümkün kılınacaktır. Türkçü silahlı mücadele yöntemini seçmemizin diğer nedeni ise geleceği doğru analiz ederek, ülkemiz de yıllar sonra gelişecek olumsuzlukları şimdiden görmemizdir.

Eğer, Kutsal Türk Devleti milli hassasiyeti olmayan Türkçü düşünceden uzak yöneticiler tarafından yönetilmeye devam ederse, 2040 ve 2050 yıllarında Türkiye’yi ve Türklüğü çok büyük tehlikeler beklemektedir. Ülkemizin demografik yapısı, Türk Irkı’nın aleyhine gelişmektedir.

Düşman unsur kürtler bu hızla üremelerine devam ettiklerinde 2040 ve 2050 yıllarına gelindiğinde, Türk Irkı ile kürt nüfus oranı eşit bir konuma gelecektir. Bu noktada kürtler sözde bağımsız devlet olma yolunda bir iç savaş çıkaracaktır.

Geçmişten günümüze 38 isyan çıkardıkları gibi yeni bir isyan dalgası, Türkiye’yi gelecekte bekleyen tehlikedir. O şartlarda bile yüce Türk Irkı mutlaka zaferle noktalanacak olan ikinci bir kurtuluş savaşı verecektir. Fakat ikinci kurtuluş savaşı diye adlandırdığım o süreçlerde, Türk Irkı çok ağır kayıplar vererek zaferi elde edecektir.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı olarak, gelecekte verilecek olan bu ağır kayıpları en aza indirmenin tek yolunun, şimdiden bütün kürtlere yönelik topyekün imha hareketinin milletimiz tarafından başlatılmasının, ırkımızın bekası için gerekli oluşuna inanıyoruz. TİBT olarak silahlı mücadeleyi bu yüzden kurtuluşumuz için tek çıkar yol olarak görmekteyiz.

TİBT / Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nın, kamuoyunda TİT Türk İntikam Tugayı olarak bilinen oluşumla herhangi bir organik bağı yoktur. TİB Türk İntikam Birliği ideolojik açıdan Türkçü Turancı Atatürkçü bir yapılanmadır.

Türk İntikam Birliği'ne bağlı Türk soylu Türkçü direnişçiler on bin yıllık bir köklü ideolojinin temsilcileridir. TİT gibi oluşumların ise hiç bir ideolojik temeli yoktur, her döneme göre renk değiştiren farklı ideolojilerin toplumu manipüle etmek için kullandığı içi boş temelsiz yapılanmalardır.

TİB ile TİT arasındaki temel farklardan bir diğeri, TİB Türk'e düşman olan toplulukların topyekün imha edilmesini Türklüğün sonsuzluğa doğru ilerlemesini sağlayacağına yürekten inananların oluşturduğu yenilmez bir ordudur. TİT ise uyruğu belli olmayan şahıslar tarafından zaman zaman ad olarak kullanılan, emperyalist güçlerin bazı bireylere gerçekleştirdikleri eylemleri gizlemek için kullanılan bir örgüt adından öteye geçmemektedir.

Türk İntikam Birliği, Yüce Türk Milletinin derinliklerinden bir volkan gibi fışkıran, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını ilelebet yaşatacak olan, yenilmez, dağıtılamaz, bitirilemez, yasalar üstü, Türk Irkı'nın gizli gönüllüler ordusudur.

Gücümüzü kutsal Türk Devleti'ni kuran asil Türk Irkı'ndan alıyoruz. Türk İntikam Birliği yurdun dört bir tarafında yer altı örgütlenmelerini tamamlamış durumdadır. Türk İntikam Birliği'ne bağlı gönüllülerin fedakarlıkları sayesinde dünyanın her bölgesinde operasyonel anlamda seçkin kadroya ve üçüncü dünya harbinin patlak vermesi durumunda bile kutsal Türk Devleti'ni yaşatmak için kullanabileceğimiz silah, mühimmat ve maddiyata sahip durumdayız.

Bugüne kadar Türkiye içi ve dışı Türk düşmanlarına yönelik gerçekleştirdiğimiz bir çok eylemlerimiz oldu. Irak’ın kuzeyi Şengal de gerçekleştirdiğimiz bombalama eylemimize tanık olan bizzat gözlemleyen Irak Türkmen Cephesi’ne bağlı soydaşlarımız bulunmaktadır. Eyleme tanıklık eden Türkmen soydaşlarımızın can güvenliğini tehlikeye sokup, ortaya somut delil sunma adına afişe etme niyetinde olmadık. Şengal’i şeçmemizin nedeni, büyük çapta bir bombalı eylem neticesinde bölgede Türkmen soydaşlarımızın bu saldırıdan etkilenmemesi amacı güdülmüştür. Şengal demografik yapı itibariyle zamanla tamamen kürtleştirilmiş bir bölgedir. Bu doğrultuda düşman kitlenin bertaraf edilmesi için bu tür bir eylemi gerçekleştirdik.

Demografik yapının karışık olduğu illerde nokta operasyonları gerçekleştirmekteyiz.

TİBT Türk Irkı’nın bir anlamda savunma refleksinden doğan milli güç unsurudur. TİBT’i doğuran nedenlerin temeline inildiğinde Kuva-i Milliye’nin kuruluş nedeni ve gelişmesiyle birebir örtüşen bir yapılanmadır. TİBT kuruluşundan günümüze Türk Irkı’nın ve kutsal Türk Devleti’nin varlığını tehdit eden bütün unsurlara karşı sayısız eylemler gerçekleştirmiştir.

Türk Irkı’nın bekası için gerçekleştirdiğimiz eylemlerin büyük çoğunluğu basına haklı olarak yansıtılmamıştır. Çünkü TİBT’in diğer örgütlerden farkı, gerçekleştirdiği eylemleri basın ve yayına afişe olmak için değil Türk Irkı’nın geleceği için gerçekleştirmiş olmasıdır. Bizim için önemli olan husus karşılık beklemeden bu asil Irk’a hizmettir.

Türk İntikam Birliği'ne bağlı, militan bazında Türkiye içi ve dışında toplam 3800 civarında Türk soylu direnişçi etkin durumda ve konumda kutsal Türk devletini yaşatmak için Türkçü mücadeleyi aralıksız olarak sürdürmektedir. Türkiye içinde 36 ilde örgütlü kadrolarımız var. Yurt içi ve yurt dışı birimlerimizin bize aktardığı verileri incelediğimizde 150 binin üzerinde sempatizanımız bulunmaktadır.

Türkiye’de hiçbir siyasi parti ile ortak noktamız yoktur. Milliyetçi kisvesine bürünmüş başta MHP, BBP ve benzeri özde şeriatçı sözde milliyetçi geçinen siyasal hareketlerin devletin temel felsefesinden uzak hareket ettiği, milliyetçi söylemler ardına gizlenerek Atatürkçü düşüncenin diğer tabirle Türkçü düşüncenin içini boşaltarak bu kutsal ülküye oy kaygısı uğruna büyük zararlar verdiler ve halen tahribatları sürmektedir.

Türkçü düşüncenin kitleselleşemeyişinin önündeki en büyük engel MHP ve BBP gibi emperyalist güçlerin güdümünde olan dış destekli siyasal hareketlerdir. Diğer partilerin adını anmaya gerek duymuyoruz çünkü tamamı dıştan gelme Türkçülük dışı ideolojilerin pençesine düşen partilerdir. Tamamı Türk düşüncesinin aleyhine çalışmaktadır.

Büyük Türkçü Nihal Atsız Ata’mızın belirttiği gibi ‘Siyaset taviz verme sanatıdır. Türkçülüğün tavizi olmaz‘. Türkçü düşünce siyaset üstüdür. Türkçüler olarak Kutsal Türk Devletinin, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından tek elden yönetilmesi taraftarıyız.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı’na bağlı, Seyyar konumda olan bir birimimiz Irak’ın Kuzeyinde Türkmenleri örgütlemek için gönderildi ve faal konumdadır. Şengal’de gerçekleştirdiğimiz eylem sonrası bu birim gönderilmiştir. Bu birim halen o bölgede hazır konumda bekletilmektedir. Türkmenlere karşı, Irak kürtleri tarafından bir katliam veya saldırı karşısında devreye sokulacak olan birimdir.

Güney Azerbaycan toprakları üzerinde kurulan, İran adlı kukla devlet içinde yaşayan 40 milyon Güney Azerbaycan Türk’ü bulunmaktadır. Bu soydaşlarımızın ezici çoğunluğu bağımsız bir Güney Azerbaycan devleti için ellerindeki imkanlarla mücadele yürütmektedir. Bağımsızlık yanlısı Güney Azerbaycan Türklerinin kurduğu örgütlerle birebir temas halindeyiz.

Nihai amacımız, Türkçü düşüncenin bütün Türk coğrafyalarını sarması ve her alanda Türkçü düşüncenin hakim kılınması, Kutsal Türk Devleti’ni Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetmesinin sağlanması. Bütün Türk yurtlarının yabancı kanlılardan arındırılmasını sağlayarak Türk yurtlarının tek çatı altında toplanması, bu eksende Türk Natosu’nun inşası diğer bir tabirle Turan Ordusu’nun kurulmasıyla başta Amerika, Rusya, Çin olmak üzere bu ülkelere karşı Askeri güç kullanımı ile bu ülkelerin dizginlenmesiyle Türk Irkı’nın dünya hakimiyetini tesis etmektir.

Uzun yılları kapsayan bu süreçler başarıya ulaştırıldığında, şartlar oluştuğunda devlet yönetiminin Türkçülere devredilmesinin sağlanmasıdır. Bir sonraki aşama da Türkçüler, Nihal Atsız Ata’mızın 9 ilkesinde yer alan Şuurlu demokrasiye geçişi tesis edebilecektir. Nihal Atsız Ata’mızın şuurlu demokrasiden kastı, sadece Türk Irkı’nın var olduğu bir devlet yapısında, Türklerin kendi aralarında icra edeceği bir demokrasidir.

Türk İntikam Birliği Teşkilatı’nın simgesi, kırmızı zemin üzerinde siyah renkli kurt başı ve kurt başının içinde tek etrafında 8 yıldız bulunmaktadır. 9 yıldız Nihal Atsız Ata’mızın 9 ilkesini temsil etmektedir.

1- Türkçüyüz
2. Arınmış Türkçeciyiz
3. Yasacıyız.
4. Toplumcuyuz.
5. Milli gelenekçiyiz.
6. Şuurlu demokrasiye taraftarız.
7. Ahlakçıyız.
8. Bilimciyiz.
9. Teknikçiyiz

Bu ilkelerimiz, üstün Türk Irkı’nın bir anlamda milli kalkınma programıdır.

Türk tarihi iyi incelendiğinde istisnasız bütün toplulukların, Türklüğün varlığını ortadan kaldırmak için yaptıkları yüzlerce ihanetlere rastlanır. Şu an etkisiz konumda olan, Türk nüfusuna oranla düşük konumda olan toplulukların gelecekte Türklüğe ihanet etmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Öncelikli iç düşman sıralamamızda olan kürtlerin nüfus oranına diğer toplulukların erişmesi durumunda ihanetler zincirinin uzayacağına hiç şüphe yoktur. Bu sebeple, ölmek ve öldürmek bizim için şeref Türk harici herkez vurulacak hedef!

Ulu Başbuğ Atatürk’ün ömrü boyunca savunduğu ülkü Türkçülüktür. ‘’Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır.’’ Diyen Ulu Ata’nın öz düşüncelerini layıkıyla savunan Türkçüler, gerçek Atatürkçülerin bizzat ta kendisidir.

"Kanını taşıyandan başkasına inanma!" Diyen Ulu Başbuğ Atatürk, Türkçü duruşunu cihan’a haykırmıştır. Ulu Başbuğ Atatürk’ün savunduğu Türkçü Turancı fikriyat dışına çıkan Atatürkçülüğü saptıran ve Kemalist düşünce adı altında sosyalizmi veya diğer dıştan gelme Türk’ün özüne ters düşünce akımlarını savunanların tamamı Ulu Ata’ya ihanet içerisindeler. Türkçü, Turancı, Atatürkçü düşünce ehliyetsiz kişilere gruplara bırakılmayacak kadar kutsaldır bizim için.

Atatürkçü düşünceyi temsil edecek yegane kitle Türkçülerdir. Türkçüler, Türk Irkı’na karşı yapılmak isteyen her sömürüye karşıdır. Bu bağlamda biz Türkçüler anti emperyalistiz. Anti emperyalistlik sadece kuru kuru ABD karşıtlığı değildir. Bizler ABD emperyalizmine karşı baş kaldırdığımız gibi Rus Emperyalizmine, Çin Emperyalizmine kökü ve uzantısı nerden gelirse gelsin her türlü emperyalist baskıya ve kıskaca karşıyız.

Bizler için Türk ırkçılığı şerefli ve onurlu olmanın gereğidir. Hitler olarak adlanan Türk düşmanı geçmişte Türklerin üstün ırk kavramı ile yola çıkma ve devlet kurma düşüncesini taklit etmeye çalıştı. Lakin bunda başarılı olamamıştır. Çünkü Hitler, Türk Irkçılarının çakma bir kopyasıdır.

Türk Irkçılığı asil ve adaletlidir. Hitlerin savunduğu üstün Alman Irkı ve Irkçılığı düşüncesi ile asil ve adaletli olan Türk Irkçılığı mukayese bile edilemez. Nedenini kısa ve öz olarak belirtmek gerekirse, Alman ırkçılığı alman ırkından olmayan bütün ırkları yok etme esasına dayalıdır. Üstün Türk Irkı düşüncesi ve Türk ırkçılığı, sadece Türk’e düşman olan ırklara karşı ırkçı olmayı gerektirir. Türk Irkçılığını şerefli, asil ve adaletli yapanda budur. Günümüz çağında bütün toplumlar Türk’e düşmansa, bütün düşmanlara karşı savaşmak Türk’ün asli görevlerinden biridir.

Türkçüler var olduğu sürece, Türk topraklarında hesapları olanlar mutlak bir yenilgiye uğratılacaktır. Türk Irkı, her karış toprağında binlerce kefensiz yatan şehitlerimize, savaşçı Atalarımıza layık bir soylu olarak son nefesini verene kadar savaşacaktır! Nihal Atsız Ata’mızın belirttiği gibi ‘Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur’.

Türk Silahlı Kuvvetleri dışında kalan, Ulu Başbuğ Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’de vurguladığı bütün olgular bir bir gerçekleşmiştir. Türkiye ve Türk Irkı dört bir koldan örtülü işgal süreci içindedir.

TSK hariç, bütün kurumlarımız yabancı kanlılarca, işgal altındadır. Bütün kurumlarımızda emperyalist güçlerin yerli uzantıları kadrolaşmalarını tamamlamış, Kutsal Türk Devleti’nin temelleri oyulmakta yapı sallanma aşamasına doğru sürüklenmektedir.

Tek bir çözüm var, askeri darbe! Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sağlıklı bir darbe yapabilmesi için, Türk Milleti’nin desteğini arkasına alması gerekmektedir. Bu bağlamda Türk Irkı’nın atması gereken önemli hayati adımlar ve alması gereken kararlar var. Düşman ortada, bütün kürtlere yönelik silahlı saldırıların, yoğun bir şekilde yağmur misali ardı ardına yapılması, her görülen kürdün sokakta vurulması sonucunda kontrollü iç savaş Türk Irkı’nın lehine tetiklenmiş olacaktır.

Bu sayede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin darbe yapması için uygun zemin yaratılır. Türk Milleti’nin desteğiyle sağlıklı bir darbenin gerçekleştirilmesi, ülke genelinde sıkı yönetimin ilan edilmesiyle sonuçlanan bir dizi önlemlerde beraberinde gelir. TSK’nın ülke yönetimini ele alması, Türk Irkı’nı ve son kalemiz olan Kutsal Türk Devleti’nin öze dönüş hareketini kuruluş felsefesi doğrultusunda sağlamasını için TSK’ya fırsat tanınmış olur.

Kutsal Türk Devleti çok hassas dönemlerden geçmekte, yakın bir gelecekte Türk düşmanlarının emperyalist güçlerin desteği ile başlatacağı isyan dalgaları ile karşı karşıya kalacağız. Bize karşı başlatılan yıkım projesi olan BOP ekseninde Türkiye savaşa doğru sürüklenmektedir. İsyan provaları yer yer Türkiye’de kürtler eli ile yapılmaktadır. Bu provaların amacı toplumun nabzını tutmak ne yönde nasıl bir tepki vereceğini ölçmek ve kendilerince bir dizi önlemler geliştirmek için yapılmaktadır.

Sevr’i yeniden canlandırmak isteyen Emperyalist güçler fırsat kollamaktadır. Gelecekte kürtler eli ile çıkaracakları bu savaş dağlarda değil bizzat şehir merkezlerimizde olacaktır.

Türk Irkı artık bir karar vermek zorundadır. Kutsal Türk Devleti toplumun gözü önünde şer güçler ve işbirlikçiler tarafından adım adım çökertilmektedir. Ya savaşarak bu süreci geri püskürterek var olacağız, ya da yok oluşu ve devletin çöküşünü eli kolu bağlı bir tutsak gibi izleyeceğiz!

Türkçüler olarak biz bu süreçte Ya İstiklal, Ya Ölüm! Diyerek son nefesimizi verene kadar savaşacağız!

Türkçü direniş hareketi ‘TİBT’ engellenemez!

TİBT genel başkanı: Savaşan Atsız

TİBT / Türk İntikam Birliği Teşkilatı

Kaynak: TİBT yayın organından alıntıdır…

--ALINTIDIR--