1. Sayfa, Toplam 8 123 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 74

Cumhuriyet'in 'öteki' kadınları

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Serbest Kürsü Forumunda Cumhuriyet'in 'öteki' kadınları Konusununun içerigi kısaca ->> Cumhuriyet'in 'öteki' kadınları Fatma K. Barbarosoğlu, dindar ve sessiz kadınları konuşturmasaydı ne Nusret Safa-hi'den haberimiz olurdu, ne Atiye Akyıl'dan... İsmet ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cumhuriyet'in 'öteki' kadınları

    Cumhuriyet'in 'öteki' kadınları


    Fatma K. Barbarosoğlu, dindar ve sessiz kadınları konuşturmasaydı ne Nusret Safa-hi'den haberimiz olurdu, ne Atiye Akyıl'dan... İsmet İnönü'nün son derece dindar kardeşi Ahmet Mithat Temelli'nin ehl-i tarik hanımı Behiye Temelli'yi tanıyan var mı mesela?



    1914 ile 1945 yılları arasında doğan bu hanımların hikâyesi "ilk üniversiteli ve çalışan" hanımların hikâyesi aynı zamanda. 2 Kasım'da piyasaya çıkacak Cumhuriyet'in Dindar Kadınları, tevazuyla susan on altı kadını ve onların etrafında dönen muazzam dünyayı görünür kılacak.

    Fatma K. Barbarosoğlu, "Hayatınızın hikâyesine talibim" diye yola çıkmasaydı, biz Cumhuriyet'in dindar kadınlarının incelikle, emekle, bereketle, inançla ve mücadeleyle örülü hayatlarından bîhaber olacaktık. Yedi yıl dinlenip demlendikten sonra kitap raflarında yerini almaya hazırlanan "Cumhuriyet'in Dindar Kadınları" için "Beni terbiye etti." diyor yazar; biz de diyoruz ki, daha önce hiç bilmediğimiz bu hayatlar hepimizi terbiye edecek, inceltecek. "Bu kadınlar, başka bir boyutta yaşamışlar canım, dünyanın kendileri için ayrılmış başka bir tarafında..." deyip işin içinden sıyrılmak da mümkün; ama siz zora talip olun, kitaptaki her satır, kendi hikâyenizdeki bir satıra denk düşsün, hatalarınız, zaaflarınız kelimeler arasından önünüze dökülsün. Başkalarının hikâyesi bunun için okunmaz mı zaten?




    "Geçmişin kadınlarını bilmiyorduk." diyor Barbarosoğlu, "Onlar bizim için toplu bir resimden ibaretti. Toplu resmin bir adım önüne çıkabilenler, muhakkak mesleklerinin önünde 'ilk' sıfatını taşımak zorundaydılar. İlk kadın yazar, ilk kadın ressam, ilk kadın hemşire..." Barbarosoğlu'nun "Cumhuriyet'in 'öteki' kadınları" diye tanımladığı dindar kadınların da 'ilk'leri var elbet; ama seküler dünyanın başarı hanesine kaydedilecek ilkler değil bunlar; "İlk başörtülü doktor, bir ilahiyat fakültesinden başörtü taktığı için atılan ilk öğrenci..." Kitap, 1960'ların "ilk üniversiteli" kuşağını ve 1970'lerin alt kamusallıklarda hizmet veren doktor ve öğretmen hanımlarının kurmuş olduğu muhiti ortaya koymayı amaçladığı için, çalışmayı birbiriyle yakın temas halinde olan on altı isimle sınırlandırmış yazar.

    En yaşlısı 1914, en genci 1945 doğumlu olan hanımları görüşmeye daha doğrusu hikâyesini anlatmaya ikna etmek o kadar da kolay olmamış. Hemen hepsi, tevazu ile geri çekilmiş: "Kayda değer bir hayat yaşamadım ki!" 'Kahramanları'nın her birini hayatlarının başkalarına anlatılacak kadar değerli olduğuna ikna eden Barbarosoğlu, hazırlanışı bunca meşakkatli olan bir çalışmada okurun bazı noktalara dikkat buyurmasını istiyor. Bir; neredeyse tam***** yakını 'ehl-i tarik' olan hanımların hayatında rüya ile amel etmek yaygın bir davranış biçimidir. İki; hanımlar, 'şehirli' bir kimliğe sahiptir. Üç; tesettürde Cumhuriyet kamusunu 'üzmeyecek' bir şıklığı benimsedikleri için muhit biçki dikiş kursları etrafında inşa edilmiştir. Ve son olarak, tahsil ettikleri ilim ne olursa olsun her biri öncelikle muallimdir ve gelir seviyesi ne olursa olsun, her biri kendini yoksulların ve düşkünlerin velisi olarak görmektedir. u.akagunduz@zaman.com.tr

    ***


    İsmet İnönü'nün derviş yengesi
    BEHİYE TEMELLİ: 1915 Edirne doğumlu Behiye Hanım, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden imam İsmail Hamdi Bey'in kızı ve İsmet Paşa'nın kardeşi Doktor Yarbay Ahmet Mithat Temelli'nin eşi. Son derece dindar olan Ahmet Bey, "hem eski hem yeni yazı bilen, dindar, güzel ve sabırlı bir eş" talebiyle yola çıkmış ve kendisinden 33 yaş küçük Behiye ile evlenmiştir. Ailesiyle ilişkileri kopuk olan Ahmet Bey'i, İsmet Paşa'nın Ada'daki yemek davetine gitmeye ikna etmek Behiye'nin görevidir. Başörtüsü, paşayı rahatsız etmemektedir. Küçük kardeş Hasan Rıza Bey'in örtü antipatisi de manasızdır, zira paşanın ailesindeki hanımların çoğunun başı örtülüdür ve bir düğüne gittiklerinde salondaki başı kapalıların en yoğun olduğu masa İsmet Paşa'nın masasıdır. 1960 yılında Mehmet Zahid Kotku Efendi'ye intisap eden Behiye Hanım, görüşme yapıldığında yazarın ifadesiyle "82 yaşında bir genç kız"mış adeta. İyi Müslüman, iyi eş, iyi anne ve cemaat bilincine sahip iyi arkadaş olma gayreti bu hanımları 'yorulmaz, yaşlanmaz, yıpranmaz' kılıyormuş çünkü...

    ***


    Herkesin doktor ablası
    HÜMEYRA ÖKTEN: Mahmut Celaleddin Efendi'yle Emine Mahmudiye Hanım'ın ilk evlatları olarak 1925 yılında Atikali'de doğan Hümeyra Hanım, tıp fakültesi mezunu. Namaz kıldığını üniversiteyi bitirinceye kadar bütün arkadaşlarından saklayan Hümeyra'nın sırrından sadece Ermeni kütüphane memuru haberdardır; çünkü okulda bulunan iki kütüphaneden birinin anahtarını Hümeyra'ya vererek namaz kılmasına yardımcı olmuştur. Doktor olduktan sonra kendisini hastalarına vakfeden bu hanımın hayatını tek kelimeyle özetliyor yazar: "sevgiye doymuş bir hayat..."

    ***


    Yaşlandığını ellerine bakınca anlayan kadın
    MÜNİRE YARAR: MÜSİAD'ın kurucu başkanı Erol Yarar'ın annesi Münire Yarar'ın hayatında çok hoş bir babaanne modeli var. Osmanlı kültürüne bağlılığını Latin harflerini protesto ederek gösteren, gazete okumayı çok sevdiği halde yeni alfabeyi öğrenmemek için direnen babaanne Adile Hanım, bir yandan torunlarına makale okutur, bir yandan da, "Öyle diyor; ama o iş hiç öyle değil" diye muhalefet edermiş. Arnavutköy Kız Koleji mezunu olan Münire Yarar'ın eşi, 'Namazlarını ben yokken kıl.' diyecek kadar dine antipatisi olan biridir; ama Münire Hanım'ın hac dönüşünde başını örtmesine engel olamaz. Cidde'de tanıştığı Gülden Bayo'nun vesilesiyle başka bir muhitle buluşan Münire Yarar, 1994 yılında Sonbahar Girişim Grubu'nu kurar ve ailesinden uzak kalmış, yaşlı, hasta, çocuk ve mahkûmlara hizmet etmeyi gaye edinir.

    ***


    El emeği göz nuru ile yaşanmış bir hayat
    FAKİHE GÜLEÇ: İlkokula başlamadan dedesinin gayretiyle hatim indiren Fakihe Güleç'in sınıf arkadaşları, o dönemin tanınmış simalarının çocuklarıdır. İsmet İnönü'nün kızı Özden, Kazım Karabekir'in kızı Emel, İçişleri Bakanı Öztırak'ın kızı Ülker... Fakihe Hanım'ın hafızasında dindar bir Özden İnönü var. Annesiyle Hacıbayram'a gittiğini, namaz kıldığını anlatan bir kız. Hatta bir gün sınıf arkadaşları onun namaz surelerini bileceğine ihtimal vermemişler de Fakihe'yi hakem tutmuşlar. Duaları hiç gocunmadan okuyan İnönü'nün kızı, dindar arkadaşından tasdik aldıktan sonra rahata ermiş. Fakihe Hanım, İnönü ailesinin tutumlu davranışlarını da hatırlıyor: "Özden, ağabeylerini alan otomobilin gelip kendisini alması için dakikalarca kapıda beklerdi. Şimdi olsa her çocuğa ayrı bir makam otomobili tahsis edilir."

    ZAMAN

    ÜLKÜ ÖZEL AKAGÜNDÜZ
    18 Ekim 2009, Pazar
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    ....neredeyse tam***** yakını 'ehl-i tarik' olan hanımların hayatında rüya ile amel etmek yaygın bir davranış biçimidir...
    Sn.Rabia bu ne demek?
    Biliyormusunuz?....

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba!



    Sn.Rabia bu ne demek?
    Biliyormusunuz?....
    Sn.mopsy,

    Sizinde bildiğiniz üzere,rüyalarla amel edilmesi doğru değildir.
    Fakat,bazı kimselere Allah'ın rüya yoluyla bazı şeyleri işaret etmesi olabilir.(Rahmani rüyalar).
    Bu yönde bir inanışları olmuş olabilir.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sn.mopsy,

    Sizinde bildiğiniz üzere,rüyalarla amel edilmesi doğru değildir.
    Fakat,bazı kimselere Allah'ın rüya yoluyla bazı şeyleri işaret etmesi olabilir.(Rahmani rüyalar).
    Bu yönde bir inanışları olmuş olabilir.
    Merhaba!

    Haaa! Bu anlamda.
    Gercekten bir an anlamamistim.
    Tesekkurler.

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    [Herkesin doktor ablası
    HÜMEYRA ÖKTEN: Mahmut Celaleddin Efendi'yle Emine Mahmudiye Hanım'ın ilk evlatları olarak 1925 yılında Atikali'de doğan Hümeyra Hanım, tıp fakültesi mezunu. Namaz kıldığını üniversiteyi bitirinceye kadar bütün arkadaşlarından saklayan Hümeyra'nın sırrından sadece Ermeni kütüphane memuru haberdardır; çünkü okulda bulunan iki kütüphaneden birinin anahtarını Hümeyra'ya vererek namaz kılmasına yardımcı olmuştur. Doktor olduktan sonra kendisini hastalarına vakfeden bu hanımın hayatını tek kelimeyle özetliyor yazar: "sevgiye doymuş bir hayat..."
    Hiç etik bir söylem olarak görmedim bunu, çünkü gerçeği yansıtmıyor..
    Bu ülkede kimse yaptığı ibadeti saklamak zorunda bırakılmıyor...
    Tam tersine ibadet etmeyenler üzerinde bir baskı var, herkes kendi dinlerine, kendi inandıkları gibi inansın isteyen bir zümre var, ve bazı alanlarda sağladıkları çoğunluğu ''öteki olanları'' yani ''Cumhuriyet'in kadınlarını'' baskılarla sindirmeye çalışan bir zümre.... (Ne de olsa artık azınlığız )
    Şimdi ''Ben namaz kıldığımı sakladım.'' tümcesi ile nasıl bir mesaj vermeye çalıştığı ortada değil mi bu kadının? Ne kadar etik?

    Ben namaz kıldığını saklayandan ziyade nedense namaz kılmasa bile, dinin emrettiği biçimde yaşamıyor olsa bile, kendisini öyle göstermeye çalışan insanlar görüyorum bu ülkede..
    Neden mi?
    Çünkü dinci olduğu için aklınca herkesten çok daha önde oluyor birçok alanda.!!
    Bazı zaman ilişkilerde bile............

    Başörtüsü meselesini açmak istemesem de samimiyetsizliğin bir göstergesi olarak okulumdan bir kızdan örnek vermek istiyorum. Aslında kapalı olan bir kızımız sorsanız üniversite için açılmak zorunda kalmaktan çok şikayetçidir. Ama şikayet etmesine rağmen açılmak zorunda olmaktan, açıldığında da her açıktan çok daha fazla açık halde dolaşmaktadır. Evet, 4 sene boyunca birlikte okuduğum bir kapalı arkadaşımızdan bahsediyorum. hergün saçı fönlü, her ders arasında tuvalette saçını düzeltirken rastladığım, yüzünden makyajı, süsü eksik olmayan bir kapalı arkadaşımızdan bahsediyorum. Sorsanız üniversite için başını açmış olmaktan rahatsız olan bir kapalı arkadaştan....

    Samimi açıklamaları okumaktan, hayat hikayelerini dinlemekten ve de öyle bir kitabı okumaktan büyük keyif alırdım, kesinlikle.
    Varsa bir mücadeleleri, özellikle bunları okumaktan.......

    Ama üniversite okurken namaz kıldığını saklamak zorunda kalması, bunu anlatması, ne mesaj verdiğini ve ne kadar samimi olduğunu açıklıyor, değil mi?

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hiç etik bir söylem olarak görmedim bunu, çünkü gerçeği yansıtmıyor..
    Bu ülkede kimse yaptığı ibadeti saklamak zorunda bırakılmıyor...
    Tam tersine ibadet etmeyenler üzerinde bir baskı var, herkes kendi dinlerine, kendi inandıkları gibi inansın isteyen bir zümre var, ve bazı alanlarda sağladıkları çoğunluğu ''öteki olanları'' yani ''Cumhuriyet'in kadınlarını'' baskılarla sindirmeye çalışan bir zümre.... (Ne de olsa artık azınlığız )
    Şimdi ''Ben namaz kıldığımı sakladım.'' tümcesi ile nasıl bir mesaj vermeye çalıştığı ortada değil mi bu kadının? Ne kadar etik?

    Ben namaz kıldığını saklayandan ziyade nedense namaz kılmasa bile, dinin emrettiği biçimde yaşamıyor olsa bile, kendisini öyle göstermeye çalışan insanlar görüyorum bu ülkede..
    Neden mi?
    Çünkü dinci olduğu için aklınca herkesten çok daha önde oluyor birçok alanda.!!
    Bazı zaman ilişkilerde bile............

    Başörtüsü meselesini açmak istemesem de samimiyetsizliğin bir göstergesi olarak okulumdan bir kızdan örnek vermek istiyorum. Aslında kapalı olan bir kızımız sorsanız üniversite için açılmak zorunda kalmaktan çok şikayetçidir. Ama şikayet etmesine rağmen açılmak zorunda olmaktan, açıldığında da her açıktan çok daha fazla açık halde dolaşmaktadır. Evet, 4 sene boyunca birlikte okuduğum bir kapalı arkadaşımızdan bahsediyorum. hergün saçı fönlü, her ders arasında tuvalette saçını düzeltirken rastladığım, yüzünden makyajı, süsü eksik olmayan bir kapalı arkadaşımızdan bahsediyorum. Sorsanız üniversite için başını açmış olmaktan rahatsız olan bir kapalı arkadaştan....

    Samimi açıklamaları okumaktan, hayat hikayelerini dinlemekten ve de öyle bir kitabı okumaktan büyük keyif alırdım, kesinlikle.
    Varsa bir mücadeleleri, özellikle bunları okumaktan.......

    Ama üniversite okurken namaz kıldığını saklamak zorunda kalması, bunu anlatması, ne mesaj verdiğini ve ne kadar samimi olduğunu açıklıyor, değil mi?

    Namaz kılındığının ya da başının örtülü olunduğunun bilinmesi bazı hocaların not kısıtlamasına gitmesine neden oluyordu belki...belki adil bir puanlama yapılamayacaktı...(bunlar hikaye değil,günümüzde örnekleri var.hatta bizzat ben dahi yaşadım bunu)

    Tıpkı sizin verdiğiniz''inanç samimiyetsizliğindeki'' örnekler gibi, benim bahsettiğim türden örneklerde bulunmakta...ama hangisinde bir ''eziyet''in resmini görmek mümkündür,siz karar verin...
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Namaz kılındığının ya da başının örtülü olunduğunun bilinmesi bazı hocaların not kısıtlamasına gitmesine neden oluyordu belki...belki adil bir puanlama yapılamayacaktı...(bunlar hikaye değil,günümüzde örnekleri var.hatta bizzat ben dahi yaşadım bunu)

    Tıpkı sizin verdiğiniz''inanç samimiyetsizliğindeki'' örnekler gibi, benim bahsettiğim türden örneklerde bulunmakta...ama hangisinde bir ''eziyet''in resmini görmek mümkündür,siz karar verin...
    Peki ya, başörtülü olmadığı veya namaz kılmadığı için yapılan not kısıtlamaları?
    Bunlar olmaz mı ya da olmuyor mu?

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Peki ya, başörtülü olmadığı veya namaz kılmadığı için yapılan not kısıtlamaları?
    Bunlar olmaz mı ya da olmuyor mu?
    başörtüsüzlüğü devlet tarafından yasaklanan bir kişi bile tanımıyorum.hangi başı açık için devlet git başını ört gel diyor...
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    başörtüsüzlüğü devlet tarafından yasaklanan bir kişi bile tanımıyorum.hangi başı açık için devlet git başını ört gel diyor...
    Demeye çalışıyor, en azından bunu diyeceğinden bahisle oy toplayan devlet büyükleri yok mu?
    Siz de birgün bunu demesi hayaliyle yaşamıyor musunuz???? (Ama hayal, emin olabilirsiniz :))

    Alıştırmak, diyordu bir yazar birgün köşe yazısında...
    Her şey alıştırmakla alakalı...

    Jön türk devriminin bilirsiniz ve de sebebini..
    Padişah kendisine yakın olmayan kimselerin orduda üst düzeye gelmesine izin vermemiştir, Jön türkler denilen subayların da isyan etmelerinin sebebi budur.
    Şimdilerde de aynı taktikle devlet kurumlarında ya da diğer tüm kurumlarda sadece kendine yakın isimleri üst düzeye getirmeler, bir nevi başın açık gezemezsin ya da ben gibi inanmaya mecbursun demek değil midir?

    Bu bir parantezdi sadece..
    İlk paragrafa geri dönersek, birçok kişi zaten birgün başı açıklara izin verilmemesi umuduyla (bir kinle) bugün siyasete yön verdi, oylarıyla...
    Bugünkü dünya düzeninin, bizim dünya devletleri ile ilişkilerimizin, imzalanan uluslararası sözleşmelerin asla izin vermeyeceği bir şey olsa da bu umutla yaşanıyor olması, bazı inananların kendileri için istedikleri bazı imtiyazlarda YİNE ne kadar samimi olduklarını gösteriyor bence.

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Alıntı eмiLy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Demeye çalışıyor, en azından bunu diyeceğinden bahisle oy toplayan devlet büyükleri yok mu?
    Siz de birgün bunu demesi hayaliyle yaşamıyor musunuz???? (Ama hayal, emin olabilirsiniz :))

    Alıştırmak, diyordu bir yazar birgün köşe yazısında...
    Her şey alıştırmakla alakalı...

    Jön türk devriminin bilirsiniz ve de sebebini..
    Padişah kendisine yakın olmayan kimselerin orduda üst düzeye gelmesine izin vermemiştir, Jön türkler denilen subayların da isyan etmelerinin sebebi budur.
    Şimdilerde de aynı taktikle devlet kurumlarında ya da diğer tüm kurumlarda sadece kendine yakın isimleri üst düzeye getirmeler, bir nevi başın açık gezemezsin ya da ben gibi inanmaya mecbursun demek değil midir?

    Bu bir parantezdi sadece..
    İlk paragrafa geri dönersek, birçok kişi zaten birgün başı açıklara izin verilmemesi umuduyla (bir kinle) bugün siyasete yön verdi, oylarıyla...
    Bugünkü dünya düzeninin, bizim dünya devletleri ile ilişkilerimizin, imzalanan uluslararası sözleşmelerin asla izin vermeyeceği bir şey olsa da bu umutla yaşanıyor olması, bazı inananların kendileri için istedikleri bazı imtiyazlarda YİNE ne kadar samimi olduklarını gösteriyor bence.
    Sn. emiLy,

    Aynı şeyler yazılıp duruyor yine...niyet okuyuculuğu...

    Siz bir avukatsınız.Bir hukuk müdavimi.Sizin yasaklar arasından bir tercih yapma gibi durumunuz nasıl olabilir? Başörtüsü yasağının karşısına tamamen size ait bir korku ütopyasını getirip,bundansa benim tercihim budur demek,adalet kavramıyla ne derece örtüşebilir?

    Başörtüsüzlere ''örtüneceksiniz'' demek de bir zulümdür
    Başı örtülülere ''açılacaksınız'' demek de...

    Her iki durumda da bir hak mahrumiyeti sözkonusu olduğundan,adalatten yana her kalbiselim insan hakka tarafgir olmalıdır.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

1. Sayfa, Toplam 8 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Öteki Dünyadan Sesler
    dogangunes Tarafından Parapsikoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-10-2010, 04:50 PM
  2. Öteki Istranca
    mopsy Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-09-2010, 07:09 PM
  3. Öteki Medine
    ajan Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-12-2009, 01:48 PM
  4. Öteki/Ece Vahapoğlu
    simqe Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-10-2009, 10:47 PM
  5. Dinlerde öteki dünya
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 05-12-2008, 12:42 AM
Yukarı Çık