BİR

" ... Aynı vatanın evlatlarını, sağ-sol, Alevi-Sünni, Kürt-Türk diye birbirine kırdırıp, onların kanları ve gözyaşları üzerine kimler kendilerine iktidar ve servet ürettiler ... Bugün büyük işadamı sandığınız, yanında emekli paşaların görev yaptığı holdinglerin arkasında kimler var?
Yoksa bunlar derin devletin, kayıt dışı KİT’leri mi? Kayıt dışı ekonominin arkasında kayıt dışı siyaset güçleri mi var?
Bu soruları sormak kolay da cevabını vermek zor. 40. odada saklı sır küpünde saklı bu soruların cevabı.Bugün laiklik, irtica, başörtüsü, şeriat diye yaygara koparanlar, değişime ayak direyenler aslında 40. odanın sırrının bekçiliğini yapıyorlar..
Medya, mafya, sermaye, siyaset ve bürokrasi arasındaki karanlık ve kanlı ilişkiyi çözmeden bir yere gidemezsiniz..
Kim bunlar? Bu kişiler arasındaki akrabalık ilişkileri, uluslararası bağlantılar neler? “Efendi”lerin sırrını çözmek için, aralarındaki “X ilişkileri” ya da “Boğazdaki Aşiretin sırrı”nı çözmek gerek..
Hayim Nahum Efendi, Osman Nuri Çerman’ın ‘Dinde Reform Projesi’ni, Tekinalp, Aleksandr Pavrus ve Lazaro Franko’ları, İbrahim İhsan’ları, Güsberg’leri, bunlar arasındaki “Derin gerçek” ve “Derin aile bağları”nı tanımadan bazı şeyleri anlamak mümkün değil.Türkçe bilmeyen Yahudi çocuklarını haham yetiştirmek üzere açılan Kabbala okulu mezunları nasıl Türk Milliyetçileri yetiştirdi araştırın bakalım! Abdulhamid’i kim, niçin, nereye,kimin evine,sürgün gönderdi?... Abdurrahman Dilipak(Vakit :07.08.2004)

" 1980 öncesi ...Kontrgerilla; sağ eliyle solcuları, sol eliyle de sağcıları öldürüyor, kanlı kutuplaşma zirveye çıkıyordu...."
( Tamer KORKMAZ: Zaman : 14.09.2004 )



CAN ALICI İKİNCİ BİR SORU
MİLLİ SAVAŞ YAZILIMI : ...Ama burada çok önemli bir soru var:Türkiye bu silahlarla nasıl savaşacak?Yani kimin düşman silahı kimin dost olduğunu ayırabilecek mi? Kısaca özetlersek. Bugün kullandığımız savaş jetlerinde bir görev bilgisayarı var. Bu bilgisayar karşıdan gelen uçağın dost mu düşman mı olduğunu belirliyor. NATO gücüyse dost diye algılıyor ve ateş edemiyorsunuz. Buna karşılık tanımlanamayan cisim olarak algılarsa silah sistemleri açılıyor.Bu durumda ABD'nin size verdiği tanımlara göre savaşacaksınız demektir.İşte bu da bizi yaralıyor. Türkiye bundan kurtulmak, kendi dost düşman tanımlamalarını milli konsepte göre yapmak için defalarca ABD'ye müracaat etti. Hiçbirinden olumlu yanıt çıkmadı.Bu yüzden bizim jetlerin kimle savaşacağına, kiminle dost olacağına ABD karar vermiş oluyor. (Hürriyet:Fatih ÇEKİRGE:2 Nisan 2007)


VE ÜÇ !
Üç intihar vakası.Hepsi ODTÜ mezunu.Aselsan’da onur ve gurur verici bir milli projenin kilit taşlarıydılar.Görünüşte ‘bizim’ olan, parasını ödeyerek aldığımız elektronik sistemli silahların ABD tarafından uydu ve uzaktan kumanda benzeri yollarla kontrol edilmesini önlemek istiyorlardı.Tank, top, radar, uçak, helikopter...Bir savaşta kullanılacak en önemli unsurlar olan bu silahlar; kablolar, devreler, çipler, ekranlarla donatılmış bir odada tek bir ‘Coni’ tarafından devre dışı bırakılabiliyor. Kolunuz kanadınız kırılıyor.Ama kimin dost, kimin düşman olduğunu siz belirlemiyorsunuz. Bunu sizin adınıza ABD belirliyor.Elektronik sistem yazılımları onların elinde. Ve o bölüme bir Türk subayı ya da mühendisi giremiyor. Bunun anlamı şu: Diyelim Türk Ordusu Kuzey Irak operasyonunu başlattı. Birlikler bir direnişle karşılaştı ve hava desteği istedi. Bir Türk F-16 filosu bölgeye ulaştı.Tam o sırada -geçenlerde olduğu gibi yanlışlıkla(!)- Amerikan savaş uçakları ortaya çıktı. Ve -Muavenet Zırhlısı olayındaki gibi yanlışlıkla(!)- ateş açtılar.Türk F-16’ları da korunma amaçlı karşılık vermek istedi. Pilotlar hedefe kilitlenmek istiyor. Düğmelere basıyorlar; ama nafile. Hedefe kilitlenemiyorlar. Sistem çalışmıyor. Manuel kullanıma geçip ateşe karşılık verecekler. Ateşleme sistemleri donup kalmış. Çünkü uçaktaki elektronik sistemler yanlışlıkla(!) ateş açan uçakları ‘dost’ görüyor...Maç başlamadan bitiyor.Birlikler tank desteği istiyor. Geç ve güç de olsa tanklar bölgeye ulaşıyor. Koordinatlar telsizle bildirilebilirse bildiriliyor.Sonra? Sonrası acıklı. Sistem çöküveriyor. Silahlar çalışmıyor. Hedefe giden tanklar kendileri hedef oluyor...Gözüne ışık tutulmuş tavşanlar gibi kalıyor beheri milyonlarca dolar olan savaş araçlarımız.‘Coni’ uygun görürse düğmeye basıyor, kullanıyorsunuz. Uygun görmezse içinde ölüyorsunuz.Şüpheli intiharlarından önce savaş uçaklarındaki bağımlılığı kırdıkları söyleniyor...Sıra uydu müdahalesi ve ilgili elektronik sistemlere gelince de -her ne hikmetse- ‘Bu kadar yeter artık; biz bu dünyadan gidelim’ dedikleri ve canlarına kıydıkları ileri sürülüyor. Ben inanmıyorum. Ya siz?Nasıl olacak bu iş? ...Geçmişteki silah alımlarına mı, hükümet politikalarına mı, silah tüccarlarına mı, kışkırtıcılara mı, emperyalizm simsarlarına mı? Fatura kimlere kesilecek? ... (Star:Fatih BÖHÜRLER :02.06.2007)


DÖRT : Kafalara 'tank' eden ihale!
MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi, 2000 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda tümgeneraldi.O yıl açılan 170 adet M60 tankının modernizasyon ihalesinin işleyiş süreci ve akıbetini yeniden tartışmaya açtı. Sipahi’nin Yeni Şafak Gazetesi’ne anlattıklarına göre, ihale yukarıdan gelen bir emirle İsrail’e veriliyor. İş 2003 sonuna yetişmeyince süre 2007’e uzatılıyor. Sadece 10 tank teslim edilmiş, gerisi nasipse (!) 2009 Ekimi’ne yetişecekmiş. Sipahi, “Bir tankın maliyeti bize 4,5 milyon dolar. Almanya’dan aldığımız Leopard-2 tanklarının maliyeti ise 1 milyon dolar. Garabet abidesi tanklar teslim edilse bile işe yaracaklarını zannetmiyorum.” diyor. (26.01.2009)
ASIL GERİCİLİK BU, VATAN SATMA BU, HAİNLİK BU ! SAKALLI 1.000.000 TARİKATÇI BİR ARAYA GELSE, SADECE BU İHALENİN DEVLETİMİZE VERDİĞİ ZARARI ÜLKEMİZE VEREMEZ ...! OYUNU ANLAYALIM, BÖLÜNMEYELİM.ASIL MÜCADELE EKONOMİDE ...!

alıntı:islamustundur.