4. Sayfa, Toplam 7 BirinciBirinci ... 23456 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 40 Toplam: 64
  1. #31
    Aktif Üye Masterlord - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İzmir
    Yaş
    29
    Mesaj
    2.284
    Rep Gücü
    45818

    Post

    Alıntı sevmekesas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Lûtfen Kur'an'a iftira atmayınız. Böyle bir ayet yok Kur'an-ı Kerim'de. A'rab ile Arab sözcüklerini karıştırmayın. Kendi ırkçı ve kavmiyetçi batıl yaklaşımlarınıza Allah(CC)'ı şahit göstermeye çalışmayın.
    Verdiğiniz örneklemelerde amerikan uşağı egemen arapları kasdediyorsunuz, sonra da sanki bizler yani cihanşumûl İslam'ın kardeşlik prensibini savunan bizlerin sanki bu işbirlikçileri desteklediğimiz zehabı uyandırıyorsun ve ''İŞte kardeş belledikleriniz bunlar..'' diye de itham ediyorsun. Sİzin amerikan ve batı taklitçisi türk kardeşleriniz ne oluyor şu halde? Yani amerikan işbirlikçisi araplar ile amerikan işbirlikçisi türkler kardeş olmuş olmuyor mu? Haydi söyleyin.. Bu iki taraf da İslam kardeşliği tanımı dışındadır. İthamlarınızı yaparken bizi de 'at arabacı' yerine koymayın lütfen.

    sevmekesas

    okadar ihanet olmasaydı
    bugün Türkiye yerine osmanlı
    ve çok güçlü bi osmanlı olurdu

    araplar yüzünden kaybettik çoğu yeri

    bugünde durum farklı değil
    okadar arap devleti, nufusu bizim istanbulumuz kadar bile olmayan israile yeniliyo
    niyeee
    çünkü birbirlerini çok güzel satıyolar ihanet ediyorlar

    devlet geleneği
    örf adetler
    bizlerinkinden çok uzakta

    yine biz sahnedeyiz bukadar ihanete rağmen
    Türkiyeden başka dünyaya kafa tutabilecek yada tutabilmiş başka bi müslüman devlet varmı???
    yokkkk
    bugün bile islamiyetin keskin kılıcıyız

    araplar anca yesin içsin yatsın

  2. #32
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı sevmekesas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Lûtfen Kur'an'a iftira atmayınız. Böyle bir ayet yok Kur'an-ı Kerim'de. A'rab ile Arab sözcüklerini karıştırmayın. Kendi ırkçı ve kavmiyetçi batıl yaklaşımlarınıza Allah(CC)'ı şahit göstermeye çalışmayın.
    Verdiğiniz örneklemelerde amerikan uşağı egemen arapları kasdediyorsunuz, sonra da sanki bizler yani cihanşumûl İslam'ın kardeşlik prensibini savunan bizlerin sanki bu işbirlikçileri desteklediğimiz zehabı uyandırıyorsun ve ''İŞte kardeş belledikleriniz bunlar..'' diye de itham ediyorsun. Sİzin amerikan ve batı taklitçisi türk kardeşleriniz ne oluyor şu halde? Yani amerikan işbirlikçisi araplar ile amerikan işbirlikçisi türkler kardeş olmuş olmuyor mu? Haydi söyleyin.. Bu iki taraf da İslam kardeşliği tanımı dışındadır. İthamlarınızı yaparken bizi de 'at arabacı' yerine koymayın lütfen.

    sevmekesas
    Merhaba,

    Sn.sevmekesas,siz bilince iftira olmuyor biz yazınca iftira oluyor...değil mi...Kur'an'ı yazan katiplerin ilk yazdıkları vahyin direkt aktarıldığı Kur'an sayfalarını incelediniz mi???Hayır dediğiniz duyar gibi oluyorum.İslamiyet öncesi bir tane bana resmi şöyle elle tutulur Araplara ait YAZILI kaynak / eser gösterebilir misiniz...??? Yine hayır dediğinizi duyar gibi oluyorum...Niçin bir tane eser gösteremezsiniz biliyor musunuz,çünkü adamlar sadece konuşuyor...Yamayla ilgili dertleri var.Yaklaşık 38 harf düzeniyle (lehçeleriyle birlikte ) olan eski bir NEBATİ dili kullanıyorlar,o yüzden yazıda sıkıntıları var.İşte o yüzden harf ve noktalama işaretleri yapıyorlar,kendileri dahi zor anladıkları dili yazıya çevirebilmek için....Bunları bilmeyeceksin sonra da Yüce Allah'ın derdinin " MEDENİ (şehirli ) Arap ile değil ÇÖL ARABI (Bedevi ) ile " olduğunu söyleyerek ve işaretlemelere göre Bedevi çıkıyor diye Bedevi kabul edeceksin....Ba ba ba ba ....iyi ya madem siz öyle kabul edin,bendedniz bunu kabul edemem...de ...bilmeden de,ki sizi daha önceki yazınızda da uyardım ;

    " Kur'an'a iftira atmayınız."....bu tür nitelemeleri kullanmayınız,yoksa kendinizi Yaratıcı yerine,Hüküm veren yerine koyarsınız...Ama pardon galiba bu sizin bir alışkanlığınız,insanlara " iftirada bulunmak,zann da bulunmak "...Neyi ne kadar araştırdıklarını bilmeden...

    Elinizin altında Teknoloji harikası bir bilgisayar ve internet denen yine bir harika var.Biraz bu konuyu karıştırınız,sonra yorum yapınız...

    Sağlıcakla kalınız.

  3. #33
    Tecrübeli Üye sevmekesas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Nerden
    İstanbuL
    Mesaj
    409
    Rep Gücü
    5445
    [=bursali68;269697]Merhaba,

    Sn.sevmekesas,siz bilince iftira olmuyor biz yazınca iftira oluyor...değil mi...Kur'an'ı yazan katiplerin ilk yazdıkları vahyin direkt aktarıldığı Kur'an sayfalarını incelediniz mi???Hayır dediğiniz duyar gibi oluyorum.İslamiyet öncesi bir tane bana resmi şöyle elle tutulur Araplara ait YAZILI kaynak / eser gösterebilir misiniz...??? Yine hayır dediğinizi duyar gibi oluyorum...Niçin bir tane eser gösteremezsiniz biliyor musunuz,çünkü adamlar sadece konuşuyor...Yamayla ilgili dertleri var.Yaklaşık 38 harf düzeniyle (lehçeleriyle birlikte ) olan eski bir NEBATİ dili kullanıyorlar,o yüzden yazıda sıkıntıları var.İşte o yüzden harf ve noktalama işaretleri yapıyorlar,kendileri dahi zor anladıkları dili yazıya çevirebilmek için....Bunları bilmeyeceksin sonra da Yüce Allah'ın derdinin " MEDENİ (şehirli ) Arap ile değil ÇÖL ARABI (Bedevi ) ile " olduğunu söyleyerek ve işaretlemelere göre Bedevi çıkıyor diye Bedevi kabul edeceksin....Ba ba ba ba ....iyi ya madem siz öyle kabul edin,bendedniz bunu kabul edemem...de ...bilmeden de,ki sizi daha önceki yazınızda da uyardım ;
    yani A'rab ile Arab farkı yoktur; aslında bu bir AYN harfi uydurularak oraya sokulmuş, art niyetli, sonradan gelen biz ümmetleri aldatmak için katılmış, tahrif edilmiş bir noktadır. Öyle mi? Bak sennn? Kur'an nebatî dilde yazılmışmış da aslında o millet şöyleymişmiş de o toplum böyleymişmiş de aslında olay şöyleymişmiş de yok öyleymişmiş de yok böyleymişmiş.. Bütün mücadelesi kafasındaki meş'um ırkçı ve batıl yaklaşımı ikame etmek gayreti. Arabcılık yapmak Türkçülük yapmak çabası. Bu çaba yüzünden neredeyse Kur'an'ın tahrif olduğunu iddia edecek noktaya yaklaşmış durumda.


    " Kur'an'a iftira atmayınız."....bu tür nitelemeleri kullanmayınız,yoksa kendinizi Yaratıcı yerine,Hüküm veren yerine koyarsınız...Ama pardon galiba bu sizin bir alışkanlığınız,insanlara " iftirada bulunmak,zann da bulunmak "...Neyi ne kadar araştırdıklarını bilmeden...
    Siz laf oyunu yaparak zeytinyağı gibi su yüzüne çıkmaya çalışın durun. Peki şu tümce size ait değil mi:
    Kur'an da dahi MÜNAFIKLIK ta üstün MİLLET diye yazanları
    Bu yazdığınız Kur'an'a iftira değil mi? Nerde yazıyormuş bu Kur'an'da? Allah(CC)'ı kendi batıl ve köksüz ırkçı ideolojinize şahit tutmaya kalkışıyorsunuz.

    Elinizin altında Teknoloji harikası bir bilgisayar ve internet denen yine bir harika var.Biraz bu konuyu karıştırınız,sonra yorum yapınız...

    Sağlıcakla kalınız.
    Akıl vermeyi ve demagoji yapmayı bırakın da sadede gelin.

    sevmekesas

  4. #34
    Aktif Üye Ammar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesaj
    1.016
    Rep Gücü
    9720
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba,

    Sn.Ammar daha sen okumadan geliyorsun karşıma bana " NEBAT " diliyle yazılmış ki yazım katiplerinin kullandığı dildir,yazılmış Kur'an'ı dahi gösterememişken neyin belgesini ispatını sunduğunu zannediyorsun...!!! Sen ki kendi sunduklarının hepsine " BELGE-İSPAT " ,başkalarının yazdıklarını,elinin tersiyle iten, senin gibi zihniyetle mi " BELGE " tartışması yapacağım.Ayeti sen yazınca BELGE,biz yazınca YORUM...Bu nasıl mantık...Hala Kur'an kendi şahsi malıymış gibi değerlendiren,biriyle neyin tartışmasını yapıyorum ki...!!!

    BEN KALLEŞİ sevmem,hangi millet olursa olsun.Sen işin Arap tarafı dokununca sesini çıkarıyorsan onu sen bilirsin...Dokundurmaya da devam ARAPLAŞMAMAK adına....

    Sen git onları KARDEŞ belle,bir gün yine arkandan vurduklarında sesini çıkarma sakın...!!! Kendilerine ilk kez inen VAHYİ bile anlamaktan ACİZ ve anlayamadıklarından dolayı sözüm ona " ALFABE " reformu yapan zihniyeti git kardeş belle...Allah'ın sunduğu " PETROL " gibi büyük bir nimetin üzerinde zevki sefa çıkarıp BİR TOPLU İĞNE ÜRETMEYEN leri git kardeş belle...Ve bu petrol danışıklı dövüşünden dolayı seni değil AMERİKAYI KARDEŞ edinenleri git kardeş belle...Sen kardeş belle SUYU BİLE GİTSİN senin KAFİR diye addettiklerinden alsın,sen devam et KARDEŞ BELLEMEYE...Sana iyi BELLEMELER...

    Sen insana KAFİR -MÜSLÜMAN diye ayırıyorsun,ben ise İNSANA İNSAN diye bakıyorum...Seninle bu noktada anlaşabilmemiz mümkün değil...Ki O müslüman dediklerinin de KAFİRLERİN UŞAĞI olduğunu atlayıp sen sevmeye devam et...Bir gün bu rüyadan uyanacaksın...Elinde hiçbir şeyin kalmadığı kuru kuruya sadece ARAP Kardeşliği kaldığı gün...

    İSLAM ARAP dini değil EVRENSEL bir dindir diyorsak...Kur'an da dahi MÜNAFIKLIK ta üstün MİLLET diye yazanları sen git KARDEŞ BELLE...

    Sağlıcakla kalınız.

    Merhaba.....

    Sen ne dediğini bilmeyen çok cahil bir insansın gerçekten, Şeytanın seni ne ile kandırdığını göremeyecek derece gözlerin ve idrakin kaybolmuş...Hep okuduğunu idda ettiğin KUR'AN ı bil anlamaktan uzaksın, takıldığın saplantı haline getirdiğin BOZUK DÜŞÜNCELERİN i dahi görmekten acizsin...

    sen okumadan geliyorsun karşıma bana " NEBAT " diliyle yazılmış ki yazım katiplerinin kullandığı dildir,yazılmış Kur'an'ı dahi gösterememişken neyin belgesini ispatını sunduğunu zannediyorsun...!!!
    İSLAM ile milliyetçiliğin ve milletinin üstünlüğünü savunan lara en güzel örnek bizzat PEYGAMBER S.A.S il UHUD da savaşan KUZMAN hadisesidir...


    Uhud Savaşı'nda yaşanan Kuzman olayı, buna ibretli bir misaldir. Şöyle ki: Kuzman, cesur biridir. Savaşta çok yararlılık gösterir. Resulullah, daha önceden onun cehennem ehli olduğunu söylemiştir. Kuzman, ağır yaralı bir halde iken, biri der: "Vallahi, bugün büyük cesaret gösterdin. Müjdeler olsun sana." Kuzman der: "Ne müjdesi? Ben ancak kavmimin şerefi için savaştım. Yoksa savaşmazdım" Daha sonra, yarası şiddetlenince, acıya dayanamaz, kendini öldürür.

    Şimdi sana son sözüm şu olacak ....

    Takılmışsın ilk yazılmış KUR'AN, iniş sıraasına göre KUR'AN.....

    Nasıl yüksek bir ilim sahibi bir varlıksın ki sen ....

    Bizzat RESULULLAH S.A.S i görmüş, onunla yaşamış, hicret etmiş, cihad etmiş, sohbet etmiş SAHABE den daha mı iyi biliyorsun...

    Bizzat KUR'AN ayetlerinin inişine şahitlik etmiş...

    Bizzat o ayetlerin RESULULLAH S.A.S tarafından açıklanışına şahitlik etmiş SAHABE daha mı iyi anlıyorsun..

    Sen SAHABE den daha mı çok mu ALLAH C.C dan dahamı çok korkuyorsun.....


    Şimdi araplar şöyle kürtler böyle, diyeceğine aynaya bak biraz......

    Milliyetçilik yapıyorsun ALLAH C.C katında insanların mertebelerindeki fark ancak TAKVA ile olur... Yoksa ARAP' ın TÜRK den TÜRK' ün KÜRT' den, KÜRDÜN HİNTLİDEN üstünlüğü yoktur..

    hala ne HAİN liğinden bahsediyorsun...
    Ne saçmalıyorsun...

    neyse seni defalarca uyardım, artık içine düştüğün sapıklık ile seni başbaşa bırakıyorum..

  5. #35
    Tecrübeli Üye sevmekesas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Nerden
    İstanbuL
    Mesaj
    409
    Rep Gücü
    5445
    Milliyetçilik yapıyorsun ALLAH C.C katında insanların mertebelerindeki fark ancak TAKVA ile olur... Yoksa ARAP' ın TÜRK den TÜRK' ün KÜRT' den, KÜRDÜN HİNTLİDEN üstünlüğü yoktur..
    Tebrikler Kardeşim. Çok güzel izah etmişsin.

  6. #36
    Kıdemli Üye spartaküs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    912
    Rep Gücü
    19319
    Alıntı bursali68´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba,

    Sn.spartakus,biliyorsunuz ki ben ara ara böyle şaşırtıyorum...:))) Eeee ne dmişler " tebdili mekanda fayda vardır " böyle arada,kellecilik,ırkçılık,şovenistlik,zalimlik...e delim değil mi???

    Siz siz olun sakın ha benim düşündüğüm gibi düşünmeyiniz...Konuyu açan benim,içeriğini oluşturan benim...Ancak benim haricimde çıkıp bazı arkadaşların " sen böyle düşünüyorsun..." diyerek yorum yapması yok mu gerçekten hayranım...

    İnandığım dine olumsuz katkılar yapan bir kavmi,milleti sevebilmeme olanak yoktur...Konu bu kadar basit..Hani diyelim ki yardım mı söz konusu emin olun 10 kere düşünürüm " tekrar bir MADİK yememek " için...Yani " sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş"...

    Sağlıcakla kalınız...
    Sevgili Bursalı, kimseye güvenmeyin o halde... Avrupalılarıda sevmeyiniz, malum yüzyıllar boyu savaş, kıyım vs. Kürtleride... Lazlarıda. Her biri için neden çok merak etmeyin. Şimdi siz ben aşırı milliyetçi değilim diyebilir misiniz? Milliyetçiliği ne sanıyorsunuz bilmiyorum ama şuan yaptığınız en katısı doğrusu, farkında olmadan. Ne dediyseniz anladığımız o sevgili Bursalı. Yoksa bize vahiy geldi de ondan bilmekte değiliz milliyetçilik yaptığınızı.

    Egemenlerin aşağılık politikaları yüzünden toptan bir ulusu yok saymak için ne kadar masumane düşünceleriniz? Öldür dediler, onlarda öldürdü sevgili Bursalı. Bu aşağılık hesaplarla hiç alakası yoktu tek suçu asker olmak dışında Ürdün'de bir Arabın?

    Yanlış yerde bence aradığınız sorun... Sizin dininiz için pek olumlu katkı yapmayan araplarda değil, dini ve siyasi otoritelerin bizzat kendinde sorun.

  7. #37
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı sevmekesas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    [=bursali68;269697]Merhaba,


    yani A'rab ile Arab farkı yoktur; aslında bu bir AYN harfi uydurularak oraya sokulmuş, art niyetli, sonradan gelen biz ümmetleri aldatmak için katılmış, tahrif edilmiş bir noktadır. Öyle mi? Bak sennn? Kur'an nebatî dilde yazılmışmış da aslında o millet şöyleymişmiş de o toplum böyleymişmiş de aslında olay şöyleymişmiş de yok öyleymişmiş de yok böyleymişmiş.. Bütün mücadelesi kafasındaki meş'um ırkçı ve batıl yaklaşımı ikame etmek gayreti. Arabcılık yapmak Türkçülük yapmak çabası. Bu çaba yüzünden neredeyse Kur'an'ın tahrif olduğunu iddia edecek noktaya yaklaşmış durumda.



    Siz laf oyunu yaparak zeytinyağı gibi su yüzüne çıkmaya çalışın durun. Peki şu tümce size ait değil mi:Bu yazdığınız Kur'an'a iftira değil mi? Nerde yazıyormuş bu Kur'an'da? Allah(CC)'ı kendi batıl ve köksüz ırkçı ideolojinize şahit tutmaya kalkışıyorsunuz.


    Akıl vermeyi ve demagoji yapmayı bırakın da sadede gelin.

    sevmekesas


    Merhaba,

    "...tahrif edilmiş bir noktadır. Öyle mi? Bak sennn?..."

    Sn.sevmekesas,insanları nitelemekte üstünüze yok doğrusu.Hiç mi araştırmadınız,hiç mi okumadınız,bu kadar mı kör kaldınız...Kim diyor ki Kur'an " tahrif edilmiştir " diye....Siz tüm bu yazılanlardan bunu mu anlıyorsunuz...Ben size " NEBAT " diliyle yazılmış Kur'an örneğini gösterin diyorum,bulamayacağınızı da biliyorum.Çünkü Kur'an'ın şu anki dili " Yusuf Haccac " tarafından düzenlenmiş bir dildir.Yusuf Haccac da Hz.Osman'ın BAŞKATİBİ dir...Biraz daha bilgiye sahip olmanız gerek...Nebati dili LEHÇELERİYLE birlikte " 38 Harf " düzenine göre oluşmuştur...Bunu da araştırın.Şimdiki Arapça ise 29 Harf düzenine göredir.Hz.Peygambere inen Vahyi,Hz.Peygamberimiz " 29 HARF DÜZENİNE " göre mi yazdırdı sanıyorsunuz,böyle sanıyorsanız GERÇEKTEN HİÇBİRŞEY BİLMİYORSUNUZ " demektir...

    " Akıl vermeyi ve demagoji yapmayı bırakın da sadede gelin. "

    Anladım ki sizin okuyup araştıracağınız falan yok,işiniz gücünüz " kuru gürültü "..Bari aşağıdaki yazıları size yardımcı olması ve biraz düşünmeniz için sunayım da " üşengeçlikten " sıyrılır da bakarsınız belki ;

    İSLAM'DAN ÖNCE ARAP YARIMADASI
    a. Siyasi Durum :
    Arapların kökeni Sami ırkından gelmektedir. Samîler, Arap Yarımadası'nda yaşamışlar, zamanla buradan dağılarak İlk Çağdan bu yana Mezopotamya, Suriye, Filistin bölgelerinde etkin rol oynamışlardır.

    Arabistan'da İslamiyet'ten önce kurulan devletlerin başlıcaları şunlardır:

    1. Güney Arabistan Devletleri :
    a. MAİN DEVLETİ (M.Ö. 1200-650):
    Yemen'de kurulan üç büyük devletten biridir. Başkenti, Main kentidir.

    b. SABA DEVLETİ (M.Ö. 950 - 115):
    Main Devleti'nin yıkılışından sonra Yemen'e, Sabalılar egemen olmuşlardır. Başkentleri Ma'rib kentidir.

    c. HİMYERÎ DEVLETİ (M.Ö. 115 - M.S. 525):
    Saba Devleti'nin yıkılışı ile güç kazandılar.

    2. Kuzey Arabistan Devletleri :
    NABATÎLER, GASSANİLER, HÎRE ARAP KRALLIĞI
    a. Nabatîler :
    Nabatîler, Arabistan'ın kuzeybatısında M.Ö. 4.yy.da kurulmuştur. Başkenti Petra kentidir

    b. Gassaniler :
    Yemen kökenli olup, Suriye'ye yerleşmişler ve Hıristiyanlaşmışlardır. Başkentleri Şam'dır.

    c. Hire Arap Krallığı :
    Yemen kökenli olup, Irak'taki Hire kenti çevresine yerleşmişlerdir.

    Genel Değerlendirme : Arap yarımadasında önemli bir siyasi güç ortaya çıkmamıştır.Devletler genel olarak, kabilelerin oluşturduğu küçük krallıklar şeklinde siyasi varlıklarını sürdürmüşlerdir.

    b. Din ve İnanış :
    İslamiyet'ten önce , Arapların büyük çoğunluğu puta tapıcıydı. Her kabilenin kendine özgü putu bulunurdu. Kabe, Araplarca kutsal sayılırdı. Burada Arap kabilelerinin putları bulunurdu. En önemli putları "Hübel-Lat-Menat-Uzza"dır. Araplar putları ziyaret için Kabe'ye gelirler ve kurban keserlerdi. Ziyaret zamanlarında kabileler arası çatışmalar yapılmazdı. Bu nedenle bu zamana "Haram Ayları" denilmiştir. Puta tapıcılık yanında, Mecusilik ( Zerdüştlük), Musevilik, Hristiyanlık gibi dinler de yaygındı. Ayrıca Hz.İbrahim'in dinine inananlar da vardı. Bunlara " Hanif " denilmiştir.

    c. Sosyal ve İktisadi Hayat
    Arapların genel olarak yaşam biçimleri göçebe ve yerleşik olaraktı. Göçebe yaşam süren Araplara "Bedevi" denilirdi. Erkeğin egemen olduğu bir aile yapısı vardır. Çok eşli evlilikler yaygındı. Kadınların miras hakkı yoktu. Kabileler arasında rekabet ve kan davaları yaygındı. Çöl yaşamının zorluğu, su kaynaklarının azlığı, yiyecek sıkıntısı bu rekabet ve kavgaların sebepleridir. Hicaz bölgesinin en önemli ticaret merkezleri Mekke, Medine ve Taif'ti. Mekkeliler daha çok ticaretle, Medineliler ise daha çok tarımla uğraşmışlardır. Göçebelerin en önemli geçim kaynağı hayvancılık, yerleşiklerin ise tarım ve ticaret olmuştur.

    ç. Dil ve Edebiyat
    Araplar arasında iki tür yazı vardı. Himyeri ve Nebatlılara ait olan yazılardan, bugünkü Arap Alfabesinin kökeni Nebatlılara ait olanıdır. İslamiyet öncesi Araplar arasında hitabet ve şiir sanatları gelişmişti. Kabe'yi ziyaret zamanlarında şairler yazmış oldukları şiirleri "Suk-u Ukaz "panayırında okurlardı. Düzenlenen şiir yarışmalarında kazanan eserler, Kabe'nin duvarlarına asılırdı. Bunlara "Muallakat-ı Seb'a" ( Yedi Askı) denilirdi. En önemli şairleri "İmr -ül-Kays" tı.

    Kaynak : ORHAN YILDIZ - islamiyet Oncesi Arap Yarimadasi
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxx

    ARAP DİLİ
    İslâmiyetten önce Arap Yarımadasının kuzeyinde (Sûriye'de) "Nebtî", güneyinde (Yemen'de) "Himyerî", Irak'ta ise "Süryânî" yazıları kullanılıyordu. Hicaz Arapları Sûriye ve Irak'a ticâret için yaptıkları seyâhatlarda Arapça'yı Nebtî ve Süryânî yazıları ile yazmayı öğrendiler. Daha sonraki asırlarda, Nebtî yazısından "Nesih"; Süryânî yazısından da "Kûfî" denilen yazı sitilleri doğmuştur. Ancak, Araplar arasında okuyup yazma bilenlerin sayısı son derece azdı.

    Kaynak : İslamiyetten Önce Arabistan - Türkçe Yaşam, TÜRK'çe Yaşam... | Türk Dili, Edebiyat, Öğrenci, Öğretmen, Eğitim, Ödev, Özet, dilimiz, kültürümüz, Türkçemiz, Yazılar, Makaleler, Görüntüler, Programlar, İndir, Msn, Güncel,
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    İSLAM ÖNCESİ ARAP DİLİ VE EDEBİYATI
    Cahiliye Dönemi adı da verilen İslam Öncesi Dönem'de Arap edebiyatında şiirin özel bir yeri vardı. Devesinin sırtında uzun çöl yolculuklarına çıkan Bedeviler'in söyledikleri türküler Arap şiirinin kaynağını oluşturur. Yiğitliği, sevgiyi, çöl yaşamını anlatan bu türkülere deveci türküsü anl***** gelen hida denir. Göçer çöl insanının söylediği bu türküler kentlerde söylenmeye başlanınca belli değişikliklere uğrayarak kesin ölçüler kazanmıştır.

    İslam öncesi Arap şiirinden günümüze kalan en önemli örnek Muallakati seba'dır (Yedi Askı). Bu şiirler Ukaz panayırında düzenlenen bir şiir yarışmasında beğenilerek Mısır ketenine yazılmış ve Kâbe'ye asılmıştı. Hidalarla benzer konuları işleyen bu şiirlerde gelişmiş bir dil ve anlatım görülür. Hangi yıllarda yazıldığı kesin olarak bilinmeyen Yedi Askı şiirlerini İmruü'l-Kays, Tarafe ibnü'l-Abd (539-564), Haris bin Hilliza, Amr bin Kulsum, Antere bin Şeddad, Züheyr bin Ebu Sulme, Lebid adlı şairler yazmıştır.

    Yedi Askı şairleri dışında ünü günümüze kadar gelmiş başka şairler de vardır. Koltuğunun altında uzun bir bıçak taşıdığı için Teabata Şarran adıyla bilinen şair bunlardandır. Şiirlerinde üstüne binerek dolaştığı koçundan, hayal ettiği korkunç yaratıklardan söz eder. Kurnazlığı ve savaşçılığı üzerine birçok öykü anlatılan Şanfara, karşılıklı söyledikleri yergilerle ün kazanmış Evs el-Hadıra ile Zebban İslam öncesi dönemin başlıca şairlerindendir.

    Bu dönemde muamma (bilmece), hayvan masalları (fabl), efsane ve halk öyküleri gibi düzyazı türleri de gelişmiştir. Samar adı verilen ve kent dolaşılarak anlatılan söylence ve öyküler daha sonra yazıya geçirilmiştir.

    Kaynak : Arap edebiyatı - Vikipedi
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    ARAPÇA ESERLER
    YAZMALARIN DOĞUŞU VE GELİŞMESİ

    Ülkelerin en değerli kültür varlıkları arasında yer alan, bilim, sanat ve kültür araştırmalarında en otantik kaynaklardan olan yazmalar, el ile yazılarak meydana getirilmiş eserlerdir.

    Papirustan deriye, pamuk levhadan kâğıda kadar uzanan bu yolda konumuz, kâğıt üzerine el ile yazılan eserlerdir. Hiçbir yazma eser, basma eser gibi birbirinin aynısı değildir. Çoğu kez ayrı ayrı kişiler tarafından tek tek yazılarak çoğaltıldıkları için, her biri bazen bilerek, bazen de bilmeyerek atlama, ilâve veya herhangi bir kelimenin yanlış okunarak yazıya geçirilmesi dolayısıyla farklılıklar arz eder.

    İlk İslâm yazmacılığı, Hz. Osman'ın Kur'ân-ı Kerim'i istinsah ettirerek bir nüshasını Medine'ye, diğer nüshalarını da Kûfe, Basra ve Şam'a göndermesiyle başlar. İslâmiyet'te ilk yazmalar bu mushaflardır.

    Daha sonra kitap yazmacılığı gelişerek Hadis-i Şerif, Siyer-i Nebi gibi eserlerin yanında şiir, dil, tefsir, tıp ve fıkıh konularında da telif ve tercüme eserler yazılmaya başlanmıştır. Yazının daha kolay okunması için, hicrî birinci asırda noktalama ve harekeleme işaretleri kullanılmış, hicrî ikinci asırda ise Halil b. Ahmed el-Farahidî tarafından, yazıya düzen getirilmiştir.

    Kaynak : El Yazmaları
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    NEBATİLER
    Nebatiler (Arapça الأنباط, Al-Anbāṭ) Josephus zamanında Fırat ırmağından Kızıldeniz'e kadar uzanan ve Suriye ile Arabistan arasındaki sınır bölgesindeki vahalardaki yerleşimleri kapsayan ve "Nebate" ismi verilen alanda yaşayan kadim semitik, güney Ürdün'lü, Kenan'lı ve kuzey Arabistan'lı Araplardı.

    Kaynak : Nebatiler - Vikipedi
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    ARAB
    Sâmî dillerde "çöl" mânasına gelen arab kelimesi eski devirlerde çölde, milâttan sonraki dönemlerde ise şehirde yaşayan Araplar için de kullanılmaya başlanmıştır.Acemin karşılığı olarak da kullanılmakta olan kelimeden türeyen mütearribe ve müstağribe lafızları da sonradan Araplaşan toplulukları ifade etmektedir.
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    Ünlü dilbilimci İbn-i Faris (ö.395/1004)’in konuyla ilgili şu sözlerini aktarmaktadır: “Cahi-liyye döneminde Araplar, dil, edebiyat, ibadet ve dini pratikleri hususunda atalarından tevarüs ettikleri bir miras üzere yaşamlarını sürdürmekte idiler.Ancak İslam’ın gelmesiyle birlikte du-rum değişti; cahiliyye dönemine ait dini anlayış ve uygulamalar kaldırıldı. Dildeki mevcut ke- limeler, ilaveler yapmak, yeni hükümler koymak ve birtakım şartlar getirmek suretiyle anlam değişikliğine uğradı.Böylece mevcut kelimelere yüklenen yeni anlamlar, öncekilerin yerini al- dı. Sözgelimi, mümin, müslim, kafir, münafık gibi kelimeler, anlam değişikliğine uğrayan ke-limelerden yanlızca birkaçıdır. Araplar mümin kelimesinden yanlızca, ‘tasdik’e karşılık gelen ‘İman’ ve ‘eman’ manasını anlıyorlardı.Ancak İslam, müminin mümin olarak isimlendirilebil- mesi noktasında, söz konusu kelimeye birtakım şartlar ve vasıflar eklemiştir.

    Kaynak : KUR'AN KELİMELERİNDE ANLAM DEĞİŞİMLERİ
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    Araplar adı üzerinde Cahiliyye dönemini yaşadıklarından Resulullah dahil okuma-yazma bilmiyorlardı,çünkü alfabeleri HİÇ olmamıştı.Yazıyı bilmiyorlardı ama Sami akrabalarından (Asuri Çivi yazısı, Sina ve Nıbti yazıları vb.) ticaret yoluyla ve ticarette belgelemek babından,özellikle bugünkü Kur'an alfabesinin temeli olan Nebat yazısını (nebatiye, nıbtiye) alfabesini öncül olarak aldılar.

    Bunlar basit harflerdi.İlk 10 harf,elif=1, “B” (Bi, Beth=2, gibi) harfi sola dönmüş ters bir L harfi gibiydi (İki çentik anlamında), “C” ise sola bakan bir “Z” harfi biçiminde (üç çentikliydi aynı zamanda üç rakamıydı), “D” harfi ise Sigma harfi gibi dört çentikliydi (dört rakamı), aynı zamanda şimdiki Dal (“D”) harfi bunun yarısıdır.Nebatiye'de “E” harfi de vardı (“A”, “E”, “İ” vb. ayrı ayrı harflerdi).Bu harf de Arapçaya beş çentikli olarak güzel “H” biçiminde (Yuvarlak olarak yazılan beş rakamı aslında beş çentikli beşgendir) daha sonra yuvarlanmıştır.El yazısı gereği.Bu beşgenin üstüne bir çentik attınız mı latince “6” harfidir, onun üzerine sola dönen bir çentik daha koydunuz mu “7” harfidir (“7” yazarken ortasına yatay çekilen küçük çizginin anlamı beş diye yazılan O 'nun yerine geçmektedir). Yine beş yuvarlağına ters bir üçgen daha küçük bir üçgen koydunuz mu “8” oluyor.Bunun için “8” yazarken üstteki küçük daire, alttaki büyük dairedir. “9” ise, bu sekiz rakamının en altında sağında aşağı çekilen harftir ve 9 biçiminde kullanılıyor.İşte bu harf=Rakamlar çivi yazısı özelliğinden kurtulup Sina ve Nebat elyazılarına döndü. Harfler daha kûfi idi, yani köşeliydi.İbrani harfleri de öyle...Ama Sina alfabesinde ise bunlar oldukça yuvarlandı.Bu bir stil meselesi sadece.Mesela Elif'e dokunmadılar ama “B” harfi sağa bakan bir “L” iken şimdiki biçimiyle yuvarlatıldı.Fakat “B” harfi kelime başında yazılırken dikkat ediniz yine bir ters “L” harfi gibi iki çentiklidir.Mesela “Z” gibi üç çentikli olan “C” (cim) harfi Sina alfabesinde en alttakini yuvarlak yaptılar. “Cim”, “Hı”, “Ha”, bunun noktalı-nokttasız biçimlerinden ibarettir.Sigma (Kiril) biçimindeki “D” harfi ise bunun yarısı oldu ama RAKAM olarak kendini korudu.

    Arap alfabesi diye bir şey yoktur.Kur'an ALFABE'ye matbu basılarak inmedi.Sadece vahy katipleri onu alıp Nebati (Kufi karakterli) olarak yazdılar.Zalim Haccac ise Sina alfabesinin yuvarlaklığını tercih etti ve sonunda yuvarlak grafoloji baskın geldi (Sülus, Celii, Talik vb.).Kufi (Nebatiyye) karakteri birkaç harfte kaldı.Birkaç kişinin katkısı oldu ama "Hattat" özelliği Haccacı Zalimde vardı.Yani belki de iyi niyetliydi (Buna inanmakta zorlanıyorum)... "Bu Kur'an'dır, çok değişik özel bir alfabe yapalım,KUREYŞ'e uyduralım" dediyse...

    “Zı”-“Tı” gibi harfleri “Sın”-“Şın” ları noktalayarak, “Sad” ve “Dad” gibi birbirine benzeyenleri kendi kafasına göre noktalayarak (harekeleyerek değil) bize tuhaf bir Kur'an hediye etti ki,okuyana aşkolsun.Çince bile bundan kolaydır.Yani Vahy katiplerinin Kur'an'ından ilk tutanaklardan ve fontlardan ESER bile kalmadı.Hani Kiril ile Latin birbirine ne kadar benziyorsa ilk kaleme alınan Kur'an ile,şimdi elimizdeki mushaflar tamamen farklı ve UYDURUK bir font ile yazılı.Adamın keyfi öyle istemiş öyle yapmış.

    Kureyşçeyi tercih ettiler.Oysa Kureyş değil “ARAP” diyor Allah.Kureyşli “P” diyemezmiş! O halde “P” kalksın “B” gelsin. “B” de noktalı olarak yazılıyor. “P” ise noktasız “B” yazılıyor.Şimdi oldu mu “B”nin noktası. Çünkü “P” diye bir harf vardı ortadan kaldırıldı. Erzurumlu “K” yerine “Ç” der.Kayserili “Gayseri” der misali... “J” de “C” veya peltek “Z” oldu (Zel). Sonradan yeniden “P” harfi lazım olunca, Farslar da kullanıyor ya, bir daha “P” harfi icat ettiler.Oysa “P” noktası “B” olarak EN BAŞTAN beri vardı. Noktasız “B” idi. Gel de gülme! Eşeği kaybettirip sonra buldurmak gibi bir şey!
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    TEVBE
    97. El a'rabü eşeddü küfrav ve nifakav ve ecderu ella ya'lemu hudude ma enzelellahü ala rasulih vallahü alımün hakım

    98. Ve minel a'rabi mey yettehızü ma yünfiku mağramev ve yeterabbesu bikümüd devair aleyhim dairatüs sev' vallahü semıun alım

    97. Bedevîler [arasındaki ikiyüzlüler] (130) hakkı tanımaktan kaçınma tavırlarında ve ikiyüzlü davranışlarında [yerleşik insanlardan] daha ısrarlıdırlar; ve Allah'ın, Elçisi'ne indirdiği öğretinin sınırlarını görmezden gelmek, [başkalarına göre] onlardan daha çok beklenen bir haldir. (131) (Allah böyle diyorsa, bu böyledir) çünkü Allah her hükmünde ince-derin bir gerçeğe işaret eden mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.

    98. Ve (yine) bedevîler arasında [Allah yolunda] harcadığı her şeye kayıp gözüyle bakan ve [ey inananlar,] sizin darlık ve sıkıntıya düşmenizi bekleyenler var: [fakat] darlığa, sıkıntıya düşecek olan onlardır; çünkü Allah her şeyin özünü, iç yüzünü bilen, olup biten her şeyi işitendir.



    Ammar
    Alıntı

    " Sen ne dediğini bilmeyen çok cahil bir insansın gerçekten,..."

    Sizin kadar olamam Sn.Ammar..." Kedi ulaşamadığı ete murdar dermiş "...Bir gün ulaşırsınız...Siz gidin " kaçak güreşmeye devam edin "....

    Ammar
    Alıntı

    " Takılmışsın ilk yazılmış KUR'AN, iniş sıraasına göre KUR'AN....."

    Sn.Hazret bak bakalım ben mi takılmışım,anlayamazsın yine ama olsun yine de belirtelim ;

    1- Kur'an'ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:
    Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur'an'ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler. Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.

    2- Kur'an'ın Hz. Ebu Bekr (r.a) döneminde yazılışı:
    Zeyd b. Sabit (r.a), Hz. Ebu Bekr (r.a)'in emri ve Hz. Ömer (r.a)'in uygun bulmasıyla Kur'an âyetlerini biraraya toplamıştır. Zeyd İbn Sabit Kur'an'ı toplarken, vahiy katiplerinin yazdıklarını dikkate almış ve âyetleri ilk defa bir mushafta toplamıştır.

    3- Kur'an'ın Hz. Osman (r.a) döneminde yazılışı:
    ilk Mushaf Kur'an'ın okunşundaki tartışmalara son vermek amacıyla, farklı kıraatleri yansıtacak şekilde Hz. Ebu Bekr'in topladığı ve Hz Ömer'in kızı Hafsa'nın koruduğu nüshaya bağlı kalınarak yazıldı. Bununla ilgili olarak Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit (r.a), Abdullah b. ez-Zübeyr (r.a), Sad b. el-Âs (r.a) ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam (r.a)'ı görevlendirdi. Bu Mushaf üzerinde noktalama işaretleri ve harekeleri bulunmamaktaydı. Hz. Osman (r.a) yazılan Kur'an'ın bir nüshasını saklamış diğer nüshaları ise çeşitli İslam şehirlerine göndermiştir.

    4- Kur'an'ın harekelenmesi ve noktalanması üç merhalede tamamlanmıştır.
    Birincisi: Muaviye b. Ebu Süfyan döneminde, Muaviye, Ebu'l-Esved'i görevlendirmiş, O da Kur'an okurken meydana gelebilecek okuma hatalarını ortadan kaldırmak amacıyla nokta şeklinde hareke işaretleri koymuştur. İkincisi: Abdülmelik b. Mervan döneminde Kur'an'daki bazı harfleri birbirinden ayırmak için noktalar konulmuştur. Mervan bu işte el-Haccac b. Yusuf'u görevlendirmiş; o da bu işi Nasr b. Âsım ve Hayy b. Yasmur'a havale etmiştir. Üçüncüsü: Bu dönemde i'rab alametleri olan Fetha, Damme, Kesre ve Sükûn konulmuştur. Bu harekelendirmede Halil b. Ahmed el-Ferahîdî'nin yolu izlenmiştir.

    Kaynak :KUR'ÂN'IN YAZILIŞ TARİHİ


    Ammar
    Alıntı

    " Nasıl yüksek bir ilim sahibi bir varlıksın ki sen ..."

    Senin gibi,sıkıyı görünce kaçan korkak bir insan olacağıma böyle olurum daha iyi...




    Ammar
    Alıntı

    " Bizzat RESULULLAH S.A.S i görmüş, onunla yaşamış, hicret etmiş, cihad etmiş, sohbet etmiş SAHABE den daha mı iyi biliyorsun... "

    En azından senin gibi RİVAYETÇİ değilim...

    " Bizzat KUR'AN ayetlerinin inişine şahitlik etmiş..."
    " Bizzat o ayetlerin RESULULLAH S.A.S tarafından açıklanışına şahitlik etmiş SAHABE daha mı iyi anlıyorsun.."
    " Sen SAHABE den daha mı çok mu ALLAH C.C dan dahamı çok korkuyorsun....."

    Sen diyorsun ki " BEN DOĞRUYU BİLİYORUM...." Daha önce böyle dediğini GÖZÜNÜN İÇİNE SOKTUM hala neyi konuşuyorsun...


    " Şimdi araplar şöyle kürtler böyle, diyeceğine aynaya bak biraz......"
    "Milliyetçilik yapıyorsun ALLAH C.C katında insanların mertebelerindeki fark ancak TAKVA ile olur... Yoksa ARAP' ın TÜRK den TÜRK' ün KÜRT' den, KÜRDÜN HİNTLİDEN üstünlüğü yoktur.. "

    Bakta öğren o zaman ..............;

    Büyük Katliam ( Talkan Katliamı )

    Buhara’da olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir.. Aynı şeylerin kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar.. Sogd meliki Neyzek Tarhan şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır.. Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin birleşememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan etmişlerdir.. İlk olarak saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akibete uğramışlardır..

    Bu olaylarda Türklerin belli bir şekilde organize olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini kolaylaştırmıştır.. Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş olacağını anlar.. Tohoristan’a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya çalışır.. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek’den gelir..

    Tarhan’ın planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür.. O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek, Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder.. Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler.. Bu katliam o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür..

    Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır.. bütün bunlar hep İslam adına yapılmıştır..

    Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman’a girer.. erkeklerin pek çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar.. Daha sonra Kes ve Nesef’de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar.. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister.. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.. Erkekleri dövüşerek ölürler.. Bütün şehir yakılır.. Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler.. Kuteybe, Faryab’dan sonra, Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i kuşatır.. 2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez..

    Bu arada kış yaklaşır..Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir.. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür..

    Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur.. Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir.. Muhammed ibni Selim Tarhan’ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur.. Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler.. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar.. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur..Kuteybe bu arada Tarhan’ı hemen öldürmez.. Haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar.. Haccac Tarhan için, “ O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür” der.. Kuteybe önce Tarhan’ın iki oğlunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür.. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir.. Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.. Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir.. Kuteybe sanki Kuran’daki ayetleri yerine getirmiştir..

    9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.

    Tarhan’ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür.. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası vardır.. Kuteybe Caygan’la işbirliği yapar.. Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür.. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar.. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin emri üzerine öldürülürler..

    Bu olay, Ziya Kitapçı'nın, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır ;
    Bu harblerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi.

    Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır,

    Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız.

    Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 )

    Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür..Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir.. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece herşey karanlıklara gömüldü.. İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı..Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür..Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister..

    Taşkent ve Fergane’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler..Semerkant, kuşatılır.. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar.. Daha fazla dayanamıyacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır..Bu anlasmaya göre,

    1.Semerkant Araplara hersene 2.200.000 altın ödeyecektir..
    2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir..
    3.Şehirde Cami yapılacaktır..
    4.Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..
    5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir..

    Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri döner.. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır..
    Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar.. Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler.. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal etmesi talimatını verir.. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı olamaz.. Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler.. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru yola çıkar.. Tam Kasgar’ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir..



    2. Büyük Katliam.. ( Curcan Katliamı )

    Kuteybe ve Haccac’ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve Türk şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik yapmamıştır.. Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için, Araplar, Kuteybe’den sonra da aynı şekilde Türk yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir.. Kuteybe’nin öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan’a vali atanır.. İlk iş olarak Dağıstan’ı işgal eder.. Dağıstan meliki Saltekin, Yezit’e karşı uzun süre dayanır.. Sonunda Dağıstan düşer.. Şehir yağmalanır ve 14000 kişi öldürülür..Dağıstan’dan sonra Curcan’a yönelir.. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaşmadan teslim olur.. Yezid, Curcan’a bir bölük asker yerleştirerek, Taberistan’ a doğru yola koyulur.. Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kişilik bir yardım alarak savaşa başlar..

    İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler.. Yezid öfkeye kapılır, Curcan’lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah’a yemin eder.. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür.. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra, kale düşer.. Curcan beyi öldürülür.. Kaledeki askerler esir alınır.. Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler.. Burada da aynı şekilde Kuteybe’nin yaptiğı katliama benzer bir katliam yapılır.. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır.. Allah’a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk’ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.. Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır.. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve Allah’a verdiği sözü yerine getirir.. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beş de biri cariye olarak halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaştırılır..
    Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk’ün öldürüldüğünü söylerler..


    717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla geçer.. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları başladığında Kibac hatun diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği halde istediği yardım kendisine verilmemişti.. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler..

    Bu olaylardan Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik sağlayamamış olduklarını görüyoruz.. 717 yılında Ömer ibni Abdulziz halife olur..İki yıl sonra hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer.. Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb’in arası iyi değildir.. Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra’da örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik’e karşı ayaklanır.. 721’de Abbas ve Mesleme adında iki komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile savaşır.. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur.. Yezit’in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik’e yollanır.. Mesleme, Mehleb’in yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb’in oğlu olan, Muaviye ibni Yezid’de elinde bulundurduğu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını kestirtir.. Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile biter…


    Mesmele, Mehleb’den ele geçirdiği aralarında Türklerin de bulunduğu cariyeleri Cerrah ibni Hakem’e satar..Bu arada, Yezid ibni Mehleb’in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan’ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsada başarılı olamaz..
    Kuteybe’nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar başarılı olamamışlardır.. Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer.. Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, işgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaşanan gerginliğin azaltılarak İslam’ın kuvvetlendirilmesine çalışır.. Kendisine bağlı yöneticilere, “ Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın, hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak İslamı yaymaya çalışın” demiştir.. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan cizye alınmamasını istersede, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir.. Bu arada Horasan’da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır..




    Taberi Anlatımları
    Aşağıdaki pasajlar doğrudan Taberinin anlatımından alınmıştır.
    Tarih-i Taberi / Cilt 3/(Syf-343)

    Her kim Türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.Ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv’e geldiler.

    Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan’a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Ne kadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.

    Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd’e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)

    Kuteybe dedi: - Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
    Bunun üzerine Neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman’dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.(Syf-347)
    Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)
    .......

    Bu 70 yıl süren Türk-arap savaşlarının en önemli noktaları ve sonuçları ;

    1- 100.000'in üstünde Türk katledilmiştir.
    2- 50.000'in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
    3- Şehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın herşeyi talan edilmiştir.
    4- Tüm zenginlikler , tarihi eserler yokedilmiş , yakılmış , yıkılmıştır.
    5- Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan "Talkan Katliamında" 40.000 Türkün kesilerek
    24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır.( Tarihte örneği çok azdır.)
    6- Aynı şekilde "Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk'ün nehir kenarında kafaları
    kesilmiş , nehrin suyu kıpkızıl olmuş , cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
    7- "Teslim olursanız canınız bağışlanacak" sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş ,
    "Şeriat söz tanımaz" denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.

    8- Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.
    9- Türkler böyle bir vahşet ve mezalimi Çinlilerden dahi görmemişlerdir.
    10-Bu tarihi gerçekler "islam etkilenmesin" düşüncesiyle gizlenmekte , bahsedilmemektedir.
    Türkçü siyasetçiler dahi konuyu geçiştirmektedir. Bundan da Araplar nasiplenmektedir
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

    "hala ne HAİN liğinden bahsediyorsun..."
    "Ne saçmalıyorsun..."

    Ne anlatıyor,ne zırvalıyorsun,iki üç ayet yapıştırıp,ardından Hadis /Rivayetleri de ispat mış gibi gösterip,kendine göre inancını aktarınca BİLİRKİŞİ mi oluyorsun...Hadi yoluna Hazret...!!! Rivayetçilerle....Hiç işim olmaz hala daha DANK etmedi mi??? Müslümanlığı BATIRDIKÇA BATIRANLAR sınız,hala daha anlayamadınız mı??? Senin gibilerin işi gücü " inanan ancak faklı inananlara saldırarak prim yapmaya çalışmaktır "...İnanmayan hele ki senin savunduklarının ucundan tutup silkeleyecekler çıktığında " kirişi kırarsınız "...Neden mi rivayete dayalı çürük dalınız kırılıverirde ondan...Bir kere doğru insan olsan " DOĞRUYU BEN BİLİRİM " demezsin....KİBİRDİR Şeytanı da insanı da yakan....

    "neyse seni defalarca uyardım, artık içine düştüğün sapıklık ile seni başbaşa bırakıyorum.." SENİN UYARINI TAKAN Kİ...!!!! KİMSİN Kİ SENİ TAKACAĞIM...!!! Kendini " Fasulya " gibi nimetten saymayı bırak...!!! Asıl ben seni ATALARININ inancıyla başbaşa bırakıyorum...!!!

    Sağlıcakla kalınız...

  8. #38
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı spartaküs´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili Bursali beni de oldukca sasirtmistir. Buradan araplari sevmemeliyiz cünkü su kadar bu kadar türkü öldürdü diye yola cikarsak hic bir ulusun bireyi bir baska ulusa karsi sevgi duymamalidir.

    Pek cok insan irkciliktan sikayetci olsa da farkinda olmadan irkcilik yapmaktadir. Kürtler diyerek, lazlar diyerek, sonunada olumsuz bir durum yükleyerek. Sevmeyin araplari... Hristiyanlarida sevmeyin, malumunuz. Yahudileride. Kimseyi sevmeyin, ne olacak(!)... Her birine nefret icin cok mühim nedenler bulmak güc degil nasilsa. Vatan millet dersiniz buna, din dersiniz. Ne derseniz artik.
    Merhaba,

    Buradaki ana mesele şu " Arapçayı kutsallaştırmak ve Araplara neredeyse aşık olmak "...Zaten bu konu da o söylemlerin ortaya çıktığı dönemde açıldı...Yani açıldığı döneme "CUK " oturan bir konu...

    Söylediğinizin tersini,düşünelim Araplar bizi kesmiş,Araplar bizim sırtımızdan vurmuş....Eeeee onları biz " Sevmeye " devam edelim...

    Şimdi buyrun neyi kabul ederseniz onu kabul edin...Bunun ırkçılıkla değil " sevmemekle " ilgisi var...Ki eğer ırkçılık yapan birisi olsam ilk önce " Diyarbakır Cezaevinde " uygulanan işgenceleri ve sonrasında " devletin " başımıza ne çorap ördüğünü kabul dahi etmem ve kendi içimizdeki " Kürt " vatandaşlarımızı her daim haksız görürdüm...Birazcık beni bu forumda tanıyanlar bilir ki " bursali68 " IRKÇILIK yapmaz...Burada da konunun özü IRKÇILIK değil...Ama ne yazık ki tarihsel konulardan dolayı sevmemek ırkçılık ile karıştırılmakta...Bence siz de böyle bir duruma düşüyorsunuz...

    IRKÇILIK mı,II.Dünya savaşında Hitler'in KIPÇAK TÜRKLERİ'ni (yahudi Türklerdir ) Ari IRK uğruna,yoketmesini alınız...Yaklaşık 6 milyona yakın Kıpçak Türk'ünden kalanların sayısını bulur musunuz bana....Sonra ırkçılığı konuşalım...Ne dersiniz....

    Sağlıcakla kalınız...

  9. #39
    bursali68
    Misafir..
    Alıntı sevmekesas´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Lûtfen Kur'an'a iftira atmayınız. Böyle bir ayet yok Kur'an-ı Kerim'de. A'rab ile Arab sözcüklerini karıştırmayın. Kendi ırkçı ve kavmiyetçi batıl yaklaşımlarınıza Allah(CC)'ı şahit göstermeye çalışmayın.
    Verdiğiniz örneklemelerde amerikan uşağı egemen arapları kasdediyorsunuz, sonra da sanki bizler yani cihanşumûl İslam'ın kardeşlik prensibini savunan bizlerin sanki bu işbirlikçileri desteklediğimiz zehabı uyandırıyorsun ve ''İŞte kardeş belledikleriniz bunlar..'' diye de itham ediyorsun. Sİzin amerikan ve batı taklitçisi türk kardeşleriniz ne oluyor şu halde? Yani amerikan işbirlikçisi araplar ile amerikan işbirlikçisi türkler kardeş olmuş olmuyor mu? Haydi söyleyin.. Bu iki taraf da İslam kardeşliği tanımı dışındadır. İthamlarınızı yaparken bizi de 'at arabacı' yerine koymayın lütfen.

    sevmekesas
    Merhaba,

    " Sİzin amerikan ve batı taklitçisi türk kardeşleriniz ne oluyor şu halde? Yani amerikan işbirlikçisi araplar ile amerikan işbirlikçisi türkler kardeş olmuş olmuyor mu? Haydi söyleyin.. "

    Sn.sevmekesas,bakın beni tanımadan sorguluyorunuz ki ben evime yabancı menşeili bir ürünü kolay kolay sokmam...Pahalı da olsa kendi ürünümüzü tercih ederim...

    " İthamlarınızı yaparken bizi de 'at arabacı' yerine koymayın lütfen."

    Ben size siz şöylesiniz dedim mi???Ama üstünüze alınıyorsanız o zaman şöyle diyeyim " Ateş olmayan yerden duman çıkmaz "....

    Sağlıcakla kalınız...

  10. #40
    yeni üye hakan_k - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    86
    Rep Gücü
    1446
    İyi de bu konuyu açmaktaki amacın ne araplara dikkat edin demek mi tamam olmuşsa olmuş Türkler kimseyele ebedi düşman olmaz yunanlılarla rumlarla ermenilerde dahil sadece çin hariç amacın ne ki bunları sözlüyorsun

4. Sayfa, Toplam 7 BirinciBirinci ... 23456 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Arap Atasözleri
    dogangunes Tarafından Atasözleri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-03-2011, 01:30 AM
  2. Arap Mitolojisi
    EMRE Tarafından Mitoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-04-2009, 12:42 PM
  3. Arap Makyajı
    dogangunes Tarafından Makyaj Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 03-10-2008, 06:27 PM
  4. Arap Ülkelerinde Türk Dizi Filmleri Salgını
    Y.E.K. Tarafından Tv Dizileri, Tv Programları Foruma
    Yorum: 6
    Son mesaj: 01-09-2008, 07:11 PM
  5. Türk Yakup Arap Ali Oldu
    Runaw@y Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-11-2007, 06:18 AM
Yukarı Çık