N"e güzel bir bebek!" dediler sana doğduğunda. "Çok güzel/yakışıklı bir kız/erkek olacak bu." O an, sana en büyük zararı verdiler. Etrafında bir ilgi halesi oluştu. İltifatlar iltifatı kovaladı.
Takdirler takdiri. Güzel olduğun için gördüğün ilgi, benliğinin hoşuna gitmeye başladı. Göreceli fiziksel güzelliğin, güzel bir şarkının bestesi gibi kulağa hoş geliyordu. Tını güzeldi güzel olmasına, lakin şarkının sözlerinde bir sorun vardı. Sen "Ne kadar güzelsin!"in tınısını duyuyordun, içine akıttığı zehrin farkında olmayarak.

Meslektaşım Jeffrey Young, bazı ebeveynlerin çocuklarına "özel" olduklarını hissettirmelerini sevgi olarak addetme yanlışlığından bahseder. Çocuklara sevgi yerine "özel oldukları hissi" servis edilir. Sen de maruz kaldın buna. Farklı ve özel olduğunu sanarak sahte bir kendiliğin içine tıkıldın. Başta yakınların olmak üzere, göreceli fiziksel güzelliği aşırı derecede önemseyen narsistik kültürün etkisindeki insanlar senin için sahte bir varoluş tanımı yaptılar. Seni göreceli fiziksel güzellikle sınırlanan bir çemberin içine soktular. Farkında mıydın?

Göreceli fiziksel güzelliğinin verdiği mağruriyetle kendini çevrendeki insanlarla karşılaştırmaya başladın. Fiziksel açıdan kardeşinden, arkadaşlarından, kuzenlerinden görece daha güzeldin ama sen daha fazlasını iddia ediyordun. "Güzelim ve değerliyim" şeklinde bile değildi bilişsel şeman. "Güzelim ve daha değerliyim" diye tanımlıyordun varoluşunu.

Giderek fiziksel güzelliğinden ötürü aldığın iltifatların bağımlısı oldun. Histerik ilgilerin peşi sıra koştun. Yoruldun. Çok yoruldun ve boğulmaya başladın. Bir topluluğa girdiğinde, algıların hemen açılıp güzelliğinin fark edilip edilmediğini hesaplıyordu. Öyle maharet kazanmıştın ki bu konuda; uzaklardaki bir bakışı dahi algılayabiliyordun.

Hadi itiraf et; benliğin göreceli fiziksel güzelliğinden haz alıyordu ama mutlu ve huzurlu değildin. İlk düş kırıklığını, fiziksel güzelliğin göreceli olduğunu fark ettiğin an yaşadın. Tamam, fiziksel olarak başkalarından daha güzeldin ama senden daha güzel olanlar da vardı. Sense kendi güzelliğinin eşsiz ve benzersiz olduğunu sanmıştın. "Farklı ve özel olma" hissine hapsolarak. Halbuki her insana farklı ve özel bir varoluş bahşedilmişti.

Bir gün arkadaşlarınla oturmuş sohbet ediyordun. Zannediyordun ki çevrendeki ilgi halesi hiç sönmeyecek. Çok susamış birinin musluğu açıp "tısss" sesini duyduğu anda hissettiği çöküntüyü yaşadın. Kimsede ses seda yoktu. Sen de yok gibiydin.

Başka bir gün başka bir korku düştü peşine. Göreceli fiziksel güzelliğinin bozulmaya mahkûm olduğunu anladığında varoluşun elinden kayar gibi olmuştu. Bunu ilk kez, seni hep benzettikleri anneannenin yüzüne dikkatlice bakınca kavradın. Zaman, yüzünün güzelliğini silip süpürecekti, anneannene yaptığı gibi.

Vicdanının sesini daha çok duyar oldun. Fiziksel güzelliğine yönelik iltifatlarda ruhunu ve kalbini tatmin etmeyen bir şey vardı, vicdanının reddettiği. Bal gibi biliyordun, bu iltifatları hak eden sen değildin. Başkasının malını gasp etmiş birinin suçluluğu sarmaya başladı her yanını.

Başa dönersek, sana kurulan ilk tuzak, "Ne güzel bir bebek!" ve sonraları "Ne kadar güzelsin!" diye tanımlanmandı. Güzellik sana ait değildi halbuki. Güzel yaratılmıştın ve güzel olan güzel yaratma eylemiydi. Göreceli fiziksel güzelliğin, O'nun Cemil isminin tecellisinden başka bir şey değildi. Sana ait olmayan güzelliği sana mal etti narsistik kültür. Senin omuzlarına yükledi. Bu, çok ağırdı.

Haklısın hikâyen şöyle de olabilirdi: Sana hep "Ne güzel yaratılmışsın!" deniyor. Sadece fiziksel güzelliğinin değil, tüm özelliklerinin O'na ait olduğu teslim ediliyor. Varoluşunu O'na ait hissediyorsun. Göreceli fiziksel güzelliğine yönelik övgüler sana değil O'na yapılıyor. Kendilik tanımın O'na ait bir varlık olarak inşa ediliyor. Bu, sana güven veriyor. Göreceli fiziksel güzelliğinden dolayı kendini başkalarından daha üstün, daha değerli görme kibrine düşmüyorsun. İnsanlardan gelecek histerik ilginin bağımlısı ve kölesi olmuyorsun. Özgürleşiyorsun.

Yok hayır geç değil! Gerçi biraz daha güç ama hikâyeni yeniden yazabilirsin. Her aynaya baktığında "Ne güzel yaratılmışım!" diyerek, göreceli fiziksel güzelliğin bir üstünlük olmadığını fark ederek sahici bir kendilik inşa edebilirsin. Ne dersin?


Mustafa ULUSOY
ZAMAN