Prof. Dr. Mete Tunçay: Günümüz Kemalistleri geçmiştekilerden çok daha doğmatik

Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Abant Platformu Eş Başkanı Prof. Dr. Mete Tunçay, Atatürk'ün 1925'te Fethi Okyar'a “bugün gözlerimi kapatsam arkamda bırakacağım bir diktatör manzarasıdır” dediğini belirtti.Bir ülkede aydının tek vasfı laiklik hassasiyeti olursa, orada nasıl bir toplumsal yapı inşa edilir? Elbette devlet merkezli, otoriter ve ideolojik zihinler toplumsal alanı tek tipleştirerek oradaki alabildiğine zengin anlamlar dünyasını ötekileştirirler. Ötekileşen her yapı merkezden itilir ve önce tanımsız, ardından da mekansız kalır. Bu tür toplumlarda büyük dönüşümler değil büyük bunalımlar, krizler ve darbeler yaşanır. Maslahatçıların çoğaldığı ortamın temelinde duran esasında bir aydın sapmasıdır. Her şeyi laikliğe indirgemeci aydının yanılgısıdır, dini her türlü terakkiye mani görme saplantısı…Toplumsal gerçekliğin sesi olmayan aydınların başını çektiği bir sapma yaşadı Türkiye. Gerçekte aydın toplumsal vicdanın sesidir. Onların olmadığı yerde komiteci ve jakoben tipler aydın rolüne soyunurlar, rol çalarlar. Onlar sustuğunda ya da susturulduğunda, toplumun sürükleneceği mecrayı kestirmek güçleşir. Salon aydını olup da, brifinglerde emir alan, yeni roller kapan kimi aktörlerin içten ihanetleri, demokrasi mücadelemize bir büyük kırılma olarak geçti 28 Şubat süreci. Susan toplumlar tehlikelidir. İfadesizlik, iradesizliği sürüye dahil olmayı beraberinde getirir. Konuşmayan toplumlar güdüleriyle hareket ederler ve yığınlar halinde farklı mecralara kolayca yönlendirilirler. Akıllı devletler, toplumdaki dinamizmi yaşatmak için aydınlarına hür ortamlar hazırlar. Çünkü hürriyetin olmadığı yerde eleştiri ve beğeninin anlamı kaybolur. Emir komuta ilişkisi belirleyici olur. Her emir de gizliden gizliye bir isyanı körükler. Aydın şablonlara sığmaz, devletin dışında konumlanır, eleştirir, tartışır, cesaret verir topluma. Aydınlarına tahammül edemeyen, onları düşman belleyip tek ses haline getirmeye çalışan devletler, yönetimler, kural dışılığa, hukuk tanımazlığa hızla kayarlar. Mazi bu tür örneklerle doludur. Sahici eleştiriler iktidarları rasyonelleştirir. Toplumun huzuru devlet korkusundan değil, düşünce farklılığından kaçsın ki, fikirlerin çarpışmasından yeni hakikatler doğsun, toplumsal dinamizm süreklilik kazansın. Kendine has duruşu olan Mete Tunçay; susmaması gereken az sayıda sahici aydından biri. Abant Platformu son yıllarda gerçekleştirdiği Brüksel, Washington, Paris, Kahire toplantılarıyla dışa açıldı. Siz de uzun süredir platformun eş başkanısınız. Kaç yıldır platformun içindesiniz? Yedi yıldır içindeyim.
Bu platformun neyi size cazip geliyor?
Abant'ın değeri, çeşitli ideolojik eğilimlerden insanların, demokrasi, barış, özgürlük, adalet, gelişme gibi temel değerlerde ortak oldukları bilinciyle, hep birlikte bir konuya bakmalarından ileri gelmektedir. Bu kadar ortaklık içinde insanların birbirlerini görmezlikten gelerek yaşamaktansa, biraya gelip paylaşma ve etkileşmeye açılmalarını sağladı Abant Platformu.
Yelpazeyi yeterince geniş buluyor musunuz?
Mümin ve münkir çeşitli insanlar bir araya geliyorlar, ama laik kesim bu işe yeteri kadar katılmıyor diye üzülüyorum. Türkiye'nin en temel sorunu, bütün insanlığın başına bir kanser gibi belalar açmış olan, şoven milliyetçiliktir. Bu “lâikçilik” diye sivriltilen tavrı da paylaşmıyorum. Bağnaz olmadan İslam inancına bağlı insanlarla birlikte olmayı erdemli bulurum. Farklı inanışlara sahip insanların bir araya gelip, memleket meseleleri üzerinde olabildiğince mutabakata varmaları ve bu değerlerin propagandasını yapmaları bir zorunluluk.
Siz hangi kesimdensiniz, kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Kendimi kültürel Müslüman olarak tanımlıyorum. Kişi laik olmaz, ya dindar olur, ya da dinsiz.
alıntı:islamustundur.