Alıntı Eftelya´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Biz insanlar düşünürüz,yanlış,doğru,kırıcı,sevimli ve sevimsiz...
Bir özeleştiri yapmam gerekırse ben ne düşünüyorsa ,ağzımdan da o çıkar ortaya serilir hep gerçi bunun ceremesını çeksem de huyum kurusun ki bu böyle:)
Çatışmalar beni ne kırar, ne yıldırır, sadece dürtükler, kafamı çalıştırır.. Eleştirilmekten kaçarız: Oysa ki bunu kendiliğimizden istememiz, gelin, bizi eleştirin dememiz gerekir: Hele eleştirme bir ders gibi değil de bir karşılıklı konuşma gibi olursa..
Biri çıkıp bizim düşüncemizin tersini söyledi mi, onun doğru söyleyip söylemediğine değil, doğru yanlış, kendi düşüncemizi savunmaya bakarız. Bizi düzeltmek isteyene kollarımızı açacak yerde, yumruklarımızı sıkıyoruz. Ama ben dostlarımın bana sert davranmasını istiyorum. Sen bir budalasın, saçmalıyorsun, desinler bana. Ben, dostlar arasında açık, yiğitçe konuşulmasını isterim; dostların düşünceleri neyse sözleri de o olmalı..
Kulaklarımızı öyle sert öyle kaba birer kulak yapmalıyız ki, salon konuşmalarının yumuşak seslerini duymaz olsunlar..
Ben, biraraya gelen insanların, sertçe, erkekçe konuşmalarını isterim. Dostlar arasındaki bağlar sert, yırtıcı olmalı: Nasıl ki aşk da ısırmalar, kanatmalar ister! Dostluk kavgacı olmadı mı, sağlam ve cömert de değildir. Nazlı, yapmacık bir hava, birini kırma korkusu dostluğa rahat nefes aldırmaz..
Özeleştiri yapmayanın, yani kendini eleştirmeyi bilmeyenin, eleştireceği başka birşey olmamalı!!!

Kendini eleştirebilen insan,gelişimini tamamlamış varlıktır
Hadi dostlar özeleştiri zamanı

Paylaştığın Montaigne'nin Doğruluk Kaygısı yazısını daha önce okumuştum.Emeğine sağlık.