Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Eftelya
    Misafir..

    Yeni yıl emeğin yılı olacaktır

    Yeni yıl emeğin yılı olacaktır

    Ona her defasında öldü demişlerdi. O ise resimlerde sağ elinin işaret parmağını sağ gözüne götürerek pışkk yaparak gülümsedi. Bu resmi yıllarca kitapçıların dükkânlarında asılı durdu, durmaya da devam ediyor. Bu sakallı adam Marks’tı. Karl Marks. 1818 yılında İngiltere’de dünyaya geldi. 1884 yılında da yaşama veda etti. Kapitalistlerin ideologları onu her defasında yeniden, yeniden bir kez daha öldürmeye çalıştılar. Öldürmek istedikleri fiziksel bedeni değildi. Görüşleriydi, fikirleriydi, eserleriydi. Kapitalizm üzerine yaptığı tahlilleriydi. İnsanlığa bıraktığı gelecek düşüydü. Şöyle demişti: “Benden önceki tüm filozoflar dünyayı yorumlamakla kaldılar, ben değiştirmek gerektiğini söylüyorum”.

    Kapitalistlerin affetmediği bu adam, kapitalizmin nasıl bir düzen olduğunu yüz otuz yıl önce insanlığa gösterdi. Kapitalizm sermaye düzeni olarak plansız ve programsız üretimdir. Krizler ve buhranlar sistemidir. Tek amacı vardır kar, daha fazla kar. Bu sistemin ve sistemin sahibi olan patronların merkezlerinde para ve kar hırsı vardır. Burada insanın önemi yoktur. İnsan emeği yalnızca sömürü için vardır. Kapitalizm ve onun ileri aşaması emperyalizmin, insanlığa açlıktan, sefaletten, savaşlardan, ırkçılıktan, ötekileştirmekten, faşizmden ve çevre felaketinden başka vereceği değerli hiçbir şeyi olmamıştır.

    Karl Marks, yüz otuz yıl önce bu sistemin bu gerçekliğini tahlil etti. Yüzlerine vurdu. Bundan dolayı kapitalistler ve onların ideologları onu hiç af etmediler. Her defasında öldürmeye kalkıştılar. Onların af etmediği bu sakallı adam, “işçiler, kapitalizmde zincirlerinizden başka kayıp edecek bir şeyiniz yoktur, ancak kazanacağınız yeni bir dünya vardır, kurtuluşunuz yok tek başına ya hep beraber ya hiç biriniz” diyerek başka bir dünyanın da var olduğunun işaretini verdi. Sömürünün, açlığın, sefaletin olmadığı bir dünyanın işaretini, çünkü o daha o gün tüm dünyada üretilen değerlerin tüm insanlığa yetebileceğinin de tespitini yapmıştı. Bu gün ise dünya da üretilenler, insanlığın ürettikleri tüm dünyaya fazlasıyla eşit bir şekilde yetecek kadardır. Yalnızca Irak işgalinde emperyalistlerin bu savaşa harcadıkları Afrika’daki aç çocukları onlarca yıl besleyecek miktardadır.

    Kapitalistlerin gerçekliğini tüm insanlığa gösterdiği için, o sakallı adamdan, yani Marks’tan hep nefret ettiler. O ise hep gülümsedi. Şimdiler de daha çok gülümsüyor.

    Kapitalistler de bu krizleri dolayısıyla öldürmeye kalkıştıkları Marksın eserlerini okumaya başlamışlar. Son günlerde tüm dünya da en çok aranan ve okunan eserler arasında yer almaya başladı Marks’ın eserleri.

    8 Eylül 2008 günü BBC tüm dünyaya şöyle bir haber geçiyordu:
    “Amerika Birleşik Devletlerinde emlak kredisi piyasasının yarısını elinde tutan iki bankaya el konulacağı açıklandı. Bu hamlenin ABD’YE maliyeti beş trilyon dolar. Bankaların önünde kuyruklar oluştu”.

    Bu haber Kapitalizmin merkezlerinden Amerika’da finans krizinin başladığının duyurusuydu. Kriz dalga, dalga büyüdü, tüm kapitalist ülkelere yayıldı. Finans krizi dedikleri bu kriz, bir ekonomik buhran olarak dünya kapitalizmini vurdu. Vurmaya da devam ediyor.

    Başta ABD olmak üzere, İngiltere, Avrupa Birliği ülkeleri, Japonya gibi ülkelerin hükümetleri paketler hazırladılar, devlet desteğiyle müdahale ettiler, krizi önleyeceklerini söylediler. Olmadı. Olmayacaktı. Vergiler yoluyla kendi işçilerinin, emekçilerinin, halkın cebinden aldıklarıyla topladıkları devlet bütçesinden batan bankalarının kağıtlarını alarak önlemeye çalıştıkları kriz daha da derinleşti. Kendilerinin de hesaplarının üstünde olduğu ortaya çıktı.

    Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı krizin başladığı günlerde, “hamdolsun kriz bizi teğet geçecek” açıklamasını yaptı. Başbakanın bu açıklamasının üzerinden daha bir ay geçmeden, teğet geçecek olan kriz, mali krizin de ötesinde ekonomik kriz olarak, sendika başkanlarının da ifadesiyle Türkiye’deki işçilerin, emekçilerin, yoksulların tam kalbine saplandı. Görülen odur ki, işçiler, emekçiler, yoksullar, emekten yana güçler, örgütlü ve birleşik bir yapıda seslerini güçlü bir şekilde yükseltmedikleri sürece sermaye tarafından daha fazla fatura edilecek, derinlere saplanacaktır.

    Bu kriz kapitalizmin krizidir. Kapitalizmin ve sermaye düzeninin krizidir. Kapitalizm var olduğundan bu yana, tarihi boyunca yaşadığı sayısız krizlerinden biridir. Kendilerinin ifadesiyle 1929 bunalımdan bu yana en şiddetli bir krizdir. Dünya ölçeklidir. Domino taşı gibi tüm kapitalist ülkelerde derinleşmektedir. Çünkü kapitalist sermaye, adına küreselleşme dedikleri bir ahtapot gibi dünyayı sarmıştır.

    Şimdi tüm kapitalistlerin, patronların ve onların hükümetlerinin kendi krizlerine reçeteleri, zamlar ve işçilerin işten çıkarılması olarak yazılıyor. Ülkemizin de içine bulunduğu tüm dünya da belirlenebildiği kadarıyla son üç ay içinde işten çıkarılanların sayısının beş milyonu bulduğu söyleniyor. Sermayenin ekonomistlerinin tahminlerine göre, uzak olmayan bir zaman diliminde işini kayıp edenlerin sayısı 20 milyonu bulacaktır.

    Patronlar krizi bahane ederek, işçilerin örgütlülüklerine saldırıyorlar. Bu krizi, sendika üyesi işçilerin tasfiyesi, sendikal örgütlenme hakkını kullanan işçilerin işten çıkarılması yönünde güçlü bir şekilde kullanıyorlar. Patronlar krizi bahane ederek, işten çıkarmadıklarını da, yasal olmayan biçimde ücretsiz izine çıkarıyorlar. Çalışma saatlerini istedikleri biçimde ayarlayarak, ücretleri düşürüyorlar. Böylece, ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorlar. AKP hükümeti de her yönüyle önlerini açıyor, patronları teşvik ediyor. Hazırladıkları “kurtarma paketleri” ve IMF ile yapacağı anlaşma ile sermayenin isteklerini yerine getiren AKP hükümeti, sendikaların ve emek örgütlerinin “işten çıkarmalar yasaklansın” çağrısını duymamaktadır. Bu da “işten çıkarmalar istemiyoruz” sözlerinin ne kadar samimiyetsiz olduğunu gösteriyor.

    Sermayeye ve siyasal iktidara karşı, “KRİZİN FATURASINI ÖDEMEYECEĞİZ” diyerek, harekete geçen, emek örgütleri temel taleplerini şöyle sıraladılar:
    - İşten çıkarımlar yasaklansın
    - Asgari ücret insanca yaşanır miktara yükseltilsin, vergi dışı bırakılsın
    - Tüm çalışanlar için grevli toplu sözleşmeli, grevli sendikal hak getirilsin. 12 Eylülün anti-demokratik sendikalar yasası değiştirilsin.
    - Sigortasız ve güvencesiz çalıştırma engellensin
    - Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik parasız olsun.
    - Tüm zamlar geri alınsın.

    Emek örgütleri bu talepler etrafında sokaklarda seslerini yükseltiyorlar, işçiler fabrika işgalleriyle umudu büyütüyorlar. Emekten yana güçler sokakların kürsüsünden haykırıyorlar. 29 Kasım günü Ankara’da yüz bin işçi, emekçi emekten yana devrimci, sosyalist insan da hep bir ağızdan bu talepleri haykırdılar. Yeni bir yıla girerken sermayenin krizin faturasını emekçilere kesmesi 2009 yılında da devam edecek gibi görünüyor. Buna karşın işçi sınıfının ve emekçilerin, “krizin faturasını ödemeyeceğiz” mücadelesi de devam edecektir. Haklı olarak bu talepleri yükselten işçiler, emekçiler, emek örgütleri ve emekten yana tüm güçler bu mücadeleyi verirken; bu krizin kapitalist sistemin krizi olduğunu, tüm dünya da yaşandığını ve mücadelenin de bu ölçüde tüm dünyanın işçileri ve emekçileriyle birlikte olduğunu unutmamalıdırlar. Unutulmaması gereken önemli bir nokta da, yazımızın girişinde sözünü ettiğimiz ve kapitalistlerin nefret ettiği, şimdiler de ise eserlerini okuduğu o sakallı adamın işaret ettiği başka bir dünyanın mümkün olacağıdır. Bu mücadelenin şiarları arasında olması gerektiğidir. O dünya, krizlerin ve sömürünün olmadığı, emeğin, barışın, özgürlüğün ve eşitliğin egemen olacağı bir dünyadır. Bu dünyayı işçiler, emekçiler hep birlikte kuracaklardır. Gerçek kurtuluşta o zaman olacaktır.

    Bundan dolayıdır ki, “kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”

    YENİ YIL EMEĞİN YILI OLACAKTIR.
    www.sendika.org :: Üreten Biziz Yöneten de Biz olacağız

  2. #2
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Yeni yıl emeğin yılı olacaktır

    Tabiki hepberaber.....

    Görücez bakalım emeğin olup olmayacağını...

    Sermayeye ve siyasal iktidara karşı, “KRİZİN FATURASINI ÖDEMEYECEĞİZ” diyerek, harekete geçen, emek örgütleri temel taleplerini şöyle sıraladılar:
    - İşten çıkarımlar yasaklansın
    - Asgari ücret insanca yaşanır miktara yükseltilsin, vergi dışı bırakılsın
    - Tüm çalışanlar için grevli toplu sözleşmeli, grevli sendikal hak getirilsin. 12 Eylülün anti-demokratik sendikalar yasası değiştirilsin.
    - Sigortasız ve güvencesiz çalıştırma engellensin
    - Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik parasız olsun.
    - Tüm zamlar geri alınsın.



    Bunlar yapılabilinicekse...

Benzer Konular

  1. Türk İslam Birliği bir gönül birliği olacaktır
    semihlove Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-07-2013, 02:33 PM
  2. Teknolojinin 40 yılı
    dogangunes Tarafından Nostalji (Mazi'den Kalanlar) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-07-2011, 09:32 AM
  3. 2000 Yılı DPY Soruları
    dogangunes Tarafından Devlet Parasız Yatılı (DPY) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-11-2010, 07:29 AM
  4. 1999 yılı DPY Soruları
    dogangunes Tarafından Devlet Parasız Yatılı (DPY) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-11-2010, 07:24 AM
  5. Kaderın olacaktır...
    mopsy Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 24
    Son mesaj: 02-07-2010, 01:44 AM
Yukarı Çık