Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    stat Siz Hiç 'Kendiniz' Olabildinizmi?

    İnsanlık tarihiyle başlayan derin bir soru. önemli bir problem;

    Siz, biz hepimiz “ne kadar kendimiz olabiliyoruz?”

    Ya da insan “kendi” olabilir mi?

    Siz hiç “kendiniz” olabildiniz mi?

    Biz kimin hayatını yaşıyoruz?

    Duygularımız, düşüncelerimiz, davranışlarımız, ideallerimiz ne kadar bizim?

    Nereden, nasıl aldık onları?

    Hiç soru sorduk mu alırken, üzerimizde taşırken, onlarla yaşarken?

    “İnsanın kendisi olması” ne demek?

    Olmanın bu boyutu üzerine yeterince kafa yorduk mu, şakaklarımız ağrıdan çatlayacak duruma geldi mi? “Acaba kendimiz olamadık mı” endişesiyle sık sık kalbimiz daraldı mı?

    Kendimiz olmak…

    Olamadığımız bir şey mi, olunmaz mı artık.

    Hayatta iki sınıf insan var;

    Bir; kendi olanlar.

    İki, asla kendisi olamayanlar.

    Kendisi olamayan insan iç ve dış faktörlerin etkisi altındadır ancak bu süreçte iç faktör daha belirleyicidir.

    İç istilaya uğramış kendisi olamayan insan “başkası” da olamaz, olsa olsa içi boş bir “kalıp” olur. Böylelerinin varlığı-yokluğu kimseyi etkilemez.

    İnsan başkasına benzer, esinlenir, taklit eder ama o kadardır. Ne kendisidir ne de başkasıdır.

    Kendi hayatına sahip çıkıp o hayatın müellifi olamayanlar, başkalarının hayatına nasıl renk katarlar ki?

    Kendi olamayan insanlar sürekli “sorun” olurlar, insanı ve insanlığı ilgilendiren basit bir sorunu dahi çözdüklerine kimse şahit olamaz.

    Onlar korkularıyla, kaprisleriyle ve derileriyle yaşarlar.




    “İnsanın kendisi olma çabası” daha ilk adımda kazandırır, çünkü bu bir erdemdir.

    “İradeyi” tercih etmek her zaman bedeli ağır bir “insanlık halidir.”

    Benim bildiğim insanlık da “ağır” yaşanır.

    Derin bir sorumluluk hissiyle, kâinatı içine alan bir tecessüsle, duyarlılıkla, duyguyla, düşünceyle, iradeyle, idrakle, irfanla, cesaretle, kalple, vicdanla, değerler manzumesiyle…

    İnsanın kendisi olması zordur, fakat o zor yolculukta alınan her nefes, her yorgunluk, her meşakkat sizi biraz daha “kendiniz olmaya” doğru taşır.

    Gerçekten mutlu insanlar da kendi olabilen insanlardır.

    Hepimizin “kendi olduğumuz” bir ülke var, henüz keşfetmediğimiz, keşfetme ufkuna ulaşıp da merkezine ayak basmadığımız için hala “meçhul” bir yerde duruyor.

    O ülkede kalbimizi bularak şuurla tanışıp hayatımıza da yönelebiliriz.

    Çünkü insanın, “başkası değil, kendisi olabilmesi için” kendi hayatının merkezine seyahate ihtiyacı var.

    Uzun ve çileli bir yolculuk, sancılı bir süreçtir insanın kendisi olabilmesi.

    Başkalarının güdümüne sığınıp gölgesinin sınırları dışına çıkmamak, yani kendi olmayı istememek, başkası olmaya razı gelmek ise şuursuzluktur, yenilmişliktir, yaşamamaktır.

    İnsan kendi olabildiği kadar değerlidir ve vazgeçilmezdir.

    Çünkü kendi olan her insan tektir.

    İnsanın “en gerçek” ve “en güçlü” hali kendi olduğu haldir.

    İnsanın bu kadar özenle yaradılışı, bu kadar donanımı “başkası olmaya öykünsün” diye değildir.

    Kendini inşa etmek ağır bedelleri göze almışlık içerir ki, bu da her türlü takdire şayandır.

    Başkası olanlar ise o kadar çoktur ki, sürü gibi yaşarlar. Özel bir adları, insanı heyecanlandıran bir varlık serüvenleri yoktur. Bu kadar yokluk içinde onlar da yok olurlar.

    Kendi olamayan kalabalıklar eşyaya, mekâna, makama, şöhrete, servete, payeye değer verirler.

    Kendi olamadıklarından, gerçekte varlığa değer katma gücü hiç olmayan o tür şeylerle avunurlar, durmadan “yeni ve sürekli aldanmaya” doğru açılırlar.

    Yanılgı öyle bir noktaya gelir ki orada dünya ve içindekileri tüketmeyi “mutluluk” zannederler.





    Aldananlar arasında hayatın her anı acemilikle, hiç yaşanmamış gibi yaşamakla geçer.

    Peki nasıl oluyor, insan yaşadığı, üzerinden zaman geçtiği, mekana değdiği, insana dokunduğu, hüsran yaşadığı, kalbi kırıldığı halde hiç ibret almıyor, ders çıkarmıyor, bir şuur inşa etmiyor…

    “Anlamla” bir yere demirletemediğimiz serkeş dünya size, bize “derin hüsran”, “büyük aldanmışlık” ve en kötüsü “kendimiz olamamayı” bıraktığı halde hala neden bütün gücümüzle ona koşuyoruz…

    Bu kadar savrulmak yetmiyor mu?

    İnsan neden “kendi olmaya” karar veremiyor?

    Nedir bu korkaklık, iradesizlik, erken teslimiyet.

    Mutsuzluktan mutlu olmak mıdır hedef?

    Kendi olamayanların bugüne kadar başkalarına ne faydası oldu onu da iyi düşünmek gerek.

    İnsan nasıl bu kadar hızla çaptan düşer?

    Siz başkasını fikriyle akledemez, başkasının kalbiyle de hissedemezsiniz.

    Galiba yol, yordam, usul, adap bilmiyoruz yaşama dair, insan olmaya dair.

    İnsanı her durumda var eden şey maddi unsurlar değil, manevi unsurlardır.

    İnsan dünyaya bıraktıklarıyla yaşamaz, onlarla mutluluğa ulaşamaz, insan insanlığa bıraktıklarıyla yaşar ki, bu tür bir yaşamın içine mutluluk koşarak gelir.

    İnsanlıktan amaç, insanın kendisi olabilmesi değil mi gerçekte?

    “İnsan kendi olabilir mi” sorusuna vereceğimiz yanıt bizim ne olabileceğimizi de içeriyor.

    Bizi anlamlı kılacak, mutlu edecek şey, “insanın bütünlüğü” içinde taşıdığımız o hayatı, geçirdiğimiz yılları ne uğrunda ve nasıl yaşadığımızdır.

    İnsanın hayatına sahip çıkma gücü vardır. Bu güç bazılarımıza fazla gelir ve onu kullanmaktan korkarız…

    Gücünü kullanamayanlar kaybeder.

    Kant, “iradeni kullanma cesaretini edin” demişti.

    Hayat bize verilmiş bir “emanettir”, kimseye emanet edilmeye gelmez.

    “Kul” olarak insanın yüklendiği “ağır sorumluluk” da bu değil mi?

    İnsanın “kendi olma çabası” bende “emanete sahip çıkma” kararlılığını çağrıştırıyor.

    İçimizden bir tek insanın bile, “insanı ve insanlığı yücelten” o yolda yürümesi hepimizin onurudur ve aynı zamanda ümidimizdir.

    Sürüden ayrılıp, yeniden “emanete sahip çıkmanın” meşakkatli yolculuğuna çıkmanın zamanı…

    İnsan kendi olabildiği, “emanette emin kalabildiği” kadar değerlidir.

    Bir kere daha soralım;

    Siz, biz ne kadar kendimiz olabildik?

    Kendimiz olabilmek için ne yapıyoruz, neleri göze aldık?

    Yıllar bir bir ardımızdan dökülürken, bugüne ne tür bedeller ödeyerek geldik?

    Şimdi siz, biz kimin hayatını yaşıyoruz?

    Eğer kendi hayatımızı yaşıyorsak bunun emareleri olmalı…

    Elle tutulur, gözle görülür hale getirip sayabiliyorsak “kendi hayatımız” adına iyi yoldayız demektir…

    Merak etmeyin biz iyiysek, iyi yoldaysak insanlık da iyi yoldadır demektir.

    Bütün önemli meseleler “dar dairede” cereyan eder, sonra şümul kazanır.

    Gelin bütün müktesebatımızı insan-kainat-yaratıcı münasebetinde istikameti yakalamaya hasrederek “kendimiz olalım”, “emanete sahip çıkarak” bütün kalplere ve ruhlara rahat bir nefes aldıralım.

    İnsan, özüne dönüp “kendi olabildiği” kadar kıymetlidir ve insanın “en gerçek”, “en güçlü” hali de kendi olduğu haldir.


    Mehmet Gündem
    kaynak

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  2. #2
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: Siz Hiç 'Kendiniz' Olabildinizmi?

    İç istilaya uğramış kendisi olamayan insan “başkası” da olamaz, olsa olsa içi boş bir “kalıp” olur. Böylelerinin varlığı-yokluğu kimseyi etkilemez.

    İnsan başkasına benzer, esinlenir, taklit eder ama o kadardır. Ne kendisidir ne de başkasıdır.

    Kendi hayatına sahip çıkıp o hayatın müellifi olamayanlar, başkalarının hayatına nasıl renk katarlar ki?

    Kendi olamayan insanlar sürekli “sorun” olurlar, insanı ve insanlığı ilgilendiren basit bir sorunu dahi çözdüklerine kimse şahit olamaz.
    Başkalarının güdümüne sığınıp gölgesinin sınırları dışına çıkmamak, yani kendi olmayı istememek, başkası olmaya razı gelmek ise şuursuzluktur, yenilmişliktir, yaşamamaktır.
    Kendini inşa etmek ağır bedelleri göze almışlık içerir ki, bu da her türlü takdire şayandır.

    Başkası olanlar ise o kadar çoktur ki, sürü gibi yaşarlar. Özel bir adları, insanı heyecanlandıran bir varlık serüvenleri yoktur. Bu kadar yokluk içinde onlar da yok olurlar.
    Buna benzer bir konu açacaktım benden önce davranmışsın, emeğine sağlık.

    Başkalarının gölgesine sığınan aciz kişilikler,kendini ifade etmekte zorlanan başkalarının güdümüne
    sığınıp kendini bir şey zanneden kişiliği oturmamış zavallı insanlar. Böyle insanları ben oyun hamuruna benzetiyorum.
    Oyun hamuruna benzeyen bu insanları eline alıp şekilden şekile sokan biraz daha zeki
    olan insanlar keyif alırlar bu oyun hamuruna benzeyen kendi olamayan insanları şekillendirmekten.
    Kendi zeka kapasitesi gelişmemiş olan kendi olamayan insanlar böyle kendilerinden biraz daha zeki
    olan insanların ellerinde şekilden şekile giren oyun hamuru olmaya mahkumdurlar.

    Tabi bir de böyle kendi gibi olamayan insanları ellerinde oyun hamuru gibi şekilden şekile sokmaktan
    keyif alanlar insanlar vardır. Bu tarz insanlar kendi olamayan insanları her zaman sağa sola çekerler.
    Kendi istedikleri şekle sokarlar ve kendilerine hayranlık duyan kendi olamayan insanlar sürüsüne
    dahil ederler...İnsanların elinde oyun hamuru gibi şekilden şekile giren kendi olamayan insanlara acıyorum sadece...

  3. #3
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Cevap: Siz Hiç 'Kendiniz' Olabildinizmi?

    Merhabalar,
    İstisnalar dışında insanların kendisi gibi kalması olanaksızdır.
    Bu da içinde bulunduğumuz sistemle alakalıdır.
    Yaşamın zorlukları karşısında ne yazık ki insanlar istedikleri, karektelerine uygun bir yaşamı seçemedikleri gibi sürekli savrulur durumdadırlar. Böyle olunca bu insanlarda kişilik sapması meydana geliyor ve kendisi gibi olamıyorlar maalesef.

    Sağlıcakla Kalınız...
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  4. #4
    Acemi Üye ner@gis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nerden
    Ankara/Ayvalık
    Mesaj
    115
    Rep Gücü
    125

    Cevap: Siz Hiç 'Kendiniz' Olabildinizmi?

    Ne olduğumuz, kişilik özelliklerimiz, biraz da yaşadıklarımızla, dış ortamdan aldığımız etkilerle şekillenmiyor mu? yani birgün bir şeye canınız sıkılıyor. belki suratımız asılıyor, gözlerimizin ışığı sönüyor. O anda ilk kez bizi gören biri ' asık suratlı, ya da ciddi, mesafeli ' diye yorum yapabiliyor hakkımızda. Birgün de bu kez sevinçli birşey oluyor hayatımızda. Yüzümüzde güller açıyor. Bir enerji bir pozitiflik sormayın. O gün bizi ilk kez gören biri ' ne kadın be. Harika' diye düşünebilir. Bugünlerde bir söz okudum hayata dair ve çok hoşuma gitti. Diyor ki. ' Ya hep ya hiççi olmak bir tür kişilik bozukluğudur. Yani ya hep ya hiç demek zorunda değilsiniz. Ne siyahtır hayat ne de beyaz. Aslolan gridir ,yani olabildiğimiz kadar neşeli olalım. Hüznü kederi de abartmayalım. ne bir azize olalım ne bir şeytan. Ne çok paragöz olalım, ne çok har vurup harman savuran . Ne çok önemseyelim başkalarını, ne çok boşverelim insanları. Herşey dozunda güzel....

Benzer Konular

  1. Kendi Pastilinizi Kendiniz Yapın
    İNCİ Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 11-02-2012, 04:52 PM
  2. Doğal saç boyasını kendiniz hazırlayın!
    dogangunes Tarafından Saç Bakımı Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-10-2010, 03:17 AM
  3. Ağız bakımınızı kendiniz yapın
    dogangunes Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-08-2010, 08:28 AM
  4. Kendiniz ile evlenir miydiniz ?
    orkuorkun Tarafından Evlilik ve Aile Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 10-06-2008, 12:51 AM
  5. aydınlatmanızı kendiniz tasarlayın! (1)
    dogangunes Tarafından El Sanatları Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 25-02-2008, 09:15 PM
Yukarı Çık