Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Dinlemeyi biliyor muyuz

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisinde ve Serbest Kürsü Forumunda Bulunan Dinlemeyi biliyor muyuz Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> DİNLEMEYİ BİLİYOR MUYUZ ? Gürültünün karşıtı olan sessizliğinin ne anlama geldiği hakkında hiç derin düşündünüz mü? Aslında gürültü nedir? Sessizlik ...

  1. #1
    Eftelya
    Misafir..

    stat Dinlemeyi biliyor muyuz

    DİNLEMEYİ BİLİYOR MUYUZ ?

    Gürültünün karşıtı olan sessizliğinin ne anlama geldiği hakkında hiç derin düşündünüz mü?
    Aslında gürültü nedir? Sessizlik nedir?
    Son zamanlarda günlük yaşamın patırtısı gürültüsü o kadar arttı ki, değil içimizi dinlemek birbirimizi bile yeterince dinleyemez olduk. Günlük yaşamın kalabalığı, hay huyu bizleri daha fazla içine almadan yapacak bir şeylerimiz olmalı diye düşünenlerdensiniz değil mi?
    Hepimizin dağlara kaçacak, mağaralara kapanacak, manastırlarda yaşayacak, mabetlere sığınacak zamanı yok ki! Onlar eskidendi artık her şey değişti!
    Her bir yaprakta bulunan eşsiz benzersizlik gibi bizlerde benzersiz yapılarımızla kendi iç sessizliğimizi yakalamanın yollarını aramaya başlasak iyi olacak yoksa gürültüden kendimizi de duyamayacak noktaya gelebiliriz. Bir mağarada yaşamayı başaramadığımız sürece zihnimizi dağıtan dış etkenleri yaşamımızdan eleyebilmek için yapabileceğimiz fazla bir şey yoktur. Bilgi patlamasının bütün hoş taraflarının yanında, sadece birkaç tuş kullanarak tonlarca bilgi edinebilmek heyecan verici ve kişi için elverişli bir durumdur, ayrıca kablolu televizyon kanallarının çoğunu izlemek son derece eğitici olmaktadır. Ama hepsi bu kadar değil tabii ki!
    Dinleme yeteneğimizi zorlayan; sadece gürültülü bir çevre, alışveriş merkezindeki inanılmaz geniş seçim olanakları, aynı anda birden fazla işi yapma, aşırı bilgi yüklemesi ya da uzaktan kumanda aleti değildir. Mutlak varlığımızı ve daha iyi bir dünya için umutlarımızı tehdit edenler aslında içsel zihin dağıtıcılarıdır; zaman takıntısı, hız ve iş konusundaki açgözlülük, insanlara ve değişime yönelik önyargı ve nefret, utangaçlık, ego tatmini, kendi kendine negatif konuşmalar, had safhadaki seçenek sayısı, gelecek takıntılarının yanı sıra geçmişi eşeleyip durmak ve bu inançları sürdürebilmek için yoğun olarak çalışmak. Bütün bunlar bizim birbirimizle bağ kurmamızı, birbirimizi anlamamızı ve uyum içinde yaşamamızı tehlikeye atan kuruntular ve asıl içsel sessizliği bozan gerçek gürültülerdir. Fizikteki gürültüden kurtulmak için pencereleri, kapıları kapatabiliriz ama ya içerdeki gürültü ne olacak? En çok rahatsız eden de o değil mi?
    Medyanın ve teknolojinin getirdiği gürültü ve zihin dağıtıcı özellikteki etkileri bizlere her gün yeni sorular sorduruyor. Kimim ben? Medya maymunu mu? Tüketim psikolojisinin bir kurbanı mı? Yoksa kendim olmaya ama öncelikle insan olmaya çalışan biri mi? Bazen dış gürültüler kendi içsel gürültü düzeylerimizle kıyaslandığında oldukça sessiz görünmektedir.
    Eğer her gün ilişkide bulunduğumuz kişilerin beynine bir ses verici sistemi kurulabilseydi ve bu, özellikle de onlar bizi dinlemeye çalıştıklarında yapılabilseydi zihinlerinden çıkan sinyallerin negatiflikleri, kaos ve gürültünün yüksekliği, sorgulamaları, görsel değerlendirmeleri, kendi görünümleri ile ilgili kompleksleri, geçmişle veya gelecekle ilgili düşünceleri ve bazı konularda duydukları korku karşısında şok geçirirdik. Bu durumda da muhtemelen bizimle ve kendileri ile ilgili böyle şeyler düşünen kişilerle beraber olmayı istemezdik.
    Karşımızdakini yeterince dinlemiyor oluşumuzun temel nedenlerinden birisi de içsel gürültü seviyelerimizin çok değişken ve rahatsız edecek kadar yüksek olması ve bundan dolayı da diğerlerinin söylediklerini örtmeleridir. Karşı tarafın mesajı bizim zihinsel karışıklığımızın barajını ancak bölük pörçük bir şekilde aşabilmektedir. Tıpkı dışsal karışıklığı (radyodaki frekansların karışmasını) ayar düğmesiyle ayarlamayı öğrendiğimiz gibi, örneğin ailemizin, iş arkadaşlarımızın ve müşterilerimizin mesajları gibi dinlememiz gereken mesajları da ayarlamak bizde bir nevi alışkanlık halini almıştır. Yanlış anlamaya, duyulmamaya ve iyi dinlememeye bağlı olarak çok önemli bir bilgiyi kaçırmak sosyal hastalıkların en önemlisidir. Dinlemeyi geliştirmeye yönelik geleneksel yaklaşımlar genellikle etkisizdirler çünkü bunlar, kendimizi temelde yeniden şekillendirmek yerine yüzeysel özellikleri değiştirmeye yönelik bir bakış açısından meydana gelmektedirler. Eğer dinlememekten kaynaklanan sorunlarımızı sona erdirmek istiyorsak, gerçek kaynağa ulaşabilmek için daha derine inmeliyiz; böylece değişim meydana gelebilir.
    Kişisel ilişkiler, görüşme teknikleri, satış ve müşteri hizmetleri üzerine yazılmış olan pek çok kişisel gelişim kitabı bizlere, iyi dinlemenin kişisel ve profesyonel hayatımızda başarılı olmak için vazgeçilmez olduğunu söylemekte ancak nasıl dinlememiz gerektiğini açıklamamaktadırlar. Daha iyi dinleme konusunda uygun olan ‘nasıl olmalı’ yaklaşımları sizlere listeler dolusu davranış biçimleri sunmaktadır, sanki bir nevi sihir kullanarak bu tekniklere hakim olup onları kendinize katabilirmişsiniz gibi ifadeler kullanmaktadırlar.
    Birçok kişisel gelişim kursunun çoğunun ardından olduğu gibi birkaç gün yeni davranışlara kendinizi zorlamayı deneyebilirsiniz ama bu değişimler için bir temel bulunmadığından dolayıdır ki insanları dinlememeye ve yanlışları tekrar etmeye olan eski eğilimleriniz yavaş yavaş tekrar ortaya çıkarlar. Çünkü içerideki asıl gürültücü ses hala susmamıştır ve sakin değildir, bir minik dere gibi yatağında ve şırıl şırıl akamamaktadır.
    Oysa dinlemek ve içsel yalınlığı yakalayabilmek özel bir haldir ve bunu öğrenmek de diğer tüm Bireysel Gelişim uygulama alanları gibi çaba ister, emek ister, okumak ister, çalışmak, üzerinde derin düşünmek ister. Dinlemek üzerine yoğun düşünmek ve onu bir zen uygulaması gibi ele almak için başvurabileceğimiz kaynaklar elbette ki var..

    Tartışmadan önce dinlemeyı bılmemız gerekıyor dıye düşünüyorum sabırla,sakınlıkle

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Cevap: Dinlemeyi biliyor muyuz

    Hepimiz başkaları tarafından dinlenmek isteriz. Birisinin bizi yok farzetmesi ve önem vermemesi aşağılayıcı bir tavırdır. Dinlemek sadece kelimeleri duymaktan daha fazlasını yapmayı gerektirir, diğer insanın mesajını ve duygularını gerçekten anlayabilmek ve kabul etmek demektir.

    İyi bir dinleyici olmanın faydaları
    Karşınızdaki insana değer verdiğinizi ve onu anladığınızı gösterir. Böylece insanlar sizinle konuşmaktan mutluluk duyarlar ve size daha fazla açılmaya başlarlar.

    Karşınızdaki sizin onu olduğu gibi kabul ettiğinizi ve daha özel konulara girmek isterse güvenebileceğini hisseder. Kişinin hikayesini anlatması ve rahatlaması için bir davet niteliği taşır.

    Kendini güvende hisseden kişi derinlerde yatan duygularını anlatabilir, bu duyguların nedenlerinden bahsedebilir ve alternatif seçeneklerini paylaşarak kendi iç dünyasını keşfedebilir. Dolayısıyla iyi bir dinleyici olmak karşınızdaki kişiye iyileştirici bir etki yapar.

    Başka insanlara karşı duyduğumuz rahatsızlıkları ve gerginliği azaltır, çünkü bu yolla insanları daha iyi anlamaya başlarız. Anlamak ise affetmek demektir.

    Ayrıca başka insanlar hakkındaki yargılarımızı azaltır çünkü başka insanların yaşamlarının gerçekten nasıl olduğunu gerçekçi olarak keşfetme imkan sağlar. Dahası her insanın anlaşılabilir olduğunu keşfederiz.

    Daha anlamlı, daha yardımcı ve daha yakın arkadaşlıklar kurulmasını sağlar.
    Aktif dinleyici olmayı öğrenin

    İyi bir dinleyici olmak karşınızdakini gerçekten tanımayı istemekle başlar. Genelde hepimizin kullandığı ve karşımızdakini dinlememize engel olan bazı davranışlar vardır. İyi bir dinleyici olmak için bu davranışların farkına varmanız ve mümkün olduğunca kaçınmanız gerekir.
    Sürekli olarak kendinizi karşınızdaki kişi ile kıyaslamak ("Kim daha akıllı?", "Kimin hayatı daha zor?", "Hangimiz daha şanslıyız?")

    Karşınızdaki insanın gerçekten ne düşündüğünü bulmak için zihnini okumaya çalışmak ("Bence tüm söylediklerine rağmen aslında karısından nefret ediyor", "Bunu söylediğim için muhtemelen benim çok xxxxx olduğumu düşünmüştür")

    Planlamak: Karşınızdaki kişiyi dinlemek yerine sıra size geldiğinde ne söyleyeceğinizi düşünmek.

    Elemek: Sadece bazı konuları dinleyip, diğer önemsiz bulduğunuz konuları göz ardı etmek yada eleştirileri duymamak.

    Yargılamak: Karşınızdaki daha sözünü tamamlamadan, konuşmasını "aptalca," "sıkıcı," "çocukça," "yanlış," "saldırganca," gibi ön yargı ile karşılamak.

    Zihnin başka konuları düşünmesine izin vermek, hayal kurmaya başlamak.

    Karşınızdakini dinlemek yerine kendi tecrübelerinizi hatırlamak ve üzerinde düşünmeye başlamak.

    Karşınızdaki konuşmasını tamamlamadan yada tam olarak ne söylediğini anlamadan hemen kişiye tavsiyede bulunmak yada ne yapması gerektiğini söylemeye başlamak.

    Her konuşmayı karşınızdaki kişinin yetersizliğini ortaya koyacağınız, entellektüel bir tartışmaya çevirmek.

    Her zaman haklı olduğunuzu ve her şeyi bildiğinize inanarak dinlemeye gerek duymamak.

    Konu ciddileştiği zaman hemen konuyu değiştirmek yada espiri ile ortamı yumuşatmaya çalışmak.

    Karşınızdakinin her sözünü otomatik olarak onaylamak ve onunla aynı fikirde gibi davranmak ("Çok haklısın...Tabiki...Katılıyorum...Gerçekten mi!").
    Kullandığımız bütün bu engeller yüzünden daha sonra, karşımızdaki kişiler ile yaptığımız konuşmaların çok azını hatırlarız. Oysa kendimizi aktif olarak dinlemek konusunda geliştirdiğimiz zaman, kişiler hakkında daha çok bilgiyi hatırlamaya başlarız.

    Her zaman aktif olarak dinlemek kolay değildir. Normal şartlarda konsantrasyonumuz sadece 15-20 dakika sürer. Hepimizin bir süre sonra dikkati dağılır. Fakat iyi bir dinleyici, kısa sürede kendini toparlar ve belirsiz olan kısımlar hakkında sorular sorarak anlık dalgınlıklarını telafi eder. Bütün bunların ötesinde önyargılı olmak, peşin hüküm vermek, dar fikirli olmak, savunma mekanizmaları ve hata yapmaktan korkmak iyi bir dinleyici olmamızı önler ve dolayısıyla bu alışkanlıklara karşı dikkatli olmak ve ne zaman aktif olduklarının farkında olmak gerekir. Son olarak karşımızdaki insanın yüz ifadesini ve vücut dilini de en az sözleri kadar iyi dinleyebilmek gerekir.

    Dinlemek oldukça karmaşık ve zor bir iştir. Fakat konuşmaktan iki katı daha hızla yapılır. Dolayısıyla sahip olduğunuz ekstra zamanı söylenenlerin yanısıra söylenmeyenlerin neler olabileceğini düşünmeye ayırabilirsiniz.

    İyi bir dinleyici karşısındaki insanın gözlerinin içine bakarak dinler, arada bir anladığına dair başını sallar ve dikkatle dinlediğini göstermek için konuşmacıya doğru hafifçe eğilir. Zaman zaman gülümseyerek bazen "hı, hı" gibi seslerle cesaretlendirir. Yukarıda bahsedilen engellerden ve dikkat dağıtıcı taktiklerden özellikle kaçınır, konuşmacıyı samimi olarak anlamaya çalışır ve konuşma sırası kendisine geldiğinde düşüncelerini özgürce ve içtenlikle paylaşır.
    alıntı

Benzer Konular

  1. empati kurabiliyor muyuz..?
    k.mutluluk Tarafından Ruh Sağlığı (Psikoloji) Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 05-10-2016, 08:54 PM
  2. Sevgiyi/Sevmeyi biliyor muyuz?
    İnci Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-03-2010, 05:00 PM
  3. Unutuyor muyuz, yoksa alışıyor muyuz?
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 12-08-2009, 05:25 PM
  4. 2918 nolu yasayı biliyor muyuz ?
    onuc13 Tarafından Hukuk Forum Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 03-05-2009, 10:40 PM
  5. Sevmeyi Biliyor muyuz?
    SAHARAY Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-05-2008, 07:26 PM
Yukarı Çık