Şükürler Olsun,
Ramazanı idrak ettik,
İftar sevincini doyasıya yaşadık,
Açlığın ne demek olduğunu,çaresizliğin ne demek olduğunu anlamaya çalıştık.
Ardından "Ramazan Bayramı"nı
Her ne kadar Ramazanı ekarte edip şekere dönüştürme furyası şöyle bir esip geçse de,
Bayramlar yine "Ramazan"ca idi.
Onun ruhuna uygundu.
"Şeker"lerimizi,tatlılarımızı,yemeklerimizi "Ramazan Bayramı" ziyaretine gelenlere ikram ettik,şükürler olsun.
Evlatlarımız yanımızdaydı,
Onlarla sevindik,neşelendik.
Evlatlarını yanlarında görmeyi arzulayan onlarca,yüzlerce,belki binlerce aile vardıysa da,
Sılayı unutmayan,terkinin büyük vebal olduğunu bilenler yine çoğunluktaydı.

Yardımlaşma duygusunun tavan yaptığı bir ayı zehir etmeye çalışanlar da yok değildi hani,
Fakir ve yoksul edebiyatı içerisine ,fakir ve yoksul doyurucuları aşağılama zül vecheynliğini sığdıranlar da az değildi hani.

Bir gazetede ...isimli yardımlaşma derneğinin topladığı yardımların yüzde altmış azaldığından "övgü"ile abahsediliyordu.
Bunun yardım alacak fakir ve yoksul sayısının yüzde altmış azalacağı anl***** geldiğini bile bile yazıyordu yürekli basın mensubumuz.

Malum Medya zihniyetinin,Her Ramazan sonrası başlayacak yeni dönemde Ramazanın hıncını almaya başlayacağını biliyoruz artık.

Baldır bacak,yarı çıplak kadın fotoğraflarıyla sayfa ve ekranların süsleneceğini,
Zihinleri deforme etmenin elli türlü metod ve yönteminin ballandıra ballandıra anlatılacağını,
Zinanın "kaçamak"süslemesiyle normal bir davranış biçimi olarak reklamının yapılacağını,
Kapağı açılmamış rezaletlerin,sapkın fantezilerin daha özgürce meydanlarda cirit atacağının farkındayız artık.

Perşembenin gelişi derlerdi ya hani,
Şimdi Çarşambadan değil,Pazartesinden belli.
Ne diyelim,
Mevlam izan ve idrak versin!