Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Ortadoğu islam federe devleti

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Serbest Kürsü Forumunda Ortadoğu islam federe devleti Konusununun içerigi kısaca ->> "Amerikan Rüyası" adlı yazımda ayrıntılarını anlattığım gibi; Amerika'nın dünyayı din güdümlü federasyonlar aracılığıyla yönetmesi hayalinde, Müslüman Ortadoğu Federasyonu için kilit ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    37
    Rep Gücü
    102

    Ortadoğu islam federe devleti

    "Amerikan Rüyası" adlı yazımda ayrıntılarını anlattığım gibi; Amerika'nın dünyayı din güdümlü federasyonlar aracılığıyla yönetmesi hayalinde, Müslüman Ortadoğu Federasyonu için kilit ülke; Türkiye'dir. Amerika Hıristiyan Avrupa Birliğini kurarak bu konuda ilk adımı atmıştır. Dikkat ederseniz AB'nin hiçbir politikası Amerika'nın çıkarlarıyla çelişmez.

    Lider ülke olarak görülen Türkiye'de; bu amaçla komünist Rusya kozu oynanmış ve Türkiye; hem Amerikan yanlısı politikalar güderken hem de gene Amerika'nın el altından yönlendirdiği kişi ve kuruluşlar aracılığıyla dine dayalı bir hüviyete büründürülmüştür. Ne yazık ki Amerika; bu konuda ilk olarak Atatürk'ün kurduğu parti olan CHP'yi ve gene Atatürk'ün silah arkadaşı olan İ. İnönü'yü; komünist Rusya ile korkutmuş ve din devleti yaratmanın ilk tohumlarını bu dönemde atmıştır.

    Amerika için yapılması gereken ilk iş; Atatürk'ten kurtulmaktı. Bunun için atılan ilk adım ise; Kemalist Türkiye'nin din düşmanı olduğu temasının işlenmesidir. Böylece Türkiye; hem Atatürk ve onun getirdiği laiklik gibi yeniliklerin, hem de kendi gücünün farkında olamayacaktı.

    Bugün kendini sosyolog ve siyaset bilimci olarak tanıtan Şerif Mardin'in amcası Ömer Fevzi Mardin; 1930 yılında Küçük Hüseyin Efendiden Şeyhliği devraldıktan sonra; Türkiye'nin tüm dinleri Hıristiyanlaştırma amacı güden "Dinler Arası Diyalog" ayağını oluşturan ilk kişidir. Mesih'in Amerika olduğunu söyleyebilecek kadar Amerikan yanlısı olan Mardin; Türkiye'de; komünizme karşı "Komünizmle Mücadele Derneği" gene; laik devlet yapısını aşındırmak amacıyla -tüm dinlerin koruyucusu- Amerika'nın isteği üzerine de "İlim Yayma Cemiyeti" kurmuştur. Amerika; Türkiye'nin İslam ülkesine dönüşmesini o kadar çok istiyordu ki; bu cemiyet aracılığıyla bazı illerde İmam Hatip Okulları dahi açtı.

    Amerika Türkiye'yi laik yapısından çıkartıp, İslam kimliğine büründürmek için sadece Mardin'i değil; bir çok sözde din adamını kullanmıştır. Bunlardan biri de Said-i Kürdi'dir.
    I. Dünya Savaşında Osmanlı; Alman altınlarıyla cihat ilan ederken, Said-i Kürdi "Türkler; Alman dostluğuna sadakate çok hassasiyet gösterir" deyip bu cihadı desteklemiş;
    II. Dünya Savaşından sonra ise koyu bir Amerikancı kesilip "Amerika gibi din lehinde ciddi çalışan muazzam bir devleti, kendine hakiki dost yapmak; iman ve İslamiyet'le olur" demiştir. İslam Birliği yandaşı, Osmanlıcı, Kürt ve Hilafetçi olması dolayısıyla Amerika'nın Türkiye'deki ruhani lideri; Said-i Kürdi olmuştur.(C. Kutay)

    Laik Türkiye'nin; İslam Federe Cumhuriyetine dönüştürülmesi çalışmalarında sadece sözde din adamları değil; Amerika tarafından yönetime getirilen iktidarlar da büyük çaba harcamıştır.

    Örneğin İsmet Bozdağ'ın anılarında anlattığı kadarıyla; Menderes hükümetinin Milletvekili olan; Fahri Ağaoğlu'nun da aralarında bulunduğu bir grubun; anayasadaki laiklik maddesini kaldırıp "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dini İslam'dır" ibaresinin de bulunduğu bir değişiklik paketi üzerinde çalıştığını biliyoruz.

    Milli Nizam Partisi kurucusu Erbakan; sosyalist ve komünist felsefenin karşısında olduklarını, tarihi ve kültürel yakınlığımız olan devletlerle iyi ilişkiler kuracağımızı söylerken; aslında Amerika'nın tam da istediği şeyleri dile getiriyordu.

    12 Eylül darbesinin mimarı üst düzey subaylar da; Amerikan rüyasına hizmet için yönetime getirilmişlerdi. Amerikan yönetiminin "bizim çocuklar başardı" dediği şey; Türkiye'nin Kemalist çizgiden çıkıp, İslam çizgisine kaymasından başka bir şey değildi.

    Osmanlı'nın bir "Türk-Yunan İmparatorluğu" olduğunu ve federasyona geçiş olursa, yeniden canlanacağını söyleme cüreti gösteren; Dimitri Kitzikis isimli Yunanlıyı, kendisine danışman yapan T. Özal'da; tarihimizde Amerika'ya hizmet edenler listesinde baş sırayı almıştır. Hatta Fransızca olarak yazdırdığı La Turquıe En Europa isimli kitabında; milliyetçilik ve ulusalcılığın kurulacak dünya federasyonlarının önünde engel olduğu için yok edilmesi gerektiğine inanan Amerika'nın istediği gibi; "AB bizi Türk diye dışlıyorsa, bilin ki bizim Türk denecek bir şeyimiz yoktur. Uygarlık adına neyimiz varsa Yunanlılardan aldık. Oğlumun adı olan "Efe" bile Yunancadır" diyecek kadar federasyon yönetimine sıcak baktığını açıklıyordu.

    "Sevr ve Mondros, Lozan'dan çok daha iyiydi, Atatürkçülerin ve laiklerin elleri kesilmelidir" diyecek kadar kendini bilmez Hasan Mezarcı'nın da dahil olduğu Erbakan'ın, Refah Partisi kurmaylarından ve günümüz Başbakanı Erdoğan ise; 1993 yılında "II. Cumhuriyet Tartışmaları" isimli kitapta kendisine sorulan soruya; "Türkiye Osmanlı eyalet sistemi benzeri bir yönetime geçmelidir" demektedir. Hatta "ben değiştim" diyen Başbakan; aradan geçen 15 yıla rağmen; 2008 yılındaki Teketek programında "Türkiye'de eyalet sistemi gerekli" diyerek en azından bu düşüncesinin değişmediğini göstermiştir.

    Abdurrahman Dilipak; Amerika'nın 1940'lı yıllardan beri hayalini kurduğu, dine dayalı federasyon yapılanmasının neredeyse tıpatıp benzeri olan düşüncesini ise; "Savaş Barış İktidar" isimli kitabında şöyle anlatıyor: "…tüm etnik ve dini cemaatlerin kendilerini yönetebildiği küçük yapılanmalar olacak. Ben bunu "İnanç Federasyonu" olarak tanımlıyorum. Bu federasyon; Cumhuri olmaktan çok Cemahiri bir karakter taşır."
    Zaten Amerika'nın aklında olan; Türkiye'yi federasyona yönlendirme ve Ortadoğu İslam Federasyonunun lideri yapma görevi; İstanbul'daki Habitat toplantısında da su yüzüne çıkmıştır. BM Genel Sekreteri Butros Gali; Cumhurbaşkanı S. Demirel'i kürsüye "Türkiye Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı" olarak çağırıyor, konuşmasında İstanbul'dan "İstanbul Federe Devleti" olarak söz ediyor ve S. Demirel; bu duruma herhangi bir tepki vermiyordu. (Cengiz Özakıncı)

    Gerek İngiltere'nin gerekse Amerika'nın Türkiye'ye biçtiği Ortadoğu'nun çobanı olma rolü NATO'ya girişimizde de karşımıza çıkmaktadır. İngiltere Türkiye'nin NATO'ya alınmayıp "Ortadoğu Komutanlığı" adında İslam Ülkelerinin başına geçmesini savunmuş; Türkiye ise önce NATO'ya üyeliği şart koşmuştu. (C. Kutay Millet Mecmuası 1951)

    Bence Türkiye'de yönetime gelen her parti; 1945 yılından beri Ortadoğu'da "İslam Federasyonu" kurulma çalışmalarının olduğunu ve bu konuda lider devlet olarak görüldüğünü bilmektedir. Partiler; bu çizgiden uzaklaşıp, Amerika'nın menfaatleriyle çelişen ve ülkemiz menfaatlerini gözeten politikalar izledikleri zaman ise; ya darbe ya da ekonomik krizlerle alaşağı edilmektedir. Tüm ulusal çıkarlarımızı zedelemesine ve ekonominin gittikçe kötüleşmesine "dur" diyemeyen partiler ise; Amerika'nın tam istediği şekilde hareket ettiği müddetçe her şekilde desteklenmektedir.

    Bizi yöneten partilerin birbirinin devamı olmasının ve amipler gibi bölünerek çoğalmasının nedeni de; Amerika'nın işine gelmeyen bir eylemden sonra iktidardan edilmeleridir. Ancak; aynı iktidar partisi mensubu ve "tanış" politikacıların kurduğu yeni partilerle ülkemiz yönetilmeye devam edilmektedir. Neticede bu "tanış" politikacılar; Amerika'nın ne istediğini bilerek iktidara talip olmaktadır.

    Bakınız: Menderes döneminde Demirel DSİ'de bürokrattı. Demirel'in müsteşarı Özal, bakanı ise Çiller'di. Özal'ın genel başkanı Erbakan, bakanı Mesut Yılmaz'dı. Erbakan'ın belediye başkanı ise Erdoğan'dır.

    Kim bilir belki de bu zinciri kırarsak, laik ve Atatürkçü Türkiye'nin; İslam Federe Cumhuriyetine dönüştürülmesine, kendimizle beraber; Müslüman Ortadoğu Federe devletinin ve dolayısı ile Müslümanlığın, Amerikan güdümlü "Dinler Arası Diyalog" adı altında Hıristiyanlaştırılmasına set çekmiş oluruz.
    ŞEBNEM ÖZBEK
    17-09-2008

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Ortadoğu islam federe devleti

    Müslüman Ortadoğu Federe devletinin ve dolayısı ile Müslümanlığın, Amerikan güdümlü "Dinler Arası Diyalog" adı altında Hıristiyanlaştırılmasına set çekmiş oluruz.

    Korkmayın efendim.

    İslamıyet güneş gibidir üflemekle sönmez. Gündüz gibidir , göz yummakla gece olmaz.
    Gözünü kapayan yanlız kendisine gece yapar....


    Hakiki müslümanların kalb ve akıllarındaki SALABET'ı diniye, hiristiyan veya başka bir istiyana kapılmayı NAMÜMKÜN kılar...
    Ya akılsız müslümanlar ne olacak? diyecek olursanız, Bende derimki;
    Hey efendiler !!!
    İslamıyette kemiyetin ( çokluğun ) keyfiyete ( kaliteye ) nazaran ehemmiyeti yoktur.
    Sağlam bir yumurtanın , onlarca çürümüş yumurtaya bedel ve hatta daha üstün olduğu gibi...

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    8
    Rep Gücü
    0

    Cevap: Ortadoğu islam federe devleti

    islam mazlum halkların ve insanlığın kurtuluşudur .. ama tabi ki bunda farkı versiyonları var mesela dünyada islami devlet olarak bir İran ve Suudiler var ve farklılıklar elbette var olacak.. herkesin imanı farklı farklıdır bir hz ömerin imanı ile benim imanım bir olabilir mi ?? asla ee bunun için farklılığın olması da doğaldır ve doğrudur .. farklılıklara saygılı olunması lazım ki doğrular bulunsun..

Benzer Konular

  1. Yorum: 0
    Son mesaj: 07-11-2012, 08:18 PM
  2. Yorum: 1
    Son mesaj: 05-05-2012, 11:49 PM
  3. ARAP BAHARI ve YENİ ORTADOĞU -1-
    Ömer Yaşar Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 02-02-2012, 01:56 AM
  4. Ortadoğu'nun Kahramanı Chavez
    SOSYALİST Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-05-2009, 05:19 PM
  5. Çin ve Ortadoğu gemileri
    dogangunes Tarafından Denizcilik, Balıkçılık Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 11-05-2008, 06:07 PM
Yukarı Çık