Kazanan / Kaybeden! RIFAT OKÇABOL

Hayır, hayır! Bu akşamki maçtan söz etmeyeceğim. Bir şeyler söyler Terim’in hışmını üzerime çekerim. Neme lazım! Söz etmek istediğim OKS, ÖSS ve SBS ile ilişkili. 1980 sonrası tüketim toplumuna dönüştüğümüz gibi her şeyi “başarı” ile ölçer olduk. Başarılı olma yolunda harcanan emeğin ve kazanımların bir değeri kalmadı: Önemli olan sonuç; bir başka deyişle köşeyi dönmek. Nasıl dönersen dön! İster fırıldak gibi, ister 180 derece, ister birilerinin sırtından, gerisi teferruat.

OKS ve ÖSS’nin işlevi, yıllar içinde kanıtlandı, biliniyor: Birilerini elerken “başarılıyı” seçmek! SBS de aynı yolun yolcusu olacak, benzer bir işlev görecek. Ünlü eğitimci Paulo Frerie, anamalcı ülkelerdeki eğitim sistemlerine bankacı sistem diyor. Sistem çocuğun aklına bilgileri yüklüyor, gerektiğinde de bu bilgileri ondan aynen geri vermesini istiyor. Çocuğun kendini gerçekleştirmesi, özgürleşmesi, dünyaya eleştirel gözle bakması sistemin umurunda değil.
Sınavların işlevi de, verilen bilgileri daha az hasarla depolamış olan ve istenen sürede geri verme becerisini gösterenleri belirlemek. Dershaneler tam da bu işlevle ilgili olarak devreye giriyor. Öğrenciye, en kısa zamanda soruların doğru yanıtını bulma becerisi kazandırıyor. Bu işlevi için öğrenciden yüksek ücretler alıyor. Yüksek ücret, iki nedenle dershaneciliği gözde yatırım alanına dönüştürüyor. İlk neden bu işin kolay para kazanma kapısı olması. Bir iki oda, bir iki öğretmen ile başlayıp kısa sürede yatırımınızı bir dershaneye dönüştürebiliyorsunuz. İkinci neden ise, yetenekli yoksul gençlere gereksinim duydukları bir konuda el vermek. Karşılığında istenen ise küçük (!) bir şey: Gencin ılımlı-İslam anlayışını benimsemesi; anamalcı ve ABD’ci de olacak tabii.

Eğitim bakanı ile Başbakan’ın dershane konusunda şaşkınları oynamalarına bakmayın; bu konuda ellerinden geleni esirgemiyorlar. AKP döneminde dershane sayısının ikiye katlanması onlar sayesinde. Bir yandan OKS (tek sınav) yerine SBS (çok sınavı) getiriliyor, çocuklar 8. sınıf yerine daha 6. sınıfta dershaneye yöneliyor. Öte yandan her fırsatta cemaatleri kolluyorlar. Yetenekli yoksullar cemaatlere yönelsin, varsıllar dershaneye gitsin diye ilköğretim son sınıfta ilk dönem başarılı olanlara ikinci dönem okula gitmeme hakkı veriliyor. Lise sonda da, hiçbir okulda son aylarda ders yapılmaması yine dershanelere yarıyor.

Bakan ve Başbakan dershaneden söz açıyorlar da eğitim sürecinde verilen bilgilerin, çocuğun yaş***** ne gibi katkı sağladığını sorgulamıyorlar. ÖSS’ye girenlerin yarısına yakınının [15-(8-3)= ?] işlemini doğru olarak yapamaması onları kaygılandırmıyor. Eğitimden geçenlerin giderek bilimsel görüşten uzaklaşmalarından, kitap okumamalarından, varsa kendi dar ilgi alanları dışında yaşanan haksızlıkları umursamamalarından hoşnutlarmış gibi davranıyorlar.

AB/ABD’nin birkaç ülkeye uygun gördüğü ilköğretim programını AKP bizde de uyguluyor. Yeni model, sözde öğrenci merkezli, öğrenciyi etkin kılacak bir model. Ancak gerçek uygulama hiç de böyle değil. İlkokulda çocuğu olanları bir dinleyin, ilköğretimdeki çocukları bir gözleyin bakalım durum ne merkezde! Çocuk ev ödevinden bunalıyor. Çocuğun anası, babası, abisi, ablası, halası, teyzesi, evde (öğrenim görmüş) kim varsa herkes seferber oluyor. Ev ödevi, çocuğun olabildiğince en az (söz gelimi 10 birim üzerinden bir birimlik) katkısıyla, bir şekilde kotarılıyor. Çocuk, bu ödevle okulda başarılı sayılıyor. Bu uygulama devam ederse ne olacak: Çocuk, iç dünyasında başkalarının sırtından paye kapmayı öğrenecek. Yetişkinliğinde de dış dünyanın desteğine bağımlı hale getirilmiş olacak. Ailesinde öğrenim görmüş ya da ona vakit ayıracak kimsesi olmayan çocuk, öğrenimden soğuyana/soğutulana kadar, kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu çocuk, 10 üzerinden üç birim katkı sağlamış bile olsa, öğrenimli aile üyesine sahip çocuk yanında başarısız sayılıyor, gelecekte de başarısız sayılacak.

Çocuk dar gelirli ya da yoksul aileden geliyorsa, bir iki hayırsever ya da cemaatler el atmadıysa dershaneye gidemiyor. İlköğretimi bitirip ortaöğretime devam edemeyenlerin içinde yer alıyor. Liseyi bitirip üniversite kapısından dönenlerin çoğunluğunu da bu çocuklar oluşturuyor. AKP gibi anamalcı iktidarlar olduğu sürece, ne yazık ki bu devran böyle gidecek.

20.06.2008

Rıgat Okcabol...kaynak sol haber