1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 30
  1. #1
    Eftelya
    Misafir..

    Protesto ediyorum..ya sizler

    sevgılı arkadaslar forum ıcınde ve dışında aziz atam Mustafa Kemal A tatürk ün bu vatan için yaptıklarını hiçe sayıp,başka rejım hayallerı kuran,bunun için boşuna ugrasan herkesı her kesımı proteto edıyorum..ben cumhurıyet kadınıyım ve cocuklarımı da kemalıst aydın ülkesını seven türk cocukları olarak yetıstırecegım...


    Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

    Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

    Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.


    Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.


    M.KEMAL ATATÜRK

  2. #2
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    Yunanistan Hükümeti Başbakanı sıfatıyla, Mustafa Kemal Paşanın Nobel Barış Ödülü'ne adaylığını takdim etmekten şeref duymaktayım." 12.1.1934
    Venizelos, Yunanistan Başbakanı

    "Savaşta Avrupa� yı kurtaran, savaştan sonra da milletini yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu değil, Avrupa için de büyük kayıptır.", 1938
    Winston Churchil, İngiltere Başbakanı

    "Üzüntüm iki katlıdır. Birincisi, güvenilir bir dostumuzu ve çağın en büyük devlet adamını kaybettiğimiz için, ikincisi ise böyle bir devlet adamıyla şahsen tanışma fırsatını ebediyen kaçırdığım için.", 1938
    Franklin D. Roosevelt, ABD Başkanı

    "Tarih çok büyük adamlar gördü. İskender'leri, Napolyon'ları, Washington'ları gördü. Ancak, yirminci yüzyılda büyüklük rekorunu Atatürk, bu Türk oğlu Türk kırdı...", 1938 L'illustration Dergisi, Paris
    "Atatürk, tarihte görülmüş olan büyük adamların hiç birine benzemez. Çünkü, O�nun yaptıkları Adem oğullarının yapabilecekleri şeylerden değildir. O büsbütün başka bir insandı." 1938
    El Mısri Gazetesi, Kahire

    "Atatürk asrımızın dâhi bir devlet adamıdır.", 1950
    Albert Einstein

    "Atatürk, gençlik günlerinde benim kahramanımdı. O, çağın yapıcılarından biridir. O�nun en büyük hayranları arasında bulunmakta devam ediyorum." , 1963
    Pandit Nehru, Hindistan Başbakanı

    Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlaşması'nın imzalanması nedeniyle; "Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı" diyenlere Fransız Başbakanının Mecliste verdiği cevap: "Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O'nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir andlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum."
    Aristide Briand, Fransız Başbakanı, 1921

    Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.
    Sir Charles Townshend
    İngiliz Generali, 1922

  3. #3
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    Ne mutlu "Türküm" diyene.
    Geldikleri gibi giderler.
    Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak
    Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

    Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.

    Yurtta sulh, cihanda sulh.

    Sizlere saldırmanızı değil, ölmenizi emrediyorum.

    Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.

    Doğruyu söylemekten korkmayınız.


    Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

    Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır.

    Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.


    Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz dir. İleri !


    Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine ve refaha ulaştırmaktır.

    Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.


    Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.

    Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise,
    Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir.

    Egemenlik verilmez, alınır.

    Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.
    Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.

    Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır.

    Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.

    Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.

    Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.

    Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.

    M.KEMAL ATATÜRK

  4. #4
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    DİNİNE GÖNÜLDEN BAĞLI BİR LİDER
    "Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum."

    -Mustafa Kemal Atatürk-


    Atatürk, İslam ahlakını ve dinimizin vecibelerini daha aile ocağındayken öğrenmiş, tahsil yaşamı boyunca da bu bilgilerini pekiştirerek geliştirmiştir. "Ilımlı-modern-dindar" yapının, en güzel örneği ve en başarılı uygulayıcısı, laik Cumhuriyetimiz'in kurucusu Büyük Önder Atatürk'tür. Ulu Önder, her zaman gericilikle mücadele ederken İslam'ı yüceltmiş; dolayısıyla bu ikisi arasındaki ayrımı en doğru biçimde yapmıştır. Tekke, türbe ve zaviyeler onun döneminde kapanmış, ama ilk Türkçe Kuran meali de yine onun döneminde yayınlanmıştır. Türk insanının ihtiyaçlarını ve özelliklerini çok iyi bilen, gericiliğe, yobazlığa her zaman karşı olan Atatürk, Türk Milleti'ni dinin özüne yöneltmeyi amaçlamış ve bugün milletçe ulaşmayı hedeflediğimiz yapıyı her yönüyle tecelli ettirmiştir.

    Şüphesiz ki din, Büyük Önder'in de dikkat çektiği gibi demokrasinin ve milli bütünlüğümüzün vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bir milletin fertlerini birarada tutan en güçlü bağ olan din, aile, ahlak ve devlet müesseselerinin de devamını sağlayan en önemli unsurdur.

    Dinin var olmadığı veya dini değerlerin ortadan kalktığı bir toplumda, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak aile, ahlak ve devlet kavramları da geçerliliğini yitirecek ve kısa süre içinde ortadan kalkacaktır. Böyle bir gelişme ayrıca, tarihi ve kültürü ne kadar eskiye dayanırsa dayansın bir milleti birbirine bağlayan milli ve manevi tüm bağların parçalanmasını, anarşinin hortlamasını ve toplumun bölünmesini kaçınılmaz hale getirecektir.

    İşte bütün bu nedenlerden ötürü, toplum dokusunun vazgeçilmez parçası niteliği taşıyan din müessesesinin devamını sağlayamayan bir ulusun sosyolojik ve bilimsel açıdan ayakta durması mümkün değildir. Gerek kişi, gerekse toplum açısından dinin lüzumlu bir müessese olduğunu belirten, siyasi alanda yaptığı sayısız reformla bu sağlıklı bakış açısını geniş kitlelere yaymayı hedefleyen Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti'nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini "Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin dev***** imkan yoktur"; "Din vardır ve lazımdır." (Yakınlarından Hatıralar, Asaf İlbay, s. 102) sözleriyle teşvik etmiştir. Milletini, batıl inanışlardan arındırıp, gerçek dine yöneltmeyi amaçlamıştır. Bunun için de Kuran'ın kolay bir şekilde okunup anlaşılmasını sağlamak amacıyla Türkçeye çevrilmesi emrini vermiştir:

    "Sonra Kuran'ın tercüme ettirilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçeye tercüme ediliyor. Hz. Muhammed'in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim." (Atatürk'ün Temel Görüşleri, Fethi Naci, s.55)

    Kuran'ın Türkçeye çevirilmesi emrini verirken, Atatürk'ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Bunu ifade ettiği sözleri şöyledir:

    "Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225)

    Büyük Önder, gerçek dinin temelini ve Müslümanların konuyu hangi kıstaslara göre değerlendirmeleri gerektiğini 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere şöyle ifade etmiştir:

    "Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93)

    Atatürk, İslam dininin tamamen ilme ve mantığa uygun bir din olduğunu bir başka sözünde de şöyle ifade etmiştir:

    "Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, ilme ve mantığa uygun olması gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. ... İslam'ın sosyal hayatı içinde hiç kimsenin, bir özel sınıf halinde varlığını sürdürme hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler dini kurallara uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmeye mecburuz" (Atatürk"ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s. 90)

    Büyük Önder Atatürk, Türk Milleti'nin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini de, sıklıkla vurgulamıştır. Ayrıca, Atatürk'ün Osmanlı Devleti'nin çöküşünü dine bağlayan, Türk düşmanlarına yanıtı ise kesin bir şekilde olmuştur:

    "Düşmanlarımız, bizi dinin etkisi altında kalmış olmakla itham ediyor, duraklamamızı ve çöküşümüzü buna bağlıyorlar; bu bir hatadır. Bizim dinimiz hiç bir vakit kadınların, erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkekle, Müslüman kadının beraberce din öğrenerek eğitilmesidir. Kadın ve erkek bu ilim ve eğitimi aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve onunla mücehhez olmak zorundadır. İslam ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kuralla bağlanmış zannettiğimiz şey yoktur. Türk sosyal yaşantısında kadınlar bilimsel yönden eğitim ve öğretim görmekte ve diğer konularda erkeklerden katiyen geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 1959, c.2, s.86)



    Dini meseleler hakkındaki görüşlerini öğrenmek isteyen Fransız gazeteci Maurice Perno'ya Atatürk yine kesin bir şekilde şu cevapları vermiştir:

    M. Perno:Şu halde yeni Türkiye'nin siyasetinde dine aykırı hiçbir temayül ve mahiyet olmayacak demek?

    Atatürk: "Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz."

    M. Perno: Zat-ı asilaneleri, düşündüklerini bendenize daha iyi izah buyururlar mı?

    Atatürk: "Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, terakkiye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor. Halbuki Türkiye istiklalini veren bu Asya milleti içinde daha karışık, sun'i, batıl inanışlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu cahiller, bu acizler sırası gelince aydınlanacaklardır. Eğer ışığa yaklaşamazlarsa kendilerini mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız." (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.32)

    Atatürk her yönüyle olduğu gibi dindarlığıyla da milletine en güzel örnek olmuştur. Ulu Önder, dindar kişiliğinin bir göstergesi olarak din adamlarına karşı her zaman samimi bir şekilde hürmetkar olmuş ve saygı duymuştur.

    Cumhuriyet'in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:

    "Ata'nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, "Paşam beni mahcup ediyorsunuz" dediğim zaman "Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır." buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi." (Atatürk ve Din Eğitimi - Ahmet Gürtaş - Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)

    Atatürk Kuran okutulmasına da son derece önem vermiştir. Hafız Zeki Çağlarman Atatürk'ün bu yönünü şöyle anlatmıştır:

    "Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım'la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme"der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi." (Din Toplum ve Kemal Atatürk, Ercüment Demirer, s.10)
    kaynak..atamizindeyiz.com

  5. #5
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    Ben ki benim fikirlerim bütün arkadaşlarımca paylaşılmaktadır,bir yandan Batının işçi sınıfı,öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletlerarası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün,burjuvazinin kuvveti sona erecektir.Ben buna inanıyorum.

    İnsanlıpa müteveccih fikir hareketi ergeç muhavvak olacaktır.Bütün mazlum milletler,zalimleri bir gün mahv edecek ve ortadan kaldıracaktır.O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum kelimeleri kalkacak,insanlık kendisine yakışan bir toplumsal duruma kavuşacaktır.Bizim milletimiz o zaman bu gayeye vasıl olan milletler arasında takaddümüyle cidden iftihar edecektir.
    Şarktan şimdi doğacak olan güneşe bakınız.

    Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam,uzaktan bütün Şark milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum.İstiklal ve hürriyetine kavuşacak çok kardeş millet vardır.Onların yeniden doğusu,şüphesiz ki,terakkiye verefada müteveccih olacaktır.Bu milletler bütün güçlüklere rağmen muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen istiklale ulaşacaklardır.

    Müstemlekecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletlerarasında hiç bir renk,din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahen işbirliği çağı hakim olacaktır.

    Kaynak:
    Çiçerin'e mektup 22Ekim 1920 - Atatürk'ün bütün eserleri

  6. #6
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    Atatürk kazandığı zaferlerle, ya da küçükken kovaladığı kargalarla anlatıldı hep çocuklara.
    Araştırmadık kimimiz, O'nun bir dahi olduğunu, kendi çıkarı için değil, milleti için ömür boyu çalışıp çabaladığını, düşüncelerini, yaptıklarını ne için yaptığını öğrenemedik kimimiz.
    Ezbere bir bilgiyle donatıldık.
    Ezbere övgü sözcükleri kullandık.
    O olmasaydı neler olurdu düşünmedik, belki şuanda bazıları dünyada olmayacaktı, belki şuan bazılarının genlerinde İngiliz, fransız, geni olacaktı, belki büyük annaneleri şuanki ırakta olduğu gibi minicik yaşlarında tecavüze uğrayacaktı, belki şuanda camilerden arta kalan sadece yıkık dökük minareler olacaktı, belki şuan müslüman bile olamayacaklardı. Belki şuan dillerini bile unutmuş olacaklardı. Belki şuan okuma yazma bile öğrenmeden evlere kapatılmış olacaklardı.
    Özgürlük ha... Irakta'ki gibi, İrandaki gibi bir özgürlük! Ne özgürlük ama
    Nasıl iştir anlamam ülkemizin başka ülkelere benzemesini isterler ama giderler o beğendikleri ülkelerin dışında, başka ülkelere yerleşirler.Efendileri de kendileri de.
    -------------------------Güneş balçıkla sıvanmaz--------------------------
    Siz ne derseniz deyin, farkında olmasanızda Atatürk'e çok şey borçlusunuz.


    ------------------------ Ey Türk'ün büyük Ata'sı !--------------------------
    İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

    Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

  7. #7
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    ATATÜRK DİYOR Kİ

    Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

    Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

    Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

  8. #8
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    Hürriyet Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil'in muhteşem yazısını okuyun.



    I love Humeyni!

    "Humeyni’yi seviyorum.

    Atatürk’ü sevmiyorum.

    Maraş’ta Fransız askerleri Nene Hatun’un başörtüsüne uzandı. Sütçü İmam ilk ateşi açtı, böylelikle Kurtuluş Savaşı başladı. O dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz, cephedeki insanlar hep Müslüman... Atatürk olmasaydı, İngilizler olsaydı, haklarım daha geniş olacaktı."

    *

    Böyle dedi.

    *

    "Türbanlı böyle dedi" demiyorum; çünkü bütün türbanlılar böyle düşünmediği gibi, böyle düşünen türbansızlar da var.

    Demem şu...

    *

    Nene Hatun, Maraşlı değil.

    Erzurumlu.

    Savaştığı düşman, Fransız değil.

    Rus.

    Rus başörtüsüne saldırmadı.

    Aziziye Tabyası’na saldırdı.

    Milli mücadelenin mangal yürekli evladıdır ama, milli mücadelenin ilk kurşununu Sütçü İmam sıkmadı.

    Hasan Tahsin sıktı.

    Maraş’ta değil, İzmir’de.

    Takvime bak.. Hasan Tahsin’in tetiğe basmasıyla, Sütçü İmam’ın tetiğe basması arasında 6 ay var...

    Sütçü İmam, Fransız vurmadı.

    Ermeni vurdu.

    Maraş’ta düşmana ilk müdahaleyi yapan da, aslında Sütçü İmam değil.

    Çakmakçı Sait.

    Silahı yoktu.

    Yumruğuyla saldırdı.

    Şehit oldu.

    Maraş’ı önce kim işgal etti?

    Arkadaşın İngilteresi!

    Kim sesini çıkarmadı?

    Arkadaşın padişah efendisi!

    Kim kurtardı?

    Arkadaşa daha geniş haklar tanıyacak olan İngilizlerin gemisiyle kaçan padişah efendinin idam etmek için arattığı Atatürk!

    *

    O dönemin sosyolojik yapısını incelerseniz, cephedeki insanların hep Müslüman olmadığını da görürsünüz...

    Bizzat Ordinaryüs Profesör Mazhar Osman’ın ağlayarak okuduğu "şehit listesi"ne göre, bu toprakları İngilizler işgal etmesin diye savaşan, can veren İstanbullu hekimler arasında, 140 Türk, 32 Ermeni, 25 Rum, 18 Yahudi var.

    Ve, dikkatinizi çekerim, hepsine birden "şehit" demişler... Çünkü şehitlik kavramı, "o dönemin sosyolojik yapısı"na göre, dinle alakalı değil, yurtseverlikle alakalı.

    *

    Uzatmayayım.

    Tehlike ne İran’dır, ne İngiltere...

    Kara cehalettir.
    Yılmaz özdil

  9. #9
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ, OKULUNUN DUVAR GAZETESİNE
    YAZMIŞ.




    İNANILMAZ GUZEL VE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI
    İYİ DE YAPMIŞ



    ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini
    borçlu olduğu
    insan:

    ATATÜRK...


    Gençliğinde kot pantolon giyememiş.

    Sevgilisinin elinden tutup
    hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş...
    Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak
    şirketinin,
    first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...

    Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej
    esliğinde
    Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu...
    Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan
    ayağında
    spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...
    Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren
    mini etekli
    ponpon kızlar da yokmuş...
    Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize
    döktükten sonra
    timsah yürüyüşü de yapmamışlar...
    Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not
    alacağı bir
    cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde
    bulunacakları
    da cep telefonundan öğrenememiş!
    Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo progr***** faks
    çekemeden,
    İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden
    gitti ..

    Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra
    arabaya atlayıp
    sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur
    atamadı.

    Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.
    Atatürk'e acıyorum...



    Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir
    dönemde dünyaya gel,

    sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini
    getir. Aaaah ah...
    Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak,
    babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken...
    Bunları yapmadı Atatürk...

    Keyif çatmadı...
    Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı...

    ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE
    SADECE
    BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.

    BÜTÜN SUÇU

    2 KADEH RAKI IÇMEKTI
    O KADAR.....

  10. #10
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Protesto ediyorum..ya sizler

    ATATÜRK’TEN SON MEKTUP
    Siz beni hâlâ anlayamadınız,
    Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
    Hep tutturmuş “yıl 1919, Mayısın 19′u” diyorsunuz,
    Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

    Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bırakın o altın yaprağı artık,
    Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
    Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
    Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

    Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bana muştular getirin bir daha,
    Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
    Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
    Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

    Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
    Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
    Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
    Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

    Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
    Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
    Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
    Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

    Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
    Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
    ilerlememiş;
    Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
    dururken,
    Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
    gülen,

    Mustafa Kemal’i anlamak işitmek değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
    Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
    Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
    Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
    yeter,

    Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Halim Yağcıoğlu

    --------------------------------------------------------------------------------

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Alparslan Kuytulu Protesto ediyorum
    uzak yollar Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-01-2010, 04:47 AM
  2. Pkk Açılımını Protesto Ediyorum!
    Türkiye Tarafından Şikayet ve Protesto ediyoruz Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 21-11-2009, 11:41 PM
  3. Bu Kuralı Protesto ediyorum...
    emir-e Tarafından Şikayet ve Protesto ediyoruz Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 16-01-2009, 09:32 PM
  4. protesto ediyorum......
    Eftelya Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 26
    Son mesaj: 28-07-2008, 11:08 AM
  5. 3 saat 15 dakikalık hayat sınavlarını protesto ediyorum
    sheytan Tarafından Şikayet ve Protesto ediyoruz Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 29-05-2008, 12:10 AM
Yukarı Çık