1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 28
  1. #1
    Eftelya
    Misafir..

    Doğu da kadınlar ölmesın

    Doğu'da Kadinlar ölmesin

    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir genç kız ailesinden izinsiz sokağa çıktığı için sokak ortasında abisi tarafından tekme, tokat dövülüyor, yoldan geçenler insanlık adına dahi olsa hiç bir müdahalede bulunmuyor. Sayın Türk polisi izlemekle yetiniyor yoldan geçen bir kadın polise Allah rızası için bir şey yapın derken aldığı cevap AİLE İÇİ BİR OLAY! Cevabını alıyor. Güney doğuda eşinden boşanmak isteyen bir kadın baba evine sığınıyor belki de genç kızlığın tüm düşlerini koyduğu sandığın içine saklanıyor daha acısı sekiz yasındaki kızının gözleri önünde sandık içinde infaz ediliyor. Kendinden yaşça büyük bir kişiye satılan genç kız çamaşır ipiyle kendini asıyor. Sevdiği gençle evlenmek isteyen başka bir genç kız yakalanıp infaz ediliyor cesedi günlerce morgda bekliyor elli kadar Diyarbakırlı kadın defnediyorlar kimsesizler mezarlığına. Ve yüzlercesi ağabeyleri evlenmek için başlık parası bulamadığı için berdel ediliyorlar. Kadınlarımız her zaman ikinci sınıf insan muamelesi gören öyle ki namus iki bacak arasında kavramı yüzünde bu katiler cezai indirim bile alabiliyor doğuda kadın olmak ana olmak zor yaşam hakkını hayata merhaba dediği gün kaybediyor onlar ilk önce kız sonra ırgat sonra gelin en sonda anne olmak için yaşıyor ve çığlıkları sessizliklerinin arasında kaybolup gidiyor.Bu konu üstüne aslında söylenecek o kadar çok söz var ki ama önemli olan söylemek değil Duyun artık bu sessiz çığlıkları Avrupa birliği diye bir yerlerinizi yırtmak yerine,başını örtme hakkını aramak yerine önce onların yaşama hakkını verin

    HANİ HAYALERİMİZ VARDI BİZLERİNDE YARINA UMUTLA BAKAN DÜŞLERİMİZ ,BİZ VERİLEN SINIRLI KÜÇÜCÜK DÜNYAMIZDA ,BUNUDA ÇOK GÖRDÜLER BİZE ,ŞİMDİ ADI BİLE BİLİNMEYEN BUZ GİBİ MEZARLARDA ÜZERİMİZDE BİR AVUÇ TOPRAKLA, SÖYLE BABA BAŞIN ARTIK DİKMİ SOKAKLARDA BEN YATARKEN BUZ GİBİ MEZARDA SEN RAHAT UYUYORMSUN YATAĞINDA ISITIYORMU SENİ TÖRE DEDİĞİN YORGAN RAHATMI VİCDANIN SÖYLE BANA BABA.
    alıntıdır

  2. #2
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    Her şeye günah diyen zihniyetle töre diyen zihniyet aynıdır. Zina günahtır ama küçük yaşta kızla evlenmek değildir... Saçı açık gezerse kır kemiklerini.... Demek erkek arkadaşı varmış infaz... Kanun tarafından bile töre indirimi diye bir maddeyle korunan bu örümcekleri ıslah edecek merci kimdir bilmiyorum. Yazıktır.

  3. #3
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    doguda kadinlarin cilesi coktur.olar her hangi bir ihtiyac makinasi cocuk dogur erkeyin
    hizmet et baska bir seylere karisma insallah zamanla bunlari asariz.

  4. #4
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    Alıntı üzgünkız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Doğu'da Kadinlar ölmesin

    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir genç kız ailesinden izinsiz sokağa çıktığı için sokak ortasında abisi tarafından tekme, tokat dövülüyor, yoldan geçenler insanlık adına dahi olsa hiç bir müdahalede bulunmuyor. Sayın Türk polisi izlemekle yetiniyor yoldan geçen bir kadın polise Allah rızası için bir şey yapın derken aldığı cevap AİLE İÇİ BİR OLAY! Cevabını alıyor. Güney doğuda eşinden boşanmak isteyen bir kadın baba evine sığınıyor belki de genç kızlığın tüm düşlerini koyduğu sandığın içine saklanıyor daha acısı sekiz yasındaki kızının gözleri önünde sandık içinde infaz ediliyor. Kendinden yaşça büyük bir kişiye satılan genç kız çamaşır ipiyle kendini asıyor. Sevdiği gençle evlenmek isteyen başka bir genç kız yakalanıp infaz ediliyor cesedi günlerce morgda bekliyor elli kadar Diyarbakırlı kadın defnediyorlar kimsesizler mezarlığına. Ve yüzlercesi ağabeyleri evlenmek için başlık parası bulamadığı için berdel ediliyorlar. Kadınlarımız her zaman ikinci sınıf insan muamelesi gören öyle ki namus iki bacak arasında kavramı yüzünde bu katiler cezai indirim bile alabiliyor doğuda kadın olmak ana olmak zor yaşam hakkını hayata merhaba dediği gün kaybediyor onlar ilk önce kız sonra ırgat sonra gelin en sonda anne olmak için yaşıyor ve çığlıkları sessizliklerinin arasında kaybolup gidiyor.Bu konu üstüne aslında söylenecek o kadar çok söz var ki ama önemli olan söylemek değil Duyun artık bu sessiz çığlıkları Avrupa birliği diye bir yerlerinizi yırtmak yerine,başını örtme hakkını aramak yerine önce onların yaşama hakkını verin

    HANİ HAYALERİMİZ VARDI BİZLERİNDE YARINA UMUTLA BAKAN DÜŞLERİMİZ ,BİZ VERİLEN SINIRLI KÜÇÜCÜK DÜNYAMIZDA ,BUNUDA ÇOK GÖRDÜLER BİZE ,ŞİMDİ ADI BİLE BİLİNMEYEN BUZ GİBİ MEZARLARDA ÜZERİMİZDE BİR AVUÇ TOPRAKLA, SÖYLE BABA BAŞIN ARTIK DİKMİ SOKAKLARDA BEN YATARKEN BUZ GİBİ MEZARDA SEN RAHAT UYUYORMSUN YATAĞINDA ISITIYORMU SENİ TÖRE DEDİĞİN YORGAN RAHATMI VİCDANIN SÖYLE BANA BABA.
    alıntıdır
    En büyük düşmanımız olan, CEHALET' in eserlerine çokça rastlandı malesef.
    Ama , artık o sıkıntılar yok denecek kadardır.
    ''İstisnalar kaideyi bozmaz'' kaidesi, ehlı dikkatın şiarı dır tabiki.

    Nerden mi biliyorum ???

    Anadolunun KARAYAĞIZ Delikanlılarına sorarım Memleketimin AHVALİNİ...

    Ve müjdeli haberler gelir her daim.

  5. #5
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    Alıntı montecarlo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Her şeye günah diyen zihniyetle töre diyen zihniyet aynıdır. Zina günahtır ama küçük yaşta kızla evlenmek değildir... Saçı açık gezerse kır kemiklerini.... Demek erkek arkadaşı varmış infaz... Kanun tarafından bile töre indirimi diye bir maddeyle korunan bu örümcekleri ıslah edecek merci kimdir bilmiyorum. Yazıktır.
    Günah sayılan şeyler;
    Mutlak surette, o günahın altında, toplumun sıhhatı için nafı bir ilaç vardır.
    Ondan dolayı günah sayılmıştır.
    Bir şeyın günah olup olmadığını anlamanın bir başka yoluda, NİYET mekanizması ile bakmaktır.


    '' NİYET OYLE BİR ŞEYDİRKİ; SEVABİ GÜNAHA, GÜNAHIDA SEVABA KALB EDER ''


    Bu esasları bilmeden yada düşünmeden, cahilliğin sanatı olan bazı eserleri, dinden kaynaklanıyormuş gibi göstermek.

    Hakikatı halden begane olmak demektır.

  6. #6
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    Alıntı montecarlo´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Her şeye günah diyen zihniyetle töre diyen zihniyet aynıdır. Zina günahtır ama küçük yaşta kızla evlenmek değildir... Saçı açık gezerse kır kemiklerini.... Demek erkek arkadaşı varmış infaz... Kanun tarafından bile töre indirimi diye bir maddeyle korunan bu örümcekleri ıslah edecek merci kimdir bilmiyorum. Yazıktır.



    Arkadaşım inanın anlamadım rabbimin emirleriyle kendini bilmez kşilerin yaptıkları şeyi aynı kefeye koymanıza çok şaşırdım...
    yaradan kullarının arasında hep güzellik hep düzen hep hoş görü olsun istemiştir ve emirlerini ona göre bildirmiştir
    şu anda ayetin adını hatırlayamadım şöyle buyuruyor mevlam
    bir insanı öldürmek tüm insanları katletmiş gibidir diye buyurmuş
    şimdi sorarım size böyle bir ayetten sonra hala inatla diyecekmiisniz ki "herşeye günah diyen zihniyetle töre diyen zihniyet aynıdır" bence ön yargılarınızı bir köşeye koyup takdir etmediğiniz bir din bile olsa bence araştırn başka insanların inanışlarını( bu hristiyanlık yahudilik veya budistlik bile olabilir) kötüleyip aşağılayıp eleştirmeyin...sizin yaşam tarzınız inanışınız her ne ise o yönde ilerleyip başka inançları yermeyin..

  7. #7
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    Bana biriniz başı açık kadının neden namussuz olduğunu açıklasın tamam daha hiç birşey demeyeceğim. Bana kitapta yazıyor demeyin yanlız kitabın en son tesviri osmanlıdan kalma yani oraya gelene kadar neler değişti hiç biriniz bilmiyorsunuz. 10-12 yaşındaki kızlara nikah düşebilirmi bunu izah edebiliyormusunuz. Evet iddiamda kararlıyım töre cinayetlerinin nerdeyse tamamı din saptırmasıdır. Bakınız ayrıca rejm şeriatta varmıdır yokmudur ? Vardır o halde bana bunuda açıklamalısınız. Kitaptaki emirlerden bahsetmiyorum. Ben dinin uygulanış biçiminden bahsediyorum. Arayın alo fetva hattını bu gün sorup öğrendiğiniz bilgiyi kayıt edin her hangi birşeyi 2 yıl sonra bir daha arayın size başka tamemen farklı bir cevap vereceklerdir.

  8. #8
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    Namus nedir sizce?

    Toplum olarak o kadar çok şeyi aşmamız gerekiyorki burada biz azınlığız ama her yöreden, her görüşten olmamız bilinciyle sordum bu soruyu ve bir sitede okuduğum Can Dündar'ın yazısını sizlerle paylaşmak istedim.

    Berivan

    "Zina suç sayılmalı" görüşündeymiş, Kadından Sorumlu yeni Devlet Bakanı...
    Göreve başlarken, onu Berivan karşıladı.
    Henüz 14'ündeydi Berivan...
    6 aylık hamileydi.
    Karnındaki çocuğun babası, kocası değildi. Onu belki sevmiş, belki bedenini gönülsüzce vermişti. Ama işte orada, derisinin altında, canının içindeydi bebek...
    3 ay sonra kucağında olacaktı.
    Lakin töreyi biliyordu.
    Kulağı kirişte bekliyordu.
    * * *
    Hasan uykusuzdu kaç gecedir...
    Ezberindeydi töre...
    Görev, ona düşerdi.
    Lakin Berivan kızıydı, canıydı. Hele şimdi iki canlıydı.
    Nasıl kıyardı?
    Kıvranıp duruyordu; bir yanda törenin kanlı çağrısı, diğer yanda kızının yürek ağrısı...
    Ne kızına kıyabilir ne ilçenin yüzüne bakabilirdi.
    Bir sabah vakti sessizce evi terk etti.
    * * *
    Oğluyla konuştu Berivan'ın anası Tayibet...
    Oğlan iki yaş küçüktü Berivan'dan...
    Abla-kardeş, Cudi'nin gölgesinde, aynı dam altında, aynı yer yatağında büyümüşlerdi.
    Anadan aynı yoksulluğu emmiş, aynı cehaleti üleşmişlerdi.
    Babası çekip gitmiş, anası gözünü ona dikmişti.
    "Kutsal görev" onundu şimdi...
    Töre, öyle emrederdi.
    * * *
    Cumartesi akşamı ablasıyla baş başa kaldı oğlan...
    Birlikte büyüdükleri tek göz damın altında, yıllarca üstünde tepindikleri yatağın başucunda...
    Akıllarından neler geçti, konuştular mı, yoksa dilleri tevekkülle zamklı mıydı, kim bilir...
    Biri 14, diğeri 16 yaşındaki iki çocuğun arasında şimdi adına "Töre" denilen bin yaşında bir kin tohumu vardı;
    ...bir de soğuk silah...
    Oğlan iki kurşun sıktı ablasına...
    Biri şakağına, diğeri karnına...
    Şakağına sıktığı, genç kızın beynine saplandı;
    karnına sıktığı, doğmamış bebeciğin yüreğine...
    * * *
    Oğlan, ablasının cesedinin başından polisi arayıp "Cinayet işledim, gelin beni teslim alın" dedi.
    Onu karakola götürdüler;
    ...ablasını otopsiye...
    ...anneyi, azmettirmekten adliyeye...
    Ve baba Hasan, dönmedi bir daha köye...
    İpi kopmuş bir tespihin taneleri gibi dağıldı ailenin fertleri...
    "Namus belası" Silopi'nin alıştığı hikâyeydi.
    Basın, "Bir töre cinayeti daha" dedi; arkası gelmedi.
    * * *
    2005 baharının son cumartesi gecesiydi.
    Türkiye "Sonbaharda medeni dünyayla bütünleşebilecek miyiz"i tartışıyordu.
    Yeni ceza yasası, organize suç sayılan "töre cinayeti"nin cezasını ağırlaştırıyor, "Namus cinayeti"ne ilişmiyordu.
    Yeni bakan "Aile kurumunu zedeleyen zina suç sayılsın" diyordu.
    Berivan, bu tartışmaları izleyemedi.
    Rayları altında kalmıştı, medeniyete kalkan trenin...
    Onu, yüreğinden vurulmuş bebeğiyle birlikte toprağa verdiler.
    Peşinden de bizim yarın düşlerimizi gömdüler.

    Can Dündar..........arkadaslar konunun özü budur..rıca edıyorum baska yerlere sapmasın....

  9. #9
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    Alıntı üzgünkız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Namus nedir sizce?

    Toplum olarak o kadar çok şeyi aşmamız gerekiyorki burada biz azınlığız ama her yöreden, her görüşten olmamız bilinciyle sordum bu soruyu ve bir sitede okuduğum Can Dündar'ın yazısını sizlerle paylaşmak istedim.

    Berivan

    "Zina suç sayılmalı" görüşündeymiş, Kadından Sorumlu yeni Devlet Bakanı...
    Göreve başlarken, onu Berivan karşıladı.
    Henüz 14'ündeydi Berivan...
    6 aylık hamileydi.
    Karnındaki çocuğun babası, kocası değildi. Onu belki sevmiş, belki bedenini gönülsüzce vermişti. Ama işte orada, derisinin altında, canının içindeydi bebek...
    3 ay sonra kucağında olacaktı.
    Lakin töreyi biliyordu.
    Kulağı kirişte bekliyordu.
    * * *
    Hasan uykusuzdu kaç gecedir...
    Ezberindeydi töre...
    Görev, ona düşerdi.
    Lakin Berivan kızıydı, canıydı. Hele şimdi iki canlıydı.
    Nasıl kıyardı?
    Kıvranıp duruyordu; bir yanda törenin kanlı çağrısı, diğer yanda kızının yürek ağrısı...
    Ne kızına kıyabilir ne ilçenin yüzüne bakabilirdi.
    Bir sabah vakti sessizce evi terk etti.
    * * *
    Oğluyla konuştu Berivan'ın anası Tayibet...
    Oğlan iki yaş küçüktü Berivan'dan...
    Abla-kardeş, Cudi'nin gölgesinde, aynı dam altında, aynı yer yatağında büyümüşlerdi.
    Anadan aynı yoksulluğu emmiş, aynı cehaleti üleşmişlerdi.
    Babası çekip gitmiş, anası gözünü ona dikmişti.
    "Kutsal görev" onundu şimdi...
    Töre, öyle emrederdi.
    * * *
    Cumartesi akşamı ablasıyla baş başa kaldı oğlan...
    Birlikte büyüdükleri tek göz damın altında, yıllarca üstünde tepindikleri yatağın başucunda...
    Akıllarından neler geçti, konuştular mı, yoksa dilleri tevekkülle zamklı mıydı, kim bilir...
    Biri 14, diğeri 16 yaşındaki iki çocuğun arasında şimdi adına "Töre" denilen bin yaşında bir kin tohumu vardı;
    ...bir de soğuk silah...
    Oğlan iki kurşun sıktı ablasına...
    Biri şakağına, diğeri karnına...
    Şakağına sıktığı, genç kızın beynine saplandı;
    karnına sıktığı, doğmamış bebeciğin yüreğine...
    * * *
    Oğlan, ablasının cesedinin başından polisi arayıp "Cinayet işledim, gelin beni teslim alın" dedi.
    Onu karakola götürdüler;
    ...ablasını otopsiye...
    ...anneyi, azmettirmekten adliyeye...
    Ve baba Hasan, dönmedi bir daha köye...
    İpi kopmuş bir tespihin taneleri gibi dağıldı ailenin fertleri...
    "Namus belası" Silopi'nin alıştığı hikâyeydi.
    Basın, "Bir töre cinayeti daha" dedi; arkası gelmedi.
    * * *
    2005 baharının son cumartesi gecesiydi.
    Türkiye "Sonbaharda medeni dünyayla bütünleşebilecek miyiz"i tartışıyordu.
    Yeni ceza yasası, organize suç sayılan "töre cinayeti"nin cezasını ağırlaştırıyor, "Namus cinayeti"ne ilişmiyordu.
    Yeni bakan "Aile kurumunu zedeleyen zina suç sayılsın" diyordu.
    Berivan, bu tartışmaları izleyemedi.
    Rayları altında kalmıştı, medeniyete kalkan trenin...
    Onu, yüreğinden vurulmuş bebeğiyle birlikte toprağa verdiler.
    Peşinden de bizim yarın düşlerimizi gömdüler.

    Can Dündar..........arkadaslar konunun özü budur..rıca edıyorum baska yerlere sapmasın....

    Ben dini konulara bulaşmak istemiyorum kara cahil zihniyet derdim güzel ahlak sahibi dinine inanan insanlar sizinle ilgili bir çelişki yada çekişme içine girmek istemiyorum. Benim bahsettiğim budur töre = şeyh şıh bildirgeleri. Hacıdan hocadan şeyhten şıhtan alınan bilgiyle kimsenin canına kıymasınlar. Bu kadar basit.
    tebrikler üzgün kız çok güzel bir yazı yakalamışsın.

  10. #10
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Doğu da kadınlar ölmesın

    DİYARBAKIR - Dicle Üniversitesi (DÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mazhar Bağlı başkanlığındaki 8 kişilik ekip, Töre ve Namus Cinayetlerine ilişkin araştırma kapsamında 36 cezaevinde töre ve namus cinayeti işleyen 170 kişinin hayat hikayesini dinledi.
    Haberin devamı

    Hem DÜ’den hem de Selçuk Üniversitesinden öğretim üyeleri ile birlikte kapsamlı bir şekilde hazırlanan projeyi TÜBİTAK kabul etti. Doç. Dr. Bağlı, araştırmanın bu yılın ağustos ayında tamamlanacağını ve proje kapsamında 44 cezaevinde 200 kişi ile görüşeceklerini ifade ederek, “18 ay sürecek projede 12 ayı geride bıraktık. Bu süreçte de 36 cezaevinde töre ve namus cinayeti işleyen 170 kişi ile görüştük” dedi.

    Doç. Dr. Mazhar Bağlı, dünyada ilk kez töre ve namus cinayetlerini akademik bir biçimde ele alarak konunun gündeme taşınmasını ve uygulanabilecek çözüm yollarının ortaya çıkarılmasını sağlayacak bir envanter hazırladıklarını söyledi. Doç. Dr. Bağlı, “Akademisyenler olarak sorunu ortaya koyduktan sonra konunun daha iyi tahlil edileceğini, daha doğru çözüm önerilerinin üretileceğini düşünüyoruz” dedi.

    YAPTIRIMLARIN ARTIRILMASI CAYDIRICI DEĞİL
    Antropolog, sosyolog, sosyal hizmet uzmanı ve psikologlardan oluşan bir ekiple cezaevlerinde yaptıkları görüşmelerde hükümlülerin hayat hikayelerini dinlediklerini ve hazırladıkları 250 sorudan oluşan anketi uyguladıklarını belirten Doç. Dr. Bağlı, Türkiye’de töre ve namus cinayetlerini önlemeye yönelik yürütülen çalışmaların daha çok hukuk üzerinden yürüdüğünü söyledi.

    Doç. Dr. Mazhar Bağlı şöyle devam etti:

    “Görüşmelerde töre ve namus cinayeti işleyenlerin sosyo ekonomik özellikleri, eğitim durumları, töre ve namusu nasıl tanımladıkları, pişman olup olmadıkları, çevrede nasıl bir tepki gördükleri, cezaevinde itibar görüp görmedikleri, mahkeme sürecinin nasıl devam ettiği, avukat tutup tutmadıklarını öğrenmeye yönelik genel sorular sorarak psikolojik bir test uyguluyoruz. Ülkemizde cezai yaptırımların artırılmasına gidilerek bu problemin çözülebileceği düşünülüyor. Bu ziyaretlerden edindiğimiz izlenimler doğrultusunda cezai yaptırımların artırılması belki bir faktör olarak düşünülebilir, ama kesin çözümü ortaya çıkarabilecek bir etken olarak görülmesi doğru değildir. Tutuklu ve hükümlülerle yaptığımız görüşmelerde hemen hemen hiç kimse cezai yaptırımların artırılmasının caydırıcı olacağını düşünmüyor.”

    PİŞMANLIK DUYMUYORLAR
    Doç. Dr. Mazhar Bağlı, proje kapsamında 36 cezaevinde yaptıkları görüşmelerde 170 tutuklu ve hükümlünün işlediği cinayetten dolayı pişmanlık duymadığını söylediğini belirtti.

    Araştırmada, cinayetlerin kamuoyunda ifade edildiği şekliyle gerçekleşmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Bağlı, özellikle ceza indiriminden faydalanılması için küçük çocuklara bu suçun işletildiğine dair yaygın olan kanaatin doğru olmadığını gördüklerini söyledi.

    CİNAYETLER PLANLI İŞLENİYOR
    Kamuoyunda dedikodular üzerinden basit nedenlerle cinayet işlendiğine dair bir görüşün hakim olduğuna değinen Doç. Dr. Bağlı, “Biz görüşmelerimizde böyle bir durumla karşılaşmadık. Töre ve namus cinayeti işleyenler planlı ve hazırlıklı bir şekilde hareket ediyor” dedi.

    Doç. Dr. Bağlı, filmlerde görüldüğü gibi ailelerin kendi aralarından seçtiği bir kişiyi cinayeti işlemesi için yönlendirmediğini ifade ederek, aile bireylerinin bunu bir görev gibi algıladığını ve töre ve namus adına bir sorun yaşandığını düşündüklerinde kendiliğinden devreye girdiklerini belirtti.

    Doç. Dr. Bağlı, “Görüşmelerimizde genel düşünce haline gelmiş pek çok bilinenin gerçekte doğru olmadığını tespit ettik. İşledikleri cinayetten ötürü pişman olan yok. Töre ve namus cinayeti işleyenler öldürdükleri kişi için değil, kendi hayatları için pişmanlık duyuyor” dedi.

    CİNAYETLERİN YÜZDE 19’U MARMARA’DA
    Doç. Dr. Mazhar Bağlı, töre ve namus cinayetlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile özdeşleştiğini, ancak 12 ay süresince yürüttükleri araştırmalarda Türkiye’nin bütün bölgelerinde töre ve namus adına cinayet işlendiğini tespit ettiklerini ifade etti.

    81 ilin Emniyet Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye’de 2001-2007 yılları içerisinde polis sorumluluk alanında 1091 cinayet işlendiğini belirten Doç. Dr. Bağlı, bunun 322’sinin namus adına işlenen cinayetler olduğunu bildirdi.

    Doç. Dr. Bağlı, Töre ve namus cinayetlerinin yüzde 23’ünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yüzde 19’unun Marmara ve yine yüzde 19’unun Ege Bölgesi’nde işlendiğini, Türkiye’de işlenen töre ve namus cinayetlerinin bölgesel dağlımında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini Marmara ve Ege bölgelerinin takip ettiğini kaydetti.

    ETNİK KÖKEN VE GELİR SEVİYESİNE GÖRE FARKLILIK YOK
    “Cinayetlerin işlenme oranında bölgeler arasında eğitim, gelir seviyesi ve etnik kökene bağlı bir farklılık yok” diyen Doç. Dr. Bağlı, araştırmalarının teknik bakımdan Türkiye’de ve dünyada bir ilk olduğunu anlattı.

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Doğu Türkistan
    bursali68 Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-08-2011, 01:02 AM
  2. Doğu alameceği
    dogangunes Tarafından Evcil Kuşlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-01-2011, 05:35 PM
  3. Doğu Perinçek
    Bay X Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 26-03-2008, 10:56 PM
  4. Doğu Stili
    dogangunes Tarafından Grafik Tasarım Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-03-2008, 02:47 PM
  5. Doğu Türkistan...
    erkişi Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 23-10-2007, 12:42 PM
Yukarı Çık