Bozuk paralar

Çantamın ağırlığından kurtulmanın vakti gelmişti. Onu omzumdan indirip içindekileri teker teker çıkarmaya başladım. Mavi, kırmızı, pembe renklerde üç kalem, küçük notlar aldığım ajandam, bir kitap, telefonum, sağlık karnem, eskimiş kâğıt parçaları, market fişleri, birkaç kutu ilâç, cüzdanım, gözlüğüm, tespihim… Ne çok şey doldurmuşum meğer farkında olmadan. Fazlalık olduğuna inandığım kâğıtları, fişleri ve bazı eşyaları ayırdım, diğerlerini çantama tekrar yerleştirirken, cüzdanımın ağırlığını hissettim. Ne kadar da bozuk para vardı içinde. Yükümü hafifletecektim ya, bir anda avucuma aldığım metal paraları masaya fırlattım ve işim olduğundan alelacele dışarı çıktım. Yavaşlatmayı bir türlü başaramadığım hızlı adımlarım istikametini biliyordu. Akşam ağırlamam gereken misafirler vardı. Ki misafir evin bereketiydi. Hele hele bazı misafirler vardır ki, geleceğin altın anahtarları onların elinde gibidir. Bir baktı mı insan bir daha bakası gelir onların nurdan yüzlerine. Öylelerine evi, barkı açmaktan öte, yüreği açmaktır sonuna kadar ev sahipliği. Öylelerinin misafirliği insanı ötelere taşıyan bir bereket demetidir.

Alıntı: