İnsanları en çok mutlu eden ve en çok hoşlandıkları şey;

YALAN!!!!!

İnanma yalanın evi zaten.

Üstelik yalan ne kadar büyük, ne kadar abartılı ise o kadar hoşa gitmekte....
Çalışkan birine "çalışkansın" dediğinizde fazla etkilenmez, bunu biliyordur zaten...Tembel birine "çalışkansın" dediğinizde hoşuna gider , "çok çalışkansın" dediğinizde yalan olduğunu sezinlese bile, böyle bir imaj yarattığına inanarak mutlu olur; daha çok hoşuna gider...

Hayatımızda belkide en çok sevgi konusunda yaşanır bu yanılsama..Bu tür; inanmayla oluşan bireysel yanılsamalar,er geç düşkırıklığına yol açar.Kişi bilgiyle, bilinçli olarak değil inanmayla; heyecan ve hoşlanma gibi duygularla ister bir sevgiliye ,ister bir başka yere yönelsin, zamanla duygular zayıfladığında /bittiğinde veya beklentilerin karşılığı bulunamadığında, yani yanılsama farkedildiğinde o bağlılık ta zayıflar yada biter...

İnsanlar yalan olduğundan kuşkulansada bir alkol yada uyuşturucu bağımlısı gibi, kendini mutlu eden yalan ve yanılsamalardan (kendine mutluluk hissi verdiği için) vazgeçmek istememektedir.

Toplum olarak sadece yalanla içli dışlı oluşumuza değil,yalanla olan (gönüllü) ilişkilerimizin yoğunluğuna baktığımızda şu sonuca varmadan edemiyorum;
yalanı seviyoruz !
Sevdirmişler.
Alıştırmışlar yalana.
Yalansız bir dünya, toplum , yaşam düşünemiyoruz düşleyemiyoruz bile.....

Evet sevgili arkadaşlar sizce;

İmajlara sığınan olmak yerine olduğu gibi görünen olmak mı ?

İnanan olmak yerine bilen olmak mı ?