Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    Tecrübeli Üye karaca10 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Nerden
    c:\windows\system32
    Mesaj
    264
    Rep Gücü
    877

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Cevap: masonluk

    MASONLUK; insanlar arasında din, dil ve ırk farkı gözetmeden kardeşlik, hürriyet, eşitlik ve adâlet ilkelerini savunduğunu iddiâ eden daha çok Yahûdilik temelleri üzerine dayalı millî ve mânevî değerleri bozmak gâyesi ile kurulmuş kısmen gizli bir cemiyet. Eski Mısır'dan alınmış bâzı sembollerle birlikte; Yahûdi târih, din ve sembolleriyle çok yakın bir bağlantısı olan gizli masonluk yolunun resmen kuruluş târihi 16. asrın sonudur. Teşkilât bilhassa 18. asrın başından îtibâren gelişme göstermeye başladı. Bu asrın başlarında İngiltere'de 6 mason locası vardı. 24 Haziran 1717'de ilk büyük loca kuruldu.
    1721 senesinde Montagu Dükünün masonluğu kabul etmesinden sonra, İngiliz Kraliyet Âilesi tamâmen mason oldu ve bu durumu devâm ettirdi. İskoç Büyük Locasi ise 30 Kasım 1736'da kuruldu.
    Amerika Birleşik Devletleri'nde, ilk mason locası 1730 senesinde kurulmuş ve süratle yayılmıştır. Bugün Amerika Birleşik Devletleri'nde 49 büyük loca, 15.770 loca ve 4 milyonun üstünde üye mevcuttur.
    1877 Mason Locaları Genel Toplantısında üyelerin yeminlerini kutsal kitaplar üzerine değil, nâmus üzerine yapmaları kararlaştırıldı. Masonların 1900 senesinde bir toplantıda aldıkları kararla ilgili zabıtların 102. sayfasında "Dindârlara ve mâbetlere galebe çalmak (gâlip gelmek) kâfi değildir, asıl maksadımız dinleri yok etmektir.” yazılıdır. Papalık da Katoliklerin mason olmalarını yasaklamıştır.
    Masonlar, İslâmiyeti mason localarının direktiflerine uygun olarak anlatan din kitapları, Kur'an-ı kerim tefsirleri, ilmihaller yazdırdıkları gibi, bu kimselere "büyük İslâm âlimi, müctehid, müceddid” gibi isimler yakıştırarak Müslümanları gerçek İslâmiyetten uzaklaştırmaya çalışmıılardı. Cemâleddîn Efgânî, Muhammed Abduh, Reşit Rızâ gibi kimseler bunun önemli misâlini teşkil ederler.
    Fransa'da basılan Les Franco-Macons kitabında bunlar övülerek 127. sayfasında "Mısır'da kurulan mason localarının başına Cemâleddîn Efgânî ve ondan sonra Muhammed Abduh getirildi. Bunlar Müslümanlar arasında masonluğun yayılmasına çok yardım ettiler.” denilmektedir.
    Bugün dünyâda en yaygın olan mason kulüpleri Rotary ve Lions'tur. Asil, zengin, devlet adamı, ilim adamı gibi şöhret ve îtibâr sâhibi veya ileride mevki ve makam kazanabilecek kimseleri tercihen cemiyetlerine üye kaydederler.
    Üyeler arasında kabaca çıraklık, kalfalık ve ustalık gibi bir derecelendirme mevcuttur. Üye olmayanlara merâsimleri hakkında bilgi vermedikleri gibi, üyeler arasında sıkı bir bağlılık ve gizlilik isterler. Birbirlerini muhtelif işâret ve amblemlerle tanırlar. Masonluğun gizlilikle ilgili genel prensibini şu şekilde ifâde etmek mümkündür: "Masonluk kendini heryerde hissettirmeli fakat hiç bir yerde görünmemelidir.”
    Masonluğa kabul edilen şahıs, önce kendi örf ve âdetleri dikkate alınarak eğitilir. Daha sonra mason prensiplerine ağırlık verilerek, masonluk bir doktrin olarak şahsin kafasina yerleştirilir.
    Masonların insan kazanmak ve cemiyetlerini yüceltmek için yaptıkları propaganda ile icraatları arasında büyük uçurumlar mevcuttur:

    1. Masonluk, insanlık, dünyâ vatandaşlığı, enternasyonalizm gibi ilkeleri benimsediğini ileri sürer. Uygulamada ise masonlar sadece aynı teşkilât mensuplarını kardeş görür ve ancak aynı teşkilâta bağlananlara yardımcı olurlar.
    2. Îmân ve vicdan hürriyeti mücâdelesi yaptıklarını savunurlarken, asıl olarak gâyeleri başta İslâmiyet olmak üzere semâvî dinleri yok etmek ve masonluk inancını bir din gibi benimsetmektir.
    3. Kişide ehliyet ve liyakat vasıflarını esas kabul ettiğini iddiâ etmekle birlikte locaya mensubiyeti ilk plânda tutmaktadırlar.
    4. Dil ve ırk ayırımı yoktur sözlerine karşılık mason localarında bilhassa Yahûdîlerin ve dönmelerin en önemli mevkilerde bulunduğu görülmektedir. Nitekim zaman zaman masonluk, üyelerince, Yahûdî emellerine, ilkelerine vâsıta olduğu, İsrâil Devletinin kurulması için bir araç olarak kullanıldığı ve Yahûdiliğin beynelminel himâyesinin ardında bulunduğu ileri sürülerek tenkit edilmiştir.

    Türkiye'de masonluk: On sekizinci asrın başlarında Halep ve İzmir'de locaların açılması ile faâliyete geçen masonluk; Hama, Humus ve İstanbul localarını açarak genişledi. 1820'den sonra İstanbul, Makedonya, Trakya, İzmir ve Suriye'de muhtelif büyük localara bağlı localar kuruldu. O târihlerde bu localara kaydolan Müslümanlar yok denecek kadar azdı. İngiltere Büyük Locasına bağlı olarak 1856-1860-1861'de İstanbul'da açılan localara ise, başta Mısırlı Prens Mustafa Fâzıl Paşa olmak üzere, devlet ileri gelenlerinden girenler oldu. 1861 yılında Mısırlı Prens Hâlim Paşa mason Osmanlı Şurâ-yı Âlisini kurunca, Reşid Paşa, Fuat Paşa, Süleymân Paşa, Mithad Paşa gibi ileri gelen devlet adamları da mason locasına girdiler. Sultan İkinci Abdulhamîd Han bunların çalışmalarını, gâyelerini, din ve devlet aleyhine bulduğundan sıkı takibat altına aldı. Bunun için, İkinci Meşrûtiyetin îlânına kadar Türk masonlarının gelişmesi durdu. Bu devirde sâdece Selânik ve civârındaki mason locaları hummalı bir faâliyet ve canlılık içerisinde çalışmasını sürdürdüler. İkİnci Meşrûtiyetin ilânından sonra çoğunluğu mason olan Jön Türkler ve İttihatçılar (Talat Paşa, Enver Paşa, Mahmûd Şevket Paşa, Cemâl Paşa, Süleyman Paşa, Hüseyin Câhid Yalçın, Emanuel Karasu, vs.) Hareket Ordusu ile İstanbul'a gelip iktidarda söz sâhibi olunca, Osmanlı Devletinde masonlar için yeni bir dönem başladı. 25 Haziran 1909'da Türkiye Büyük Locasi kuruldu. O zaman faâliyette bulunan değişik adlardaki localar, bu kuruluşa katıldılar. Yapılan seçimde Talat Paşa büyük üstatlığa, Filozof Rıza Tevfik kâtipliğe, Albay Gâlib Bey büyük üstat yardımcılığına getirildiler. Çalişmalarına büyük bir hızla devâm eden masonlar, bütün Osmanlı ülkesinde 32 loca açtılar. Birinci Dünyâ Savaşı sırasında Bahriye Nâziri Cemâl Paşa, Şeyhülislâm Mûsâ Kâzım ve Hayri Ürgüplü, Polis Müdürü Bedreddîn Bey gibi tanınmış şahıslar da mason oldu. Birinci Dünyâ Savaşı bitip, Osmanlı Devleti işgâl edilmeye başlayınca, İttihat ve Terakkîye mensup masonlar milletin gözünden düştükleri için, masonluktan çıkarıldılar. Cumhûriyetin îlânından sonra da çalışmalarına devâm eden masonların faâliyetleri, 1935 yılında çıkarılan bir kânunla yasaklandı. 1948 yılına kadar pasif kalan masonlar, Tıp Profesörü Mim Kemal Öke'nin başkanlığında Türkiye Mason Derneğini kurdular. Türkiye Büyük Locası (Türk Yükseltme Cemiyeti) 1964'te İskoçya Büyük Locası ve 1971'de İngiltere Büyük Locası tarafından tanındı. Bugün İstanbul'da 26, Ankara'da 14, İzmir'de 18 loca bulunmaktadır (1993). Türkiye'de aralarında çeşitli anlaşmazlıklar bulunan genelde dört mason derneği vardır. Bunlar Türkiye Mason Derneği, Türk Yükseltme Cemiyeti, Türkiye Kültür ve Fikir Derneği ile Türkiye Büyük Mason Mahfili Derneğidir.

    Siyonizm ve Farmasonluk Tehlikeleri Üzerine

    Siyonist ve Farmasonlar sürekli olarak Müslümanlığa ve Müslümanlara saldırırlar. Bunlar daha ziyade perde arkasından İslâm kalesini tahrip etmeye savaşırlar.
    Farmasonlar ve Siyonistler, bütün cemiyetleri, bütün millî teşekkülleri, bilhassa matbuatı ellerine alarak Müslümanlığı yıkmağa uğraşırlar. Bunların vasıtaları bilhassa bazı siyonizmin sevdalısı dönme muharrirlerdir. Bunların asılları yahudi olduğu için Türk milletini yahudileştirmek esas gayeleridir. Sinsi sinsi İslâm’ı tehdit eden siyonistler, 1948’de İslâm topraklarında terörist bir devlet kurduktan sonra Müslümanlığa karşı taarruzlarını açığa vurdular. Nüfuzları altındaki gazetelerle Müslüman Türk’ün, dinine, imanına karşı bombardımana giriştiler.
    Bunlar müthiş bir şekilde İslâmiyet düşmanıdırlar. Vaktiyle Türklerin padişahı, onların ceddi olan yalancı mesih sabatay Sevi’yi zorla Müslüman yaptı diye içlerinde intikam ateşi yanmaktadır. Şimdi bu intikamı alacak zamanın geldiğine kanidirler.
    Bunlar Farmason ocaklarını idare edenlerin elebaşlarıdır. Filistin’de kurulan İsrail hükümeti bunlar için büyük bir istinatgâhtır. İsrail devletinin Türk devletiyle hem hudut olmasını candan temenni ederler. Zaten siyonistlerin ana gayesi de budur: Genişlemek... Türkiye’nin güneyindeki bütün hudutlarını, sahillerini ele geçirmek. Türkiye’yi kuşatarak sömürmek ve parçalamak...
    Farmasonluk da siyonistlerin elinde olduğu için siyonistler bu kanaldan Türk milletini ve devletini yıkmak için bütün güçleriyle sinsi emellerini uygulamaya koymuşlardır. Siyonistler farmasonlara sermaye temin ederler. Farmasonlar da özellikle matbuatta çeşitli basın organları vasıtasıyla İslâm’a hücuma geçerler.
    Siyonistlerin İslam dünyasındaki ana umdesi milletlerin dini ve millî taassubunu kırmaktır. Siyonistler bu sebeple bulundukları, yaşadıkları cemiyetin içinde barınabilmek için her vasıtaya müracaat eder, toplumların dini inançlarını aşındırmak için çaba gösterirler. Böylelikle kendilerini de kamufle edip kendilerine olan düşmanlıkları bertaraf etmek isterler...

    Siyonist misyonerlerinin en büyük propagandalarından biri ise şudur: Eğer Türk devleti, Yahudi devletine müzaharet ve mümaşaat etmeyecek olursa Amerika yardımından ve teveccühünden mahrum kalır. Çünkü İsrail Devletini kuran Amerika’dır. Bilhassa Salamon Truman’dır. Bu suretle Türk devletinin siyaseti üzerinde müessir olmaya çalışırlar.
    Siyonistlerin ve Farmasonların en büyük korkusu, Türklerle Araplar arasındaki kardeşlik bağlarının, ülkeler arası ilşikilerin, din kardeşliği samimiyetinin kurulmasıdır. Eğer Araplarla Türkler arasında herhangi bir anlaşma, samimi bir dostluk, hele hele siyasi bir birlik gibi şeylerin tasavvuru bile siyonistlere göre en büyük cinayettir. Bu sebeple de sürekli olarak Arapları Türklerin nazarında daima fena gösterirler. Arap memleketlerinde de Türkler aleyhinde sürekli neşriyatta bulunurlar.

    Yukarıdaki ifadeler İslâmcı bir entellektüel olan Eşref Edip Fergan’ın bundan yarım asır önce kaleme aldığı bazı makalelerinin hülasasından ibarettir. Aradan yarım asır geçmesine rağmen aynı zillet, aynı sinsi emeller devam etmektedir. Yalnızca değişen siyonistlerin ve Farmasonların Türkiye üzerinde sinsi emellerini gerçekleştirmek ve Türkiye’yi bölüp, parçalamak için daha fazla çalıştıklarıdır, ilerleme kaydettikleridir.
    Son süreçte Türkiye, Hıristiyanlaştırılmakla karşı karşıyadır. Bu noktada Hıristiyan misyonerlerinin en büyük destekçisi Siyonistler ve Farmasonlardır. Sabataycılar ise cabası...
    Türkiye Müslüman kaldığı sürece nihai hedeflerini gerçekleştiremiyeceğini bilen siyonistler, Farmasonlar, Hıristiyan misyonerleri bütün güçleriyle İslâm dinine, İslâm kalesine saldırmakta ve bu kaleyi yıkmaya çalışmaktadırlar. Amaç Türk milletinin inancını zayıflatarak Türk devletini yıkmaktadır.
    Bu nedenle Müslüman Türk milletinin kendisini ve devletini saran bu sinsi tehlikelerle savaşması bir hayat memat meselesidir.

    Fahri Güven Milli Gazete

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Cevap: masonluk

    ÇAĞIMIZDA MASONLUK TARİKATI

    Hz. Musa’ya gelen kitabın, aslından ve amacından saptırılmış ve yozlaştırılmış şekli olan muharref Tevrat’ın vaat ettiği ve hedef gösterdiği "Yahudi’nin dünyaya hakim olma" gayesine ve yeryüzü kaynaklarını İsrail hesabına sömürme ve bütün insanlığı çağdaş köleler haline getirme siyaset ve stratejisine "Siyonizm" dendiğini biliyoruz.

    Masonluk ise, hemen her ülkeye dağılmış bulunan Yahudilerin siyonist kısmının güdümünde kurulan ve o ülke halkından özel yöntemlerle seçtikleri ve meşhur ettikleri ve kendi milletine ve memleketine hıyanet pahasına, siyonist amaçlara hizmet ettirdikleri şahıslardan oluşturulan çok şerli bir teşkilat ve şeytani bir tarikattır.

    Türkiye’de meşhur devrimlerin gerçekleştirildiği 1923'lü yıllarda, Fransa’daki masonluk faaliyetlerini üst seviyeli general, milletvekili, gazeteci ve yazarlardan oluşan on kişilik bir araştırmacı heyetiyle birlikte hazırlayıp yazan ve tüm söylediklerini belgelere dayandıran ve 1924’te Paris’te 'LA DİCTATURE DE’LA MASON- Mason Diktatörlüğü" adıyla yayınlanan Fransız bilim ve fikir adamlarından A.G. MİCHEL’in bu önemli eseri, ismini açıklamaktan sakınan "ESKİ BİR SEFİR" imiz tarafından 1975 yılında Türkçeye çevrildi.

    O gün Fransa’da sürdürülen masonik faaliyetlerin aynı tarihlerde ve aynı yöntemlerle hem diğer Avrupa ülkelerinde, hem Türkiye, Mısır ve Suriye başta olmak üzere bütün İslam aleminde nasıl aynen uygulandığını ve halen nasıl olanca vahşet ve dehşetiyle siyonist dünya sisteminin yürütülmeye çalışıldığını gerçek belgeler ve bilgiler ışığında ortaya koyması bakımından çok önemli bulduğumuz bu kitabın bazı bölümlerini, parantez içinde açıklayıcı ilaveler de

    katarak özet halinde okurlarımızın dikkatine sunmayı münasip gördük.

    A - MASONLUĞUN GENEL AMAÇLARI
    1- Din adamlarının bütün hareketlerinin kanun dışı sayılması ve yasaklanması
    (Din adamlarını ve dindarları küçümseyen tavırların yaygınlaştırılması)

    2- Vatikan ile halkın ve hükümetlerin bütün alakalarının koparılması. (İslam
    ülkelerinde ve Türkiye’de ise hilafetin ilgası ve İslam birliğinin dağıtılması)

    3- Fransa’nın laikliğin boyunduruğu altına alınması (Laiklik ve modernlik perdesi altında ahlaksızlığın her yerde yaygınlaştırılması ve toplumun dini disiplinden koparılması) Fransa Batı aleminin, Türkiye ise İslam aleminin merkezi sayıldığı için siyonistlerce üs olarak seçilmiştir. Ve dünyada anayasalarında Laiklik maddesi bulunan iki ülke Fransa ve Türkiye'dir. Ve maalesef özellikle ülkemizde laiklik “din dışılık” ve “dine düşmanlık” şeklinde uygulana gelmiştir.

    4- Toplumları her türlü milli ve manevi değerlerden uzaklaştırmak, sorumsuz ve şuursuz bir nesil oluşturmak için

    eğitimin tek elden idare edilmesi (Tevhidi Tedrisat) sistemin oluşturulması.

    B - MASONLUĞUN KULLANDIĞI ARAÇLAR:
    "Masonluk kendini her yerde hissettirmeli, her türlü gücü ele geçirmeli, fakat hiçbir yerde
    görünmemelidir" prensibi ile hareket eden siyonistlere şu araçları kullanırlar:

    1- Solcu partileri teşkilatlandırmak (ve sağ-sol çatışmasına zemin hazırlamak)
    2- Sağ ve sol partilerden birini iktidara hazırlamak. (O yıpranınca öbürün devreye sokmak)
    3- Kamuoyu oluşturacak basın ve yayın organlarına sahip olmak.
    4- Toplumda etkili olacak dernek ve sendikalar kurmak.
    5- Hükümetteki bakanların ve üst düzey bürokratların masonlardan olmasına çalışmak.
    Zira masonlar gelecekteki zaferimizin keşif kolları ve irtibat ajanlarıdır.
    6- Milli hareketleri ve manevi dinamikleri ezmek ve saf dışı etmek masonların görevi ve amacıdır.

    C - TAKTİK VE PROPAGANDA İMKÂNLARI:
    1- Değişik bölgelerdeki halkların etnik sorunlarını, mezhep farklılıklarını ve kültür yapılarını
    araştırıp bunları kullanma yoluna gitmek.
    2- Milli partiler aleyhinde yoğun karalama kampanyalarına girişmek.
    3- Masonluğa zarar vermeden sağcı ve solcu partiler arasında hakemlik rolünü üstlenmek.
    4- Basın ve yayın faaliyetlerine hız vermek hatta yöresel basını bile ele geçirmek.
    5- Masonluğun talimatıyla hareket edecek yazar ve çizer takımını elde etmek.
    6- Sağcı ve solcu partiler güçlenip Mason localarına başkaldırmasın diye, çeşitli dernek

    ve sendikalar, hatta MAFYA’LAR kurarak bunları dizginlemek ve denetlemek.

    D - MASONLARIN SEÇİM OYUNLARI VE MECLİSİ KONTROL ALTINA ALMALARI:
    1- Mason partilerin ve adayların seçimleri rahatlıkla kazanabilmeleri için şartlara
    göre yeni seçim kanunları ve demokrasi oyunları hazırlamak.
    2- Mason adayların liste başı olmalarını sağlamak.
    3- Kazanan mason milletvekillerinin mecliste locaların talimatına göre hareket
    etmelerini garantiye almak.
    4- Locaya hıyanet eden mason milletvekili ve bürokratları diğerlerine de
    ibret olacak şekilde kesin olarak cezalandırmak.
    5- Bütün şereflerini, şöhretlerini ve servetlerini locaya borçlu olan üyelerin,
    masonluğun amaçlarına hizmeti birinci görev saymalarını sağlamak.

    E - İKTİDARDAKİ ADAMLARI VASITASIYLA YAPTIKLARI FAALİYETLER
    1- Dini ve ahlaki eğitimi çağdışı göstermek ve halkı dinden nefret ettirmek.
    2- Dindarların üst düzey makamlara gelmesini engellemek .


    ABD’nin Mason Devlet Başkanları

    George Washington
    James Monroe
    Andrew Jackson
    James K. Polk
    James Buchanan
    Andrew Johnson
    James A. Garfield
    William McKinley
    Theodore Roosevelt
    William H. Taft
    Warren G. Harding
    Franklin D. Roosevelt
    Harry S. Truman
    Gerald Ford

    3- Laikliğin yozlaşmasını ve yanlış uygulamasını temin etmek. Dini kavramları ve dindarları küçümsemek.
    4- Anarşistler ve vatan hainlerini korumak ve onların cezalarını affettirmek veya düşürmek.
    5- Dini ve milli gelişmeleri önlemek ve sindirmek. (Gerekirse askeri darbeleri ve ekonomik krizleri yönlendirmek)
    6- Kontrol edilemeyen ve önlenemeyen hareketleri ise beynelmilel kuruluşların baskısı ve

    yaptırımları ile etkisiz hale getirmek.

    F - LAİKLİK VE MASONLUK :
    1- Masonluğun amacına ulaşması için laiklik en önemli prensiptir. (Laikliği
    yozlaştırmak ve ahlaki kurum ve kavramların aleyhinde kullanmak gerekir.
    2- Laikliği bütün dünyaya yaymak ve manevi değerlere savaş açmak siyonizmin
    gerçekleşmesi için bir zarurettir.
    3- Masonların zaferi olan Fransız ihtilalinin en önemli meyvesi olan Laikliği
    benimsemeyen bütün kesimler ve hareketler gericidir ve düşman ilan edilmelidir.
    4- Biz masonlar Allah'ı gerçek bir varlık ve gaye olarak kabul edemeyiz. Bizim
    idealimiz medeniyettir, ibadetimiz ise beşeriyettir.
    5- Dini ve ahlaki esaslara dayalı tüm gelişmeler gerici ilan edilmeli ve bu
    hareketlere karşı laiklik silahı öne sürülmelidir.
    6- Laiklik masonluğun ve yeni medeniyetin dini hale getirilmelidir.
    7- Masonluk ve Laiklik aleyhtarı din adamı, siyasetçi, yazar ve düşünür takımı
    mutlaka etkisiz ve önemsiz hale getirilmelidir.
    8- Masonlar, faaliyet halinde bulundukları ülkenin ve milletin dini kavramlarına ve
    kurallarına özel masonik manalar yükleyerek bunları kullanmalı ve böylece kitlelere
    hoş görünmelidir.
    9- “Laiklik herkese din hürriyeti vermek değil, dinlerin esaretinden insanları
    kurtarma girişimidir”, düşüncesiyle hareket edilecektir.

    G - MASONLUK VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER:
    Daha sonra Birleşmiş Milletlere dönüşecek olan "Cemiyet-i Akvam" fikri ve planı da
    Siyonistlere aittir.
    1-Bütün dünyada mason topluluklarına istinad edecek (yani masonlar tarafından yönetilecek) bir Cemiyet-i Akvam fikri hepimizin hedefidir ve masonluk adına büyük bir güç elde edilecektir.
    2-Milletler arası Mason Cemiyeti ve New York büyük Locasının yardımı ile
    birleşmiş Milletler Cemiyetini kurmayı Ümit ediyoruz.
    3-Uluslararası meselelerde hakemlik rolü oynayacak ve Mason medeniyetinin
    kurulmasını kolaylaştıracak ve laiklik düşüncesini evrensel bir din haline sokacak
    Birleşmiş Milletler Teşkilatının bir an evvel kurulmasını bekliyoruz.
    4-Cemiyet-i Akvam'ın (Birleşmiş Milletlerin) başlıca görevleri:
    a- Barış teşkilatı çerçevesi içinde uluslararası özel ve gizli diplomasinin kaldırması
    (yani devletler arası diplomatik ilişkilerin siyonist kontrolüne ve güdümüne alınması)
    b-“Milletler arası Hukuk” diye masonik kuralların tatbikata koyulması (Böylece ülkelerdeki
    Milli kanunların kaldırılması ve halkın yozlaştırılması)
    c-Serbest alış-veriş prensibini uygula[KÜFÜR YOK] yeni ticari metotlar oluşturulması (Milli ve
    yerli ekonomilerin çökmesi ve uluslar arası ticaretin masonların tekeline alınması)
    d- Yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının ve hammadde yataklarının alım ve satımının
    dağıtım ve dolaşımının kolaylaşması (Ülkelerin varlığını sömürmek üzere zemin hazırlanması)
    e- Milletlerarası para sisteminin oluşturulması (Siyonizmin kontrolünde olan doların
    kurulacak dünya mason diktatörlüğünün geçerli parası olarak tanıtılması)
    f- Sigorta ve bankacılık başta olmak üzere işçi, memur ve öğretmen sendikalarının hayır
    ve hizmet adına kurulmuş dernek ve kurumların, sanat ve spor çalışmalarının uluslararası merkezi teşkilatlara bağlanması (Böylece bütün dünyanın ve insanlığın merkezi kontrol sistemine alınması)
    g- Önce Batılı ruhunu canlandırıp Birleşik Avrupa oluşturulması ve arkasından Dünya federasyonunun hazırlanması (Böylece amaçlanan siyonizmin dünya hakimiyetinin ve Büyük İsrail devletinin kurulması)
    h- Milletlerarası barışı korumak bahanesiyle bir askeri gücün ve yüksek adalet divanının sağlanması (NATO ve Lahey Adalet divanlarına zemin hazırlanması)

    H - O YILLARDA GELECEĞE YÖNELİK MASON PLANLARI
    1- İmha Politikası:
    a- Dini kurumların ve ahlaki kavramların,
    b- Milli hareket ve oluşumların,
    c- Yerli yatırım ve kalkınmanın mutlak yıkılması ve ortadan kaldırılması
    2- Bunlara karşılık:
    a- Dinlerin yerine laiklik adına, dinde laçkalık ve laubaliliğin oturtulması,
    c- Siyasette hile ve baskı rejimlerinin kurulması ve uygulanması
    d- Faiz sistemiyle ekonomi ve ticaretin siyonizmin tekeline alınması
    e- Basın ve yayın organları ve laik eğitim kurumlarıyla genel ahlakın yozlaştırılması
    f- Bütün kurumların Monopol yapılması (yani siyonist tekeline alınması)
    g- Milletlerarası büyük satış mağazaları zincirlerinin oluşturulması
    h- Ve nihayet Dünya mason imparatorluğunun fiilen kurulması ve siyonist sisteminin yürürlüğe konulması.
    3- İşte bu mutlu hedeflere ulaşmak ümidiyle:
    a- Fransız masonluğunun kızı (cariyesi) olan Fransa Cumhuriyetinin şerefine,

    Dünya masonluğunun kerimesi (cariyesi) olacak "Dünya Cumhuriyeti şerefine" kadeh kaldırılması

    Evet Fransa’da 1923 ve sonrası yıllarda bunlar olurken aynı girişim ve gelişmelerin, aynı merkezler ve mahfillerce Türkiye’de yapıldığını hayret ve ibretle görüyoruz. Hatta bu tür masonik faaliyetlere uzun zaman alet edilmek istenen Atatürk bir ara bu fesat şebekesini kapatmış ve onların güdümünden kurtulmaya çalışmış, ancak halis kan Yahudi olan özel doktoru Haim Naom tarafından verilen ve yavaş yavaş ölüme götüren ilaçlar sonucu saf dışı bırakılmıştır. Ve bu durumu sezdiği içindir ki Atatürk yalvarırcasına "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" demiş ama kimse oralı olmamıştır. Siyonizm ve masonluk maalesef ta o günlerde hedeflediği amaçlarına büyük ölçüde ulaşmış, yeryüzünde insanlık tarihi boyunca misli görülmemiş bir zulüm ve sömürü düzeni kurmuş, insanlığa nice yıllardır tam bir vahşet ve rezalet dönemi yaşatmış ve deccallığını ispatlamıştır.

    Ancak insanlık ve İslam alemi artık uyanmaya başlamış, Milli diriliş hareketleri teşkilatlanmış, Siyonist Yahudilerden ve mason diktatörlerden hesap sormaya, yeniden huzur ve hürriyete kavuşmaya hazırlanmaktadır. Yegane kuvvet ve kudret sahibi Cenabı Haktır ve bu şeytan saltanatı mutlaka yıkılacaktır. Siyonizmin tanıtılmasında ve insanlığın kurtuluş davasında en büyük emeği geçen başta Erbakan Hoca ve diğer Milli Görüş erleri de daima minnet ve hürmetle anılacaktır. Masonların kendilerini nasıl gizlediklerini ve sevimli gösterdiklerini belirten çarpıcı bir örnekle konumuzu kapatalım. Güzelim Türkçemizi bozmak ve yozlaştırmak için kuruluş amacından saptırılan Türk Dil Kurumu’nun sözlüğü esas alınarak hazırlanmış bir öğrenci sözlüğünde masonluk şöyle tarif ediliyor: "Masonluk: Din ve ulus ayrımı gözetmeden insanlar arasında sevgiyi geliştirmek için kurulmuş bulunan bir dernektir."

    Halbuki, “Masonların hürriyet ve medeniyet öncüleri olduğunu ve diğer Dünya masonların kıskandıracak şekilde Türkiye masonlarının huzur ve emniyet içinde bulunduğunu söyleyen ve Atatürk’ü de “masonların reisi” şeklinde gösteren ve ölünceye kadar yanından ve sofrasından ayrılmayan meşhur mason Mim Kemal Öke’ye Atatürk sert bir tavırla şu cevabı vermiştir: “Hayır Kemal Bey! Ben mason cemiyetine girmem. Bir ara girdim, ama beğenmeyip terk ettim. Ben, başkalarının değil kendi prensiplerime uyarım” cevabını vermiştir.

    KAYNAK: www.orienternet.de

  4. #4
    Kıdemli Üye Mevt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    izmir
    Mesaj
    846
    Rep Gücü
    228

    MASONLUK NEDİR?



    MASONLUK NEDİR?


    İnsanlar arasında din, dil ve ırk farkı gözetmeden kardeşlik, hürriyet, eşitlik ve adalet ilkelerini savunduğunu iddia eder, (bi nevi hümanizm)
    Yahudi milli ve dini felsefesine bir yan felsefe olarak oluşmuştur ve Avrupa'ya taşınmasıyla Hıristiyan felsefesinden de büyük ölçüde etkilenmiştir fakat temel gayesinden hiçbir şey kaybetmemiştir.
    Temel gayesi dünyayı gelecek zaman da var olacağına inandıkları bazı olaylar için ,kontrol altına almak, bir nevi ele geçirmektir. Bunun içinde insanları insan yapan ,onların benliğinin ve direncinin asıl kaynağı olan milli ve manevi değerleri bozmayı gaye edinmiştir. Bunun yanında çağlar boyu insan hayatının büyük ölçüde kontrol edicisi halini almış Ekonomik, Siyasi ve Toplumsal olayların kontrolünü de ele geçirmek amaçları arasındadır. Bunun için Masonluğun hedef kitlesi üst düzey kesimdir. Bu üst düzey kesimin önemli bir dilimi Mason dayanışması ve maddi menfaatler uğruna , bu gurubun üyesi olmuş iş çevreleridir. Bu çevreler tepeden gelen emirlere uyarak dünya ekonomisinin tek elden yönetilmesine araç olurlar.
    Diğer bir dilim ise Siyasilerin dilimidir, ki ekonomik ve toplumsal olayların en etkili kontrolü yönetici kadronun elindedir.
    Bir başka dilim ise MEDYA dilimidir, bu bana göre en önemli dilimdir. Toplumsal, siyasi ve ekonomik olaylar birbiriyle daima etkileşim içindedir. Bu etkileşimi topluma yansıtan araç ise medyadır. Medyayı kontrol altına almakla toplumu yönlendirmek ,yerine göre uyutmak ve düşünemez hale getirmek, yerine göre de ayaklandırmak kaosa sürüklemek mümkündür. Çünkü insanlar gerçeği görüp duyduklarından ibaret sanma gibi bir yanılgıya sıkça düşerler. Masonlukla ilgi diğer bir nokta ise ciddi bir gizlilik anlayışıdır. Bu gizlilik anlayışı Masonik sırların ve öğretilirin gizli kalmasını sağlamak. Bu yolla temel amaçlarının deşifre edilmesini engellemek istenmiştir. Masonluğun gizlilikle ilgili genel prensibini şu şekilde ifade etmek mümkündür : "Masonluk kendini her yerde hissettirmeli fakat hiçbir yerde görülmemelidir ." Ve görüyoruz ki masonluğun bu gizlilikle hedeflediği bir başka şeyde toplum üzerinde psikolojik bir etki oluşturmaktır. Çünkü İnsan Psikolojinde var olduğu bilinen ,hissedilen fakat görülemeyen, gizlenen şeylerin etkisi büyüktür. Masonik sırları saklı tutmayarak masonluğa ihanet eden kişlerin başlarının kesilip, diğer masonlara ibret olması açısından çubuklarara saplanıp sergilenişi tasvir eden bir çok resim mevcuttur. Bu tip örnekler çağımızda olmamakla birlikte, ortaçağ da sık sık yaşanmaktaydı. Masonlara göre ise kendilerini çok daha farklı ifade ederler. Örneğin " Masonluğa saldıranların ve masonları kötüleyenlerin en büyük korkusu, Masonluğun ne olduğunun ve ne olmadığının toplumda iyice ve açıkça anlaşılmasıdır." sözleriyle masonluğun aslında "açıkça ve iyice anlaşılmak " istediğini, fakat art niyetli kişilerin bunu engellediklerini ifade etmeye çalışmışlardır . Bu söze cevabımız şu olacak. Eğer masonluk "açıkça ve iyice anlaşılmak "isteseydi, elinde ki imkanlarla bunu pek ala yapabilirdi. Fakat günümüze kadar süslü cümlelerle dolu EDEBİ(!) açıklamalarla masonluk olduğundan farklı gösterilerek hep gizlenmeye çalışılmış. Burada söz oyunlarının aslı muhatabı masonlardır, asıl onlar "açıkça ve iyice"tanınmaktan korkarlar. Bu nedenle hep gizli örgütlenirler, çoğu insan Masonluk diye bir kurumun varlığından bile habersizdir. Toplantılarını kapalı kapılar ardında yapıp gizlilikten taviz vermezler,birbirleriyle "LEMS" denilen özel işaretlerle anlaşırlar. Tüm bunlar masonluğun ne derece tanınmaktan korkan bir kurum olduğunu gözler önüne seriyor. Bu nedenle masonluk üzerlerindeki meraklı gözlerin baskısını az da olsa azaltmak için Türkiye masonları son zamanlarda göstermelik etkinlikler, sergiler düzenlemişlerdir. Masonlar Masonluğu şöyle de tarif ederler ; "Masonluk, tüm insanların ve tüm toplumların barış ve mutluluğunu amaçlayan, bireylerin bu yolda ilerlemelerini sağlayan bir sistemdir." Yukarıda insanlık,dünya vatandaşlığı ve enternasyonalizm gibi ülküleri benimsediği, Masonların barış ve mutluluk için çalıştıkları öne sürülüyor. Uygulamada ise masonlar sadece aynı teşkilat mensuplarını kardeş görür ve ancak aynı teşkilata bağlananlara yardımcı olurlar,burada hedeflenen insanlığın değil masonluğun mutluluğu ve barışıdır. Masonlara göre masonluğun birbaşka amacı ise; " Özgür düşünceli, iyi ahlâklı, bilgili, erdemli, kendi toplumlarını ve insanları seven, onların evrimsel doğrultuda gelişmeleri ve mutlulukları için özveriyle çaba gösteren, adaleti öncelikli tutarak savunan, kendi sahip oldukları değerleri başkalarına da kazandırmaya çalışan insanların giderek daha çok sayıda yetişmelerinin sağlanması."olarak ifade edilir. Yukarıdaki sözlerle şunu da anlıyoruz ki masonluk çok sayıda edebiyatçıya sahip .Tüm toplumca taktir edilen bir çok değer burada süslü cümlelerle masonluğun amacına dönüşmüş. Gerçek ise bundan çok farklıdır. Cümle cümle ele alalım. Özgür düşünceden bahsediliyor, yıllarca masonluk tabiri ile "tıpkı bir küp taş gibi yontulmuş", kontrol altına alınmış,şekillendirilmiş, masonluğa uygun olmayan düşünceler(!)den arındırılmış beyinlerin özgür düşünceli olduğundan bahsedilmesi mantık dışıdır. Masonlukta özgürlük insanın manevi ve milli kimliğinden "bağımsız kalarak" kendini masonik değerlere bırakması, her zaman önceliği masonik değerlere tanımasından ibarettir. İyi ahlak, bilgi ve erdemden bahsedilir, bunlar tüm insanlarca takdir edilen değerler olduğu için, burada cümleyi süslemek için kullanılmıştır. Günümüzde masonluk maddi menfaatleri amaç edinmiş, politik,ekonomik ve kişisel hırslarına kapılmış, insanların topluluğudur. Zaten masonluk kurumu da "Maşa olarak " kullanabileceği kişileri kabul eder. Hiç bir zaman bir kasap, manav, ilkokul öğretmeni mason olamaz, ne derece ahlaklı, bilgili, erdemli olursa olsun. Fakat bunun yanında bir holding patronu yada politikacı, ne kadar pis meziyeti olursa olsun mason olabilir. Buradan da şu sonucu çıkarabiliriz ki Masonluk menfaatlerine uygun kişiler seçer, kişiler menfaatleri için mason olur. "Kendi toplumlarını ve insanları seven, onların evrimsel doğrultuda gelişmeleri ve mutlulukları için özveriyle çaba gösteren" ifadesi ise başlı başına çelişkidir, çünkü mason kardeşliği, masonik amaçlar her zaman milli, manevi toplumsal anlayışın her zaman önünde tutulur . Dil ve ırk ayrımı yoktur sözlerine karşılık mason localarında bilhassa Yahudilerin ve dönmelerin en önemli mevkilerde bulunduğu görülmektedir. Türkiye masonluğunun temellerini Selanikli sabetaycılar(gizli yahudiler) atmışlardır. Bu günde sabetaycılar ve masonlar arasındaki dayanışma devam etmektedir, bu hal yahudilik ve masonluk ilişkisini gözler önüne seren örneklerden biridir. alıntı

  5. #5
    Tecrübeli Üye yavuz01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesaj
    395
    Rep Gücü
    1199

    Cevap: MASONLUK NEDİR?

    belki söylenti belki rivayet o kadar çok söylenti varki gerçeklerle birebir örtüşen.....o zaman bize ne düşüyor bizde millet olarak bir kat üstün olma yollarını arasak ve birlikte hareket etmesini öğrensek deymeyin gamlı yaslı gmnlümüze....sırtımız yere gelmez ......şuan bile gelmediğine göre

Benzer Konular

  1. REFLÜ NEDİR??
    PERİMM Tarafından Sağlık Sorularınız Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 21-08-2010, 01:06 AM
  2. Kabala ve masonluk
    ajan Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-08-2010, 10:29 PM
  3. Loyd nedır ?
    orkuorkun Tarafından Denizcilik, Balıkçılık Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-08-2008, 07:46 PM
  4. SİNEMOSKOP NEDİR?
    Runaw@y Tarafından Genel Kültür Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-10-2007, 06:09 PM
  5. VİTAMİN NEDİR ?
    pandura Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-10-2007, 02:09 PM
Yukarı Çık