1. Sayfa, Toplam 5 123 ... SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 46
  1. #1
    RSS HABER
    Üyelik tarihi
    Feb 2006
    Mesaj
    34
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    14

    Reenkarnasyon (yeniden doğuş)

    Öncelikle şunu anlamalıyız.evrensel yasaların yaşamla ilgili en önemlisi reankarnasyon yeniden doğuştur.bütün canlı hayat için bu yasa işin belkemiğini oluşturur.rabbimiz adaletli ve esirgeyen ,gözetendir.hiç bir kula var oluş programında hak geçirmez.normalde etrafımıza baktığımızda adaletten Eser göremeyiz.kimi çok zengindir .kimi çok fakir kimi güzeldir kimi çirkin bazen özürlü. bazende bir kul doğar ve belki bir kaç dakika sonra ölür.yaşam içinde bu kısır bir döngüdür bu şekli ile baktığımızda adaletten söz edilemez.işin en önemli kısmı insan varlığı esas olarak fizik beden ve enerji bedenden oluşur fizik beden ruhun evidir ve bir kabuktur. enerji bedense olümsüzdür ve yaşam aslında enerji bedenin gelişimi ve tekamülü için vardır.bir enerji beden varlığı ana rahminden dünyaya gözlerini açtığı andan sonra gelişimine başlar.yaşam dediğimiz imtahan başlamış olur.kader ve kişinin hayatı yorumlama biçimine göre gelecek yaşamlarını belirler.bir örnek vermek gerekirse geçmiş yaşamda çok büyük düşmanı olduğu ve zarar verdiği bir kişi bu yaşamında bankadan kredi istediğinde .banka müdürü olur.ruhsal varlığımız aslında her türlü evrensel bilgiye sahiptır.ama benlik ve şuur bunu algılayamaz veya bir bölümünü algılar.

    Yaşam programında ruhsal varlığımızın gelişimi esas alınmıştır.geçireceği tekamüle göre esaslar belirlenir ve anne, baba bu gelişim bir parçası olarak seçilir.bir yaşam ruh için asla yeterli değildir.zengin bir kişinin geçireceği gelişimle fakir veya özürlü bir kişinin geçireceği gelişim asla bir olamaz.
    Bu yaşam sahnesinde elde ettiklerimiz ve aldığımız dersler gelecek yaşamda daima ileri adım atarak devam eder ve adalet sistemi böylece oluşmuş olur.

    2-reankarnasyon olgusu m.ö bile vardı eski mısır da iyice var olarak günümüze kadar ulaşmıştır.

    3-hipnozda elde edilen ve araştırılan olaylar şaşırtıcı boyutlara ulaşmıştır.hala araştırmalar kürsülerde sürmektedir.

    Reenkarnasyon'un anlamı

    Enkarne: ete (bedene) girmek
    Reenkarnasyon: tekrar ete (bedene) girmek

    Basit olarak anlatıldığında reenkarnasyon (tekrar doğuş, tekrar bedenlenme, ruh gezisi) ruhun, doğum ve ölüm sirkülasyonu sayesinde tekrar tekrar insancıl varoluşa geçmesi anl***** gelir. Amaç sonsuz tekamüle ulaşmaktır.

    Bütün büyük dinler ve dünya görüşlerinin öğretilerinde bu sirkülasyonun, yani ruhsal boyuttan materyal boyuta ve tekrar ruhsal boyuta geçmenin, gerekli olduğunda yatar.
    Ruhun öğrenmek zorunda olduğu tüm dersler ve görevler bittiğinde, yani tekamülü tamamlandığında ancak bu sirkülasyon sona erer ve ruh sonsuzlukta yerini bulur.

    Her ruhun amacı o büyük tekliğe, bütünlüğe dönüştür. Burada artık iyiyi veya kötüyü, siyahı ve beyazı, karanlığı ve aydınlığı birbirinden ayıran tezatlık kuralı geçerli değildir.

    Reenkarnasyon anlayışına göre yaşam bir okuldur ve bu okulda her insan ayrı bir sınıfta dersini öğrenmeye çalışır. Hayatımızda yaşadığımız krizler, zorluklar birer sınavdır. Ve eğer kendimiz üzerinde çalışır ve bu sınavları aşarsak, hedefimize ulaşmış oluruz.

    Ruhların tekrar doğuşu ile ilgili katı bir kural veya sıralama yoktur. Bu tamamen öğrenilen veya öğrenilemeyen dersler ile ilgilidir. İnsan karmasını tamamlayana kadar yaşamda varlığını sürdürür. Yani hatalar veya kötü eylemler iyilerle yok edilene kadar.

    Reenkarnasyon'a göre insan eski yaşamında aldığı tüm tecrübeleri ve farkındalıkları yeni yaş***** "getirir" veya "ilave eder" ki, bu yeni yaş***** olgunluk, maneviyat ve bilgelik kazandırabilsin.

    Eflatun'a göre reenkarnasyon iki türde varolur:

    1. Seçim sistemi: Buna göre ruh eski yaşamındaki eylemlerine uyacak bir hayvan veya insan bedeni seçer. Yani ruh yaşam koşullarını önceden seçmiş ve böylece kaderini belirlemiş olur.

    2. Denge sistemi: Burada yeni yaşam tamamen eski yaşama bağlıdır. Eski yaşamda yapılan hataların acısı yeni yaşamda çekilir. Örneğin zenginken fakiri horlayan birisi yeni yaşamında fakirin durumuna düşebilir ve onun çekmiş olduğu acıların aynısını yaşar.

    Bu iki sistemde de anlatılmak istenen şu anki yaşamın bir sonraki yaşamı etkilediği veya etkileyebileceğidir.

    her koşul bütün kullara eşit bir sistemde sunulur.bu yaşam şartlarını nasıl değerlendiğimize göre bir sınav yaşanacaktır.ve tabii ki bu bir takım sonuçları yaratacaktır.

    bizim hayatı nasıl yorumladığımız gelişimimizi sağlayacaktır.ruhsal varlığımız en üst olgunluk seviyesine çıktığında var oluş süreci biter.bu hayatımızda gördüğümüz
    adalet sistemi hiç hak geçirmeden bütün kullara sunulur.ömür.güzellik.çirkinlik.özürlü olmak,zenginlik ,fakirlik,mutluluk mutsuzluk.asla hak geçmez .tüm şartlar ruha sağlanır ve sınavın sonuçları bir sonraki yaşam şartlarını belirler daima ileriye çalışır.
    Yaşam şartları hristiyan,müslüman bu her hangi bir dinde şehirde ve koşulda .bütün kullarına eşit şartlar verilir.bir kula bir saat veripte öbür kuluna 100 yıllık bir yaşam kredisi veriliyorsa işte bu dengeler içinde neden diye sormak gerekir.kimseye bir ayrıcalık tanınmaz.sistem evrensel yasalarla büyük bir düzen içinde çalışır.rabbimizin kullarına sağlayacağı adalet ancak reankarnasyon yasası ile oluşur.

    4-reankarnasyon un en büyük amacı kişinin gelişiminin nerde bittiği ve bu yaşamda yapılacak işlerin hangi boyutta ve önemde olduğudur.bu bilinirse yaşam kredisi çok daha dikkatli kullanılır. Bazı olaylar kişi tarafından doğru yorumlanırsa büyük bir kazanç olacaktır .

    5-ünlülerle yaptığım hipnoz seanslarından bazı örnekler

    fatih yürek
    eski mısırda küçük bir firavun totankamon un çocuklarından biri, rekabet yüzünden diri diri labirentin birine gömülüyor orada çok büyük acılar çekerek ölüyor.mısır hakkında inanılmaz bilgiler verdi ve piramitlerin yapımında sirius gezegeninden geldiklerini anlattı.çok ilginç bir seansttı.to secret ta yayınlandı.

    Ekin
    Çok güzel bir seanstı.canlı yayında yapmıştım .cezayirde yaşamış ve savaşta ölmüştü.cezayir ritmi ile kuddüm çalmıştı.herkes çok etkilenmişti.

    Canan mutluer
    Yayınladığım 3.göz programı için bir çekim yapmıştık.seans sırasında istanbul da büyük bir deprem olcağını görmüştü.ve 1 ay sonra deprem gerçekleşti.
    Kendisi etna yanardağı sırasında ölen kutsal bir rahibe imiş.

    Dansöz sibel gökçe
    Bir önceki yaşamında sakat olduğunu ve intahar ettiğini çok büyük acılar çektiğini anlattı.çok üzülmüştük.

    İzel
    Yine canlı bir yayında konuk olan izel seansta pastacı bir kız olduğunu ve çok fakir yoksul yaşamını gözyaşları içinde star da anlatmıştı

    Hamiyet
    Bir yörük kızı iken ailesini kaybedip ormana sığınıyor.vahşi bir yaşam ve gerginlik veren dram dolu bir yaşam geçirdiğini yine göz yaşları içinde bizlerle canlı yayında paylaşmıştı

    Ali şan
    Zor bir seans oldu .kendisi çanakkalede şehit düşmüştü.savaşın vahşetini gözler önüne sermişti.

    Hande ataizi
    Fransada yaşayan ve ilaç imal eden bir gruba mensupu.engizisyon tarafından ölüme mahkum edilmişti,

    Yaşar alptekin
    Korsanlıkla geçen bir yaşam çizgisi ve diğer rakipleri tarfından duvarlar örülerek ölüme mahkum edilmiş.hem zor hemde tüylerimizi diken diken eden bir seanstı .yavaş yavaş ve acı dolu ölümü beni çok etkilemişti.

    Futbolcu kompella
    Sevgili kompela mistik yetenekleri olan spiritüel biri idi çok yeteneli olduğu için seans çok zevkli geçmişti.çok ilginçtir kuzey kutbunda yaşamış bir eskimo olduğunu ve bir buz ayısı tarafından parlaçalandığını anlatmıştı

    Cler voyance -duru görü yeteneğim olduğu için bir kişiye ait vizyonları görme yeteneğim var
    Yaptığım ritüellerde gördüğüm karmalar şöyle:

    HÜLYA AVŞAR
    ANTALYA VE ANAMUR CİVARINDA YAŞAMIŞ GÖÇER BİR YÖRÜK KAVMİNDEN.ÇOK ZOR YAŞAM ŞARTLARI VE VİZYONDA GÖRDÜĞÜM KARELER,GERÇEKTEN İÇİMİ ACITTI DESEM YERİDİR.ÇOK ÇOCUKLU BİR AİLE ,KEÇEDEN ESKİ BİR ÇADIR,KAR SOĞUK VE AÇLIKLA MÜCADELE .YÜZÜ BİR KEZ GÜLMEMİŞ MAVİ GÖZLÜ AFACAN BİR KIZ ÇOCUĞU.CİĞERLERİ KISA YAŞAMI BOYUNCA ÇOK RAHATSIZLIK VERMİŞ.OTLARDAN YAPILAN YEMEKLER.KEÇİLER.ÇATLAK ELLER VE DUDAKLAR.BANYO YOK SICAK BİR YATAK YOK.İÇLER ACISI BİR DURUM.15 YAŞINDA BİR GIRTLAK AZALSIN DİYE OBADAN BİR GENÇLE ZORLA EVLENDİRİLİYOR.2 ÇOCUĞU OLUYOR.BÜNYESİ ÇOK ZAYIF .3. ÇOCUĞUNU DOĞURURKEN 27 YAŞINDA ÖLÜYOR.MEZARI ANAMUR DA BİR TEPEDEDİR.

    HINCAL ULUÇ
    SEZAR ZAMANINDA ROMA DA YAŞAMIŞ ÇOK İTİBARLI SENATO ÜYESİ BİR KONSÜLDÜ..SEZAR A SADAKATİ VE YAKINLIĞI İLE TANINIYOR.SEZAR IN SIRDAŞI VE AKIL HOCASI.KANUNLARIN YAPILIŞINDA SEZARA ÇOK ÖNEMLİ FİKİRLER VERMİŞTİR.EVLİ VE 3 ÇOCUK BABASI MUHAFAZAKAR BİR KİŞİLİKTİ.
    AİLESİ SEZAR A AKRABA İDİLER.SEZAR IN YÜKSELMESİNDE ÇOK BÜYÜK KATKILARI OLMUŞTUR.ÇOK ADALETLİ ,AKILLI,OTORİTER BİRİ İDİ.
    SEZAR ONUN FİKİRLERİNE ÇOK SAYGI DUYMUŞTUR.
    SEZAR IN KLEOPATRA İLE OLAN İLİŞKİSİNE ASLA SICAK BAKMAMIŞ VE ONU SÜREKLİ İKAZ ETMİŞTİR.BU İLİŞKİNİN SEZAR I YIPRATACAĞINA İNANMIŞTIR.
    SEZAR IN MISIRI ELE ALMANIN GEREKLİ OLDUĞUNU SÖYLEMESİ ÜZERİNE BU İLİŞKİYİ KABULLENMİŞ AMA HEP UZAK DURMUŞTUR.BUNU SEZAR IN BİR ZAAFI OLARAK GÖRMÜŞTÜR.
    ÇOK ZENGİN VE RAHAT BİR YAŞAMI OLMUŞTUR.SEZAR IN ÖLDÜRÜLMESİNDEN SONRA ROMA DAN GİZLİCE AİLESİ İLE KAÇMIŞ .VE 81 YAŞINDA PALERMO DA ÖLMÜŞTÜR.

    CEM YILMAZ
    İSPANYA DA YAŞAMIŞ BİR ÇİNGENEDİR.HAYATI SIKINTILI VE ZOR GEÇMİŞTİR.PARASIZLIK VE AÇLIK.ATLI BİR ARABA VE BÜTÜN BİR AİLENİN BARINAĞI GENÇLİĞİ BÖYLE GEÇMİŞ.2 KERE PARA ÇALMAKTAN YARGILANMIŞ VE HAPSE GİRMİŞ.
    BABASI ÇALIŞTIĞI SİRKE 17 YAŞINDA YANINA ALIR VE DEĞİŞİK RENKLİ BİR YAŞAM BAŞLAR.
    İP CAMBAZLIĞINI KISA ZAMANDA ÖĞRENİR.YERE AĞ GERMEDEN AKROBASİYİ İLK KEZ DENER VE İNSANLARIN KORKU DOLU BAKIŞLARI İÇİNDE GÖSTERİSİNİ İNANILMAZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜR .KISA ZAMANDA ÜNLENİR.SİRK DOLAR TAŞAR.KADINLAR İÇKİ.VE AŞIK OLUR EVLENİR.FAKAT SÜREKLİ GEZMEK ZORUNDA KALMIŞTIR.
    ÇALIŞTIĞI SİRKİN SAHİBİ HASTALANIR VE ÖLÜR SİRKİ ONA BIRAKIR.ŞANSI DÖNMÜŞTÜR.YORGUNDUR VE AŞIRI BİR KUMAR VE İÇKİ MERAKI ONU DAHA DA YORACAKTIR.BÜTÜN PARASINI ÇAR ÇUR EDER.ELDE OLANDA YAŞLILIK İÇİN UÇUP GİTMİŞTİR.YORGUN HASTA VER PARASIZ BİR ŞEKİLDE 76 YAŞINDA VALENSİYA DA ÖLÜR.

    OKAN BAYÜLGEN
    FRANSA DA YAŞAMIŞ ÇOK ÜNLÜ BİR HALK ŞAİRİ İDİ.TİYATRO OYUNLARI DA YAZMIŞTIR.ASİL OLMAYAN AMA VARLIKLI BİR AİLEDEN GELİYORDU.
    ÇOK ÇAPKIN BİR İNSANDI AŞIKLARINA YAZDIĞI ŞİİRLER SERANAD ŞEKLİNDE DİLDEN DİLE DOLAŞMAKTA İDİ BU GÜN BİLE SÖYLENMEKTEDİR.
    KADINLAR ETRAFINDA PERVANE OLUYORLARDI.5 EVLİLİK YAPTI.
    BİR MÜDDET İNGİLTERE DE YAŞADI .SONRA PARİSE DÖNDÜ.
    KENDİ ADINA BİR TİYATRO VE OKUL KURDU.
    KADINLAR YÜZÜNDEN BAŞI HİÇ DERTTEN KURTULMADI.ÇOK SEVDİ VE SEVİLDİ.AŞK ÜZERİNE YAZDIĞI BİR ÇOK ŞİİRİ VARDIR.
    ŞİRLERİNİ OKUDUĞU ZAMAN KADINLAR KENDİNDEN GEÇİYORLARDI.
    AŞIK OLDUĞU BİR KONTESİN KOCASI ONU DÜELLOYA DAVET EDİYOR.VE 56 YAŞINDA ÖLÜYOR.MEZARI ÇİÇEKLERİ ÇOK SEVDİĞİ İÇİN VASİYETİ ÜZERİNE GRES TEDİR.

    İLHAN MANSIZ
    ÇOK ÜNLÜ BİR RUS BALETTİ.ÇOK HAREKETLİ VE ÇALKANTILI BİR YAŞAMI OLDU.YAŞAMI BOYUNCA HER ÜLKEDE RESİTALLER VERDİ.ÇOCUKLULUĞU ÇAR ZAMANINDA RUSYA DA YAŞAMIŞTIR.BU ÇOK SIKINTILI VE ZOR BİR DÖNEMDİR.ÜNLÜ BİR BALET OLMAK İÇİN LONDRA YA GİTTİ.ÇOK ÇALIŞTI.
    ORADA HARİKA BALE GÖSTERİLERİ YAPTI ALKIŞLAR ÖDÜLLER.RENKLİ AMA MUTSUZ BİR YAŞAM ÇOK YALNIZDI.BALE ONUN HER ŞEYİ İDİ
    VÜCUDU ADETA BİR LASTİK GİBİYDİ.HER HAREKETİ BÜYÜK BİR ZERAFETLE YAPIYORDU.HİÇ EVLENMEDİ.YAŞAMI YALNIZCA DİSİPLİN İÇİNDE BALE İLE DOLU, ÇALIŞMAKTAN İBARETTİ.ÇOK BÜYÜK BİR AŞK YAŞADI FAKAT TERKEDİLİNCE AŞKA DA KÜSTÜ.YAŞAMININ SON YILLARINI PRAG DA GEÇİRDİ.ÇOK BÜYÜK YETENEKLER YETİŞTİRDİ.70 YAŞINDA PRAG DA ÖLDÜ.

    TARKAN
    İTALYA NIN GÜNEYİNDE YAŞAYAN ASİL BİR AİLEYE MENSUPTU.ÇOK MUTLU BİR ÇOCUKLUK GEÇİRDİ.AİLESİ SANATA ÇOK DEĞER VERİYORLARDI.KÜÇÜK YAŞTA MÜZİĞE PİANO ÇALARAK BAŞLADI.ÇOK ÖZEL DERSLER ALARAK ŞANA BAŞLADI.METZO SOPRANO SESİ İLE HERKESİ BÜYÜLEDİÇOK GÜZEL BİR KADINDI..MÜZİK EĞİTİMİ ALMAK İÇİN AMERİKA YA GİTTİ.
    HER ÜLKEDE KONSERLER .ÇOK TİTİZ VE MÜKEMMELİYETÇİ BİRİ İDİ.BU YÜZDEN AŞKLAR YAŞAMASINA RAĞMEN HİÇBİR ZAMAN EVLENMEDİ.ŞAN TEKNİĞİNE TİZ SES TEKNİĞİNE YENİ KULLANIMLAR GETİRDİ.HAYRANLAR ALKIŞLAR.PARA SIKINTISI OLMADAN SON DERECE LÜKS BİR YAŞAMI OLDU.
    YAŞLANDIĞINDA AİLESİ İLE YAŞADIĞI ŞATOYA KAPANDI.MEZARI TANZARO DA DIR.

    HAKAN ŞÜKÜR
    FATİH SULTAN MEHMET ZAMANINDA YAŞAMIŞTIR.FATİH MACARİSTAN A GİTTİĞİNDE ANNESİ BEYAZ RUS BABASI MACAR OLAN KÜÇÜK BİR ÇOCUĞU YANINDA GETİRİR.ONA HOCALARLA DİSİPLİN İÇİNDE HARİKA BİR EĞİTİM VERİRLER.BÜYÜNCE YENİÇERİNİN BAŞINA GEÇER.SARAYA YENİ GELMİŞ BİR CARİYE İLE EVLENİR.SAVAŞLAR ZAFERLER.YORUCU AMA ÇOK DEBDEBELİ BİR YAŞAM.FATİH İN SEVGİSİNİ KAZANIR.
    KISIR BİR DÖNGÜ İÇİNDE GEÇEN TEHLİKELİ BİR YAŞAMI OLMUŞTUR.
    FATİH BİZANS I FETH EDERKEN ONU DA BERABERİNDE GÖTÜRÜR.İSTANBUL A SURLARDAN İLK GİRENLERDENDİR.FATİH İN ŞAŞALI DÖNEMİNDE HEP YANINDA VE SADAKATLE YER ALMIŞ VE ÖDÜLLENDİRİLMİŞTİR.FATİHİN VEFATINDAN SONRA MACARİSTAN A GİDER VE 78 YAŞINDA BUDAPEŞTE DE ÖLÜR..

    NECDET SEZER
    FRANSA DA YAŞAMIŞ ÇOK ÜNLÜ BİR HUKUK ADAMI İDİ .
    AYDINLIK DÜŞÜNCELERİ VE İLERİCİ FELSEFESİ TARİHTE HUKUK AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİDİR.
    HAYATINI ANAYASA DOKTRİNLERİNE ADAMIŞ.BİR İNSANDI.
    BÜROKRAT VE TANINMIŞ BİR AİLEDEN GELİYORDU.
    YAŞAMI MARSİLYA DA GEÇTİ.ÇOK BAŞARILI BİR HUKUK EĞİTİMİ GÖRDÜ .
    BABASI DA KENDİ GİBİ HAYATINI HUKUK DOKTRİNLERİNE ADAMIŞ BİRİYDİ.
    DAHA SONRA PARİS E GELDİ VE ÜNİVERSİTEDE TANIŞTIĞI MESLEKTAŞINLA EVLENDİ.ÇOK DİSİPLİNLİ BİR YAŞAM SÜRDÜ.
    REFORMİST DÜŞÜNCELERİ OLAN BİRİYDİ.
    3 ÇOCUĞU OLDU VE NİS TE YAŞAMINI YİTİRDİ.

    ORHAN PAMUK
    BİZANS DÖNEMİNDE YAŞADI.SIRADAN SAYILACAK ŞİMDİKİ YAŞAMI İLE KIYASLANMAYACAK BİR YAŞAMI VARDI.BİR KADIN OLARAK DOĞDU.ORTA HALLİ BİR AİLEDEN GELİYORDU.BABASI BİR DOKUMACI İDİ.
    TUTUCU BİR HRİSTİYAN AİLEYE MENSUPTU.GENÇ YAŞTA EVLENDİRİLDİ.4 ÇOCUĞU OLDU 21 YAŞINDA ESKİ İSTANBUL DEPREMİNDE DUVAR ALTINDA KALARAK VEFAT ETTİ

    REANKARNASYONA İNANMANIZ İÇİN EVRENSEL YASALARI BİLMEK VE BU KONUYU İNCELEMEK GEREKİR.BU BİR ADALET VE EĞİTİM MEKANİZMASIDIR.
    HİÇ BİR FENOMEN VARKEN YOK OLAMAZ.
    RUHLAR VAR OLUR VE ÇEŞİTLİ EĞİTİMLERDEN GEÇER SINAVLARA TABİİ TUTULURLAR.
    BÜTÜN KUTSAL KİTAPLARDA YENİDEN BEDENLEŞMEDEN BAHSEDER.
    HATTA HZ İSA'NIN ENKARNE OLMASI GÜNDEMDEDİR.
    BU KONUYA DİRETENLERE ŞUNU SÖYLEMEK İSTERİM.BİR KERE VAR EDİLDİĞİNİZİ GÖZLEMLİYOR ,BİLİYORSUNUZ DA BUNUN TEKRAR EDİLECEĞİNE NEDEN İNANMIYORSUNUZ.
    DE JAVU HER AMAN REANKARNASYON DEMEK DEĞİLDİR ÇÜNKÜ İNSAN TELEPATİ İLE DONATILMIŞ BİR VARLIKTIR.DEĞİŞİK BİR TAKIM HİSLERE SAHİPTİR.
    REANKARNASYON VE EKMİNEZİ KONUSUNA YAŞAMIMI VERDİM HALA DA ARAŞTIRIYORUM.AMERİKA DA KÜRSÜLERİ OLAN BU KONUYU TÜRKİYE DE UĞRAŞLAR VEREREK İNSANLARA SUNDUM.MAALESEF BEBEK ADIMLARI İLE İLERLİYORUM..

    Astrolog Esin Uzer

  2. #2
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    34
    Rep Gücü
    463

    Cevap: Reenkarnasyon (yeniden doğuş)

    Alıntı Cinistan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    melek

    Bu aralar televizyonlarda sıkça konu ediliyor. Birkaç çocuk önceki yaşantılarında başka kişiler olduklarına inanıyorlar. Ve televizyonlar da bu konuları bence daha çok reyting amaçlı olarak program konusu yapıyorlar. Öyle olmasa bile acaba bu konunun aslı ne olabilir?

    Herşeyden önce şunu baştan bilmek gerekir. Reenkarnasyonun olması için herşeyden önce, ölen bir kişinin ruhunun öte alemde yaşaması gerekir. Yani soru şudur. İnsanın ruhu ölümsüz müdür? Yoksa bu bir aldatmaca mıdır?

    Vikipedi:

    (...)
    Reenkarnasyon - "bedensiz ruh varlıklar"ın aldatmacası

    Eğer insanların zihinleriyle oynayabilen "bedensiz ruh varlıklar" varsa insanlara herşeyi inandırabilirler. Hipnoz beyni etkilemek değil midir? Ya da "haberci rüyalar" nedir? Beyine sesler, görüntüler, uykuda veya yarı uykudayken vs. verilebiliyorsa her şey olur. İnsana birçok şey inandırılabilir. Uyuşturucu kullanan kimselerin - bir tür uykululuk hali, beynin çalışmasının yavaşlatılması - halusinasyonlar görmesi tastlantı mıdır? Konular farklı adlar taşısa da - hipnoz, reenkarnasyon, durugörü, telepati, ruhsal irtibat, astral seyahat vs.- özünde aynı şey var; ruhçuluk. Daha doğrusu "bedensiz ruh varlıkların" insanların zihinlerini uyurken rüyalarla, uyanıkken önce çeşitli yöntemlerle uyuşturarak - örneğin hipnoz veya trans - (aracılık eden kişiler olan ve olmayan şekilleriyle) zihinlerini ele geçirmeleri ve sonra da istedikleri sesleri, görüntüleri, bilgileri o kişinin belleğine yerleştirmeleridir. Örneğin bir çocuğun zihnine önceki yaşantısına ait olduğuna dair birtakım veriler yerleştirilirse, bundan reenkarnasyon inancı oluşturulur. Çocuk gider önceki ailesine ait evi eliyle koymuş gibi bulur, aile fertlerini tanır vs. Bazı kişilerin başından geçenlerin anlatıldığı olayların konu edildiği yazılar var. Bütün hepsi ruhçulukla ilgili ve sonuçta insanların beyinlerinin yapay olarak etkilendiği ve yanlış inançların oluşması için maksatlı olarak tertiplenmiş aldatmacalardır. Tabii insan kaynaklı değil. Yoga, meditasyon ve zikir gibi uygulamalar zihnin düşüncelerden arındırılması değil midir? Neden hipnozda birine gevşe, hiç birşey düşünme denir? Pharmakia (bugünkü kullanımı Pharmazie) sözcüğünün ruhçulukta kullanılan ve zihni uyuşturan uyuşturucu maddelerle ilgisi vardır. Amaç beynin kullanılabilir bir hale, kıvama getirilmesidir, yavaşlatılmasıdır ki, "bedensiz ruh varlıklar"ca kontrol edilebilsin. Bir örnek zikirdir: İnsanın zihninden düşünceleri boşaltması zordur. Ama eğer herhangi bir sözcüğü sürekli tekrarlarsanız, aslında aynı etkiyi yapmış olursunuz. Yani zihin karmaşık düşüncelerden sıyrılır ve tekdüze olarak ele geçirilebilir bir kıvama girer. Sözcüğün şu ya da bu olmasının bir önemi yoktur. Amaç kişinin karmaşık düşüncelerinin engellenmesidir. Bu sözcük herhangi bir sözcük olabilir, yeter ki maksat yerine gelsin. --88.243.95.29 19:02, 9 Şubat 2007 (UTC)
    (...)

    Siz ne dersiniz?: Me:

    Reenkarnasyon yaşamış kişiler önceki yaşamlarını neden hipnoz altında anlatıyorlar? Normal olarak insanların beyinleri geçmişteki hatıralarını anımsarlarken biraz düşünürler ve hatta hiç düşünmeden anlatmaya başlarlar. Tabi biraz unutmak normaldir. Peki reenkarnasyon inancına göre başka biri olarak tekrar yaşadığı söylenen bu kişiler neden bunu normal olarak değil de, hipnoza girdikten sonra hatırlıyorlar.

    Bundan başka bu sayılan kişilerin ünlü kişiler olmasının ne gibi bir anlamı vardır? Acaba bu kişilerin toplumun geneli tarafından tanınıyor olmaları ve böylece geniş bir kitle üzerinde etki bırakacakları mı hesap edilmiş?

    Acaba cin denilen maddesiz bedenli varlıklar hipnoz seanslarında önemli bir rol oynuyorlar mı? Yoksa sadece hipnoza giren kişinin bilinçaltının ortaya çıkardığı şeyler midir? Yunan mitolojisinde Hipnos uyku tanrısı olarak geçer ve bu Hipnos'un bir de oğlu vardır; Morpheus, bu da rüyaların tanrısıdır. Bir bağlantı var mı?

  3. #3
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesaj
    34
    Rep Gücü
    463

    Cevap: Reenkarnasyon (yeniden doğuş)

    Telepati nedir? Vikipedi'den:

    (...)
    Maddesiz bedenli ruh varlıklar ve telepati [değiştir]Kısaca, telepati için iki kişi arasında zihinsel iletişim olduğu ve bu yeteneğin aslında herkeste bulunduğu söyleniyor. Acaba bu gerçekten doğru olabilir mi? Gerçekten bio-enerji, zihinsel enerji vs. var mıdır?

    Yanıt: Yoktur. Bir aldatmacadır. Tıpkı ruhçulukla ilgili diğer aldatmacalarda olduğu gibi.

    Maddedeki şu alıntı cümlelerin neleri içerdiğine dikkat ediniz:


    "Gene, gizli bilimlerle uğraşanlarda (yani okültistlerde), teozofi ve tasavvufta ustalaşmak isteyenlerde, telepati yeteneğini geliştirip kullanmak, öteden beri yaygındır. Bu değişik ekollerin telapatları kendi bölgelerinde, “olgun ve keramet ehli” olarak değerlendirilirler."


    Telepati deneylerinin yapılabilmesi için laboratuvar koşulları şart değildir; halk arasında veya aile içinde yapılan telepati deneyleri arasında en bilinen yöntem şöyle açıklanır: Dış uyaranların az olduğu (sessiz, pek ışık almayan, soğuk olmayan vs.) bir odada birkaç kişi gevşeme ve zihinsel konsantrasyona girer. Bu kişilerden biri “verici”, diğerleri “alıcı”dır. Deneyde herhangi bir aldatmaca olmaması için verici kişi deneyden önce diğerlerine aktarmak istediği şey (imaj, örneğin bir elma) neyse onu bir kağıda diğerlerinden gizli olarak yazmış olmalıdır. Beş veya on dakika süren konsantrasyon süresince verici kişi başka hiçbir şey düşünmeden aktaracağı imaja konsantre olmalı, yani hep onu düşünmeli ve onu zihninde net ve berrak bir şekilde canlandırmalıdır. Alıcılar ise, vericiden gelen tesir yayınının zihinlerinde yer edebilmesi için hiçbir şey düşünmemeye, zihinlerini tümüyle boş tutmaya azami derecede dikkat etmelidirler. Başarı, vericinin konsantrasyon derecesine bağlı olduğu kadar, alıcıların her türlü kaygı ve kişisel düşüncelerden uzak bir biçimde zihinlerini boş tutabilmelerine bağlıdır. Konsantrasyon bitiminde tüm alıcılar kendi önlerinde bulunan kağıda zihinlerinde hangi imajın belirdiğini yazarlar ve sonuçlar karşılaştırılır. Gözlemler her beş kişiden birinin iyi bir alıcı olduğunu ortaya koymuştur.

    Doğru. Zihin boş kalmalı; ki, etkiye açık hale gelsin.



    Ruhçulukla ilgili şeylerin birçoğu insan beyninin etkilenmesiyle ilgilidir.

    3 farklı etkileme durumları

    Uykuda yapabildikleri yalnızca rüyalar ama nispeten en kolay uygulayabildikleri bir yöntem

    Uyku-uyanıklık arası hali ise başka bir ideal durum oluşturuyor. Çünkü rüyadan farklı olarak kişiye yaşadıklarının rüya olmadığı hissi verilir.

    Uyanıkken ise yapabilecekleri şey görüntü (vizyon) göstermedir. Ama kişinin bilinci yerindedir. Herşeyin farkındadır. (Uyanıkken yapabildikleri bununla sınırlı değildir. Öfke, uysallık, sevgi, nefret gibi duyguları uyandırma, bir yere yönlendirme duyguları ve daha başka etkileri vardır.)

    Diğer birçok yöntemlerden birçoğu "Uyku-uyanıklık arası" türüne uyum gösteren şeylerdir. Örneğin hipnoz, meditasyon, yoga (asıl yoga, fiziksel egsersiz değil) gibi şeyler beyni uyuşturmaya yönelik yöntemlerden sadece birkaçıdır. Bunların beyni kontrol edebilmeleri için beynin uyuşması - düşüncelerden arındırılması - yavaşlatılması şarttır. Uyuşturucu madde kullananlar bilmeden kendi zihinlerini uyuşturarak (uyku-uyanıklık arası duruma girer) bu etkiye açık hale gelirler. Her durumun mutlaka bu maddesiz bedenli ruh varlıklar tarafından otomatikman fırsat olarak değerlendirileceği demek değildir. Ama kim bilebilir?


    Alıntı-Ek yorum

    "Eğer insanların zihinleriyle oynayabilen "bedensiz ruh varlıklar" varsa insanlara herşeyi inandırabilirler. Hipnoz beyni etkilemek değil midir? Ya da "haberci rüyalar" nedir? Beyine sesler, görüntüler, uykuda veya yarı uykudayken vs. verilebiliyorsa her şey olur. İnsana birçok şey inandırılabilir. Uyuşturucu kullanan kimselerin - bir tür uykululuk hali, beynin çalışmasının yavaşlatılması - halusinasyonlar görmesi tastlantı mıdır? Konular farklı adlar taşısa da - hipnoz, reenkarnasyon, durugörü, telepati, ruhsal irtibat, astral seyahat vs.- özünde aynı şey var; ruhçuluk. Daha doğrusu "bedensiz ruh varlıkların" insanların zihinlerini uyurken rüyalarla, uyanıkken önce çeşitli yöntemlerle uyuşturarak - örneğin hipnoz veya trans - (aracılık eden kişiler olan ve olmayan şekilleriyle) zihinlerini ele geçirmeleri ve sonra da istedikleri sesleri, görüntüleri, bilgileri o kişinin belleğine yerleştirmeleridir. Örneğin bir çocuğun zihnine önceki yaşantısına ait olduğuna dair birtakım veriler yerleştirilirse, bundan reenkarnasyon inancı oluşturulur. Çocuk gider önceki ailesine ait evi eliyle koymuş gibi bulur, aile fertlerini tanır vs. Bazı kişilerin başından geçenlerin anlatıldığı olayların konu edildiği yazılar var. Bütün hepsi ruhçulukla ilgili ve sonuçta insanların beyinlerinin yapay olarak etkilendiği ve yanlış inançların oluşması için maksatlı olarak tertiplenmiş aldatmacalardır. Tabii insan kaynaklı değil. Yoga, meditasyon ve zikir gibi uygulamalar zihnin düşüncelerden arındırılması değil midir? Neden hipnozda birine gevşe, hiç birşey düşünme denir? Pharmakia (bugünkü kullanımı Pharmazie) sözcüğünün ruhçulukta kullanılan ve zihni uyuşturan uyuşturucu maddelerle ilgisi vardır. Amaç beynin kullanılabilir bir hale, kıvama getirilmesidir, yavaşlatılmasıdır ki, "bedensiz ruh varlıklar"ca kontrol edilebilsin. Bir örnek zikirdir: İnsanın zihninden düşünceleri boşaltması zordur. Ama eğer herhangi bir sözcüğü sürekli tekrarlarsanız, aslında aynı etkiyi yapmış olursunuz. Yani zihin karmaşık düşüncelerden sıyrılır ve tekdüze olarak ele geçirilebilir bir kıvama girer. Sözcüğün şu ya da bu olmasının bir önemi yoktur. Amaç kişinin karmaşık düşüncelerinin engellenmesidir. Bu sözcük herhangi bir sözcük olabilir, yeter ki maksat yerine gelsin."


    Maddedeki şu ifadelere dikkat edilirse daha iyi anlaşılabilir:

    Zihni düşüncelerden boşaltarak zemin hazırlamak:

    Konsantrasyon yöntemi: Dikkatin tek bir noktada toplanmasına dayanır. Zihnin konsantre olduğu bu nokta, soyut bir düşünce, bir mandala, bir yantra (bir geometrik biçim), bir koan (bilmecemsi Zen soruları), bir mantra (bir ses, sözcük, cümle veya şarkı), bir mum alevi, solunum kontrolü veya bir başka şey olabilir. Konsantre olunan şey hangi düşünce ya da hangi konuysa, dış uyaranlardan etkilenmemeyi becererek ve zihne girmeye çalışan konu-dışı fikirleri geri göndererek o konu üzerinde derin ve ayrıntılı bir biçimde ve zorlanmadan düşünmek söz konusudur.

    Mantra (zikir) yoluyla beyni düşünemez hale getirmek:

    Bir ses, bir sözcük, bir cümle veya bir şarkı biçimindeki mantraların tekrarının, özellikle meditasyonun sürekliliğini sağlayan monoton bir uyaran olması bakımından yararı bulunmaktadır. Ayrıca, kimilerine göre, bazı mantralar ses titreşimleri yoluyla yaratılan birtakım tesirlerle de meditasyoncuya yararlı olmaktadırlar. Mantralar dinlere göre ve bir üstadın öğrencisi hakkındaki kişisel belirlemelerine göre değişirler. Meditasyoncu, düşünürken aklına başka şeyler gelirse, sükunetle mantrasını tekrar eder ve ana konuya geri döner. Kısaca, meditasyonda mantra bir anahtar gibi kullanılır.

    "...zihnin düşüncesiz kalması, boş tutulması gerekir."..."Zihne gelen tesir bazen ruhsal tekâmül düzeyi yüksek varlıklardan gelir."..."obsesyon denilen büyük bir tehlikeyi davet edebilir." Bu ifadeler tamamen yerindedir.

    "Bilinç ayrışması" olarak adlandırılan ikinci yöntem ise, ne olup bittiğini tarafsız bir gözlemle izleme yöntemi olarak açıklanabilir. Bu yöntemin en tanınmış şekli Zen'deki zazen uygulamasıdır. Bu ikinci yöntemin Uzakdoğu'da kullanılan bir başka biçimi de şöyle açıklanır: Önceden kararlaştırılmış, konsantre olunacak herhangi bir konu yoktur, zihnin düşüncesiz kalması, boş tutulması gerekir. Meditasyon ilerledikçe zihni boş tutabilme süresi de uzar. Bu boşluk sırasında zihne ilham gelmesi söz konusu olur. Zihne gelen tesir bazen ruhsal tekâmül düzeyi yüksek varlıklardan gelir. Zihnin sükunetle boş bırakılmasının amacı içte sezgisel olarak belirebilecek bu tesirlere yer ayırmaktır. Bu tür sezgiler insana diğer zamanlarda da gelmekle birlikte, meditasyon halinde daha kolay, daha açık, daha güçlü ve daha özgün halde gelirler. Fakat zihni boş tutmaya dayalı yöntemin yeterince bilgi ve görgüye sahip olmadan yapılması obsesyon denilen büyük bir tehlikeyi davet edebilir.

    "Yogada uygulanan mantraları, yani kutsal sözleri tekrarlayarak gerçekleştirilen meditasyonun sufizmdeki karşılığı “zikir”dir."

    Meditasyon, yoganın temel taşlarından biridir. Yoga ile ulaşılacak, evrenle birleşip bütünleşme haline meditasyon uygulaması olmadan gelmek mümkün değildir. Bu meditatif hal aslında pek çok dinin pratikleri içinde yerini bulmuş bir uygulamadır. Örneğin, İslam Sufizminde benzer uygulamalara sıklıkla rastlanmaktadır ki, en bilinen örnek “sema” meditatif hal sağlanmadan uygulamada devamlılığın kolay kolay gerçekleşmeyeceği bir çalışmadır. Yogada uygulanan mantraları, yani kutsal sözleri tekrarlayarak gerçekleştirilen meditasyonun sufizmdeki karşılığı “zikir”dir. Uygulamada solunuma ya da sema veya duaya odaklanma gibi farklılıklar olsa da, meditatif hale geçildiğinde karşılaşılan fizyolojik değişimler aynıdır. Bunun yanında her iki meditasyon esnasında da kişilerin neşeli, güçlü duygular, zamansızlık hissi, farkındalıkta artış, zihinsel dinçlik, iyi olma hissi ve genel gevşeme hissettiklerini ifade ettikleri görülmektedir

    ...farklı bir dördüncü bilinç düzeyi gözlenmiştir.

    Meditasyonun hem zihinsel bir aktivite hem de bu aktivitenin ardından ulaşılan bir “bilinç hali” olduğu 1970’lerde yapılan çalışmalarda ortaya koyulmuştur. Yapılan çalışmalarda meditasyon yapanlarda tıpta mevcut olan uyku, uyanıklık ve rüya bilinç düzeylerinden farklı bir dördüncü bilinç düzeyi gözlenmiştir.

    Gözlemlenen bu dördüncü bilinç kimin bilincidir? Bu "bedensiz ruh varlıklar"ın kontrolündeki bilinç olmasın!--88.247.183.234 18:32, 6 Mart 2007 (UTC)
    (...)

    Tartışma:Telepati - Vikipedi

    :Ahsi::pa_jp:

  4. #4
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Karma İnancına Göre Reenkarnasyon Nedir?

    Karma felsefesinin bir sonucu olarak reenkarnasyon, -yani bir insanın öldükten sonra başka bir bedenle dünyaya tekrar geldiği- inancı Hint dinlerinde çok köklü olarak yerleşmiştir. Karma ve reenkarnasyon arasındaki ilişki Dinler Tarihi isimli kitapta şöyle açıklanmaktadır:

    ... Sonunda sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, elçilerimiz onun 'hayatına son verirler.' Onlar kusur etmezler. Sonra gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Haberiniz olsun; hüküm yalnızca O'nundur. Ve O,hesap görenlerin en süratli olanıdır.
    (Enam Suresi, 61-62)

    Karma doktrinine bağlı olarak tenasuh, yani ruhun bir bedenden ötekine geçtiği inancı doğdu. Böylece ölümden sonra devamlı var olma, ruhun bedenden ayrı olduğu fikri gelişmiş oldu. Bu inanışa göre, ruh kendi derecesi içinde yüksek veya alçak olarak doğar. İnsan yaptıklarına göre hayvan, bitki, insan veya tanrı şeklinde doğar. (Buna göre insan kendi kaderinin mimarıdır.) Bu doğuş, bir sebep sonuç ilişkisi içinde gerçekleşir. Manevi ve ahlaki karşılık, yani yapılanların sonucu ruhun tenasuhu ile mümkün olur. Sonraki hayatta mutlu olmak, doğru harekete bağlıdır. Her şahıs, işlerinden sorumludur. Ölümden korkmaya gerek yoktur. Devamlı yeniden doğuşlarla insan, arzularına ulaşır, devamlı bir tatmin elde eder. O, tanrı Brahma'da yaşar. Bu inanışın Hintliyi kuvvetli bir iyimserliğe ulaştırdığı ileri sürülmektedir.1

    Görüldüğü gibi, Karma'da ahiret inancı yoktur; bunun yerine sürekli ölüp, tekrar dünya hayatında aynı ruhla, fakat yeni bir bedenle dirilme inancı vardır. Ancak bu, Allah'ın Kuran'da bildirdikleri ile çelişen, batıl ve sapkın bir inançtır.

    Bu felsefede dikkat çeken bir başka sapkın inanç ise, insanın bir ilah olarak da doğabileceğine inanılmasıdır. Bu, tarih boyunca inanılan en batıl ve gerçek dışı iddiadır. Böyle bir iddia açıkça Allah'a şirk koşmak anl***** gelmektedir. Oysa açıktır ki, hiçbir insan ilah olamaz; tek bir İlah vardır ve O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Tüm kainatın ve canlıların sahibi, yaratıcısı, koruyucusu ve ilahı Allah'tır. O'nun eşi ve benzeri yoktur. Rabbimiz olan Allah, bu gerçeği Kuran'ın İhlas Suresi'nde şöyle bildirir:

    De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir. (İhlas Suresi, 1- 4)

    Bunun dışında bir inanca sahip olanlar doğru yoldan sapmışlardır ve dünyada da ölümden sonraki hayatta da zarardadırlar.

    KURAN'DA REENKARNASYON YOKTUR, ÖLÜM VE DİRİLME BİR KEREDİR

    Reenkarnasyon hiçbir ilahi kaynağa dayanmayan batıl bir inançtır. Ancak sadece Hint dinlerinde değil, dünyanın her yerinde reenkarnasyona inanan, daha doğrusu reenkarnasyonun doğru olmasını isteyen insanlar bulunmaktadır. Bunun nedeni, dine inanmayan, ahiretin varlığını inkar eden, ölümden sonra yok olmaktan veya sonsuza kadar cehennemde kalmaktan korkan insanların, reenkarnasyonu, bu korkularını yenmek için bir çıkar yol olarak görmeleridir. Çünkü reenkarnasyon inancının temelinde de ölümden korkmamak gerektiği ve insanın yeniden doğuşlarla arzularına ulaşabileceği yönünde gerçek dışı bir telkin yatmaktadır.

    Oysa Kuran'da ölümün ve dirilişin bir kez olduğu bildirilmektedir. Her insan dünyada sadece tek bir hayat yaşar, bu hayatından sonra ölür ve ölümünden sonra tekrar diriltilerek, dünyada tüm yapıp ettiklerine göre sonsuza kadar cennette veya cehennemde kalmayı hak eder. Yani insanın bir dünya hayatı, bir de sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı vardır. İnsanların öldükten sonra dünya hayatına geri dönemeyecekleri Kuran'da çok açık olarak bildirilmektedir:

    Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir daha geri dönmeyecekler. (Enbiya Suresi, 95)

    Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin. Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır. (Mü'minun Suresi, 99-100)


    Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır
    ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir...
    (Al-i İmran Suresi, 185)


    Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi, insanların bir bölümü ölüm ile karşılaşınca, tekrar dirilme ümidi içinde olacaklardır. Ancak, kendilerine bunun kesinlikle mümkün olmadığı o an açıklanacaktır. Allah bir başka ayetinde insanların ölümü ve diriltilmesi ile ilgili şunları bildirir:

    Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi o diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi, 28)

    Yukarıdaki ayette görüldüğü gibi, insan başlangıçta ölüdür, yani yaratılışının temeli başlangıçta, toprak, su, çamur gibi cansız maddelerden oluşmaktadır. Daha sonra Allah bu cansız yığına "bir düzen içinde şekil verip" diriltir. Bu dirilişten belli bir süre sonra insan, yaşamı sona erince tekrar öldürülür ve toprağa geri döner, çürüyüp-ufalanıp toz haline gelir. Bu da insanın ikinci defa ölü haline geçişidir. Geriye ise son kez diriltilmesi kalmıştır. Bu da ahiretteki dirilmesidir. Her insan ahirette diriltilecek ve bir daha geri dönüşün mümkün olmadığını anlayarak, dünyada yaptığı herşeyin hesabını verecektir.

    Diğer ayetlerde de insanın dünyaya geldikten sonra tek bir ölümden başka ölüm tadmayacağı şöyle bildirilir:

    Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur. Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur. (Duhan Suresi, 56- 57)

    Yukarıdaki ayetler, ölümün sadece bir kez olduğunun görülmesi açısından son derece açık ve kesindir. İnsanlar her ne kadar ölüm ve ahiret korkularını yenmek ve kendilerini teselli etmek için reenkarnasyon gibi batıl inançları kabul etmek isteseler de, gerçek olan, öldükten sonra bir daha dünyaya gelmeyecekleridir. Her insan sadece bir kez ölecektir ve bu ölümünden sonra, Allah'ın takdiri olarak sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı başlayacaktır. Allah her insanı dünyada yaptığı iyilik veya kötülüklere göre, cennetle ödüllendirecek veya cehennemle cezalandıracaktır. Allah, sonsuz adalet sahibi, sonsuz merhametli ve şefkatli olandır ve herkese yaptığının karşılığını eksiksiz olarak verendir.

    Ölümden veya cehenneme gitme ihtimalinden korkarak, batıl inançlarda teselli aramak ise, hiç şüphesiz insana çok büyük bir yıkım getirir. Akıl ve vicdan sahibi bir insan, bu yönde bir korkusu varsa, cehennem azabından kurtulup cenneti umabilmek için samimi bir kalple Allah'a yönelmeli ve insanlar için tek hidayet rehberi olan Kuran'a uymalıdır.

    alıntı:Reenkarnasyon Yanılgıları.com - Reenkarnasyon Nedir?

    demek oluyorki Reenkarnasyona inanmak aptallıktır

  5. #5
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913

    Cevap: Karma İnancına Göre Reenkarnasyon Nedir?

    Ölümden veya cehenneme gitme ihtimalinden korkarak, batıl inançlarda teselli aramak ise, hiç şüphesiz insana çok büyük bir yıkım getirir. Akıl ve vicdan sahibi bir insan, bu yönde bir korkusu varsa, cehennem azabından kurtulup cenneti umabilmek için samimi bir kalple Allah'a yönelmeli ve insanlar için tek hidayet rehberi olan Kuran'a uymalıdır.



    evet katılıyorum ve ben asla bu gibi saçma şeylere inamadım ve aslada inanmayacağım...

  6. #6
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: Karma İnancına Göre Reenkarnasyon Nedir?

    bu gibi şeylere inanıpta

    kendine tahammülü olmayan insanlar var

    hani belki bir yardımım olur diye paylaştım

  7. #7
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062

    Reenkarnasyon Nedir?

    Reenkarnasyon (Yeniden Doğuş) Nedir?

    Reenkarnasyon en basit tanımıyla, insanın ölümden sonra yeni bir bedenle
    tekrar dünyaya gelmesi demektir.



    Reenkarnasyon, ölümden sonra ruhun, bir bedenden diğer bir bedene geçmesini kabul eden İslam dışı bir inanıştır.
    Arapça’da bu inanışa “tenasüh, tecessüm ve hulûl” denir. Türkçe’de “ruh göçü” olarak adlandırılmaktadır. ...

    Bu tanım bölgelere ya da ülkelere göre farklılıklar gösterebilmektedir.
    Mesela bazı inanç sistemlerinde yeniden doğuşun insan bedeninde olacağı öne sürülürken,
    bazılarında hayvan ve bitki bedenlerinde de yeniden doğuşun olabileceği savunulmaktadır.
    Ya da bazıları tekrar doğuşun bir ceza ve kefaret olacağını ileri sürerken, bazıları gerilemenin söz konusu olmadığını iddia etmektedir.

    "Enkarne olmak" ya da "tenasüh" de denilen reenkarnasyon inancı, tarihin her döneminde,
    inanç sistemleri içerisinde kendisine yer bularak günümüze kadar gelmiştir.
    En köklü olarak da Hinduizm ve Budizm'de yer almaktadır.
    Hint kutsal kitapları Veda'lar, maddi alemde yaşayan her varlığın insan bedenine ulaşıncaya kadar 8 milyon 400 bin değişik yaşam formundan geçmesi gerektiğinden bahseder.
    Bu aşamalardan geçen varlık, "kemale ermiş" olarak "rehber varlık"a dönüşür.
    Reenkarnasyona inanır mısınız ?
    Böyle bir durumun meydana gelmesi mantıklı mıdır ?
    Böyle bir olay başınıza geldi mi ya da duydunuz mu?

    *
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  8. #8
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459
    Tamamen uydurma bir hurafedir.

  9. #9
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.720
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Şu ilginç bir yaklaşım:
    hayvan ve bitki bedenlerinde de yeniden doğuşun olabileceği savunulmaktadır.
    Alıntı şöyle açıklanabilir:
    İnsan ölür, toprak olur, topraktan yiyecek ve içeceklerimizi karşılarız bu da bedenimize ve bedenimizin oluşturduğu ruhumuza yansır.

    Mantıklı gelmiyor ama varsayım işte...
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  10. #10
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Ben bu konuyu açmıştım sayın sosyalist :):)

1. Sayfa, Toplam 5 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Reenkarnasyon ve islam
    kıyamet Tarafından Tasavvuf Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 09-11-2011, 12:47 AM
  2. Reenkarnasyon Yanılgısı
    meridyen2 Tarafından Parapsikoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-09-2010, 01:11 PM
  3. Türk’ün yeniden doğuş destanı
    blueice Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 12-07-2008, 10:07 PM
  4. İşte HONDA Motosikletlerin Doğuş yeri
    SGOR Tarafından Motorsiklet Forum Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 15-04-2008, 04:00 PM
  5. Reenkarnasyon İnancının Kaynağı
    Cinistan Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 22-12-2007, 07:47 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık