FORUM SUPERMEYDAN  

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > GİRİŞ > Haberler

Anayasa Mahkemesi'nden sert çıkış

GİRİŞ katogorisi Haberler forumu içinde "Anayasa Mahkemesi'nden sert çıkış" başlıklı konu görüntüleniyor, "Anayasa Mahkemesi'nden sert çıkış Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Anayasa Mahkemesi'ne intikal etmiş davalarla ilgili olarak, gerek ulusal gerekse uluslararası çevrelerce mahkemeyi yönlendirme, etkileme ve baskı altında tutma girişimlerinin büyük ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25-04-2008, 01:03 PM   #1
Aktif Uye
 
SAHARAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
En uzak mesafe,iki kafa arasındaki mesafedir,birbirini anlamayan.C.Y.
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Nerden: Okyanus
Mesajlar: 1.552
Cinsiyet:
Rep Gücü: 122 Rep: 12081
SAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyorSAHARAY çok gurur duyuyor
stat Anayasa Mahkemesi'nden sert çıkış

Anayasa Mahkemesi'nden sert çıkış
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,
"Anayasa Mahkemesi'ne intikal etmiş davalarla ilgili olarak, gerek
ulusal gerekse uluslararası çevrelerce mahkemeyi yönlendirme, etkileme
ve baskı altında tutma girişimlerinin büyük bir üzüntüyle takip
edildiğini" söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin 46. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen
törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Mehmet Ali
Şahin, Sayıştay Başkanı Mehmet Damar, Ankara Valisi Kemal Önal, Türkiye
Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok ile çok sayıda davetli katıldı.

Başkan Kılıç ve Başkanvekili Osman Alifeyyaz Paksüt, konukları salonun
girişinde karşıladı.

Törenin açılışında konuşan Kılıç, Türk toplumunun demokrasiyi tüm
siyasal eylemleriyle birlikte yaşadığını, sosyal barışın vazgeçilmezinin
laiklik olduğunu gördüğünü, her şeyden önemlisi tüm bireysel, toplumsal
ve siyasal taleplerin bir özgürlük sorunu olduğuna yönelik kültürü
geliştiğine tanıklık ettiğini söyledi.

Bu hızlı dönüşüm içinde geleneksel, ideolojik ve metafizik bağlarından
kopan toplumda, bireylerin kimlik arayışlarının ortaya çıkmasının
kaçınılmaz olduğunu anlatan Kılıç, dönüşümün hızla siyasal yapıyı da
etkilediğini ve onu zorladığını ifade etti.

Kılıç, konuşmasına şöyle devam etti:
"150 yıllık çağdaş uygarlık mücadelemiz toplumsal dönüşümün ancak ve
ancak çağdaş batılı değerler paralelinde, tek meşruiyet kaynağı
özgürlükler olan demokratik, laik ve sosyal hukuk devletine
ulaşılmasıyla ileri bir düzeye taşınabileceğini göstermektedir.

Demokratikleşerek özgürlükçü bir düzene doğru gitmediği sürece siyasal
yapının toplumsal dönüşüme cevap verebilmesi olanaksızdır. İç barış,
toplumun yalnızca demokratik kültüre sahip olmasıyla değil, siyasetin ve
bürokrasinin demokratik bir kültürü içselleştirmesiyle sağlanabilir."

-HUKUK-SİYASET İLİŞKİSİ-

Haşim Kılıç, son bir yıldır Türkiye'de hukuk ve siyaset ilişkisinin
yoğunlaştığı ve hassas bir boyut kazandığının herkesin malumu olduğunu
belirterek, özellikle Anayasa Mahkemesine intikal eden bazı davaların
doğası gereği siyasal nitelikli olmalarının yoğun tartışmaları da
beraberinde getirdiğini kaydetti.

Kılıç, şöyle konuştu:
"Mahkeme kararları elbette tartışılabilir ve eleştirilebilir.

Demokratik hukuk devletinde bunun aksi düşünülemez. Yargı kararlarının
eleştirilmediği yerde yargının kendisini yenilemesi ve geliştirmesi
mümkün değildir. Ancak yargı kararlarının eleştirilebilmesi onların
bağlayıcılığını ortadan kaldırmamaktadır. Kurumlar ve kişiler şu ya da
bu sebeple mahkeme kararlarını beğenmeyebilirler, ancak anayasal yetki
kullanılarak verilen kararların yerine getirilmemesi veya savsaklanması
hukuk devletinde düşünülemez.

Diğer yandan, devlet organları arasındaki ilişkiler konusunda bilgi
kirliliği ve kavram karışıklığı, anayasal bir ilke olan kuvvetler
ayrılığının tam olarak anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Anayasal
devletin temel niteliklerinden biri olan kuvvetler ayrılığının amacı,
iktidarın tek elde toplanması sonucu temel hak ve özgürlüklerin ihlal
edilmesini engellemektir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığı ilkesi devlet
egemenliğinin üç unsuru olan yasama, yürütme ve yargının farklı
organlara verilmesini zorunlu kılmaktadır."
Anayasa'nın başlangıç bölümünde kuvvetler ayrımının, "devlet organları
arasında üstünlük sıralaması anl***** gelmeyip, belli devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir iş
bölümü ve iş birliği" olarak tanımlandığını kaydeden Kılıç, bu iş
bölümü ve işbirliğinin şartlarının da Anayasa'da belirlendiğini söyledi.

"Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet
yetkisi kullanamaz" hükmünü içeren Anayasa'da her bir devlet organının
yetki ve görevlerinin açıkça belirtildiğini vurgulayan Kılıç, "Bu durum
karşısında tüm kurumlar güçler ayrılığına tam bağlılık içinde
görevlerini yerine getirdikleri sürece her türlü sorunun çözümünün zor
olmayacağı açıktır" diye konuştu.

-"YARGI MUTLAK TARAFSIZ OLMALIDIR"-

Yasama, yürütme ve yargı organlarının hareket alanlarını genişletme
çabalarının güçler arası çatışmanın en belirgin sebebi olduğunu belirten
Kılıç, "Söz konusu güçler kaynağını Anayasa'dan olmadığı bir yetkiyi
üstünlük kurmak için kullandığı sürece bu çatışma devam edecektir" dedi.

Hukukun üstünlüğünün yargıcın üstünlüğü anl***** gelmeyeceğini ifade
eden Kılıç, Anayasa'nın ve yasaların bağlayıcılığının vatandaşlardan
önce devlet organları ve yargı mercileri için geçerli olduğunu vurguladı.

Kılıç, Anayasa'nın bağlayıcılığının düzenlendiği 11. maddede
bağlayıcılık sıralamasında yargı organlarının bireylerden önce
sayılmasının anlamsız olmadığını kaydetti.

"Yargı belirli bir dereceye kadar değil mutlak anlamda tarafsız olmak
zorundadır" diyen Kılıç, belirli bir noktadan sonra tarafsızlığını
yitiren yargıcın, o noktadan itibaren artık yargıç olmayacağını ifade
etti. Haşim Kılıç, "tarafsızlığın olmadığı yerde adaletin de
olmayacağı" belirterek, "Yargıç kendisini anayasa ve yasalarla
verilmiş görevler dışında misyon üstlenemez. Unutulmamalıdır ki, hukukun
dışına çıkmakla korunabilecek bir sistem esasen korunmaya değer
değildir" diye konuştu.

-"AĞIR BİR SALDIRI"-

Mahkemelerin adalet dağıtan kurumlar, adaletin ise toplum ve devlet
hayatının en temel değeri olduğunu söyleyen Kılıç, şunları kaydetti:
"Adalet mülkün temelidir sözü bu anlamda sadece adliye saraylarına
değil her yargıcın vicdanına kazınmalıdır. Unutmayalım ki, adalete
güvenin zedelendiği bir yerde toplumsal ve siyasal bağların çözülmesi
kolaylaşır. Millet adına kullanılan yargı yetkisinin adalet duygularını
tatmin edebilmesi için kararların irdelenmesi, eleştirilmesi ve
tartışılması gerekir.

Kurumsal özeleştiri, yapılan görevin ve sorumluluğun doğal sonucu olup
anayasal organlar bu özeleştiri yapabilme cesaretini gösterebilmelidir.

Ancak yargı kararlarının eleştirilmesi hakarete ve güven zedelemeye
dönüştüğünde kurumsal ve toplumsal barışın bozulması kaçınılmazdır.

KAPATMA DAVASIYLA İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLARARASI BASKI VAR

Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi'ne intikal etmiş davalarla ilgili olarak
gerek ulusal gerekse uluslararası çevrelerce mahkemeyi yönlendirme,
etkileme ve baskı altında tutma girişimleri büyük bir üzüntüyle takip
edilmektedir.

Mahkeme üyelerinin verdikleri oylar gözetilerek görsel ve yazılı basında
hangi cumhurbaşkanının kimi seçtiği ve nasıl oy kullandıkları
biçimindeki kategorik değerlendirmeler, yargıçların kendilerini koruma
içgüdülerini harekete geçirerek vicdani kanaatlerini saptırmaya yönelik
ağır bir saldırı niteliğindedir.

Mahkeme üyelerinin görüntülerinin her dakika televizyon ekranlarından
gösterilmesi, haber ya da açık oturumlarda isim verilerek hede haline
getirilmesi yaşanmış elim olaylardan ders çıkarmayanları sorumluluktan
kurtaramayacaktır. Yapılanları izliyor ve farkındayız, haber vermekle
yorum yapmayı birbirine karıştıran, bireyin değerlendirme hakkını
elinden alarak onu şartlandıran ve insan onurunu hiçe sayan bir yayın
anlayışının çağdaş dünyada örneği bulunmamaktadır.

Tüm bu olumsuzluklar, Anayasa Mahkemesi'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin
üniter yapısını koruma ve gerçekten demokratik, laik, sosyal bir hukuk
devleti olması yolundaki gayretlerini asla durduramayacaktır."

"SİYASAL, ETNİK VE DİNSEL KESİMLER ARASINDA GÜVEN BUNALIMI VAR"

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç,
"Bireyin, siyasal yapının oluşumuna özgürce ve eşit olarak iştirak
edemediği, bir azınlığın ya da çoğunluğun inançları nedeniyle siyasal
katılımdan uzaklaştırıldığı yerde demokrasi olamayacağı gibi laiklikten
de söz edilemez" dedi.

Kılıç, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluşunun 46. yıl dönümü nedeniyle
düzenlenen törenin açılışında yaptığını konuşmada, herkesin aynı şekilde
düşünmeye ve inanmaya zorlandığı bir ülkede çoğulcu demokrasiden
bahsetmenin mümkün olmadığını söyledi.

"Tek doğru" anlayışı etrafında toplumu şekillendirmek isteyen bir
siyasi yapının, bir adım ötede siyasi vesayetçiliğin tuzağına düşeceğini
vurgulayan Kılıç, vesayetçiliğin, bireyin ve toplumun henüz
olgunlaşmamış, iyi ve kötü ayrımını yapamayan varlıklar olarak
görülmesinden kaynaklandığını ifade etti.

Türk milletinin demokratik, laik ve siyasal gelişimini tüm
olumsuzluklara rağmen büyük bir özveriyle sürdürmeye devam
ettiğini belirten Kılıç, demokrasi ve laiklikten birinin diğerine tercih
edilmesinin bilimsel açıdan yanlış, siyasal yönden de tehlikeli olduğunu
çok iyi bildiğini kaydetti.

Kılıç, "Dinin devlet yönetimi ve siyasetten arındırılarak özgün yapısı
içinde korunması, farklı inanç ve dinlerin ya da inançsızlıkların bir
arada yaşamasının temel güvencesi olan laiklik, bir büyük 'barış
projesi' olarak Türk toplumunun koruması ve güvencesi altındadır" diye
konuştu. Kılıç, şöyle devam etti:
"Bireyin, siyasal yapının oluşumuna özgürce ve eşit olarak iştirak
edemediği, bir azınlığın ya da çoğunluğun inançları nedeniyle siyasal
katılımdan uzaklaştırıldığı yerde demokrasi olamayacağı gibi laiklikten
de söz edilemez. Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi, farklı olanı yani
'öteki'ni kendi varlığının ve varoluşunun teminatı olarak görmeyip, onu
yok edilmesi gereken bir 'düşman' olarak nitelediği müddetçe, çağdaş
demokrasinin muhtaç olduğu hoşgörü ve çoğulculuğu sağlamak mümkün
değildir. İşte tam da bu noktada laik devlet gücüne yaşamsal değerde
ihtiyaç duyulmaktadır.

Çoğulcu ve katılımcı devlet, bir orkestra şefi gibi farklı sesleri
ahenkli hale getirme becerisini gösteren, maskeli toplum ve ikiyüzlü
birey ahlakının oluşumuna izin vermeyen devlettir."

-"SORUNLAR ÖTELENMEKTE, GERGİNLİK TIRMANDIRILMAKTADIR"-

Kılıç, gücünü özgürlüklerden alan demokrasinin özgülük alanının
genişlettikçe bağışıklık sistemini de güçlendireceğinin açık olduğuna
işaret ederek, toplumu kendi içinde ayrıştıran, onu devletine karşı
soğutan, insanlık onurunu işkenceye tabi tutan bir yönetim anlaşışının
çağdaş dünyada yer bulamayacağını ifade etti.

Kılıç, "Hukuk dışı yollardan güç alarak, rejimi ya da ülkeyi kurtarma
girişimlerinin, ülkenin batışını hızlandırmaktan başka işe yaramayacağı
bilinmelidir" dedi.

Çağın kenar mahallesinde yaşamamak için, uygar dünyayla tanışmak ve
kimliği kaybetmeden bütünleşmenin zorunluluk olduğunu söyleyen Kılıç,
evrensel kavramlara farlı anlamlar yükleyerek, evrensel dilin ortadan
kaldırılmasının çağdaş dünya ile bağlantıyı koparacağını kaydetti.

Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün sorunları çözmek için harcanması gereken çabadan daha çok, sanki
çözülmemesi için büyük çaba sarfediyoruz. Sorunlar ötelenmekte,
gerginlik tırmandırılmaktadır. Toplumun siyasal, etnik ve dinsel
kesimleri arasında ciddi bir güven bunalımının olduğu saklanamaz bir
gerçektir. Güvensizlik, kavgayı ve dayatmaları da beraberinde
getirmektedir. Gücü elinde bulunduranlar karşı düşüncedekilerin
güvensizliğini ve korkularını ortadan kaldıracak çözümleri üretmediği
sürece bu çatlak derinleşecektir.

Hissedilen korkular, gözardı edilemez. Yaşanan hayat tarzlarının
ideoloji haline geldiği bir dünyada duyulan güvensizlik ve korkular,
acilen değerlendirmeye alınmalıdır. Aksi halde her şeyin rejim sorunu
haline getirildiği ülkemizde birlikte yaşama koşulları daha
ağırlaşacaktır."

-"AYNI GEMİNİN İÇİNDEYİZ"-

Haşim Kılıç, bugünlerde kişisel, toplumsal ve kurumsal uzlaşmaya her
zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Anayasal
sorunların çatışmayla değil hukuk kuralları çerçevesinde karşılıklı
diyalog ve uzlaşma yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.

"Siyasi kutuplaşmaların bu ülkeye ağır bedeller ödettiği hepimizin
malumudur" diyen Kılıç, demokrasi ve hukukun üstünlüğü temelinde
çözülemeyecek hiçbir sorun bulunmadığını dile getirdi. Demokrasinin
kurum ve kurallar rejimi olduğunu, kurumlar kurallara uyarak görevlerini
yaptıklarında demokratik hukuk devletinin kriz olarak görünen
sıkıntılardan daha da güçlenerek çıkacağını ifade eden Kılıç, şöyle
devam etti:
"Önceki nesillerden devraldığımız medeniyeti, kültürü ve geleneği
yıkıcı ve olumsuz unsurlardan arındırılmış bir şekilde gelecek kuşaklara
devretmek hepimizin ortak görevidir. Unutmayalım ki tek bir Türkiye var.

Kaptanından güvertedeki yolcularına kadar hepimiz aynı geminin
içindeyiz. Bu geminin sağlam, güvenilir ve huzurlu bir şekilde yol
alması, hepimizin en büyük amacı olmalıdır. Gün, ayrılıkları öne
çıkarma, toplusal ve siyasal kutuplaşmaları körükleme günü değildir.

Gün, farklılıklarımızı zenginlik kabul edip, bir arada refah ve özgürlük
içinde yaşamak için elimizden geleni yapma günüdür. Gün, demokratik,
laik ve sosyal hukuk devleti olarak, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak
için bir adım daha atma günüdür."


AA/Vatan
__________________
Şiddet göstermeme,inancımın birinci maddesidir.Aynı zamanda o,benim itikatımın da son maddesidir. M.G.
SAHARAY isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekle
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Seçenekler
Stil



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:44 PM .


vBulletin 3.7.2 © Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir, yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız 'supermeydan@gmail.com' email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.

Aktifbir  Sinop  

eXTReMe Tracker

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC8