![]() |
| | |||||||
GİRİŞ katogorisi Haberler forumu içinde "Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı" başlıklı konu görüntüleniyor, "Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı Kurul'un toplantısının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde YÖK'ün yazısının üniversiteleri zora soktuğu belirtildi. YÖK Başkanı istifaya çağrıldı. İstifa etmezse Cumhurbaşkanı'nın görevden alması istendi. Türban gündemiyle olağanüstü toplanan Üniversitelerarası ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Nerden: umut dolu bir yerlerden
Mesajlar: 388
Cinsiyet: Rep Gücü: 53 Rep: 5247 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı Kurul'un toplantısının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde YÖK'ün yazısının üniversiteleri zora soktuğu belirtildi. YÖK Başkanı istifaya çağrıldı. İstifa etmezse Cumhurbaşkanı'nın görevden alması istendi. Türban gündemiyle olağanüstü toplanan Üniversitelerarası Kurul’un, 90 üniversite temsilcisi imzasıyla yayınlanan bildirisinde YÖK Başkanı Prof. Dr. Ziya Özcan, Türk üniversitelerini temsil edemeyeceği gerekçesiyle istifaya davet edildi. Üniversitelerarası Kurul'un (ÜAK) Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın'ın başkanlığında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde gerçekleştirilen olağanüstü toplantısı sona erdi. Akaydın, toplantının ardından oybirliğiyle kabul edildiğini belirttiği bildiriyi açıkladı. Bildiride, YÖK Başkanı Özcan'ın son dönemde rektörlere yönelik olarak sık sık soruşturmadan sivil amirliğinden söz ederek baskı yapmaya çalıştığı savunularak, şu ifadelere yer verildi: “Başkan olduğundan bu yana başta Yükseköğretim Kurulu olmak üzere tüm yüksek öğretim kurumlarında uyumlu ve verimli bir çalışma ortamı yaratmak yerine, yeni sorunlar yaratması, göreve geldiği günlerde ifade ettiği özgürlük ortamının tam tersine merkeziyetçi ve otoriter bir durumun ortaya çıkmasına sebep olması ve 'cumhuriyetin temel nitelikleri kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlanmasına gerekçe gösterilemez' gibi sözlerle kişi hak ve özgürlüklerine sanki cumhuriyetin temel nitelikleri engelmiş gibi asla kabul edilemeyecek ifadeler kullanması nedenleriyle Türk üniversitelerini temsil edemez konuma geldiği için istifaya davet ediyoruz. Sayın Yükseköğretim Kurulu Başkanı bu davete uymadığı takdirde Sayın Cumhurbaşkanımızdan üniversitelerimizin içine düşürüldüğü kaosun daha da büyümemesi ve Yükseköğretim Kurulu'nda hukukun üstünlüğünün geçerli kılınması için kendisini görevden almasını arz ederiz. Elimizden geldiği kadar mücadelemize devam edeceğiz YÖK Başkanı'na rağmen” Akaydın, Cumhuriyetin temel ilkesini yaşatmaya kararlı olduklarını vurguladı. AKP'li Fırat'ın kendileri hakkında savcıları görev çağırmasıyla ilgili de "Biz de savcıları göreve davet ettik. Biz Cumhuriyetin bekçileriyiz onlar da savcıları. Biz de onlar kadar Cumhuriyeti korumakla yükümlüyüz" diye konuştu. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, son günlerde yaşanan gelişmeler sonucu bazı kuruluşlar ile üniversitelerin ve üniversitelerle öğrencilerin “karşı karşıya” getirildiğini belirterek, “Bu gerilimin boyutlarının ilerlemesinden gerçekten çok büyük bir endişe duyuyoruz” dedi. ÜAK, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın'ın başkanlığında, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde olağanüstü toplandı. Başkan Mustafa Akaydın, toplantının başlangıcında, katılımcıları “Türkiye Cumhuriyeti'nin sınır ötesi harekatında kaybedilen değerli vatan evlatları için” 1 dakikalık saygı duruşuna davet etti. Akaydın, saygı duruşunun ardından yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çok ciddi meseleleri arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik ilkesini hedef alan Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine aykırı bir siyasi süreç yaşandığını savunarak, bu siyasi sürecin Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerini çok yakından ilgilendirdiğini söyledi. ÜAK'ın, 1 Şubat 2008'de yaptığı toplantıyı anımsatan Akaydın, bu konudaki görüşlerini kamuoyuyla paylaştıklarını, yetkili makamları, “duyarlı, ilgili olmaya davet ettiklerini” ifade etti. Akaydın, “Bu davetimiz olumsuz sonuçlanırsa, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde ciddi bir kaos ortamı yaşanabileceğini ifade etmiştik. Ne yazık ki, gelişmeler aynen öngördüğümüz şekilde gerçekleşti” dedi. Anayasa değişikliğinin “çok hızlı bir şekilde” yapıldığını belirten Akaydın, ardından YÖK Başkanı'nın da rektörlere gönderdiği genelgeyle rektörleri “hukuksuz davranmaya zorlandığını” öne sürdü. Akaydın, bu duyuruya rağmen üniversitelerin hemen hemen tam***** yakınının eskiden nasıl davranıyorlarsa hukukun gereği olarak aynı şekilde davranmaya devam ettiklerini söyledi. Ancak bu durumun, bazı kuruluşlar ile üniversiteleri, üniversitelerle öğrencileri “karşı karşıya” getirdiğini belirten Akaydın, “Bu gerilimin boyutlarının ilerlemesinden gerçekten çok büyük bir endişe duyuyoruz” dedi. “REKTÖRLERİN SİCİL AMİRİ, GERGİNLİĞİ DAHA DA ARTIRDI” Anayasa hukukçularının, idari hukukçuların fikir ayrılığı içinde olduğunu, YÖK'ün ikiye ayrıldığını anlatan Akaydın, “Ama üniversitelerimiz çok şükür ki, büyük bir çoğunlukla 1 Şubat'ta nasıl yorum yapıyorsa 28 Şubat'ta, yani bugün de aynı şekilde yorum yapıyor” dedi. ÜAK'ın, 7 Mart'ta Antalya'da olağan toplanacağını belirten Akaydın, toplantının gündeminin aynen devam edeceğini söyledi. Sayısı 30'a varan bazı rektörlerin, kendisini telefonla arayarak yaşadıkları sıkıntıları, hangi gerçeklerle göğüs göğüse olduklarını anlattıklarını dile getiren Akaydın, şöyle devam etti: “Tabii ki bu ortamı yaratan kurumun başı da ne yazık ki üniversitelerimizin başı olup, rektörlerimizin sicil amiri bir kişi olup, bu arkadaşlarımızın yaşadığı gerginliği, ikilemi, diğer bir deyimle anti-balansı daha da fazla artırdı. Üstelik zaman zaman halkımızla karşı karşıya kalmak zorunda kaldık. Hatta bundan dolayı başını örten kızlarımızla daha önceden hiç bir sorun yaşamazken, şimdi sorun yaşar hale geldiler. Bunların üzüntüsünü paylaştık. Doğal olarak üniversiteler ciddi bir sıkıntı yaşarken, üniversiteleri, rektörleri toplantıya çağırması gereken makam, YÖK Başkanımızdır. Belki Genel Kurul üyeleriyle birlikte bu vahim olaylar karşısında bir Rektörler Komitesi düzenlenebilirdi. Ama ne yazık ki YÖK Başkanımız, sadece kendi hukuki mütalaalarıyla yetinmiş, böyle bir toplantıya gerek görmemiştir. Dolayısıyla bugün yaptığımız toplantı, Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinin içinde yaşanan sorunları tartışmak için hiç bir başka kurum kalmadığı için yapılan bir toplantıdır.” “GÖRÜŞ BİLDİRMEK ÜNİVERSİTELERİN SORUMLULUĞU” YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın, bu konuyla ilgili toplantı yapmanın ÜAK'ın görevleri arasında olmadığı yönünde açıklama yaptığını anımsatan Akaydın, Avrupa Üniversiteler Birliği'nin geçen yıl yapılan toplantılarının birisinde toplumsal olaylara değinildiğini anlattı. Akaydın, tüm dünya üniversitelerinin, kendi toplumlarını, hatta dünyayı ilgilendiren ciddi boyutta toplumsal sorun varsa, buna görüş bildirmekle sorumlu olduklarını kaydetti. Akaydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz Türkiye Cumhuriyeti'nin çok ciddi bir sorununu, hatta dış basında bile neredeyse sınır ötesi operasyon kadar çok yer eden bir sorununu tartışmak üzere, bir başka makam bu gereği yerine getirmediği için burada toplanmış bulunuyoruz. Görevimizin gereğini yapıyoruz ve bizim sadece YÖK Başkanımızın dediği gibi değil, Anayasa'dan ve 2547 Kanun'un ilgili maddelerinden kaynaklanan ayrıca da bir sorumluluğumuz var. Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerinde çok ciddi bir sorun yaşanıyorsa, bu ciddi sorun üniversitede kaos yaratmışsa, üniversitenin eğitim özgürlüğünü, eğitim akışını ciddi boyutta zedeler hale gelmişse, hepsinden daha vahim olarak da bu 'çağdaş, uygar, demokrat ve laik öğrenciler yetiştirebilmeliyiz' gerçeğini tamamen ortadan kaldırır boyuta geldiyse elbette ki ÜAK toplanacaktır, hiç fire vermeden toplanacaktır ve bu konudaki görüşlerini açıklayacaktır.” Toplantıya katılıma da teşekkür eden Akaydın, bazı rektörlerin yurt dışında olduğunu, bazılarının da ulaşım zorluğu nedeniyle katılamadığını söyledi. Akaydın, “Bir rektör arkadaşım, çok acıklıdır ki, 'vekilimi gönderiyorum, çünkü bazı siyasetçilerin baskısı altında üniversitemi yarın terk etmeyi düşünemiyorum' demiştir. Bunları size etik olarak açıklamayacağım. Bazı özellikle doğu üniversitesindeki arkadaşlarım, çok vahim olaylarla, toplumsal, vahim, örgütsel baskılarla karşı karşıya kaldıklarını ifade etmişlerdir” diye konuştu. Basına kapalı devam eden toplantının ardından bir bildiri yayınlanması bekleniyor. Öte yandan, toplantının yapıldığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi çevresinde polis güvenlik önlemi aldı. PROTESTO EYLEMİ Bu, arada toplantı başlamadan önce Halkın Kurtuluşu Partisi üyesi bir grup, Cebeci kampüsü girişinde Anayasa değişikliğini protesto etti. “Şeriat, orta çağdır” pankartı açılan eylemde, “Laiklik yoksa ilim, özgürlük, demokrasi yoktur” sloganı atıldı. Grup adına yapılan açıklamada, laikliğe herkesten fazla kadınların sahip çıkması gerektiği belirtilerek, “Laiklik ve devrimci demokratlık, kadına bir cinsel obje olarak değil bir insan olarak bakılmasını gerekli kılar. Böyle olunca da türbana, çarşafa, peçeye ihtiyaç duyulmaz” denildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: “Bugün, laboratuvarlara kapanarak, 'ben sadece kendi alanımla ilgilenirim' diyerek ülkemizin hızlı bir şekilde şeriata doğru gittiğini görmeden türban meselesine salt bir giysi özgürlüğü olarak bakmak, bilim insanı onuruna yakışmadığı gibi toplumsal görevin de reddedildiği anl***** gelir. Bu gerçeği gören bilim insanlarımız gereken net tavrı almalıdır.” Grup, açıklamanın ardından olaysız dağıldı. hürriyet.
__________________ Örümcek beyinlere hiç tahammülüm yoktur.!!!! |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 |
| Yeni Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 182
Cinsiyet: Rep Gücü: 7 Rep: 579 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı Emre Aköz kaos tellalı rektörlerin asıl derdini yazdı Yasakçı rektörler gerçeği ve palavralar Sabah Gazetesi'nden Emre Aköz, kaos tellalı rektörlerin asıl derdini yazdı. 28 Şubatçı rektörler Üniversitelerde kaos varmış. Yalan! Kaos filan yok. Çünkü... Toplumsal manada kaos... Ölçütlerini yitiren insanların, ne yapacaklarını bilemeyip, birbirinden çok farklı biçimlerde hareket etmeleriyle ortaya çıkar. Üniversite ve türban konusunda kaos filan yok: Herkes neyi, niye yaptığını gayet iyi biliyor. Bir tarafta... Meclis'e, Anayasa'ya, demokrasiye, insan haklarına, hukuk devletine bağlı rektörler var. Onlar, Cumhurbaşkanı Gül, Anayasa değişikliklerini imzalar imzalamaz, kapılarını türbanlı öğrencilere açtı. Diğer tarafta... "Laikliği koruyoruz" palavrasıyla, yukarıda saydığım değerlerin hayata geçmesini istemeyen... Otoriter zihniyetli, dikta heveslisi, özgürlük düşmanı rektörler var. Onlar YÖK Kanunu'nun 'Ek 17'nci maddesinde düzenleme yapılana dek, türbanlı öğrencileri içeriye sokmama kararı aldı. Gördüğünüz gibi kaos filan yok. Taraflar arasında net bir ayrım söz konusu. Yasakçı rektörlerin durumu, bilhassa 10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ve eski YÖK başkanlarının üniversite yönetimlerinde nasıl bir kadrolaşmaya gittiklerinin açık biçimde göstergesi. Bu rektörler ve onlara destek verenler, 28 Şubat (1997) örtülü darbesinin zihniyetini devam ettirmeye çalışan tipler. Anayasa değiştiğine... 'Ek 17' de zaten "Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir" dediğine göre... Özetle, kapılarını türbanlı öğrencilere açmalarına hiçbir engel bulunmamasına rağmen... Onlar inatla yasakçı tavırlarını sürdürüyor. Bu kadronun üniversiteleri adeta kendi mülkleri haline getirdikleri ve Deli Dumrul edasıyla hareket ettikleri apaçık ortaya çıktı. "Savaşarak geri çekilen" bu zihniyet temizlenecek ama bu arada boşa vakit kaybediyoruz. EMRE AKÖZ/SABAH |
| | |
| | #3 |
| Yeni Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 182
Cinsiyet: Rep Gücü: 7 Rep: 579 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı EMRE AKÖZ'E GÖRE ÜAK BİLDİRİSİNE İMZA ATANLAR İSTİFA ETMELİ ÜAK'a çağrı geldi: Asıl siz istifa edin ! Üniversitelerarası Kurul ( ÜAK ) dünkü toplantısından sonra yaptığı açıklamada YÖK Bakanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'ı istifaya davet etti. Önce bu kurulun kimlerden oluştuğuna bakalım: 1) Üniversitelerin rektörleri... 2) Genelkurmay'ın kendi bünyesinden belirlediği bir profesör... 3) Her üniversite senatosunun seçtiği bir profesör. Başkanlığını Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Mustafa Akaydın'ın (hani ' türbanlılar kopya çeker' diyen hoca!) yaptığı ÜAK ne istiyor? Özetle diyorlar ki: "YÖK Kanunu'nun Ek 17'nci maddesinde değişiklik (" çene altı " meselesi) yapmazsanız türbanlıları üniversiteye almayız." Bunu duyan vatandaş şöyle düşünebilir: "Haa, demek ki türbanlıları ancak ondan sonra içeriye sokacaklar." Hayır! Niyetleri tam tersi... Zihinlerinde şöyle bir senaryo var: 1) Anayasa Mahkemesi (AYM) değişen 10'uncu ve 42'nci maddeleri uygun görecek ama... 2) Meclis, Ek 17'yi değiştirince... 3) Bu kez AYM, o değişikliği Anayasa'ya aykırı bulacak... 4) Böylece türban yasağı ( dikkat: Anayasa'ya ve türbanı yasaklayan herhangi bir kanun olmamasına rağmen) devam edecek... Olayı bilmeyen, kafası karışmış sıradan vatandaş inanmayacak ama gerçek şu: Anayasa da dahil, mevcut yasalara göre üniversitede herhangi bir kılık kıyafet yasağı bulunmuyor. Şu anda uygulanan "yasak", tavşanın suyunun suyu cinsinden zorlama yorumlara ve kelime oyunlarına dayanıyor. Yani " hukuki " değil, " fiili " bir yasak var ortada. "Fiili yasak" nedir? Yasalara dayanmayan bir yasaktır... Dolayısıyla türbanlı kızları üniversiteye almayan rektörler suç işlemekte. Nedir suçları? Birkaçını sayalım: Kanunsuz emir vermek ... Görevi kötüye kullanmak ... Eğitim hakkını engellemek ... Savcıların bu rektörler hakkında Ceza Kanunu'nun yukarıda saydığım türden maddelerine dayanarak dava açması gerekiyor. Şimdi gelin, olayı bir de tersten düşünelim: Bildiğiniz gibi bazı rektörler üniversitelerinin kapılarını açtı. Peki bu hocalar suç mu işledi? Hayır! Çünkü... 1 ) Bu rektörler, Anayasa'ya ve yasalara aykırı davranmıyor... 2) Daha da önemlisi: Bir savcının, bu rektörler hakkında dava açmaya kalkıştığında, dayanacağı herhangi bir yasa maddesi bulunmuyor. O halde hukuksuzluğu savunanların... Yani ÜAK'nin dünkü bildirisine imza atanların istifa etmesi gerekiyor. Bir soru daha: Hukuki durum buysa... O halde savcılar niye yasakçı rektörlerin üstüne gitmiyor? Niye, tam tersine, rektörlere, " Yasak masak yok, kapıları açın " diyen YÖK Başkanı'na karşı harekete geçiyor? Çünkü... Anayasa'da Türkiye Cumhuriyeti'nin bir " hukuk devleti " olduğu yazıyor ama... Maalesef bizimki " hukukun herkesi bağladığı " bir devlet değil. Türkiye'de Fransa Kralı 14'üncü Louis gibi " Devlet benim " diyen bir kesim var. Ben o kesime, bazı siyaset bilimcilerinin de kullandığı tabirle, " bürokratik elit " diyorum. Gördüğünüz gibi toplumda da uzantıları olan (mesela komünistler ondan yana!) bu elit... Ne Meclis'i dinliyor, ne yasalara uyuyor, ne de adil davranıyor. Bu eliti demokratik yollarla aşmak kolay değil. Ancak eldeki tek araç da bu: Dolayısıyla demokratik mücadele devam edecek. EMRE AKÖZ - SABAH |
| | |
| | #4 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.470
Cinsiyet: Rep Gücü: 75 Rep: 7287 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı Konuyu açan kişinin cevaplamasından memnuniyet duyacağım bir ayrıntı! Soru: Acaba bu toplantıya kaç Üniversitemizin temsilcisi katılmış ve bu açıklanan bildiriye katkı sağlamışlardır? |
| | |
| | #5 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.470
Cinsiyet: Rep Gücü: 75 Rep: 7287 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı Aslında Emre Aköz'ün yazısı konunun maksadına matuf ama ben sorduğum soruya cevap alamadığım için kendim bilgileri ekleyeyim hiç olmaz sa; Üniversiteler Arası Kurul diye bir kurum olduğu, bunun TV ve Gazetelerde sür manşet verilen ve ses getirmesi için gayret edilen çıkışının arkasında ne var acaba? diye merak edince Ülkemizdeki her konudaki çarpık görüntü ortaya çıkıyoz, sayısal ve demokratik azınlık olsalarda çığırtkan çoğunluk esası burada da göze çarpıyor, ayrıca çarpıcı olması toplantının çoğunluğundan geliyor, buyurun rakamlarımız; ÜAK katılan temsilci sayısı 30 adet, ülkemizdeki Üniversite sayısı ise 85 adet Devlet Üniversitesi, 30 adet Vkıf Üniversitesi olmak üzere toplam 115 Üniversitemiz mevcut, Toplantıdaki kararlar sizce hangi temsil esasına göre alınmıştır, karar okuyucularımızındır. İyi forumlar. |
| | |
| | #6 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Nerden: umut dolu bir yerlerden
Mesajlar: 388
Cinsiyet: Rep Gücü: 53 Rep: 5247 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı 90 üniversite temsilcisi imzasıyla yayınlanan bildirisinde YÖK Başkanı Prof. Dr. Ziya Özcan, Türk üniversitelerini temsil edemeyeceği gerekçesiyle istifaya davet edildi.!!!!!!
__________________ Örümcek beyinlere hiç tahammülüm yoktur.!!!! |
| | |
| | #7 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Nerden: umut dolu bir yerlerden
Mesajlar: 388
Cinsiyet: Rep Gücü: 53 Rep: 5247 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı
__________________ Örümcek beyinlere hiç tahammülüm yoktur.!!!! |
| | |
| | #8 |
| Yeni Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007
Mesajlar: 182
Cinsiyet: Rep Gücü: 7 Rep: 579 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı rektör düzeyinde sadece 30 kişi katıldı,acaba o kurul türkiyede neyi temsil ediyormuş |
| | |
| | #9 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008 Nerden: umut dolu bir yerlerden
Mesajlar: 388
Cinsiyet: Rep Gücü: 53 Rep: 5247 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı anlatsam anlamak isteyecek misin..?
__________________ Örümcek beyinlere hiç tahammülüm yoktur.!!!! |
| | |
| | #10 |
| Yeni Kayıt ![]() Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 3
Cinsiyet: Rep Gücü: 2 Rep: 10 ![]() | Cevap: Rektörlerden Cumhurbaşkanına çağrı k.mutluluk aslında sana cevap vermek muhatap almaya değmezssin, sana sabaha kadar anlatılsa gerçekler sen ve senin gibiler görmez vede duymazssınız, asıl senin beynin örümcek baglamışki gerçekleri, dogruları göremiyorsun, insanların yaşam, fikir ve düşünce tarzına tahaammülün yok, benim gibi düşünmeyenler ve yaşamayanlara yaşama hakkı yok demek istiyorsun, analayana bunlar yeter, anlamayanada ... az saygılarımla |
| | |
| | |