FORUM SUPERMEYDAN  
Kültür Sanat ve Havacılık forumları key ödemeleri Estetik prefabrik reklam verin

Geri git   FORUM SUPERMEYDAN > YAŞAM > Kültür, Sanat > Sinemalar

Sözün Bittiği Yer

Kültür, Sanat katogorisi Sinemalar forumu içinde "Sözün Bittiği Yer" başlıklı konu görüntüleniyor, "İsmail Güneş'in son filmi Sözün Bittiği Yer bugün vizyona girdi. Görenleri duygi seline kaptıran filme eleştirmenler de iyi not verdi. Ali Murat Güven'in film eleştirisi şu şekilde SÖZÜN BİTTİĞİ YER ..."

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-05-2007, 02:06 PM   #1
Uye Grubu
 
KopiLL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Herkes doğar yasar ve ölür.Önemli olan hayatı nasıl yaşadığınızdır
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nerden: Sinop
Mesajlar: 1.638
Blog Mesajları: 19
Cinsiyet:
Rep Gücü: 69
KopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyorKopiLL çok gurur duyuyor
Sözün Bittiği Yer

İsmail Güneş'in son filmi Sözün Bittiği Yer bugün vizyona girdi. Görenleri duygi seline kaptıran filme eleştirmenler de iyi not verdi.

Ali Murat Güven'in film eleştirisi şu şekilde

SÖZÜN BİTTİĞİ YER
2007, Türkiye Yapımı
Yönetmen: İsmail Güneş
Senaristler: İsmail Güneş ve Ömer Faruk Birpınar

Oyuncular: Mehmet Özgür (Turgut), Yasemin Balık (Simay), Okan Tangücü (Umut), Volkan Severcan (Süleyman), Ezel Akay (Doktor), Ahmet Özhan (Yargıç), Tardu Flordun (Tardu), Mustafa Şimşek (Uzman Doktor)

Görüntü Yönetmenleri: Baybars Tekin ve Ahmet Bayar
Kurgu: Mevlüt Koçak
Müzik: Murat Özdemir
Süre: 110 dakika
İçerik Uyarıları: Her yaştan izleyiciye uygundur.
Yapımcı: Mehmet Güneş (İstanbul Güneşi)
Dağıtıcı Şirket: Best Line Pictures


İstanbul'un ilkokullarında palyaçoluk yaparak hayatını kazanmaya çalışan Turgut, anne şefkatinden mahrum bir şekilde büyüyen oğlu Umut'un hayattaki tek varlığı, biricik kahramanıdır. En büyük hedefi “dizi oyunculuğu” olan ve yaşadığı sefil koşullardan kurtulabilmek için en sıradışı işlere dahi büyük bir gözükaralık içinde saldıran genç adam, bir gün bir okulda gösteri yaparken, oğlunun öğretmeninden gelen acı haberle sarsılır. Umut sınıfta fenalaşıp hastaneye kaldırılmıştır. Yapılan testlerde, çocuğun lösemi hastalığına yakalandığı anlaşılır. Doktorlardan bu yürek yakıcı haberi aldıktan sonra bütün varlığını oğlunu kurtarmaya adayan Turgut, o sırada, kendisini yıllar önce terk edip uzak diyarlara gitmiş olan eski eşi Simay'ın da kente geri dönmesiyle birlikte duygusal açıdan iyice köşeye sıkışır. Cömert bir mirasyediyle flört etmekte olan Simay, yıllardır arayıp sormadığı Umut'u şimdi geri istemektedir. Genç çift, bu nedenle mahkemede karşı karşıya gelirler. Oğluna büyük fedakârlıklarla hem annelik hem de babalık yapan, ancak zorlu hayat koşulları nedeniyle bundan sonrasında önünü göremeyen Turgut için, canını dişine takarak büyüttüğü Umut'u, devletin kendisine göre çok daha “güvenilir” bulduğu yeni bir adrese teslim etme zamanı gelmiştir. Bu da bir baba olarak onun yapabileceği son ve en büyük fedakârlık olacaktır.

“Beyaz Sinema”nın dönüşüm filmi

Sinemasal sezgisi ve yeteneklerine her zaman için inanıp güvendiğim yönetmen İsmail Güneş, en az anlattığı öykü kadar trajik bir süreçten geçerek tamamlamayı başardığı son yapıtıyla huzurlarımızda… Kültür Bakanlığı'nın verdiği sınırlı destek ve yanısıra da binbir güçlük içinde temin edilmiş son derece düşük bir bütçeyle gerçekleştirilen bu alçakgönüllü filmi, yan sütunlarda okuyacağınız köşe yazımda da vurguladığım gibi, -gazeteci ağabeyimiz Abdurrahman Şen'in 1990'larda ortaya attığı o güzelim tanımdan sonra- “beyaz sinema” olarak adlandırmaya başladığımız ahlâkçı sinema anlayışının 30-35 yıllık tarihçesi içinde çok önemli bir kırılma noktası olarak görmekteyim.

Gerçi Güneş, muhafazakâr karakterli Türk toplumunun küstah ve saldırgan bir modernite işgali karşısında yaşadığı duygusal çatışmaları önceki filmi “The İmam”da da belli ölçüde beyazperdeye yansıtmıştı. Ancak, yönetmenin, 1923'den bu yana ülkemizde yaşanan adı konulmamış kültürel savaşı “takkeli, tesbihli, nur yüzlü dindar ihtiyarlar” ile “hababam içki içip duran kötü kalpli, kötü bakışlı imânsız laikler” düzeyine indirgeyen o “yorgun” sinema anlayışını bu kez tam anlamıyla reddettiğini ve çağdaş hayatın merkezinde yaşanan sapına kadar gerçek bir trajediye el attığını görüyoruz. “Hey millet, ben İslâmcıyım!” diye bağırmasa da tıpkı “Takvâ” gibi son derece “İslâmcı” bir film bu; ancak içinde başörtüsü, cami, minare, takke, tesbih örüntüsü bulunmayan, kahramanların din üzerine teatral nutuklar atmadıkları, alabildiğine “yaşayan” bir öykü üzerinden ilerleyen sağlam bir modernite eleştirisi… Öykünün ana mekânının -modernitenin günümüz İstanbul'unda en sağlam biçimde işgal ettiği kültürel coğrafyalardan biri olan- Beşiktaş-Ortaköy civarı olması da bu gerçekçilik duygusunu daha bir güçlendiriyor.

Filmdeki -istisnasız- bütün oyuncuları çok başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Özellikle de gariban baba Turgut rolündeki -Güneş'in, ta Antalya'daki bir yerel televizyonda yayımlanan komedi programından keşfedip getirttiği- genç tiyatro oyuncusu Mehmet Özgür, Türk sinemasının geleceği adına gerçek bir kazanç. Yakın geçmişte kendisi de minik oğlunu benzer bir hastalıkta yitirmiş olan Özgür, üstlendiği bu zor rolde tek kelimeyle döktürüyor. Bunun dışında, küçük Umut'u canlandıran Okan Tangücü, aklı başına sonradan gelen genç ve uçarı anne Simay rolündeki Yasemin Balık, nişanlısını Güneydoğu'daki kirli savaşta kaybetmiş Ülker öğretmeni büyük bir inandırıcılıkla beyazperdeye taşıyan Elif Sümbül Sert… Hepsi de kamera önünde son derece iyiler. Öyle ki, ön planda rolleri bulunmayan, yalnızca filme renk katmak kabilinden eklenmiş taksici Samim (“The İmam”ın unutulmaz softa köylüsü Ahmet Yenilmez) ve ev sahibi İdris (Beni yıllardır hasta eden bir çay reklâmının gedikli oyuncusu Alay Cıhan) gibi kimi arka plan karakterleri bile izleyicinin hafızasında hoş izler bırakmayı başarıyorlar.

'Video görüntü'de şaşırtıcı bir başarı

“Video kamerayla çekip 35 mm film şeridine baskı yapmak”, sinemamızda son yıllarda -bütçe ve zaman sorunları nedeniyle- sıklıkla başvurulan bir yönteme dönüştü. Nitekim, “Sözün Bittiği Yer” de, sağladığı yüzde 30 dolayındaki mâlî tasarruf nedeniyle, 35 mm formatındaki klasik bir film kaydedicisi yerine, Sony'nin mucizevî video kamerası “Cine-Alta” ile çekildi; kurgusu da tamamen dijital ortamda yapıldı ve son hâli 35 mm film şeridine aktarıldı. “High definition” (yüksek çözünürlüklü) video kameraların 35 mm film lezzetini tutturup tutturamayacakları konusunda hâlâ derin kuşkuları olan bir sinemasever olmama karşın, “Cine-Alta”nın perdede verdiği resim kalitesini görünce bu konudaki muhafazakâr bakışım büyük ölçüde sarsıldı doğrusu. Çünkü, Baybars Tekin ve Ahmet Bayar'ın usta işi görüntüleri, 35 mm film şeridinden renk canlılığı ve derinlik olarak hemen hemen hiç ayırt edilemeyen, çok yüksek bir görsel kalite ortaya koymuş.

Bir de tabiî, filmdeki o güzelim müzik dokusunu unutmamak gerekiyor. İlk dinlediğim andan beri dilimden düşüremediğim nefis bir ana temaya imza atan Murat Özdemir'i bu başarılı çalışması için gönülden kutluyorum.

Bilenler iyi bilir; ben film eleştirisi yazarken “ahbap, arkadaş, kanka” falan dinlemem; kötü bir taraf gördüm mü son tahlilde yine bildiğimi okurum. O yüzden de yazıma, bu filmde gördüğüm temel bir sorunu dile getirmeden son noktayı koymayacağım. Başlangıç çekimlerinin çok daha uzun ve öykünün ayrıntılarına inen planlardan oluştuğunu bildiğim “Sözün Bittiği Yer”, 110 dakikada toparlanma kaygısıyla kimi noktalarında biraz fazla kesilip biçilmiş ve bu yüzden de bir kaç bölümdeki dramatik etki oldukça zayıflamış. Örneğin, Turgut'un hastane bahçesindeki bayılışı ya da çaresiz hasta yakınıyla birlikte soyguna çıkış sahneleri, bana ön hazırlıkları ve sonrası itibarıyla biraz zayıf geldi. Aynı şekilde, Turgut'un, ilk aşamada gayet iyi geçindiği Simay ile -“çocuğun velayeti” konusundaki- sonradan artan ve mahkemeye kadar taşınan ikili geriliminin sunuluşu da hazırlık süreci yönünden yetersiz. “Önceleri” ve “sonraları” yeterince güçlü vurgulanmayan bu gibi bölümler havada asılı kalıyor ki bunun da nedeni yönetmen Güneş ile sinemamızın büyük kurgu ustası Mevlüt Koçak'ın bazı noktalarda -süreyi aşmama kaygısıyla olsa gerek- ellerindeki makası gereğinden çok daha derine daldırmış olmaları. Keşke film 110 yerine 120 dakika olsaydı da bizler de öyküdeki kimi ayrıntıları daha iyi kavrayabilseydik. Makasa kurban gitmiş bu gibi hızlı geçen bölümlerin, filmin daha sonraki TV ve DVD versiyonunda yapılacak ekstra bir kurguyla giderilmesi gerektiğine inanıyorum.

Sonuç itibarıyla, her açıdan derli toplu, izleyicisini yormayan, onları aile ve ebeveyn olmanın anlamı üzerine anlamlı bir sorgulamaya yönelten kısa, fakat etkili bir şiirle karşı karşıyayız. Türk sinemasının son dönemlerde ürettiği en lirik filmlerden biri olarak gördüğüm “Sözün Bittiği Yer”i aile boyu tavsiye ediyorum.

Filmin en klas sahnesi: Velâyet Mahkemesi

Kurgusundaki kimi kopuklukluklar nedeniyle bir bütün olarak “başyapıt” mertebesine ulaşamasa da özellikle oyuncularının çizgiüstü performansları ve yoğun bir duygusallık içinde kaleme alınmış diyaloglarıyla ailecek izlenmeyi hak eden “Sözün Bittiği Yer”, hem sinematografik açıdan hem de oyunculuk gösterileri itibarıyla bir çok başarılı bölüme sahip. Ancak bunlar arasında, başrol oyuncusu Mehmet Özgür'ün devleştiği mahkeme sahnesini özellikle vurgulamak gerekiyor. Turgut ile Simay arasında, küçük Umut'un velâyetinin hangi tarafa verileceğinin belirlendiği bu sahnede, yargıç olarak ünlü ses sanatçımız Ahmet Özhan'ın karşımıza çıkması da hoş bir sürpriz. Yalnızca bir tek cümle söyleyen -“Yaz kızım!”- ancak yüzüne sinen o dervişâne ifadeyle rolüne cuk oturmuş bir oyunculuk sergileyen Özhan, anılan sahnenin izleyici üzerindeki dramatik etkisine de çok şeyler katmış.

Ben, hayata bakışı itibarıyla sulugözlü bir adamım; bu sulugözlülüğüm film izlerken de yakamı bir türlü bırakmıyor. Kahramanımız Turgut'un, çocuğunu yitirmek üzere olan bir baba kimliğiyle yargıcın karşısında yaralı bir kuş gibi çırpındığı bu sahnenin, kalbimi bir kaç bölümde duygusal olarak cidden zorlayan bu küçük, ama güzel filmin en etkileyici anlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bir kaybediş ânı, ancak bu kadar güzel yazılabilir ve bu kadar güzel oynanabilirdi. “Boşanma” denilen ailevî felaketle yüzleşen ya da yüzleşme riski yaşayan bütün anne-babalar; bu yürek parçalayan sahneyi mutlaka izlemeli ve ondan sonra da kararlarınız üzerine bir kez daha düşünmelisiniz.

FRAGMAN



(Yeni Şafak)
KopiLL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Mesajı Digg'e ekleMesajı del.icio.us'a ekleMesajı Technorati'ye ekleMesajı FURL ekleSpurl this Post!Reddit! Wong this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Masalin bittiği yerde hayat başlar... blueice Öykü & Hikaye & Fıkra 1 13-03-2008 10:52 PM
Çok seviyorsun ve kaybetmek üzeresinbir sözün kurtarabilir kulağına eğilip ne dersin. Selinamm Supermeydan Kadın 13 27-02-2008 03:25 PM
İNGİLİZCENİN BİTTİĞİ AN :) illustrasyonist Sohbet, Muhabbet, forum oyunları 3 02-10-2007 09:20 PM
Cesaretin bittiği yerde esaret başlar doğangüneş Öykü & Hikaye & Fıkra 1 14-05-2007 12:30 PM
Cesaretin bittiği yerde esaret başlar Gülüm Edebiyat 0 10-05-2007 09:52 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:13 AM .


Powered by vBulletin® Jelsoft Enterprises Ltd.

Supermeydan.net kar amacı gütmeyen bilgi, paylaşım üzerine kurulu ücretsiz bir forum sitesidir, üyeler her türlü bilgiyi,dosyayı önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu mesajlardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk mesajı yazan üyeye aittir. Yine de sitemizde yasa dışı (illegal) içerik bulursanız supermeydan@gmail.com email adresine bildiriniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır, Teşekkürler!


Telif haklarını ihlal eden hertürlü materyal supermeydan.net de yayınlanamaz ve dağıtılamaz.Site içeriğini Kaynak göstermek şartıyla kullanmanız serbesttir.
Okur konuları ve yorumları kişilerin kendi görüşleridir.SuperMeydan.Net konu ve yorum içeriklerini benimsememektedir

Search Engine Friendly URLs by vBSEO