![]() |
| | |||||||
Kültür, Sanat katogorisi Sinemalar forumu içinde "Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri" başlıklı konu görüntüleniyor, "Türkan Şoray Doğum tarihi 28 Haziran 1945 Doğum yeri Türkiye / İstanbul Mesleği Sinema oyuncusu İlk Yılları 28 Haziran 1945'de İstanbul’da doğdu. Babası Halit Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.656
Blog Mesajları: 6
Cinsiyet: Rep Gücü: 439 Rep: 42942 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Türkan Şoray Doğum tarihi 28 Haziran 1945 Doğum yeri Türkiye / İstanbul Mesleği Sinema oyuncusu İlk Yılları ![]() 28 Haziran 1945'de İstanbul’da doğdu. Babası Halit Şoray devlet demir yollarında memur, annesi ev hanımıydı. Maddi imkanların kısıtlı olduğu bir ailede dünyaya geldi. Öğrenimine Rami Taş mektebinde başladı fakat sürekli mahalle değiştirdiklerinden, eğitimini 1956’da Feriköy ilkokulunda tamamladı. 1954’te Meliha ve Halit Şoray çifti boşanır. Çocuklar annede kalır. Karagümrük Sarmaşık Sokak’a taşınırlar. Burada ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız'la tanışır, onun sayesinde de Yeşilçam’a adım atar. Bir gün onunla beraber film setine gider ve böylece ünlü “Yeşilçam Sokağı”na adımını atmış olur. Şoray o dönemde on beş yaşındadır. Emel Yıldız, o sıra “Köyde Bir Kız Sevdim” adlı filmin başrolünde oynayacaktır. Bir gün filmin setine Şoray'ı da götürür. Kenarda bir yerde otururken Türker İnanoğlunun dikkatini çeker. Şoray’la tanıştırılır. İnanoğlu başrol için Türkan Şoray’ın daha uygun olacağına karar verir. Şoray’ın Yeşilçam’a girişi de böylece gerçekleşir. Bir Yıldızın Doğuşu (1960’lar) Türkan Şoray bu filmin ardından yeni yeni teklifler almaya başlar. Çevirdiği filmlerle, özelikle magazin basının dikkatini çeker ve ilk kez, dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema” ya kapak olur (15 Mart 1961, s.18). Ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses Dergilerine.. 1960 yıllarla birlikte Şoray’ın başarı grafiği de yükseliyordu. Artık yaşamında herşey değişmekteydi ve bu değişiklik sosyal durumdan fiziğine kadar her şeyine yansıyordu. Erkeklerden gördüğü ilgi ve artan seyirci ilgisi ona güven kazandırıyordu. Artık kararsızlıktan kurtulup kadınlığa adım atıyordu. Artık daha şuh biri halini alacaktır. Bu değişimiyle gerek Yeşilçam çevrelerinde gerek seyircisi arasında büyük bir etki gücüne sahip olur. İlk Önemli Aşama “Acı Hayat” Türkan Şoray’ın sinema hayatındaki ilk dönüm noktasıdır. “Otobüs Yolcuları” ile bu dönüm noktasının ilk kıpırtılarına veren Şoray “Acı Hayat”la ilk önemli aşamasını da geçer. Bu filmindeki rolü diğerlerine göre daha tutarlı, tip olarak da gerçeğe daha yakındır. Film o güne kadar yapılmış en başarılı, en şiirsel görüntülü bir aşk filmidir. 1963’te çevirdiği bu filmle 1964’te I. Antalya Film Festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alır. Ayrıca “Acı Hayat” sinema yazarlar tarafından “yılın filmi” seçilir. Artık izleyicide Şoray imgesi oluşmaya başlamıştır. Senaryo yazarları onun için öyküler oluşturabilir, yönetmenler filmlerini onun üzerine kurabilirler. Hayatına Yön Veren Adam Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü vardır. Onu korumuş, hep zirvede kalmasında büyük rol oynamıştır. Eylül 1962’de bir film setinde tanışırlar. Rüçhan Adlı Şoray’dan tam 23 yaş büyüktür. Görmüş–geçirmiş bir insandı. Şoray hep bir babanın şefkatinden ve sevgisinden mahrum büyümüş, bunlara ihtiyaç duymaktadır. Şoray’da bu sevgi ve şefkati Adlı’da bulur ve 20 yılını onunla birlikte geçirir. İlişkilerinden sonra Şoray giderek süzgün bakışlı şuh bir kadın olmaktan sıyrılıp, yeni kimliğine bürünür ve 1965’lerden başlayarak “Türk sinemasının bir numaralı kadını” olur. Dört büyükler arasında olup (Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın) en çok o tutulmaktadır. Sultan Şoray’ın Sultan olmasında ve kanunlarının oluşmasında Adlı’nın büyük payı vardır. Adlı, Şoray’a gönderdiği çiçek buketlerine iliştirdiği kartlarda ya da bıraktığı notlarda ona hep “Sultanım” diye hitap eder. (Canım sultanım, hanım sultan.. gibi) Bunlar daha sonra basında yer alır ve dönemin ünlü gazete ve dergilerinde yayınlanır. Böylece Şoray artık Türk sinemasının da, halkın da “Sultan”ı olmaya başlar. Adlı’nın onun hayatındaki yeri ve üzerindeki etkisi, özelikle birlikte yaşamaya başladıkları 1963 yılından başlayarak önemini ve ağırlığını artırır. 1966’nın sonlarına doğru ise birbiri ardına Şoray filmleri çevrilir ve aynı haftalarda Beyoğlu sinemalarında vizyona girince durum bir süre için aleyhine gelişir. Aynı haftalarda oynayan Şoray’lı filmler adeta birbirini vurur. Şoray’ın böyle bir hataya kurban gitmesinin nedeni aynı yıl içinde çok sayıda film çevirmesi ve oynadığı filmlerin aynı konuları kapsamasıdır. Bir süre sonra aleyhine gelişen bu tehlikeli sarsıntıyı güçlükle atlatır ve durumu lehine geliştirip fiyatına zam yapar. Böylece bütün yapımcılar Şoray’ı kara listeye alırlar. Bu karara göre ona film çevirttirmeyecek, mukavele süresi uzatılmayacak, sinema salonlarında da filmleri gösterilmeyecektir. O artık Akün, Acar, Arzu, Duru film....gibi büyük şirketlerin de kara listesindedir. Aleyhine gelişen tüm olaylardan sonra Şoray kendine bir savunma politikası bulur ve yapımcıların karşısına aldığı bazı kararlarla çıkıp, bu kararlardan da taviz vermeyecektir. Böylece Şoray kanunları oluşur. Şoray Kanunları 1) Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir. 2) Türkan Şoray, Senaryoyu beğenmediği takdirde yeni senaryo verilecektir. 3) Her senaryoda beğendi mutabakatı şarttır. 4) Filmde öpüşme ve açık sahneden olmayacaktır. 5) Filmdeki modern giysiler Türkan Şoray’a tarihsel olanlar ise şirkete aittir. 6) Film çekimi İstanbul dahili olup Türkan Şoray İstanbul dışına çıkamaz. 7) Çalışma saatleri sabah 8 ile akşam 19 arasıdır. 8)Pazar günleri Türkan Şoray çalışmaz. 9) Türkan Şoray adı jenerik, afiş ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır. 10) Filmin her oynadığı yerde 9. madde uygulanacaktır. 11) Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray’ın sesi için kendi mutabakatı şarttır. 12) Şirket filmi kendi hesabına çeker. Eğer başka şirketle ortak ortak yapıma gidilirse Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır. 13) Film renkli ise Türkan Şoray’ın mutabakatı ile çekim günleri uzayabilir. 14) Çekilecek filmin rejisörü ve baş erkek oyuncusu için Türkan Şoray’ın mutabakatı şarttır. 15) Bu şartlara riayet etmeyen film şirketi 100 bin lira ödemeyi taahhüt eder. 16) İhtilaf vukuunda merci mahkemeleri İstanbul mahkemeleridir. 17) Türkan Şoray şirketlerden film başına 60 bin lira alır. 18) Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez. Dönemine göre bu oldukça ağır koşullar, 1967’de son halini alıp yazılı bir metne dönüştürülür. Türkan’ın ünlü ve gişe geliri öylesine yüksektir ki, hiçbir firma, yönetmen veya oyuncu ona karşı çıkamaz. Türkan Şoray’la mukavele yapmak için birbirleriyle yeniden yarışa girerler. Bu kanunlarla Rüçhan Adlı, Şoray’ın, Yeşilçam’daki imajını koruma altına alır. Şoray’ın Sinemamızdaki Yeri 1960’larda 4 büyükler saltanatı söz konusudur. Fatma Girik; baştan itibaren dinamik canlı, “acul”, girişken kolay yılmayan, daha erkeksi, yeni yaşama kültürüyle dalga geçen, alt kültüre yakın bir tip, Filiz Akın; daha modern, toplumun Batı’ya dönük yüzüydü. O ince sarışın ve kırılgan kişiliğiyle halk kızlarını oynasa da pek inandırıcı olmayacak, daha çok zengin kızlarını, “burjuva güllerini” temsil ederek biraz farklı bir alana geçecekti. Hülya Koçyiğit, geniş bir canlandırma yelpazesi ve çok farklı kimliklere bürünme yeteneği olan, her sınıfa ait olabilen, kibar evin kızı. Türkan Şoray ise; güzel, çekici, alımlı bir kadın kişiliği yaratacak ve bunu hem güldürü, hem dramda aynı başarıyla sürdürecekti. Sosyal kökenler itibarıyla bir uçtan öbürüne, bir kutuptan diğerine kolaylıkla gidip gelebilecekti. Türk toplumu, sanatçının halk kızı veya burjuva dilberi tiplemelerini aynı ilgiyle kabul edecekti. Tip olarak da Türk kadınını yansıtmaktadır. Türk sinemasının en güzel resim veren kadın oyuncusudur. Sinemasal açıdan zengin, seyirciyi çarpan bir görüntüsü vardır. Halkın içinde gelmesi zor şartlarda büyümesi onu halka daha yakın kılacaktır. Türk sinemasında hiçbir kadın oyuncu onun gibi çevresinde yaygın bir etkinliğe sahip olmamıştır. Güzelliği hep abartılıdır ama sıcaklığı da tartışılmaz. Bu özellikleriyle sinemamızda farklı bir yer açar. Diğer kadın sanatçılara örnek olmuş, uygulamalarıyla da takip edilmiştir. Sinemada en yüksek fiyata sahip oyuncu oluşu, en çok aşık olunan kadın oluşu, kendine has yasaklar koyuşu, her rolün altından başarıyla kalkması, farklı güzelliği, sıcaklığı, bir sultan, bir efsane oluşuyla ve diğer yönleriyle sinemadaki yerini de belirlemiştir. 1970’ler, Şoray, Sinema ve Toplum Şoray, değişir gözüken bir şeylere karşın, 1970’lerin başlarında da sinema siyasetini hemen hemen aynen sürdürür. Yılda yine 10-12 film yapar. Ünlü yazarların eserlerine el atılır fakat başarılı olunmaz. Sultan Gelin, Cemo gibi yarım başarılar elde edilirken, Vukuat Var, Asiye Nasıl Kurtulur gibi filmler fiyaskoyla sonuçlanır. Ünlü yönetmenlerle (Atıf Yılmaz, Osman Seden, Halit Refiğ..) çalışmak da pek bir şey değiştirmez. 70’lerin başında yine zirvede gözükmektedir. Fakat o artık daha değişik, daha farklı birşey arama çabasındadır. 1972 yılında mesleki yaşamında yeni bir dönem açılır. Film sayısını ciddi anlamda azaltır. Bu yıla iki filmi damgasını vuracaktır. Biri Cemo’dur. Bu filmin çekimlerinde Şoray attan düşer ve felç olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Olay, filme iyi bir reklam aracı olur. Asıl büyük tepkilere yol açan olay ise bir diğer filmi “Dönüş”tür. Çünkü Şoray’ın yönetmenlik denemesi yaptığı ilk filmdir. Şoray birçok çevrenin eleştirisine maruz kalır. Filmin başarılı olmayacağı düşünülür, fakat beklenenin aksine dikkat çeker ve başarılı olur. Şoray, eleştirmenlerin, sinema uzmanlarının ve de “ciddi basın”ın dikkatini çeker. Film yılın en büyük iş yapan filmi olur. Şoray’a daha önce yüz çevirenler, bu kez onu sahiplenirler. Ayrıca “Dönüş” 1973’te “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül alır. “Azap’ta (1973) ikinci yönetmenlik denemesini gerçekleştirir fakat bu filmde başarılı olamaz. 70’lerin başlarında O hepsi birbirinin aynı, en azından benzeri dram veya komedilerden daha kişilikli, daha gerçekçi filmlere doğru kaymasında, belki yıllardır süre gelen aklı başında, sorumlu ve oldukça poltize bir eleştirinin katkısı olmuştur. Ama temel neden, Türk toplumunun o yıllardaki genel havasıdır. Artık sinema da o uzun yıllar sürdürdüğü pembe rüyadan uyanıyordu. Yönetmenler ilk defa gerçekçi konulara el atmakta, Anadolu bozkırlarında mekan bakmakta, köylü kadınların dramını keşfetmektedirler. Başta Türkan Şoray ve diğer ünlü starlar, gerçekten yaşamış ve yaşayan kadın portreleri çizmeye başlarlar. Konfeksiyon usulü yapılan filmlerin yerini daha gerçekçi konular, daha kapsamlı yaklaşımlar, daha bütüncül çabalar alır. Artık her film ayrı bir proje olup, çok daha dikkatle üzerinde durulacaktır. 76’da 3. Şoray yönetmenliği ürünü olan “Bodrum Hakimi”ni çeker ve yeniden sahnededir. Yerini yeniden sağlamlaştırmıştır. 1977’de en güzel filmlerinden biri olan “Selvi Boylum al Yazmalım” da oynar. Bu filmle Şoray’a en iyi kadın oyuncu ödülü gelir. 1980’ler ve Sonrası Şoray, Toplum ve Sinema Bu hızlı dönemden sonra Şoray bir süre setlerden uzak kalır. 80’de film yapmaz. 1981’de ise son yönetmenlik ürünü olan “Yılanı Öldürseler” ile geri döner. Bu arada halk sinemaya gitmeyi reddeder. Artık yeni bir kuşak, yeni yönetmenler, yeni bir anlayış doğuyordu. (ve 80’li –90’lı yıllar boyunca Şoray’da bir çok yeni yönetmene destek verdi.) 1980’lerle bağımsız sinemanın önü açılır. 80’lerde sinemamız artık daha aydın, daha incelmiş ürünler, büyük kentin orta sınıflarına dönük hikayeler vermeye başlayan daha özel bir alan olmaya doğru gidecektir. 1983’te şarkıcı ve türkücülerin oynadığı arabesk ağırlıklı filmler Türk Sinemasındaki yerini ne kadar korumaya çalışsa da, kadın dünyalarını sorgulayan “kadın filmleri” öne çıkmaya başlayacaktır. Değişen koşullar ve yaşanan ekonomik krizler nedeniyle 1980-86 yıllarında ikişer filmle yetinmek zorunda kalan Türkan Şoray 1987’de bu sayıyı dörde çıkarır. 80’li yıllar Şoray’ın hem mesleğinde hem de özel yaşamında önemli değişikliklere sahne olacaktır. Şoray kanunları yıkılacak, oynadığı “Mine” adlı filmiyle “kadın filmleri” akımını da açacaktır. Özel yaşamında ise yirmi yılını feda ettiği Rüçhan Adlı’yı 1983’te terk edecek, aynı yıl sinema ve tiyatro sanatçısı Cihan Ünal ile evlenecektir. 84’te annesini kaybedecek ve bir süre sonra kızı Yağmur dünyaya gelecektir. Şoray Ünal çifti beraber birkaç filmde beraber oynarlar fakat filmler beklenen işi yapmaz. 87’de çift ayrılır. 90’lı yılları da birkaç filmle kapatır Şoray. 94’te babasını, 95’te de büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeder. Bu yıllarda seyircisinin karşısına birkaç dizi filmle gelir. 2000 yılında çevirdiği “İkinci Bahar” adlı dizi ise diğerlerinden çok farklı bir yere sahip olacaktır.Ayrıca Türkan şoray Türkiye eğitiminede katkıda bulunmuştur.1973 yılında yaptırmış olduğu ilköğretim okulu Istanbul'un Hisarüstü semtinde yer almaktadır. Aldığı Ödüller 1964 I. Antalya Film Festivali. “Acı Hayat”la “en başarılı kadın oyuncu.” (Altın Portakal) 1968 5. Antalya Film Festivali: “Vesikalı Yarim”le “en başarılı kadın oyuncu”. (Altın Portakal) 1969 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti” 1971 Ekspress Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın artisti”. 1973 5. Adana Film Festivali: “Mahpus”la “en başarılı kadın oyuncu”. (altın Koza) Moskova Film Şenliği (Rusya): “Dönüş”le “özel ödül”. Ankara Gazeticiler Cemiyeti: “Yılın Artisti” Kelebek Gazetesi: Halk oyu ile “yılın kadın sanatçısı”. Kıbrıs Gazeteciler Cemiyeti: “Yılın Sanatçısı” Tercüman Gazetesi: Halk oyu ile “en iyi sanatçı” İzmir Kadınlar Birliği: “Dönüş”le “en iyi kadın oyuncu”. 1978 Taşkent Film Şenliği: “Selvi Boylum Al Yazmalım”la Uluslarası Aytmatov Kulübü’nün geleneksel ödülü. 1987 27. Antalya Film Festivali: “Hayallerim, Aşkın ve Sen”deki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portkal) 1990 2. İzmir Film Festiali: “Altın Artemis onur ödülü.” 1992 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festiali “Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. 1994 6. Ankara Film Festivali: “Emek ödülü”. 31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu”. (Altın Portakal) 1996 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali: Sinema onur ödülü Magazin Gazeticiler Derneği 4. Altın Objektif Ödülü, Onur Ödülü. 1999 Roma Film Festiali: Büyük Ödül 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali: Kadın yönetmen ödülü. 2000 Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi: Zirvedekiler 2000 ödülü 31. Antalya Film Festivali: “Bir Aşk Uğruna”daki yorumuyla “en iyi kadın oyuncu.” (Altın Portakal) 2001 Sakıp Sabancı Türk Kalp Vakfı: “İkinci Bahar” dizisiyle “iyi kalp ödülü”. 2001 İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi-Tekofaks Panasonic: “İkinci Bahar” dizisindeki rolüyle “2000 yılının başarılı iletişimci ödülü.” Akademi İstanbul: “Yılın en başarılı sanatçısı ödülü”. Filmografisi 1960: Köyde Bir Kız Sevdim, Aşk Rüzgarı, Güzeller Resmi Geçidi, Utanmaz Adam 1961: Afacan, Aşk ve Yumruk, Dikenli Gül, Gönülden Gönüle, Hatırla Sevgilim, Kaderin Önüne Geçilmez, Kardeş Uğruna, Melekler Şahidimdir, Otobüs Yolcuları, Sevimli Haydut, Siyah Melek 1962: Acı Hayat, Allah Seviniz Dedi, Aşk Yarışı, Bardaktaki Adam, Billur Köşk, Bizde Arkadaş mıyız, DikmenYıldızı, Kırmızı Karanfiller, Lekeli Kadın, Ne Şeker Şey, Ümitler Kırılınca, Zorlu Damat 1963: Acı Aşk, Ayşecik Canımın İçi, Badem Şekeri, Beni Osman Öldürdü, Bütün Suçumuz Sevmek, Çalınan Aşk, Çapkın Kız, Dağlar Kralı, Genç Kızlar, İki Kocalı Kadın, Küçük Beyin Kısmeti, Sayın Bayan 1964: Adanalı Tayfur Kardeşler, Anasının Kuzusu, Bomba Gibi Kız, Bücür, Fıstık Gibi Maşallah, Gençlik Rüzgarı, Gözleri Ömre Bedel, Kader9 Kapıyı Çaldı, Kızgın delikanlı, Macera Kadını, Mualla, Öksüz Kız, Yılların Ardından 1965: Ekmekçi Kadın, Elveda Sevgilim, Garip Bir İzdivaç, Hayatımın Kadını, Komşunun Tavuğu, Sana Layık değilim, Seven Kadın Unutmaz, Siyah Gözler, Sürtük, Vahşi Gelin, Veda Busesi 1966: Akşam Güneşi, Altın Küpeler, Anaların Günahı, Çalıkuşu, Çamaşırcı Güzeli, Düğün Gecesi, El Kızı, Eli Maşalı, Günahkar Kadın, Karanfilli Kadın, Kenarın Dilberi, Meleklerin İntikamı, Meyhanenin Gülü, Siyah Gül 1967: Ağlayan Kadın, ana, Ayrılsak da Beraberiz, Bir Dağ Masalı, Her Zaman Kalbimdesin, Kara Duvaklı Gelin, Kelepçeli Melek, Ölümsüz Kadın, Sinekli Bakkal, Tapılacak Kadın 1968: Abbase Sultan, Ağla Gözlerim, Artı Sevmeyeceğim, aşk Eski Bir Yalan, Ayşem, Dünyanın En Güzel Kadını, Kadın Değil Baş Belası, Kadın intikamı, Kadın Severse, Kahveci Güzeli, Vesikalı Yarim 1969: Aşk Mabudesi, Ateşli Çingene, Bana Derler Fosforlu, Buruk Acı, Fosforlu Cevriye, Günah Bende mi, Köle Olayım, Sana Dönmeyeceğim, Seninle Ölmek İstiyorum, Son Bahar Rüzgarları 1970: Ağlayan Melek, Arım Balım Peteğim, Birleşen Yollar, Buğulu Gözler, Bülbül Yuvası, Hayatım Sana Feda, Herkesin Sevgilisi, Kara Gözlüm, Mağrur Kadın, Mazi Kalbimde Yaradır, Merhamet, Tatlı Meleğim 1971: Ateş Parçası, Bir Genç Kızın Romanı, Bir Kadın Kayboldu, Gelin Çiçeği, Gülüm Dalım Çiçeğim, Güllü, Mavi Eşarp, Melek mi, Şeytan mı, Sevmek ve Ölmek Zamanı, Unutulan Kadın, Yedi Kocalı Hürmüz 1972: Cemo, Çile, Dönüş, Sisli Hatıralar, Vukat Var, Zulüm 1973: Asiye Nasıl Kurtulur, Azap, Dert Bende, Gazi Kadın, Güllü Geliyor Güllü, Mahpus, Namus Borcu, Sultan Gelin, Yalancı 1974: Açlık, Bal Kız-Şenlik Var, Çılgınlar, Yüreğimde Yare Var 1975: Acele Koca Aranıyor 1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Devlerin Aşkı 1977: Baraj, Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım 1978: Bir Aşk Masalı, Cevriyem, Sultan, Tatlı Nigar 1979: Hazal, Küskün çiçek 1981: Yılanı Öldürseler 1982: Mine, Seni Kalbime Gömdüm 1983: Metres, Seni Seviyorum 1984: Bir Sevgi İstiyorum 1985: Bir Kadın Bir Hayat, Körebe 1987: Gramafon Avrat, Hayallerim Aşkım ve Sen, On Kadın, Rumuz Gonca Gül 1988: Ada 1989: ölü Bir Deniz 1990: Berdel, Menekşe Koyu, Soğuktu ve Yağmur Ciseliyordu 1993: Şahmaran 1995: Yerçekimli Aşklar 1997: Nihavent Mucize 2003: Gönderilmemiş Mektuplar 2004: Mürüvvetsiz Mürüvvet Diziler 1993 Tatlı Betüş 1996 Bir Aşk Uğruna 2000 Gözlerinde Son Gece 2000 İkinci Bahar 2002 Tatlı Hayat
__________________ |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.656
Blog Mesajları: 6
Cinsiyet: Rep Gücü: 439 Rep: 42942 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri Kadir İnanır ![]() 1949 yılının Ağustos sonu ve Eylül ayının ortalarında bir günde (Nüfus kağıdındaki doğum tarihi 15 Nisan 1949) çok kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya geldi.İlk ve ortaokulu Fatsa’da, liseyi İstanbul’da Haydarpaşa Lisesinde yatılı okudu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon bölümünü bitirdi.1969 yılında bir yarışmada birinci olduktan sonra oyunculuk hayatına foto-roman'lar ile başladı ve "Son Yedi Adım Sonra" isimli film ile sinemaya geçti. Türk sinemasının yetiştirdiği yıldız oyunculardan biri olan Kadir İnanır'ın önemli filmleri arasında, başrollerini Türk Sineması'nın Sultanı olarak bilinen Türkan Şoray'la paylaştığı "Dönüş", "Selvi Boylum Al Yazmalım", "Yılanların Öcü" filmleri ile Ah Güzel İstanbul, Tatar Ramazan, Bir Yudum Sevgi filmleri yer alıyor.182 tane sinema filmi ve 7 tane televizyon dizisinde rol aldı.Sinema dışındaki ilgi alanları sosyoloji, ekonomi ve siyasettir. Özel hobisi ise kurbağa (göden) koleksiyonu yapmaktır.İnanır, 2003 yapımlı sinema filmi "Gönderilmemis Mektuplar"da, başrolü Türk Sineması'nın Sultanı Türkan Şoray'la birlikte paylaştı. Türk Sineması'nın efsanevi ikilisi, 24 yıl aradan sonra bu filmle birlikte biraraya geldi ![]() Sanatçının bütün filmleri: 1968: Son Yedi Adım Sonra 1969: Çılgınlar Cehennemi, Yaralı Kalp, Fato. 1970: Ankara Ekspresi, Kara Gözlüm, Mechul Kadın, Dağların Kartalı. 1971: Unutulan Kadın, Üç Arkadaş, Azrailin Beş Atlısı, Kara Gün, Kerem ile Aslı, Mualla. 1972: Asi Gençler, Dönüş, Leyla ile Mecnun, Utanç, Kanlı Para, Paprika Gaddarın Aşkı, Baskın, Vur. 1973: Bitirim Kardeşler, Bitirimler Sosyetede, Ezo Gelin, Gazi Kadın, Kambur, Yaban, Anadolu Ekspresi, Arap Abdo, Hayat Bayram Olsa, Ölüme Koşanlar. 1974: Almanya'lı Yarim, Sahipsizler, Sensiz Yaşanmaz, Yazık Oldu Yarınlara, Askerin Dönüşü, Bir Yabancı, Ceza, Enayi, Korkusuzlar, Uyanık Kardeşler. 1975: Baldız, KöPage Rankü, Pisi Pisi, Yatak Hikayemiz. 1976: Bodrum Hakimi, Deprem, Taksi Şöförü, Alev, Can Pazarı, Delicesine, Devlerin Aşkı, İki Kızgın Adam. 1977: Dila Hanım, Selvi Boylum Al Yazmalım, Silah Arkadaşları, Tövbekar, Ana Ocağı, Fırtına, Cevriyem. 1978: Evlidir Ne Yapsa Yeridir, Derviş Bey, Düzen, Hedef. 1979: Doktor, Fırat, Gazeteci, İstanbul, İsyan. 1981: Ah Güzel İstanbul, Kırık Bir Aşk Hikayesi. 1982: Tomruk, Yürek Yarası, Aşkların En Güzeli, Elveda Dostum. 1983: Bedel, Kurban. 1984: Yabancı, Balayı, Bir Yudum Sevgi, Güneş Doğarken, İmparator. 1985: Seyyid, Yaz Bitti, Yılanın Öcü, Amansız Yol, Ateş Dağlı, Ölüm Yolu. 1986: Sen Türkülerini Söyle, Sevgi Çıkmazı, Suçumuz İnsan Olmak, Sultanoğlu, Umut Sokağı, Yarın Ağlayacağım, Dikenli Yol, Hayat KöPage Ranküsü, Güneşe KöPage Rankü. 1987: Sende Yüreğinde Sevgiye Yer Aç, Yarınsız Adam, 72. Koğuş, Menekşeler Mavidir, Yaralı Can, Küçücüğüm, Katırcılar. 1988: Emanet, Hüzün Çemberi, 7 Uyuyanlar, Bir Beyin Oğlu. 1989: Med Cezir Manzaraları, Acılar Paylaşılmaz, Film Bitti, Karılar Koğuşu. 1990: Tatar Ramazan, Eskici ve Oğulları, Sayın Başkan, Darbe. 1991: Umut Hep Vardı, Aldatacağım. 1992: Tatar Ramazan Sürgünde. 1995: Aşk Ölümden Soğuktur, Savcı (TV). 1998: Marziye (TV). 2000: Komser Şekspir. 2001: Derman Bey (TV). 2002: Kumsaldaki İzler (TV), Kırık Ayna (TV). 2003: Gönderilmemiş Mektuplar (2003) 2004: Bütün Çocuklarım (TV). 2005: Sinema Bir Mucizedir 2006: Azap Yolu (TV) Ödülleri 23. Antalya Film Şenliği, 1986, Yılanların Öcü - En İyi Erkek Oyuncu 5. Adana Altın Koza Film Şenliği, 1973, Utanç - En İyi Erkek Oyuncu 3. Ankara Film Şenliği, 1990, Med Cezir Manzaraları - En İyi Erkek Oyuncu
__________________ |
| | |
| | #3 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.656
Blog Mesajları: 6
Cinsiyet: Rep Gücü: 439 Rep: 42942 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri Kemal Sunal ![]() Doğum tarihi 11 Kasım 1944 Ölüm tarihi 3 Temmuz 2000 Doğum yeri İstanbul, Türkiye Kemal Sunal, İstanbul'da doğdu. Vefa Lisesi'nden mezun oldu. Sanat hayatı, "Zoraki Tabip" adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı. 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği bir filmle sinemaya adımını attı ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı. Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı. Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, peşpeşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı. Filimlerde cogu zaman saf,sansli ama iyi yurekli karakterlerin rollerine girdi.1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1977'de Antalya Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi. 1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başladı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı. 12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve yüksek lisans yapmaya başladı. Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. ![]() Sinema filmleri Propaganda (1999) Varyemez (1991) Koltuk Belası (1990) Boynu Bükük Küheylan (1990) Abuk Sabuk Bir Film (1990) Zehir Hafiye (1989) Talih Kuşu (1989) Gülen Adam (1989) Uyanık Gazeteci (1988) Polizei (1988) Öğretmen (1988) Düttürü Dünya (1988) Bıçkın (1988) Yakışıklı (1987) Kiracı (1987) Yoksul (1986) Tarzan Rıfkı (1986) Japon İşi (1987) Garip (1986) Deli Deli Küpeli (1986) Davacı (1986) Şendul Şaban (1985) Şaban Papuçu Yarım (1985) Sosyete Şaban (1985) Gurbetçi Şaban (1985) Katma Değer Şaban (1985) Keriz (1985) Atla Gel Şaban (1984) Ortadirek Şaban (1984) Postacı (1984) Şabaniye (1984) Tokatçı (1983) Kılıbık (1983) En Büyük Şaban (1983) Çarıklı Milyoner (1983) Yedi Bela Hüsnü (1982) Doktor Civanım (1982) Üç Kağıtçı (1981) Kanlı Nigar (1981) Davaro (1981) Zübük (1980) Gol Kralı (1980) Gerzek Şaban (1980) Devlet Kuşu (1980) Korkusuz Korkak (1979) Umudumuz Şaban (1979) Şark Bülbülü (1979) Dokunmayın Şabanıma (1979) Bekçiler Kralı (1979) Yüz Numaralı Adam (1978) Kibar Feyzo (1978) İyi Aile Çocuğu (1978) İnek Şaban (1978) Avanak Apti (1978) Şabanoğlu Şaban (1977) Sakar Şakir (1977) Hababam Sınıfı Tatilde (1977) Çöpçüler Kralı (1977) İbo Güllüşah İle İbo (1977) Tosun Paşa (1976) Süt Kardeşler (1976) Meraklı Köfteci (1976) Kapıcılar Kralı (1976) Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976) Şaşkın Damat (1975) Hanzo (1975) Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975) Hababam Sınıfı (1975) Köyden İndim Şehire (1974) Salako (1974) ***** Milyoner (1974) Mavi Boncuk (1974) Hasret (1974) Canım Kardeşim (1973) Oh Olsun (1973) Güllü Geliyor Güllü (1973) Yalancı Yarim (1973) Tatlı Dillim (1972) Televizyon dizileri Bay Kamber (1996) Şaban İle Şirin (1995) Şaban Askerde (1993) Saygılar Bizden (1992) Tiyatro oyunları Zoraki Takip Aldığı ödüller 1977: 14. Antalya Film Şenliği, En İyi Erkek Oyuncu, Kapıcılar Kralı 1998: 35. Antalya Film Şenliği, Yaşam Boyu Onur Ödülü, Kapıcılar Kralı 1989: 2. Ankara Film Şenliği, En İyi Erkek Oyuncu, Düttürü Dünya
__________________ |
| | |
| | #4 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.656
Blog Mesajları: 6
Cinsiyet: Rep Gücü: 439 Rep: 42942 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri Şener Şen ![]() Doğum tarihi 26 Aralık 1941 Doğum yeri Türkiye / Adana Yaşam Öyküsü 1941 yılında doğan sanatçı aktör Ali Şen'in oğludur. Sanat hayatına tiyatro oyunculuğuyla başlamış ve sinemaya kompozisyon rolleriyle geçmiştir. Şalvar Davası adlı filmiyle de başrole çıktı. 1958'de Yeşil Sahne'de amatör olarak tiyatro oyunculuğuna başladı. 1964 - 1966 yılları arasında Doğu Anadolu'nun köylerinde ilkokul öğretmenliği yaptı. 1966'da İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu'na girdi. 1980 - 1982 yılları arasında tiyatro çalışmalarını Almanya'da sürdürdü. Uzun yıllar Kemal Sunal'lı, İlyas Salman'lı filmlerin ikinci adamıydı. İlk kez 1983 yılında Şalvar Davası filminde başrolde oynadı. Çeşitli yayın organları tarafından sinemada yılın oyuncusu seçildi. ![]() Birliktelikleri: Eşi: Şermin Hürmeriç; "Muhsin Bey" adlı filmin çekimleri sırasında tanışmışlardı. Televizyon Dizileri Ikinci Bahar Filmleri Altın Prens Devler Ülkesinde 1971 Katerina 1972 Aşk Mahkumu 1973 Bir Demet Menekşe 1973 Ayrı Dünyalar 1974 Bak Yeşil Yeşil 1975 (Ahmet) Bizim Aile 1975 (Şener) Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı 1975 (Body Ekrem) Aptal Şampiyon 1975 Hababam Sınıfı Uyanıyor 1976 (Body Ekrem) Tosun Paşa 1976 (Lütfü) Süt Kardeşler 1976 (Kumandan Hüsamettin) Hababam Sınıfı Tatilde 1977 (Body Ekrem) Şabanoğlu Şaban 1977 (Kumandan Hüsamettin) Çöpçüler Kralı 1977 (Zabıta Amiri) Gülen Gözler 1977 (Vecihi) Kibar Feyzo 1978 (Maho Ağa) Sultan 1978 (Bakkal Bahtiyar) Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor 1978 (Body Ekrem) Neşeli Günler 1978 (Ziya) Erkek Güzeli Sefil Bilo 1979 (Maho Ağa) N'olacak Şimdi 1979 (Şakir) Banker Bilo 1980 (Banker Maho) Gırgıriyede Şenlik Var 1981 Davaro 1981 (Sülo) Adile Teyze 1982 (Sadık) Çiçek Abbas 1982 (Şakir) Dolap Beygiri 1982 (Banker Yakup) Gırgıriyede Cümbüş Var 1983 (Duman Haydar) Şekerpare 1983 (Ziver) Şalvar Davası 1983 (Ağa) Gırgıriyede Büyük Seçim 1984 Namuslu 1985 (Ali Rıza) Züğürt Ağa 1985 (Ağa) Aşık Oldum 1985 (Şakir) Çıplak Vatandaş 1985 (İbrahim) Milyarder 1986 (Mesut) Değirmen 1986 (Kaymakam Hilmi) Muhsin Bey 1987 (Muhsin Bey) Selamsız Bandosu 1987 (Latif Şahin) Zengin Mutfağı 1988 (Lütfü Usta) Arabesk 1988 (Şener) Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni 1990 (Haşmet Asilkan) Gölge Oyunu 1992 (Abidin) Amerikalı 1993 (Şeref The Türk) Eşkıya 1996 (Baran) Gönül Yarası 2005 (Nazım) Aldığı ödüller 15. Antalya Film Festivali, 1978, Çöpçüler Kralı, en iyi yardımcı erkek oyuncu 24. Antalya Film Festivali, 1987, Muhsin Bey, en iyi erkek oyuncu
__________________ |
| | |
| | #5 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.656
Blog Mesajları: 6
Cinsiyet: Rep Gücü: 439 Rep: 42942 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri Yılmaz Güney ![]() Yılmaz Güney, (1 Nisan 1937, Adana - 9 Eylül 1984, Paris) dünyaca ünlü Türk yönetmen, sinema oyuncusu, senarist ve öykü yazarıdır. Biyografisi Asıl adı Yılmaz Pütün'dür. Yoksul bir işçi ailesinin çocuğu olan Yılmaz, Adana`daki ortaöğretim yıllarında tarlalarda çalıştı ve bunun gibi türlü işler yaptı. Sinema sektörüyle ilk kez Kemal Film ve And Film şirketlerinin bölge temsilciklerinde çalışarak temas kurdu. And Film'de pursantaj memurluğu yaptı. Lise ikinci sınıftaydı; görevi nedeniyle yakın illerde sinemaları dolaşıyordu. Bu dönemde ilk öykülerini verdi. Nihat Ziyalan ve Özdemir İnce ile bu dönemde tanıştı ve edebiyat dergilerinde öyküleri yayınlanmaya başladı. 1955 yılında liseyi bitirmesinin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu; Adana'ya döndü ve Dar Film'de çalışmaya başladı. Sinemaya daha yakın olabilmek için A.Ü. Hukuk Fakültesi’nden ayrıldı ve İ.Ü. İktisat Fakültesi'ne kaydoldu; Adana'da pursantaj memurluğunu yaptığı film şirketinin İstanbul bürosunda çalışmaya başladı. bu dönemde sinemaya ciddi olarak adım atmasını sağlayan Atıf Yılmaz ile tanıştı ve onun asistanlığını yapmaya başladı. Çirkin Kral Yeni bir süreç başlıyordu... “Çirkin Kral”lık süreci. Atıf Yılmaz ile çalışmaları onun ‘krallığı’nın temellerini oluşturacak ve sürecin sonunda bu kavruk halk adamı, haklı bir ün elde edecekti. Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik filmlerinde senaryo yazarı ve oyuncu olarak da katkıda bulundu. Karacaoğlan’ın Karasevdası’nda da yönetmen yardımcılığına kadar yükseldi ve böylece ilk kamera arkası görevlerini aldı; senaryocu, oyuncu ve yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Oyuncu ve senaryocu olarak hızla sivrildi. Dönemin siyasal öğrenci hareketlerinin içinde yeraldı; hem sol ile temasını artırdı hem de sinemayla ilişkisi daha üretken bir zemine doğru yol aldı. Bu dönemde senarist Vedat Türkali, yönetmen Atıf Yılmaz ve asistanı Yılmaz Güney diğer öğrencilerle olayları filme çekmenin yollarını araştırmışlardı. Bu arada Yeni Ufuklar ve On Üç dergilerinde de öyküler yazdı. On Üç adlı dergide 1956 yılında yayınlanan Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle 1961 yılında hapse mahkum edildi ve film setinden alınıp götürüldü. Öğrenimi yarıda kalmıştı. Birbuçuk yıl cezaevinde kaldı; Aralık 1962’de hapis cezası sona erdi ve 6 aylık Konya Sürgünü’ne gitti. Boynu Bükük Öldüler adlı romanı bu dönemin ürünüdür. Güney, cezaevi günlerini hep biriktirme, yeni projeler için yoğunlaşma ve siyasal bilincini olgunlaştırma yönünde değerlendirdi. İlk kez hapse giren Güney, hayatının muhakemesini yaptı, kendini yeniledi ve düşünsel yapısını geliştirdi. Kendisine bir misyon biçti, bunu nasıl gerçekleştireceğinin hesaplarını yaptı. 1963'ten itibaren yaptığı filmlerde oyuncu olarak giderek artan bir popülarite kazandı ve beyaz, temiz yüzlü jönlerin saltanatını yerlebir etti. Yılmaz Güney bu dönemde genellikle karşımıza çıkan “Anadolu Çocuğu” karakterinin ezilen, aşağılanan, yenilen, hor görülen ancak suskun kalmayı kabul etmeyen, baskıcı otoriteye direnen, sonunda isyan eden ve başını dik tutan yapıdaki kişilerini yansıtıyordu. Bu durum, bu tiplerle kendini özdeşleştiren kesim tarafından kolayca sevildi. Ancak bu dönemin filmleri genellikle Yeşilçam kalıpları içinden çıkamadı. Yılmaz Güney oynadığı filmlerde haksızlığa uğramış halktan insanları canlandırdı. Güney, yapımcılığını, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve oyunculuğunu üstlendiği Seyit Han/Toprağın Gelini (1968) filmiyle ileride kendi adıyla anılacak olan film türünü ortaya çıkardı. Bu filmde, sevdiği kıza kavuşmak için tüm kötüleri tek tek ortadan kaldıran, ama sonunda bilmeden sevgilisini de öldüren bir yalnız kahramanı canlandırıyordu. Daha sonraki dönemlerde, genellikle Spagetti Westernler ile benzerlik gösteren bazı filmlerde rol aldı; bu tür filmleri yazdı ve yönetti. Bu açıdan, Türk Sineması'nın en özgün kişilerinden biri olarak görülmektedir. Güney, sonraki Aç kurtlar (1969), Umut (1970), Umutsuzlar (1971), Acı (1971), Ağıt (1971) gibi filmlerinde ülke gerçeklerine değinen ve ezilen insanı odak olarak alan bir anlatım geliştirdi. Yaşamı olanca gerçekliği içinde yansıtmaya çalışan bu sinema, bir yönüyle 2. Dünya Savaşı sonrasında İtalya'da gelişen Yeni Gerçekçilik Akımı'nı, bir yandan da geleneksel halk destanlarını anımsatmaktadır. Güney, 1974'te yönettiği Arkadaş'ta ve daha sonra hapse girdiği için Şerif Gören tarafından tamamlanan Endişe`de (1974), gene hapse girdiği için sadece senaryosunu yazdığı, Şerif Gören tarafından yönetilen Yol`da (1982), ölümünden önce yurdışında yönettiği son filmi Duvar`da (1983) kendine özgün tema ve anlatım biçimlerini geliştirerek uyguladı. Yurtdışına çıktıktan sonra kurgusunu yapıp gösterime çıkardığı Yol, 1982 Cannes Film Şenliği`nde Kayıp (Missing) adlı filmle birlikte büyük ödül olan Altın Palmiye'yi paylaşarak Türk sinemasına tarihinin en önemli ödüllerinden birini daha getirdi. 1974 yılında Yumurtalık Savcısı'nı öldüren Güney, 24 yıla mahkum oldu. 1981 sonunda izin alarak ayrıldığı Isparta Cezaevi'ne dönmeyen Güney, daha sonra Fransa'ya sığındı. TC uyruğundan çıkarıldı. 9 Eylül 1984'te kanserden öldü ve orada toprağa verildi. Filmleri Duvar (1983) Yol (1982) Arkadaş (1974) Zavallılar (1974) Baba (1973) Ağıt (1971) Umutsuzlar (1971) Acı (1971) Vurguncular (1971) İbret (1971) Kaçaklar (1971) Yarın Son Gündür (1971) Canlı Hedef (1970) Umut (1970) Piyade Osman (1970) Yedi Belalılar (1970) Aç Kurtlar (1969) Bir Çirkin Adam (1969) Pire Nuri (1968) Seyyit Han (Toprağın Gelini) (1968) Bana Kurşun İşlemez (1967) Benim Adım Kerim (1967) At Avrat Silah (1966)
__________________ |
| | |
| | #6 |
| Banned | Cevap: Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri Burada hayranı olduğum tartışmasız tek isim KEMAL SUNAL'dır.Birde Filiz AKIN'ı çok beyeniyorum.KEMAL SUNAL'a da ALLAH'tan rahmet diliyorum... |
| | |
| | #7 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.656
Blog Mesajları: 6
Cinsiyet: Rep Gücü: 439 Rep: 42942 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri Adile Naşit ![]() Ünlü sinema ve tiyatro oyuncusu Adile Naşit, 17 Haziran 1930’da İstanbul’da doğdu. Asıl adı Adile Keskiner’dir. Tiyatro oyuncusu Amelya Hanım ile ünlü komedyen Naşit’in kızıdır. Babasının ölümü üzerine öğrenimini yarım bırakarak, 1944 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Tiyatrosu’na girdi. Herşeyden Biraz oyunuyla sahneye çıktı. Aynı yıl Halide Pişkin’in grubuyla İstanbul’da turneye çıktı. Daha sonra Muammer Karaca’nın tiyatrosuna girdi. 1948’de komedi oyuncuları Aziz Basmacı ve Vahi Öz’le birlikte kurdukları toplulukta 1951 yılına kadar çalıştı. Yine 1948 yılında Lüküs Hayat filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. 1950’de, kendisi gibi tiyatorcu olan Ziya Keskiner ile evlendi. 1954’te yeniden Muammer Karaca tiyatrosuna döndü ve 1960’a dek burada çalıştı. 1961’de, eşi Zİya Keskiner ve abisi Selim Naşit Özcan ile birlikte, Naşit Tiyatrosu’nu kurdular. Bu topluluğun dağılmasından sonra 1963’te girdiği Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü tiyatrosunda, 1975’e kadar aralıksız olarak çalıştı. Adile Naşit, sinemaya ikinci ve asıl girişini 1970’lerde yaptı. 1976’da İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Bu, Türk sinemasında, ‘star’ olmayan bir başoyuncunun kazandığı ilk ödüldü. Hababam Sınıfı filmlerinin birçoğunda, müstahdem kadın rolüyle yeraldı ve buradaki oyunculuğuyla da büyük beğeni kazandı. 1978’de Uluslararası Sanat Gösterileri’nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. 1981 yılında TRT televizyonunda Uykudan Önce isimli bir çocuk programı yapmaya başladı. Bu programda anlattığı masallar ve öykülerle, çocukların gönlünde taht kurdu. Gerek sinema filmlerinde, gerekse oyunlarda, basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesini başarıyla oynadı ve kendine has bir üslûpla yenileyerek karakteristik hale getirdi. Adile Naşit, 11 Aralık 1987’de İstanbul’da öldü.
__________________ |
| | |
| | #8 |
| SİTE ADMİN ![]() Üyelik tarihi: Apr 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 8.656
Blog Mesajları: 6
Cinsiyet: Rep Gücü: 439 Rep: 42942 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Beyazperdenin Unutulmaz İsimleri Hale Soygazi (1950 - ) ![]() İstanbul'da doğdu. Üniversitede Fransız Filolojisi ikinci sınıftan ayrılarak İsviçre'ye gitti. Orada mankenlik kursu gören sanatçı Türkiye' dönüp manken ve fotomodel olarak çalıştı. 1972'de Saklambaç Gazetesi'nin açtığı Türkiye Sinema Güzellik Yarışması'na katıldı ve birinci oldu. Daha sonra "Avrupa Sinema Güzeli" seçildi. İlk filmi olan "Kara Murat"ı yine aynı yıl çevirdi. 1978'de "Maden" filmindeki rolünden dolayı Antalya Festivali'nde en başarılı kadın oyuncu ödülünü kazandı. Sinema oyunculuğunun yanında sahneye çıktı. Ses sanatçısı Ahmet Özhan'la evlenip daha sonra ayrıldı.
__________________ |
| | |