![]() |
| |||||||
| Benim Sayfam (Günlük) Size özel kişisel sayfanızı oluşturup düşüncelerinizi özgürce ifade edebilir,kendinize günlük oluşturabilirsiniz |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #21 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası Hayallerinizden "SIFIR" ALDINIZ MI HİÇ? Bu öykü; çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin çocuğuna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle, çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Yedinci sınıftayken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi öğretmeni... Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan yedi sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün öğretmenine sunduğu yedi sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı. "Neden sıfır aldım?" diye merakla sordu öğretmenine çocuk... "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, öğretmeni. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman gerekir. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman olanaksız" dedi ve ekledi: "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı. "Kızım" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim." Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini, hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü öğretmenine... "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi... "Ben de hayallerimi..." Sevil ÇAĞLAR
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #22 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası GİTGİDE ALIŞIYORUM SANA Gitgide alışıyorum sana... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşünki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyenibir "ben" yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştan başa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz...Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık... Ümit Yaşar OĞUZCAN
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #23 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası ![]() Şehre Yağmur Yağıyordu seni izledim pencerenin pervazına dayanıp, ayak seslerin hala dolaşıyordu içimde; gidiyordun, gitme diyemedim... anlatamadım içimdeki kırgınlıkları, anlatamadım o kırgınlığın içinde devasal olan sevdayı; yağmur damlaları süzülüyor camdan pencerenin dışında hayatla buluşmalarını seyrediyorum tıpkı senin arkanda bıraktığın ıslaklığın gibi... sustun biliyordun içimdeki çocuğun, kendine küstüğünü yeniden bulmuştum kendimi, baharın renklerini tanımıştım saçlarında gözlerindi dehlizimi aydınlatan; evet evet o ışıktı karanlıktan alıp aydınlığa çıkaran yüreğimi; senle olunca izin vermiştim içimdeki çocuğun oynamasına... izin vermiştim, her gelişte saçını okşayışına; sonra gidiyordun sıcacık yatağımdan çıkıp alal acele giyiniyordun geç kaldım dye oysa ne çok isterdi o çocuk senle uyumayı ve senle uyanmayı sabahları... uyumak istemedin, kalmaya korktun hep bırakamam diye! oysa kal diyecek değildim sana, hem nasıl diyebilirdim bir başka kadına sevdalıyken, onunla bir hayatı paylaşmayı isterken benimle kal! içimdeki çocuğu sen büyüt diye bağırabilir miydim! saklandığım dehlizde... seni şimdiden özledim, gelişini hatırlıyorum üstünde yıkık bir bina varmış gibiydi enkazları görüyordum gözlerinde suskundun, konuşmadın yüzüme baktın bir film seyreder gibi... ellerini istedim dolaşsın saçlarımda, darmadağınık olsun yine dokunmadın! ceketini asmamıştın, dizinin üstündeydi içimdeki çocuğa oturma dercesine, oturmadım! bekledim bir sesi, bir gülüşü yaramazlık yapayım diye girmek istemiyordum, kolumdan tutup çıkardığın dehlize içten içe bir kesik açılıvermiş gibiydi kanıyordum! ayağa kalktın, tam önümde durdun bir şey söylemek ister gibiydi dudakların ama sustun! anlamıştım, gidiyordun gitme dememi bekler gibiydi gözlerin diyemedim! senin gidişini seyrederken, şehre yağmur yağıyordu sokaklar ıslaktı, senden kalanlarında ıslak kalışı gibi beni gibi sevgili! İlknur Köknar
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #24 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası Kelimelerden Hızlı Koşmak Saatlerdir ağzının içine bakıyorum. Tek bir kelime çıkmadı ağzından. Yüzün taşlaştı. Gövden, birazdan çökecek olan dev bir bina gibi sarsılıyor. İçindeki zehri atmanın yollarını arıyorsun. Gözlerinde dakikalar sonra yaşayacağın acı boşaltımının fotoğrafı ve sonrasının rahatlığı var. Alnından bir alt yazı geçiyor. Birazdan başlayacağın gösterinin duyurusu akıyor alnından. Yüzünde uygun harfleri yan yana getirebilmiş insanların rahatlığı var. Ve alt yazı değişiyor; “... tarihi an, büyük gerçek. Az sonra!” Baştan çıkarmanın kusursuz işlemesi için provadasın. İyice hazırlanmalı, doğru harfleri alt alta sıralamalı. Kelimelerle mimikleri saatlerce bir hücreye kapatmalı. Birbirilerine alışsınlar diye. Yüzüne ödünç ifadeler bulmalı. Gururdan mahvolmuş bir kadının, aşktan başı dönmüş bir genç kızın, ya da sadakat abidesi soylu bir aristokratın ifadeleri olmalı bunlar. Sonsuza kadar rahatını kaçıracak bir yükten tek bir gösteriyle kurtulmanın eşiğindeydin. Ağzının içinde dolanan ve birazdan kurşun gibi dışarı çıkacak olan kelimelerin son kontrollerini yapıyordun. Bir iki çatlak oluştu, sessizlikten kuruyan ağzının kenarında. Birkaç harf sızdı çatlaktan. Dürüstlük ve gerçeğe ait işaretler taşıyan. Sabır ve kendinden eminliğin göstergesi olarak elinin tersiyle süpürdün harfleri. Gösteri başlıyordu... *** Kelimelerinden hızlı koştum. Ne söylediğini anlamak için. Kusman gerekiyordu. Çiğnemeden yuttuğun kelimeleri, zihninden tükürmen gerekiyordu. Bir şeyler söylediğinin, sıranı savdığının kanıtı olarak konuşman gerekiyordu. Ağzın, ancak kapağı açılmış bir barajın su boşaltımıyla kıyaslanabilecek hızda devindi. Dinliyordum. Hepsi yavaş, duymak istediklerimse hızla terk ediyordu ağzını. Milyonlarca kelebek ölüsüydü cümlelerin, bir kez bile kanat çırpmadan düşen. Konuştun. Uzun sürdü. Koştum. Uzun sürdü. *** Bazı kelimelere içinden çıktıkları ağız tarafından gidecekleri yere çok yavaş, ya da hiç ulaşmamaları konusunda öğüt verilir. Ulaşıp ulaşmamaları onları dinleyen kulakların dikkatinin ölçüsüne göre belirlenir. Kelimelerin içinden çıktığı ağza göre önemli olan, kelimelerin doğru yere ulaşması değil, boşlukta kaybolmasıdır. Bu kusursuz bir gösteridir. Dünyanın en eski gösterisi. İzleyeni büyüleyen bir gösteri. İzleyeni iki kez öldüren bir cinayet. Yalanın sessizce ve ansızın boğması insanı. Kelimelere çoğunlukla ağızdan çıkmaları ve yolun bir yerinde, izlerini kaybettirdiklerine inandıkları anda, kayıp sözler ormanına karışmaları söylenir. Bu, bir yalandan dürüstü oynayarak kurtulmanın tek yoludur. Böylelikle insanlık tarihi kadar eski olan ancak ilk duyulduğunda insanı pembeye kesen oyunun sonsuza kadar sürmesi sağlanır. Yalan, bağımlılık yaratan bir uyuşturucudur. Gerçekliğin sokağında ücretsiz dağıtılan! Gerçekle karşılaşanın pembeden mora dönüşmesiyse, yalanla karşılaşmasından çok daha yakıcı olur. Çünkü gerçek çarpıtılmıştır ve çarpıtılmış gerçeğin tahrip gücüyle düz bir yalanınki arasındaki fark, molotof kokteyliyle, C4’ten elde edilen bir patlayıcınınki kadardır. Ağızdan çıkan sözün gideceği yeri merakla bekleyen kişi için gerçeği öğrenme isteği iki kez önemlidir. Bilardo topuna vurduktan sonra yön vermek için gövdesini sağa ve sola yaslayanlarla tek farkı, onun kelimeler için aynı şeyi istemesidir. Bu yüzden iki kez duymak ister aynı kelimeleri. İki kez acı çeker. İki kez kaybolur. İki kez nefret eder. İki kez ölür. Fakat yalnızca bir kez inanır! Ağızdan çıkan sözün gittiği yere, sözden daha hızlı koşarak ulaşmaya çalışan kişi, sözün doğru adrese gelmemesiyle birlikte kayıp sözler ormanının yolunu tutar. Çünkü hiçbir dürtü, gerçeğin, sadece gerçeğin anlaşılmasını isteyen birini güdüleyen dürtüyle boy ölçüşemez. Ölüm korkusu bile! Binlerce yıldır sahipleri tarafından terk edilmiş kelimelerin doldurduğu fundalıkta bulur kendini. Yüzlerce kez yanmış bir yalan ormanı. Budanmamış bir ifşaat çalılığı. Gerçekle varaklanmış sahte yüzler mezarlığı. Kuru dallara asılı milyonlarca çürümüş kelime. Beklemekten yorulmuş ve mutasyona uğramış binlerce söylev. Etrafa saçılmış iyi niyet gösterileri. Kapağı hiç açılmamış beklenti kutuları, konserve aşk sözleri, kurutulmuş şirinlik tozları; şükürler, dualar, vaatler. Yalanlar, yalanlar, yalanlar... Bir sabah, kayıp sözler ormanında bulurlar içtenliğinin cesedini. Cezai ehliyeti olmayan ve yalanla semirtilmiş kayıp sözler tarafından boğazı kesilmiş olarak. Ve gerçeği, yalnızca gerçeği arayan bir başka koşucu hızla geçip gider üstünden. Retinasına en son kaydettiği alt yazıdan şu cümleler okunur: “... tarihi an, büyük gerçek. Az sonra!” Yusuf Yavuz
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #25 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası
__________________ Saharay'ın Paylaşımları Konu SAHARAY tarafından (07-05-2008 Saat 09:30 AM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #26 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #27 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası BEDEVİNİN HİKAYESİ Çölde devesiyle seyahat eden bir bedevi, yolu üzerinde susuzluktan dudakları kurumuş, bitap halde bir adama rastgelir. “Su! Su….! diye inleyen bu adama devesinden inip su verir. Suyu içip kendine gelen adam, bedeviyi itip, onun devesine atlayarak kaçmaya başlar. Bedevi düştüğü yerden adama seslenir. “ Deveyi al git ama, lütfen bu hadiseyi kimseye anlatma!” Nankör adam sebebini merak edip sorunca bedevi cevap verir. “ Eğer sen bu yaptıklarını anlatırsan, bu kulaktan kulağa her yere yayılır ve insanlar artık çölde rastladıkları muhtaç kimselere yardım etmezler. Alıntı
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #28 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası Bu varlık denizi nerden gelmiş bilen yok; Öyle büyük bir inci ki bu büyük sır delen yok; Herkes aklına eseni söylemiş durmuş, İşin kaynağına giden yolu bulan yok. .................................................. ...... Gören göze güzel, çirkin hepsi bir; Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir; Ermiş ha çul giymiş, ha atlas; Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir. Ömer Hayyam
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #29 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası KARŞIMIZA ÇIKAN FIRSATLAR Fırsatları sayısız sanıp, hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız birisini, bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? Karşımıza erken çıkmış insanları yolun dışına sürerken; bir gün geri dönüp, onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize. Tersine, çoğu kez zalimdir. Her zaman aynı fırsatları sunmaz. Toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün... Bir akşam üstü yanımızda kimsecikler olmaz; Ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir... Murathan MUNGAN
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
| | #30 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Apr 2008 Nerden: Okyanus
Mesajlar: 701
Cinsiyet: Rep Gücü: 50 Rep: 4997 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Saharay'ın Gizemli Dünyası ÜÇ FİLTRE Bir gün bir tanıdığı büyük filozofa rastladı ve dedi ki; "Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?" "Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrat. Bana birşey söylemeden önce senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna "Üçlü Filtre Testi" deniyor. "Üçlü Filtre?" "Doğru," diye devam etti Sokrat. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir. Birinci filtre: "Gerçek Filtresi" "Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?" "Hayır," dedi adam "Aslında bunu sadece duydum ve ... "Tamam," dedi Sokrat "Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim," "İyilik Filtresini" "Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi birşey mi?" "Hayır, tam tersi ..." "Öyleyse," diye devam etti Sokrat, "Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı." "İşe yararlılık filtresi" "Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?" "Hayır, gerçekten değil." "İyi," diye tamamladı Sokrat, "Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?" Socrates Bu, Sokrat'ın iyi bir filozof olmasının ve büyük itibar, saygı görmesinin sebebiydi. Yakın ve sevgili herhangi bir arkadaşınız hakkında başıboş konuşmalar duyduğunuz her sefer bu üç filtre testini kullanmanız sizlere hararetle tavsiye edilir.
__________________ Saharay'ın Paylaşımları |
| | |
![]() |
| Etiketler |
| saharay |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| | |