![]() |
| | |||||||
SUPERMEYDAN ÖZEL katogorisi Benim Sayfam (Günlük) forumu içinde "Güzin Abla Sayfası" başlıklı konu görüntüleniyor, "Sana Dair hayat dediğimiz aldatmaca içerisinde kendi gerçeklerimizden kaçarak yaşıyoruz.belkide kendi gerçeklerimizin ne olduğunun farkında değiliz.kendimizi yaşadığımız duyguları isimlendiremeyecek aldatmacalar içerisine sokmakla gerçeklere ulaştığımızı sanıyoruz.geriye dönüp bakmak ihtiyacı hissedebilsek ne ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #151 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Sana Dair hayat dediğimiz aldatmaca içerisinde kendi gerçeklerimizden kaçarak yaşıyoruz.belkide kendi gerçeklerimizin ne olduğunun farkında değiliz.kendimizi yaşadığımız duyguları isimlendiremeyecek aldatmacalar içerisine sokmakla gerçeklere ulaştığımızı sanıyoruz.geriye dönüp bakmak ihtiyacı hissedebilsek ne kadar yanıldığımızın farkına varacağız.ama nedense bir tülr yapımcı gayreti ve cesaretini kendimizde bulamıyoruz.daha ne kadar kaçacağız:kendimize gelme zamanı geldi artık işte benim gerçeklerim: inanmışımdır bağlanmışımdır her şeyimi adayacak kadar çok sevmişimdir.ama sen bundan çok uzaktasındır.ben sana bütün ömrümü adamışımdır sen bunun farkındabile değilsindir. bir unutursun şarkısı tutturmş gidiyorsun.bir gün karşıma çıkarsın diye sonsuz bir sabırla bekleyişimden haberin yoktur. hiç tükenmeyen bir umutla bekleyişimin aslında kendimi kandırmacadan başka bir şey olmadığının farkında olmama rağmen seni beklemekteyimdir.şunu biliyorum ki:savaşım yeni başlamıştır!ne yaparsa yapsın seni unutturamayacak olan zaman celladına karşı olan savaşım.... bu cellat sensizliğe alışmayı öğretecek belki ama, UNUTMAYI ASLA alıntıı |
| | |
| Sponsored Links |
| | #152 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Sanal aşk ve gerçek sevgi. Bir insan gerçekte hiç görmediği birine karşı sevgi duyabilir mi? Bu sorunun cevabını başka bir sorunun içinde aramak gerekir. Sevgiyi nasıl tanımlamalıyız ? Freud ve Libido'suna göre mi yoksa Eric Fromm ve Karşılıksız sevgi'sine göre mi? Freud sevginin cinsel dürtülerin bir türevi olduğunu iddia eder. İki cinsin birbirine duyduğu ilgi sevgi değil, cinsel kökenli dürtülerin bir yansımasıdır. Ve Freud' cular şu soruyu sorarlar, "Leyla ile Mecnun eğer kavuşsalardı yapacakları şey neydi?" Eric Fromm cevap verir, "Bir annenin çocuğuna duyduğu veya bir itfaiyecinin kendini ateşe atarken ve hatta bizzat Freud çapında bir dehanın, ileri sürdüğü tezler doğrultusunda bin türlü hakaret ve yanlızlığa katlanırken hissettiği şey libido değil, karşılıksız sevgidir. Sevgi beklentisiz ve çıkarsızdır" der Fromm.. Bu yazının amacı, İnternet' te yaşanan aşkların benzersiz olduğunu kanıtlamak değil. Sonuçta insanlar aynı insanlar ve ilişkilerin niteliğini belirleyen yine onlar. Ancak söylemek istediğim, İnternet'in insana verdiği sınırsız özgürlük duygusu ve fantazileri gerçekleştirmek için mükemmel bir araç olduğu hissi. Başlangıçta ve bazen asla bunun farkına varamıyorsunuz. Ancak bu duygu davranışları ister istemez etkiliyor. Ve siz bakıyorsunuz ki gerçek hayatta oynadığınız rollerden sıyrılmış gerçekte olmak istediğiniz insan oluvermişsiniz. Ve siz önce kendinize sonra da karşınızdakine karşı dürüst olduğunuz sürece ilişki gerçekten dürüst ve çıkarsız bir hale geliyor. Artık olduğunuz gibi kabul edildiğiniz duygusuyla karşınızdakini olduğu gibi kabul etmeye başlıyorsunuz. Anlattığınız düşünceleriniz ve duygularınız o kadar içten, bir o kadar bakir ve el değmemiştir. Gerçek yaşamda olamayacak kadar hızlı yol almışsınızdır kısacık bir zaman içinde. Karşınızdaki kesinlikle doğru kişidir, çünkü siz onunla konuşmaya devam etmektesiniz. Sabahlara kadar birlikte aslında hiç yaşanmamış bir yaşamı paylaşmaktasınızdır. Yıllardır baskı altına aldığınız dürüst tepkiler vermeye başlarsınız. Onunla birlikte olmaktan ne kadar çok hoşlandığınızı, onunla birlikte kendinizi çok iyi hissettiğinizi anlatırsınız. Bu duygularınız karşılıklıdır ve aranızda önceleri beklentisiz bir dostluk doğar ve sonra bu yavaş yavaş sevgiye dönüşür. Siz belkide evlisinizdir ve belki karşınızdaki kişi gerçekte asla birlikte olmayı düşünmeyeceğiniz yaşta veya sosyal statüde olabilir. Ve hatta siz İstanbul' da ve sevgiliniz Brezilya' da olabilir. Ne farkeder ki, ihtiyacınız olan sarılmak için bir beden degildir. Aradığınız ve istediğiniz, sizi sizin kadar iyi anlayan birine karşı duyduğunuz sevginin o, zaman ve mekan tanımaz sıcaklığıdır. Bir elmanın bir yarısı siz diğer yarısı "o" dur. Size "Bu rüyadan hiç uyanmasak" der, siz de ona "Bu bir rüya değil" dersiniz, rüya içinde bir gerçekliği yaşadığınızı bilerek. Birlikte idealinizdeki evi bulur ve içini eşyalarla donatırsınız. Kocaman bir koltuğun üzerinde birbirinizin saçlarını okşar ve küçük sevgi öpücükleri kondurursunuz dudaklara. Bilgisayaryn soğuk ve soluk ekranı karşısında o öpücüğü hissedersiniz dudaklarınızda, ve gerçek olan hiç bir öpücük bu kadar derinden sarsmamıştır sizi daha önce. Sonra; "sana tuhaf gelecek belki ama" dersiniz, "Seni seviyorum"... Ekrandaki cevap mutlulukların en güzelini yaşatır size "Ben de seni seviyorum" Sonra ne mi olur? Bilmem.. Bu sorunun binlerce cevabı var. Bu yazının konusu İnternet üzerinde yaşanan sevgilerin nasıl başlayıp nasıl bittiğini irdelemek değil. Sanal sevgileri bir masaya yatırıp psikolojik tahliller yapmak hiç değil. Sadece İnternet'te yaşanan "Sanal aşkların" günümüzde yaşanan bir çok aşktan çok daha gerçek olduğunu anlatmak. Belki hayatınızın aşkını İnternet üzerinde bulabilirsiniz. Belki de bulamazsınız. Ama eğer o doğru kişiyi bulursanız, sakın "Yarın bir başkasını bulurum" kolaycılığına kaçmayın. Alıntı |
| | |
| | #153 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Rengarenk Masal Camı kırılmış kalbimin penceresinde ufak bir çocuk oturtuyordum. Yalnızlığını aramaya gelmişti buraya. Ahşap merdivenin yamuk basamaklarını çıkarken heyecanlıydı. Yukarıdaki küçük oda ona çok şey vaadediyordu. Düz saçlarının altından bakarken bu mavi pencereye, mavi gözleriyle sabırsızdı. Oyuncağını arıyormuş gibi. Tırmanışı uzadıkça heyecanı arttı. O ufacık, hiçbir kötülüğe değmemiş elleri mavi pervaza değince, yalnızlığım irkildi. İlkönce dümdüz kumral saçlar göründü. Sonra yay gibi kaşlar ve deniz mavisi gözler. Merak bakıyordu o gözler. Okka gibi burun, bu tanımadığı kokuyu algılamaya çalışıyordu. Tüm oda da yalnızlığım kokuyordu. Tüm oda da yalnızlığım görünüyordu. Mavi pencereli, kırık camlı karanlık odam, bu küçük melekle rengarenk bir pınara dönüşüyordu. Ama bu meleğin adımlarının çıkardığı tıkırtılar bile yalnızlığıma dost olmuyordu. Yalnızlığım kaçıyordu bu minyatür ellerden. Hep bir köşede oturmak istiyordu yalnızlığım. Kendi, karanlık, renksiz köşesinde. Sadece kendi sesiyle yıllarca oturmanın hayaliyle yaşıyordu. Minik çocuk, tüm bu renk cümbüşünün ortasında, bu başıboşluğun merkezinde baka kalmıştı yalnızlığa. Son kez elini uzattı, çok büyük bir şevk ve istekle. Saf, çocuksu bir bakış vardı yüzünde. Yalnızlık, bakamıyordu suratına bu miniğin. O, yanı başında duran soluk, renksiz çiçek demetine odaklanmıştı. Çocuğun toz pembe dünyasından kırıntı bile taşımıyordu, bu ölüm kokan laleler. Ama çocuk pes etmemek niyetinde olduğunu belli ediyordu; laleler yaşıyordu onun gözünde. Yalnızlığım, bu miniğin ellerinde yeşeren odaya göz gezdirdi; bu yeşeren oda ona yabancıydı. Onun değildi hiçbir şey; yanında duran bir vazo lale bile. Miniğ! in eli hala havadaydı. Yalnızlığım, bakamadığı mavi gözlerde buldu kendini bir anda. İçindeki sıcaklığı hissetti, kalp atışlarındaki artışı sezdi. Bünyesinde ki her milimetre kare yanıyordu. Nefes alışı bozulmuştu. Elleri, ayakları renkleniyordu. Hayır sadece elleri, ayakları değil tüm benliği renkleniyordu. Tüm benliği... Mavi pencereli, kırık camlı yeşil odamda ki süslemeli bakır aynamda kendini buldu yalnızlığım. Renksizlikte boğulduğu bunca yılın ardından, bu yağlı boya tablosunda bulmuştu kendisini. Yanında da herşeyi başlatan; mavi gözlü, düz saçlı melek vardı. Herşey başlamıştı. Yeniden başlayan hayatında sadece bu minik vardı. Ama yalnızlığım, yalnızlığını kaybetmişti. Peki bu kişiliğindeki büyük değişiklik buna değer miydi? Düşlerinde bile hiç hayal etmediği bu durum acaba çok mu iyiydi? Yalnızlığım kararını verdi. Doğasına karşı çıkamazdı. Minik çocuğa veda busesi kondurdu. Düz saçlarında dans eden dudakları bir şey mırıldandı: “donmuş bir gözyaşı gibi akmayan şu yaşantıma alışıyordum...teşekkür ederim...” Mavi pencereli, kırık camlı yeşil odam bir çocuğun yalnızlığına şahit olmak üzereydi. Yalnızlığım tüm erdemiyle mavi penceremden aşağıya bıraktı rengarenk bedenini. Gözyaşları eşlik etti onun düşüşüne mavi gözlerden süzülen... Yalnızlık paylaşılmamalı günahkar ruhların özünde... alıntı |
| | |
| | #154 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Ruhumun Desibeli Lokma lokma ver, az az tattır özgürlüğü açlığıma. Sakın beni doyurma. Hep demir parmaklıklar olsun; gözlerindeki “ben”in önünde kirpiklerin. Sakın birkaç damla ile kilidini açma. Dünyanın en güzel F tipinden salma beni yalnızlığa. Mutsuzluğa çözme prangalarımı. İçinde sensizlik olan her cümlenin telaffuzundan esirge dudaklarımı. Beni adınsız bırakma. Az az tattır özgürlüğü tutsaklığıma. Ne bileyim hep azarla içindeki şeytanı; aramıza girme ihtimali doğarsa. Ya da aklında bir tilki varsa beni sevmene ihtilaf, tut kuyruğunda savur onu baş aşağıya. Kırıtan bir yosmadır şüphe. Sen edebini koru ne olursun şüphe yolsuzuna aldanma. O ne yaparsa yapsın, sen usunu şüphe denizinde yelkensiz, dümensiz, bensiz bırakma. Ey yoksul düşlerimin varsıl silueti! Hayallerimi öksüzlüğe atma. En fazla virgüller olsun benli cümlelerinin kucağında. Ünlemlere, sorulara ve noktalara yer ayırma. Şair der ki: “Ey sevgili! Uzatma dünya sürgünümü benim.” Ey sevilen! Sen varsan uzadıkça uzasın dünya sürgünüm; yok, sen yoksan elimi yüzümü sürgünlere bulama. Ne olursun! Lokma lokma ver, az az tattır sevgini bana. Eli savaş baltalı nankörlüğümü kudurtma. Kıymet bilmez etme beni. Ne arşa değsin başım, nede yerin dibine batayım. En güzel ortalamalarında avut beni. Beni ortalarda(!) bırakma. Sıradan sevgilere gark etme. Beni herkes gibi herkes kadar sevme. Nasıl birdenbire sevdiysen beni; yine öyle terk et günün birinde terk edeceksen. Ben hiç ihtimal vermek istemiyorum ama... Az az tattır mantığını duygularıma mesela. Ne Juliet ol mantığına karşı sorgusuz savunmasız teslimkar. Ne de Einstein duygularına. Çıkar artık denklemleri yüreğimizden sevgili. Tabi ki Orhan Veli’nin böcekleri gibi -arzu et sadece- demiyorum. Ama... İste ne olursun hak ettiğin her şeyi. Verdiğimle yetinme, benim istediğim gibi sen de iste. Susma örneğin. Dudaklarınla konuşmasan bile gözlerinle; olmadı yüreğinle Alıntı |
| | |
| | #155 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Sabah Yıldızım Ey benim doğmayan sabahyıldızım Geceler mi uzak sen mi uzaksın Ne zaman bitecek bu yalnızlığım Umutlar mı uzak sen mi uzaksın. Bil artık sabrımın sabrı da bitti Seninle gelen aşk sensiz terk etti Çalmadın kapımı çalmadın gitti Ellerin mi uzak sen mi uzaksın. Sen misin 'ben miyim' kimmiş yalancı Nasıl yaşarız biz bize yabancı Böyle bir ayrılık ne kadar acı Yolların mı uzak sen mi uzaksın. Bayram Tepeyurt |
| | |
| | #156 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Sabır Ver Allah'ım Artık dayanma gücüm kalmadı, Sabır ver allahım. Gurbette hiç dostum kalmadı, Sabır ver Allahım. Gözlerim yarimin gözlerinde, Bedenim burada,ruhum onunla, Kavuşurmuyuz bilmem sonunda, Sabır ver Allahım. Kaç aydır evimden uzağım, Kışla oldu benim ocağım, Yollar karanlık,sıldan uzağım, Sabır ver Allahım. Sabır ver Allahım. Rafet Maden |
| | |
| | #157 | |
| Altın Üye (nisan 2008) ![]() Üyelik tarihi: Jun 2007 Nerden: izmir
Mesajlar: 1.371
Cinsiyet: Rep Gücü: 176 Rep: 17354 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Alıntı:
çok güzel ablacım bu yüreğine sağlık
__________________ | |
| | |
| | #158 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Sadece Ben Sevmeliyim Seni Sadece ben uyanmalıyım yaz gecelerininin sabahında.. Ben uyuyakalmalıyım tatlı anılarını dinlerken.. Delice vuruldugun gözlerin icin nefes almayım sadece Rüzgarda dagılan saclarını sadece ben düzeltmeliyim.. Ben bilmeliyim dudaklarındaki ıslak öpücükleri atesini Ve sadece ben silmeliyim gözbebeklerindeki gözyaslarını.. Ve sadece ben sevmeliyim seni delicesine.. Senin sevmenin bedeli Cehennemde sunulsa bana.. Ben sadece senin için ölmeliyim.. İsmail Sarıgene |
| | |
| | #159 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Teşekkür edrim blueice beyenmene çok sevindim canım.... |
| | |
| | #160 |
| Uye ![]() Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 684
Rep Gücü: 43 Rep: 4200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Güzin Abla Sayfası Sana Bir Adım Kalalardayım Sana bir adım kalalardayım Canım sana susuyor, Sana ölüyor zamanlarım... Darağacına asılıdır yağmurlar. Her nedense, Sana muhtaç, bu rengi soluk bahtım. Şafaklarına türküleri yakmışlar. Bu memlekette sevmek sana sevmek değil artık. Kocaman bir yürekte yeşerir Sensiz açan kalabalıklarım Teslimiyetim kaderime... Himayesi altında yok oluşlarım. Sen giderken bıraktığın yerde, Ben sana bir adım kalayım... Cama vuran her damlada anmaktayım seni, Kadehime dolmakta sensiz dakikalarım. Cennete küsen bir melek, Başucunda beklenir. Gülsen ne hoş olurdu şimdi... Ömrüme ömür katmakta eylül dokunuşların Sabahıma doğmuyor sensiz güneşler. Bulanık sevdalarla meşgul şu gönül ocağım. Saçların papatya bahçesi zalim Koklamaya doyamayacağım. Hilal Aydın |
| | |
| | |