![]() |
| | |||||||
SUPERMEYDAN ÖZEL katogorisi Benim Sayfam (Günlük) forumu içinde "Nurettin_ (Icım Kan Aglıyor Sustur Allahım)" başlıklı konu görüntüleniyor, "Kardeşiniz gibi siz de çok leziz bir sayfa hazırlamışsınız . Tebrik ederim . İnsan okudukça pek çok duyguyu birden yaşıyor . Ne denir ki ; hayat böyle işte . DOlu ..."
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #11 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Sep 2007 Nerden: Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum Yaş: 30
Mesajlar: 1.117
Cinsiyet: Rep Gücü: 64 Rep: 6237 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Kımın Varkı ??? Nurettın? Kardeşiniz gibi siz de çok leziz bir sayfa hazırlamışsınız . Tebrik ederim . İnsan okudukça pek çok duyguyu birden yaşıyor . Ne denir ki ; hayat böyle işte . DOlu dolu ve duyguları yoğun yaşayabilmeli insan . Tekrar emeğinize sağlık . |
| | |
| Sponsored Links |
| | #12 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: O gece Bende Oldum o gece bende öldüm askım o gece, yine her zamanki kalabalık ve sıkıcı gecelerde oldugu gibi sıradan başlamıştı. O her zamankinden farklı olarak başka bir heyecan yaşıyordu bu gecede. Aslında neden bu gecede bulunduğunun bile bir mantıklı açıklaması yoktu. Bu gece diye bahsettigimiz şey aslında onun en sevdiginin yani ilk ve sonsuz aşkının düğün gecesiydi. Gülmek istemiyordu ama aglamakta istemiyordu aynı zamanda. Tanıdık onlarca simaya boş gözlerle sadece bakabiliyordu. Ona '' sen benim bir tanemsin,sensiz yaşayamam'' diyen insan bu gecede başkasıyla evleniyordu. Kalbinde terk edilmenin ve sokakta kalmış bir kedi gibi yalnız kalmanın acısnı yaşıyordu. Lanet olası ''kara sevda'' dedikleri şey de bu olsa gerekti. Senin içim herşeyi yaparım diyen insanın düğün salonuna girişini ve alkışlarla kalabalıgı yararak müstakbel karısıyla salona girişini karışık duygularla izledi. ''Aşk ¤¤¤¤¤lık sanatıdır'' sözünü dogrularcasına o ulaşılmaz aşkının düğün salonuna girerken ki mutlu hali onu da mutlu etmişti. O muhteşem ve sıcak gülümseme işte karşısındaydı,o her zaman ve heryerde karşısına çıkan o muhteşem,onu hayata baglayan ve karşı koyamadıgı. ''Ne de yakışıklı olmuş'' dedi içinden ve bir anda olsa kendisini o beyaz gelinligin içinde o çok sevdiginin yanında hayal etti. Sevdiğinin yanında olma hayali bile onu bir anda olsa cenneti yaşatmıştı Ama bu hayal dügüne gelenlerin çiftetellisiyle bozuldu bir anda. O taptıgı insan onunla göz göze bile gelmekten bile kaçınıyordu ama aşkı mutluydu ya o da muyluydu o an için. Bu düğün ölüm fermanıydı adı gibi biliyordu ama o yine de çölde susuz kalmış bir insan gibi uzun zamandır görmedigi aşkını izlemekle meşguldü o an için. Hala daha içinde bir ümit vardı her umutsuz aşıkta olan. Aşkı düğün salonundan onu kucaklıycak ve beraberce sonsuza kadar yaşıyacaklardı. Ama Bunların hepsinin hayal oldugunu o da biliyordu. Düğün artık bitmişti ve düğün salonu yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı, O an zamanın bitmesini istemiyordu ümitsizce hatda zaman dursun ve akmasın istiyordu. Bu düşündüklerinin hiçbirisi olmadı ve gece bitdi. O arabasına bindi ve arbasıyla sessizce evine doğru yol almaya başladı dügünün ardından, Kafasında binbir soru vardı ama onu şu ana kadar mutlu edebilen tek insan olan olan ve ona ''birlikte yaşlanıcaz aşkım'' diyen insanın evlenip başkasıyla yaşlanacagı düşüncesi onu kahrediyordu. Bir hafta boyunca ona kimde ulaşamadı, Onun oturdugu apartmanda artık ceset kokusu vardı ve komşularıda polise haber vermişti. Ailesi onu merak etmiyordu çünkü bu aşk için ailesini bile feda etmişti görüşmüyordu onlarla bile ilişkisini kesmişti. Polisler eve girdiler ve onun cansız ve o haliyle bile güzel cesediyle karşılaştılar. Ağzı köpürmüştü ve yanında boş bir kutu uyku ilacı vardı.İntihar etmişti ve polisler intihar ettigi odadaki masanın üstünde bulunan açılmamış bir zarfı merkeze götürdüler. Zarfın üstünde''Sevilay okusun'' yazıyordu ve sevilayın cep telefonu. Sevilay en iyi arkadaşıydı ama onu bu aşk çıkmazından kurtarmaya çalışan Sevilay'la bile bu aşk yüzünden kavaga etmiş ve son 5 aydır onunla bile konuşmuyordu artık. Etrafında kimse kalmamıştı aslında hayalinde yaşadıgı aşkından başka son zamanlarında ama hayali bile yetiyordu ona son anlarında bile. Polisler Sevilay'a ulaştı,Sevilay'ın zarfın içindeki yazıları okuduktan gözleri yaşardı ve şu sözleri mırıldandı ''Senden fazla seven olmamıştır'' Polis, Sevilay'ın ağzından çıkan bu sözleri ona söyledigini sanarak ''Bir şey mi dediniz hanfendi?'' dedi ''Yok polis bey yok bir şey'' diyebildi Sevilay sadece. Daha sonra mektubu tekrar okumaya başladı Sevilay,yılgın ve gözyaşları içinde not ve mektup karışımı kağıtda şunlar yazıyordu; ''Aşkım seni benden daha çok mutu edebilecegini bilsem yaşardım ama seni benden daha fazla kimse mutlu edemez,senin o sıcak gülümsemenin gözyaşlarına dönüşecegini görecegine ölmeyi tercih ederim ELVEDA AŞKIM '' yazıyordu bu maktupla not karışımı kağıtda. Halbuki bu not hiçbir zaman o sevdiginin uğruna öldüğünün eline bile ulaşmıycaktı ama belkide o aşkı aramıyordu onda hayatı arıyordu ve aşkı bitince hayatı elinden alınınca bütün renkleri solunca hayatın ölmeyi tercih etmişti. ''Aşk bir oyuncak değil kumarların en büyügüdür ve unutmayın ortaya koydugunuz belki de aşk ile hayatınızdır''.....
__________________ |
| | |
| | #13 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Eger O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer. Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiç bir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece s betlerinin,son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namuzsuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "Onca ayrılığın birinci dereceden failidir." denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya, canım ellerini tutmak isterse... Evet sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
__________________ |
| | |
| | #14 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Konussam Sessızlık, Sussam Ayrılık resmin rehindir gurbetimde gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana... ve akşam, bir kez daha saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara “bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır” çekmiyorsun! akarsuları imrendiren yüzün de sabahçı kahveler de biliyor görüşmeyeli yorgunum yıkık kentler kanadı sevinçlerimle görüşmeyeli ya sen nasılsın adım, adresim durur mu defterinde? şimdi siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim beynimde iklimsiz papatyalar ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde sokakların gün batınca neden boşaldığını ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara gurbetini rehnetme özlemimde…
__________________ |
| | |
| | #15 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Ne Olur Bır Sabah ne olur bir sabah kapim calinsa acinca gulusun icime dolsa belki bir meyhae biraz da raki sen turku soylesen ben eslik etsem bakmayin cekilen perdelerin aydinlik olusuna bu sehirde renk renk desenlerine kanmayin sakilisinda kimbilir kac yuregi bu ayriliklar bogar kimbilir ardina kadar susumus omurleri paslanmis ne cok kapi bekler hasretin gibi carpiyorum kapilari soluk soluga atiyorum kendimi sokaga taslarinda izmaritlerimi ezdigim kaldirimlar sicim bir yagmur altinda bir yanitim yoktur seni soran acelyalara bir meyhane bulur beni beyaz keteni kirlenmis masalar yorulmus bir raki alir beni kalbime seni sorar o an duracak zannederim bu gevezeyi sol kolumda bu askin uyusmus agrisi otuzbeslik ne ki meyhaneci yetmislik getir tek basina gitmiyor zikkim kavunun tadi zehir sen yoksun boynu bukuk saatlerin bu aksam "duruyemin gugumleri kalayli" gitmiyor be abla, degistir su banti "bu ne sevgi ah bu ne izdirap zavalli kalbim ne kadar harap" calmiyor artik oyle ya coktan gocmus abdullah yuce geceye su gibi dokulse sesin bizimle huzunlu turkuler gulse ellerin elimi bulsa ansizin kalbimden kalbine cicekler kossa
__________________ |
| | |
| | #16 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Gomun Bugun Benı Yuregıme Yüreğime gömün beni bugün. Yoruldum sivri çakıl taşlarına benzer aşkların üzerinde yürümekten. Dalgaların kıyıya vurup, savurup koynuna aldığı ince bir kum tanesi olmak istiyorum. Ve boğulmak kendi mavilerimde. Deniz yıldızının beş kolundan bir tanesi bile saramadı beni. Oysa ince sızılara da, keskin acılara da alışkın benim bedenim. Suların durulduğu bir denizde oynaşan martıları hiç izlemedim... Yüreğinize gömün beni bugün. Evrenin bütün güzelliklerini kutsayan yüzümü gömün yüreğinize. Yorgunum kırık dökük kelimelerle konuşmaktan. Yorgunum boş yüzeylere dolu kelimeler yazmaktan. Usandım kendini tekrarlayan başlangıçlardan... Ölümün kara lekesi düştü önüme. Belki bedenin kan rengi vedası daha kolaydı. Evet eminim daha kolaydı, lime lime doğranan bir ruhun çırpınışlarından. Nefes alan ciğerlerin bir susuşu yetiyor ölümlere. Ya ruh? Zerrelere bölünüp bölünüp acılarını katlama derdinde. Hangi doktor çare bu derde? Yapışır mı acaba parçalarım en kuvvetli yapıştırıcılarla? Tuzla buz oldum... Kendi yüreğimin kara deliklerine saklanmak istiyorum. Hiçbir ışığın sızmaya gücünün yetmeyeceği, hiçbir umut çiçeğinin yeşermeye yeltenmediği. Hayallerin kucağında öyle gündoğumları, öyle manolya kokulu ilkyazlar yaşadım ki, ağır geliyor artık sabaha varmayan gecelerin gerçekliği...Saklanmak kendime ve yavaş yavaş yokolmak istiyorum. Gömün beni yüreğimdeki küçük kızın gözbebeklerine. Balköpüğü damlalar damlıyor göğsüne. Çocuklara özgü umursamazlık, çocuklara özgü vurdumduymazlıkla yaklaştı aymazlıklarınıza. Uçurtmalar uçurdu bilmediği gökyüzüne. Bir bedenin içine sığmayan kocaman ruhumu da gömün birlikte. Güzelliğe tutkun, şehvete aç bakışların yükü altında ezildim. Bir perde gibi örttü insana dair güzel yanlarımı bu süslü elbise. Dokunabileceğiniz yumuşacık bir ten isteyen elleriniz, öpebileceğiniz arzulu dudakları hedef belirlemiştiniz. Oysa dokunmanın hiç aklınıza gelmediği bir yüreğe de sahibim ben. Orada ebruli bir adam bekliyor... Kendimden yorulup, kendime kaçmanın kısır döngüsüne yolculuğum. Ne menzili biliyorum, ne hedefin farkındayım. Bir cenin olup annemin kutsal bedenine geri dönmek istiyorum. Oysa yalnızlığım öyle koyu bir renk ki bugün, toprağa bile koyamıyorum. “Kayıp” ilanı vermek istiyorum ruhum için. “Bir tutam umuda muhtaç, yarına dair özlemlere aç, belirsizliğin kıskacında yarım bir ayraç” Var mı böyle bir ruh etrafınızda sahipsizce dolaşan? Kayıptır kendisi. Ulaşın lütfen sahipsiz bedenime, ruhsuz boğuluyorum çok ama çok derinlerde... Kendi yarattığım sahte balonların içine oturup, kendi yarattığım sahte diyarları izledim gökyüzünden. Kulaklarım sağır oldu patlama sesinden. Patlayıp sönen sahte balonum muydu, boş hayallerim miydi bilemedim. Patlama sonrası sessizliğindeyim ben... Küçük bir masal ülkesi kurmuştum kendime. Kralı ve tek hakimi olduğum. Sınırlarımı yerle bir eden bu deprem nereden çıktı birden? Fay hattının tam üstünde mi inşa etmişim değerlerimi? Kaçışlar çözüm olur mu ki? Yıkılan binaların taze yanık ve toprak kokusu mu, yoksa yıkılan değerlerim mi hıçkırıklarımın sebebi? Bir kaosun içinde içiçe geçmiş hepsi... Gömün, gömün beni yüreğime. Emanet ediyorum elimde kalan son üç beş sevincimi bir avuç dosta. Tek mirasım bu, o da yalnızca anlayana....Gidiyorum kendime...Gömün beni bugün yüreğime...
__________________ |
| | |
| | #17 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Sana Asık Olmak İçimden kopup gelen bir korkuydu sana aşık olmak. Dalgalarına kapılıp sürüklenmek bir sal gibi ufka doğru. Bu yüzden gecelere gizlerdim gözlerinin eşsiz ışıltısını. Geceleri dizelere gizlerdim sonra. Saçlarından yola çıkardım sessizce. Uzun ve yorucu bir yolculuk olurdu parmaklarıma. Yumuşak dokunuşlarda alevlenirdi dudakların. Dudakların Ankara Dudakların İstanbul Dudakların içimi ısıtan bir masaldı annemden dinlediğim. Bütün bir gün seni seyredebilirdim. Gözlerin gözlerimde yankılanırdı. Gözlerim sessiz çığlıklarla gözbebeklerine koşardı. Kaybolurdum. Her defasında çekip çıkarırdın beni acının derinleştirdiği dipsiz kuyulardan. Beni "SENİNleştirirdin". Dudakların ateş,dudakların volkan gibi yakardı. Ruhum yükselmek isterken ölüme, her defasında beni çeker alırdın. Dudakların alırdı beni,gözlerin alırdı. Benliğim olurdun. Yüreğim olurdun. Gökyüzünden bir parçaydın sen. En güzel maviden kesip almıştım seni. O günden beri sonsuzmuş gibi meydan okuyup her kıyamete, dilek yerine seni tutmuştum yıldız geçişlerinde. Her seni dilediğimde daha çok senin olmuştum. Uzaklardan,nehirlerden bir şarkı mırıldanıyor yalnızlık... Soğuk gecelerden biri Soğuk ve sensizlik dolu Saçların,ellerin yok yanımda Sensiz ölüm gibiyim... Gözlerinin dokunduğu her yer acıyor bebeğim. Biliyorsun sensin silemediğim aklımın en uzak köşelerinden. Sen gittin ve mutluluk ta kalktı tedavülden. İçimde öldüğün günden beri Geceler uzun Geceler, sonsuz düşler Ayrılan ve bir daha hiç birleşmeyen eller Bir gece "küçük bir hikayeyle biten" Ölümsüz sandığımız sevişmeler Gecelerden biri Bir son daha istiyor Tanrılar uzaklardan bir son daha Kurban aranıyor sonsuzluğa... Gökyüzünden bir yıldız kayıyor Dere kıyısındaki taşlar parıldıyor Ve her gece bir yıldız Bir ayrılık Bir yıldız Bir ayrılık Kaçamadım sensizliğimden, bu son dansın olsun bensiz... Ve Bu son şiirim olsun sensiz...
__________________ |
| | |
| | #18 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Tecavuz Bır Kalbın Eserıyım Tecavüze uğramış bir kalpti benim ki. Sahipsiz, kimsesiz, yarı yolda bırakılmış. Tam orta yerinden vurulmuş bir dart tahtası gibi hedefti her seferinde başka kalplere. Sonu hüzünle biten film oldum hep, hiç gülmedik biterken ya da hep ağladığımda bittim. Bir düğünün en güzel anıdır ya Evet. dendiği an ben hep maganda kurşununa denk geldim. Ben zaten bu kalple baştan kaybettim. Tecavüz edilmiş duygulardı içimdekiler. Hep harap edilmiş, dağıtılmış. Darmadağın, perperişan. Hani anne börek yaparak sevindirir ya çocuğunu, ben böreğin çocuğun ağzını yaktığı zamanlarda görüldüm. Aslında sandığınız kadar kötü değilim. Tecavüz edilmiş bir kalbin eseriyim, kötü aşklara düşmüş.
__________________ |
| | |
| | #19 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Sana Kırgın Olmak Isterdım Sana kırgın olmak isterdim zaman zaman… Sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını yani üstünde! Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana… Yani; beni “unutma ihtimalinin” bile olamayacağı mesafelerde! Bilirim, seversin beni. “Bilirim” sadece, çünkü öyle söylersin!.. Ama soluyamam… Ama dokunamam… Ama yaşayamam… Bilirim, seversin beni; Odandaki lambanın açma anahtarına iliştirdiğin bir kartpostal gibi!.. Ben, güze bakan ağaçlar gibi meyvelerimi dökmeye başlamışsam dibime… Ve ben de “senin gibi” sevmeye başlamışsam artık… Ve ben de sana demeye başlamışsam; “Ben de unutmadım seni!..” Bir mevsimi tüketmiş demektir tarlalar; ekilmeden, dikilmeden, sulanmadan ve gübrelenmeden… Halbuki kısır mevsimlere gebedir tüketilmiş her mevsim! Yıllar, kenarda bekler; geceye doğru giden trenleri gözleyen çocuklar gibi… Yollar, dürmededir artık kendini! Ve hatıralar süpürülmededir hafızalardan; “artık” paylaşılmayanlara yer açılsın diye!.. Bilirim tabii ki unutmadığını… Unutmayışımdan bilirim. Bilirim, seversin hâlâ beni; çünkü sevmek “Hâlâ”dır işte, hâlâ aradığımız delil...! Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman… Yani üstünde, sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını! Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana… Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!
__________________ Konu Beylerbeyi tarafından (25-10-2007 Saat 04:48 PM ) değiştirilmiştir.. |
| | |
| | #20 |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Oct 2007 Nerden: Istanbul Yaş: 37
Mesajlar: 1.328
Cinsiyet: Rep Gücü: 97 Rep: 9553 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: Sana Kırgın Olmak Isterdım ![]() Ölümümün nasıl olacağı değil bur da söz konusu. Açıkçası beni hiç ilgilendirmiyor ölüm şeklim. İster bir kamyon altında gelsin ölüm ister bir hastalıktan ister başka bir şeyden hiç umurum da değil... Asıl kafamı kurcalayan beni rahatsız eden soru : Nasıl Ölmek İstiyorum ?... Yani ailemden, sevdiklerimden öncemi ölmeliyim yoksa sonra mı ? İlk seçeneğe bakıyorum: Onlardan önce ölürsem şayet, ben acı çekmeyeceğim kimsenin ölümüne kahrolmayacağım ama çok daha acısı çıkıyor karşıma : beni sevenler benim ölümüme kahrolacak !!! Bir tokat gibi geliyor bu cevap yüreğime... Annemin arkamdan haykırışını düşünüyorum... Babamın ilk defa ağlayışını... Kardeşimin kendini yerlere vuruşunu... Canım dostlarım manevi kardeşlerimin kenetlenip ağlayışını... Sevdiğimin son bir haykırışta "seni seviyorum" deyişini.... Düşünüyorum ve kahroluyorum bazen o çığlıkları duyar gibi oluyorum ve bu seçeneği hemen eleyebiliyorum... Sanki diğer seçenek çok cazipmiş gibi... İkincisinde ise onların ölümünü görüyorum ve düşünüyorum yine: Kimseyi üzmüyorum bu sefer kimse arkamdan ağlamıyor ve hayattaki en büyük hedefime ulaşıyor kimseyi ağlatmıyorum... Bu kez ben ağlıyorum... Babamın tutulamaz vasiyetini tutuyorum ağlamıyorum... Annemin ölümünü düşünmek bile istemiyorum... Manevi kardeşlerim zaten benim yaşam kaynağım onların olmadığı bir dünyada her şey haram her şey zevksiz geliyor gözüme ama ölümleri büyük çöküntü yüreğime... Büyük !!! Sevdiğime son kez seni seviyorum diyememeyi düşünüyorum.O istemediği halde hep onu sevdiğimi, bilmediği halde gönlümde aşkını yaşattığımı bilmeden gidişini düşünüyorum ve kahroluyorum, tam anlamıyla KAHROLUYORUM... Peki ben ne istiyorum ... ???? Onsuz onlarsız yaşamak mı? Onları üzmek mi ? Karar veremiyorum... Galiba herkesin yaptığı gibi bende bedenimi rahat bırakıyorum ve ecel ne zaman gelirse ona razı oluyorum... Ki zaten tek seçeneğim bu ... ![]() SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM... Dağ başında bir avcı kulübesi Yerle diz boyu kar Ocakta ateş Dışarda rüzgar Hadi gel Önce sevişmeliyiz uzun uzun Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp Birer birer öpmeliyim Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana Böylece ölmeliyiz Aradan yıllar geçip Bizi buldukları zaman Etlerimiz çürümüş olsa da Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden Hadi gel Nefes almak hüner değil Seninle ölmek istiyorum.
__________________ |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Teşekkür ederim Allah'ım 2 | blackdiamond | ilahiler | 1 | 19-02-2007 01:50 PM |
| | |